22 Kasım 2008, 23:46:14 Cts *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:
2- T.C. yasalarını ya da uluslararasi kanunları, anlaşmaları, tüzükleri çigneyen mesajlar foruma gönderilemez.
 
Ayrıntılı Konu Bilgileri
Konu BaşlığıKonu: Biz Birbirimizin Hiçbir Şeyi...
Cevap SayısıCevap Sayısı: 5 cevap var
Okunma SayısıOkunma Sayısı 498 defa
Konuyu Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen *Konu: Biz Birbirimizin Hiçbir Şeyi...  (Okunma Sayısı 498 defa)
Konuya Cevap Yazanlar : hülya61(6)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
ÜYE BILGILERI £azZz_KıZı
Seviye Dokuz
*********

Özel Şehir: Trabzon
Burcunuz: İkizler
CINSIYET Cinsiyet: Bayan
NERDEN Nerden:
KAYIT TARIHI Kayit tarihi 14 Mayıs 2006, 18:44:13 Paz
MESAJ SAYISI Mesaj Sayısı: 2,675
IRTIBAT GÜCÜ REP 371
ILETISIM
Üyelik Bilgileri
Aktiflik Deneyim Sev.
aktiflik
seviye
deneyim
Offline Offline
« : 07 Mart 2007, 18:06:52 Çrş »


     
 

'Ben senin herşeyin olacağım' açgözlülüğü, sevdiğin insanı kendi varlığınla sarıp dünyadan kopartarak, yalnızca kendine ait, başkalarının girmeyeceğinden emin olduğun bir kapalı bahçe haline getirme arzusunun boğuculuğu... Oysa tersine bir yolculuk var gibi. Hiçbir şeyi olmamaktan başlarsan, o geniş özgürlük meralarından 'herşeyi olmaya' ulaşabiliyorsun. Herşeyi olmaktan başlarsan, kısa zamanda gideceğin yer 'hiçbir şeyi' olmamak oluyor.
Hafızamızın bizden bağımsız bir hayat sürdürdüğünden şüpheleniyorum bazen, kaybolduğunu sandığımız nice anı, nice çehre, söz, cümle, yazı, kendi derinliğiyle bulanıklaşmış kanalların içinde varlıklarını sürdürerek yüzüp duruyor; sonra birden, neredeyse ilk günkü kadar taze ve parlak olarak beliriveriyorlar, o zamana kadar niye saklanmışlardı ve o gün ortaya niye çıktılar, bunu hiç bilemiyoruz.
Geçenlerde, her mevsimden kendinde bir şeyler taşıyan kararsız bir sabah vakti, beyaz yelkenler gibi şişen bulutlarla çocuksu bir güneşin yaşadığı saklambaçın bir yağmura mı yoksa ılık bir güne mi döneceğini kestirmeye çalışarak, uzaktan kremalı bir pasta gibi gözüken uçuk sarıya boyanmış konağa yaklaşırken, Goethe'nin Frau von Stein'a yazdığı bir ayrılık mektubundan bir satır, görünürde kendisini çağıran hiç kimse olmadığı halde çıkıp geliverdi. 'Biz birbirimizin hiçbir şeyi olmayacaktık ama herşeyi olduk' diye yazmıştı Alman şiirinin Zeus'u.
'Biz birbirimizin hiçbir şeyi olmayacaktık...'
Bu kısa mektubun tümünü okumak için duyduğum ani istekle hemen eve dönüp 'Goethe'nin Mektupları'nı çıkardım.
Kendisinden yedi yaş daha büyük olan, evli ve dört çocuk sahibi soylu kadına bu mektubu yazdığında Goethe yirmi yedi yaşındaydı, bütün hayatını geçireceği ve 'Ben Weimar'lı bir dünya vatandaşıyım' diyeceği Weimar'a geleli henüz bir yıl olmuştu.
Daha o yaşında, çok az yazara nasip olmuş olağanüstü bir şöhretin tadını çıkarıyordu, yirmi altı yaşındayken yazdığı 'Genç Werther'in Acıları' yalnızca Almanya'da değil bütün Avrupa'da büyük ilgi görmüş, kıtanın hemen hemen her yanında gençler Werther gibi giyinip Werther gibi konuşmaya, Werther gibi ölmeye başlamışlardı. Sokaklarda, Werther'in kitapta anlatılan kıyafetine bürünmüş, altın düğmeli mavi frak, sarı pantolon, fırfırlı pantolon, fırfırlı beyaz gömlek giymiş binlerce genç dolaşıyordu.
Goethe'nin bu kitabında, çok yakın bir arkadaşının sevgilisi olan Charlotte Buff'a duyduğu aşkı ve bu imkânsız aşk nedeniyle çektiği acıları çok içten anlattığı için gençleri bu kadar etkilediği söyleniyordu.
Sonunda çareyi tutkuyla sevdiği bayanın yanından kaçmakta ve duygularını yazıp kurtulmakta bulmuştu.
O büyük aşkın ertesinde rastlamıştı bir başka Charlotte'a.
Charlotte von Stein zarafeti ve etkileyici kültürüyle bağlamıştı genç yazarı kendisine.
Zor bir ilişkileri vardı.
Sık sık yaptıkları kavgalardan birinde Goethe işte o mektubu yazmıştı.
'Neden sana acı çektiriyorum sevgilim? Neden hep, ya sana acı çektirmek ya da kendi kendimi aldatmakla geçiyor günler. Biz birbirimizin hiçbir şeyi olmayacaktık ama herşeyi olduk... Seni artık görmeyeceğim. Yıldızları nasıl seyrediyorsam, bundan böyle sana da öyle bakacağım demek.'
İnsana ait bütün duyguları şiirlerinde ve yazılarında anlatan Goethe, sanki anlattıklarını daha iyi bilebilsin diye tanrının kendisine bağışladığı bütün çelişkileri ruhunda barındıran bir yazardı ve elbette ki bir aşk ilişkisini tek bir mektupla bitirebilecek birisi değildi.
İlişkileri, Goethe çok daha genç ama çok daha basit bir kıza aşık olup onunla evlenene ve von Stein'ı 'Cenazemi onun evinin önünden geçirmeyin' dedirtecek ölçüde kızdırana kadar uzun yıllar sürdü.i
'Birbirlerinin hiçbir şeyi olmayacakken herşeyi olmaya' devam ettiler.
Hem çok sevdiği hem çok beğendiği biriyle 'onun hiçbir şeyi olmamak' üzere yola çıkıp onun herşeyi olmaya varmak, kabul etmeli ki, insanın ilgisini çeken bir macera.
Hele bunun 'birbirlerinin herşeyi olmak için yola çıkıp birbirlerinin hiçbir şeyi olan' insanların çoğunlukta bulunduğu bir dünyada yaşandığını düşünürseniz, daha baştan 'birbirinin hiçbir şeyi olmamaya' karar vermenin sihrinin etkisinden pek kurtulamazsınız.
'Sen benim hiçbir şeyim olmayacaksın ve ben senin hiçbir şeyin olmayacağım' deyişteki korkunç vazgeçiş, hep biraz uzakta kalıp, aradaki bağın, kararlarla, sözlerle, açıklamalarla, nikâh kağıtlarına atılan imzalarla, birbirinin sahibi olabilmek için duyulan isteklerle değil de yalnızca karşısındakine hissedilen sevgiyle sürebileceğine olan muhteşem inanç, bir aşkı bir buçuk asır sonra da hatırlanır kılıyor elbet.
'Ben senin herşeyin olacağım' açgözlülüğü, sevdiğin insanı kendi varlığınla sarıp dünyadan kopartarak, yalnızca kendine ait, başkalarının girmeyeceğinden emin olduğun bir kapalı bahçe haline getirme arzusunun boğuculuğu; kimse kimsenin 'herşeyi olamayacağından' sonunda insanı sıkıntıyla bunaltarak, karşısındakinin 'hiçbir şeyi olmama' isteğine sürüklüyor herhalde.
Tersine bir yolculuk varmış gibi gözüküyor.
Hiçbir şeyi olmamaktan başlarsan, o geniş özgürlük meralarından 'herşeyi olmaya' ulaşabiliyorsun.
Herşeyi olmaktan başlarsan, kısa zamanda gideceğin yer 'hiçbir şeyi' olmamak oluyor.
Hiçbir şeyden başlayan macera artarak, çoğalarak, genişleyerek büyüyor.
Herşeyden başlayan ise sürekli eksilmeye, azalmaya, sonunda yok olmaya mahkum gözüküyor.
'Birbirlerinin herşeyi olmak' gelip bir sınıra dayanmanın, her türlü hareketten, kıpırtıdan yoksun iki kişilik bir hapishanenin temellerini atmanın parolasına dönüyor.
Sanırım, yeryüzünde birbirini seven hiç kimse 'birbirinin hiçbir şeyi' ya da 'birbirinin herşeyi' olmayı becerememiştir, ikisi de imkânsızdır çünkü.
Birbirinizi seviyorsanız 'birbirinizin hiçbir şeyi' olarak kalamazsınız, sevgi hareket eder, yürümek, ilerlemek, 'herşeyi olmaya' doğru gitmek ister, sonunda 'herşeyi olursanız, ' ondan sonrası bir ayrılık mektubudur ya da daha fenası, bir sıkıntı ve kaçış.
Ama yine de bu uzun yürüyüşte unutulmayacak epeyce haz ve acı derlersiniz.
Herşeyi olma arzusu ise, daha sevgi başlarken onun yürüyeceği yolları keseceğinden, sıkıntı, yaşanabilecek birçok haz daha yaşanmadan gelir, vurur sizi. Goethe 'hiçbir şeyi olmamayı' ve 'herşeyi olmayı' daha yirmi yedi yaşında keşfetmiştir; daha sonra bütün hayatı aşkta ve edebiyatta hep bu iki şeyi keşfederek geçti.
Yirmi altısında parlak bir şöhretle taçlanırken kırkında onu derinden yaralayan büyük bir başarısızlığı, okuyucularının kendisini terkedişini, sekseninde ise gelmiş geçmiş en büyük şair ilan edilişini gördü.
Yirmi yedisinde sevdiği bayanın 'hiçbir şeyi' olmamayı isterken, yetmiş dördünde, karısı öldükten sonra, aşık olduğu ondokuz yaşındaki bir kızın 'herşeyi' olmayı isteyerek evlenme teklif edip reddedildi.
'Biz birbirimizin hiçbir şeyiydik' diyen serazat çocuk, 'herşeyi olmak' istediği bayan tarafından reddedildiği için arabasında ağlayarak evine dönen adamın acısını da yaşadı.
Yazarken 'herşeyi' bilen bir yazardı, yaşarken 'hiçbir şey' ona mutluluğun nasıl ele geçirilebileceğini öğretemedi.
Hiçbir şey ve herşey, hepimiz gibi onun da hayatını altüst etti.
.
 
Ahmet Altan
 
 
Moderatöre Bildir   Logged

Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
ÜYE BILGILERI £azZz_KıZı
Seviye Dokuz
*********

Özel Şehir: Trabzon
Burcunuz: İkizler
CINSIYET Cinsiyet: Bayan
NERDEN Nerden:
KAYIT TARIHI Kayit tarihi 14 Mayıs 2006, 18:44:13 Paz
MESAJ SAYISI Mesaj Sayısı: 2,675
IRTIBAT GÜCÜ REP 371
ILETISIM
Üyelik Bilgileri
Aktiflik Deneyim Sev.
aktiflik
seviye
deneyim
Offline Offline
« Yanıtla #1 : 07 Mart 2007, 18:07:28 Çrş »

Öyle içimdesin ki. Yanağımda dolaşan rüzgardan daha gerçek dokunuşların. Küçük, ürkek, kesik dokunuşlarınla, belki de her zamankinden daha yanımdasın. Yani öylesine, o kadar bensin ki. Ah nasıl anlatsam. Boşuna bu çabalarım, doğru kelimeleri aramalarım. Ne kitaplar yazıyor, ne de sözlüklerde karşılığı var. Yalnızca hissediyor insan, yaşıyor. Kelimeler eksik, kelimeler yaralı. Kelimeler cılız.

Taşımıyor, anlatmıyor, tanımlamıyor bu duyguyu. Ben de. Çok başka bir şey. Sevginin ortasında, derin acılar hisseder mi insan? Aydınlık gülümsemelerin içine, hüznü yerleştirir mi durup dururken? Gözlerine buğu,diline sitem, yüreğine burukluk, çöreklenir kalır mı asırlarca?

Gelmeyeceğini bildiği mektup için, posta kutusunu hep aynı heyecanla açar mı? Dedim ya, başka bir şey bu. Ne kadar yalnızsam, o kadar seninleyim şu günlerde. Belki de en başta, tutup seni en derinlere koydum diye oldu bunlar. Kimseler ulaşmasın diye, kimselerin bilmediği, bulamayacağı yollara Küfür Yasakürdüm seni. En derinlerde tuttum. Bana sakladım. Derine, hep daha derine.

Seni yapayalnız, bir tek bana bıraktım. Paylaşamadım yanlış yaptım. Sana ulaşan yolları kaybettim diye bütün bu şaşkınlıklar. Kendimi oradan oraya vurmam. Sağımda, solumda, ne zaman dikildiğini bilmediğim duvarlara çarpmam, hiç görmediğim çukurlarla boğuşmam. Denizlerin, gürültüyle gelip vurduğu dehlizlerin, acılı duvarları gibiyim.

Duvarlarım yosunlu, duvarlarım kaygan, duvarlarımdan hiç tükenmeyen sular sızıyor. Tutunamıyorum. Renklerim, gün içinde değişiyor. Soluyorum, soğuyorum. Güneş ulaşmıyor içerilerime. Küfleniyorum, yaşlanıyorum. Yalnızlıklar peşimde. Dokunduğum her ıslak duvardan, pis kokulu bir yalnızlık bulaşıyor üstüme. Yapış yapış, vıcık vıcık bir yalnızlık bu. Biliyorum, bütün bunlar, hep benim suçum.

Seni sakladığım yere ulaşamaz oldum. Yollar, gitgide uzadı ve karıştı. Ümidimi ısıtacak, parlatacak, kımıldatacak bir şeylere ihtiyacım var. Ah onun ne olduğunu biliyorum. Sonu sana geliyor her cümlenin. Her şeyin başı içinde ve sonundasın. Bu değişmiyor. Öyle içimdesin ki. Birden aklıma geldi, tuttum sana bir mektup yazdım dün.

Çok mutluydum. Gün içinde neler yaptığımı, nelere kızıp, nelerle mutlu olduğumu, tek tek anlattım. Mevsimlerin ve insanların nasıl karışık ve beklenmedik olduklarını yazdım.

"Yine zamansız yağmurlar" dedim, "Daha önce, hiç bu kadar zayıf değildi güneş ışınları" dedim, "Gerçekten buradaki şarkıları hiç öğrenmeyecek, bilmeyecek, söylemeyecek misin?" dedim. Çok uzun bir mektup oldu. Başından sonuna kadar okudum da.

Neler yazmışım diye merakımdan.

Sonra çekmecemden bir zarf çıkarıp, adını yazdım. Büyük harflerle, yalnızca adını. Adresini bilsem gönderir miydim, bilmiyorum. Mektup cebimde. Cebim yüreğime yakın. Yüreğim sende. Sen yüreğime yakın. Öyleyse mektup sende.

Can DÜNDAR
Moderatöre Bildir   Logged

Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
ÜYE BILGILERI £azZz_KıZı
Seviye Dokuz
*********

Özel Şehir: Trabzon
Burcunuz: İkizler
CINSIYET Cinsiyet: Bayan
NERDEN Nerden:
KAYIT TARIHI Kayit tarihi 14 Mayıs 2006, 18:44:13 Paz
MESAJ SAYISI Mesaj Sayısı: 2,675
IRTIBAT GÜCÜ REP 371
ILETISIM
Üyelik Bilgileri
Aktiflik Deneyim Sev.
aktiflik
seviye
deneyim
Offline Offline
« Yanıtla #2 : 07 Mart 2007, 18:09:04 Çrş »

Kıyımların yaşandığı hayatımın uzun ve soğuk duvarlarında bir pencere açmak niyetimdin...

Kimsesizliğimdeki insanım, sevdiğimdin...

Şimdi aynı iklimlerde yaşayan iki çiçeğin farklı coğrafyalarda toprağı delişleriyiz. Acılarımızdan, sevdalarımızdan söz açarak tuttuk yüreklerimizi. Yüreklerimiz tutuldu görmezden geldik.

Karanlık sonrası aydınlığım, gündüzlerimi ağartan SABAH GÜNEŞİMdin... Kimsesizliğimdeki insanım sevdiğimdin...!!!

Şimdi savruluşların ardında,son bir çırpınış yaşadığım. Hani ağlayacak omuz olmayışı, anlatılacak kelime bulunamayışı, pencereleri perdelerle örtme çabası geride kalan ve ölmek, direnmeden öylece düşmek yere.

Aylar, yıllar sonrasına gebe bir hasretmişsin oysa, şimdi anlıyorum yanarak, ağlayarak...

Yüzüne bakmalara utandığım kimsesizliğimdeki insanım, ala gülüm, sevdiğimdin...

Şimdi bir hasret yer buldu yüreğimde, bırakmaz beni. Senden arta kalan kalanlarda bulduğum; paylaşılan zamanların sancısı ve o şarkının bizim olan mısrası....

Yitik bir tebessümsün gözlerimde. Felaketlerde gebe bir zaman ve zaman geçmekte....

Kafamı kaldırıp pencereden aydınlık görmekten korkmaklar senden sonra..

Kimsesizliğimdeki insanım, ala gülüm, sevdiğimdin... aslında öylede kalmalıydın, yürek hasretle değil sevgiyle acımalıydı, ama söylenecek sözler dizildi de dile gelmez oldu

Kimsesizliğimdeki insanım, ala gülüm, sevdiğim seni özledim...!!!
[/b][/color]
Moderatöre Bildir   Logged

Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
ÜYE BILGILERI £azZz_KıZı
Seviye Dokuz
*********

Özel Şehir: Trabzon
Burcunuz: İkizler
CINSIYET Cinsiyet: Bayan
NERDEN Nerden:
KAYIT TARIHI Kayit tarihi 14 Mayıs 2006, 18:44:13 Paz
MESAJ SAYISI Mesaj Sayısı: 2,675
IRTIBAT GÜCÜ REP 371
ILETISIM
Üyelik Bilgileri
Aktiflik Deneyim Sev.
aktiflik
seviye
deneyim
Offline Offline
« Yanıtla #3 : 07 Mart 2007, 18:10:22 Çrş »

Sevgilim,
Sana sevgilim diyorum.
Ayrılık da sevdaya dahil
Ayrılanlar hala sevgili

Dediği gibi İlhan'ın.

Sevgilim, sana sevgilim diyorum, bir daha hiç
demeyeceğim içindir belki.

Ayrılmamız neyi değiştirecek, ayrılık yüreğimden silip
atabilir mi seni derdin. Kimbilir..

Bu sana son yazışım.
Sözcüklere yüklemeye çalıştığım duygularım,
beyaz kağıtların keskin kenarlarıyla nasıl da parçalanıyor böyle.
İlk kez yazmak böyle zor, anlatmak bu kadar olanaksız.
İçimde çağıldayan herşeyin, sana doğru aktığını duyupta bunu anlatamamak.. Ne acı.

Oysa, seni her düşündüğümde, sesim, zamanın ve mekanın olmadığı görünmeyen
ince ipeksi bir yolda ilerleyip kulaklarına akmadı mı.

Her düşündüğümde seni, yapmam gereken sadece izlemekti.
Ruhumun sana akışı, o hızlı ama bir o kadar yavaş, delice ama bir o kadar sakin,
coşkuyla ama nasıl huzurlu bir çağlamaydı onların hepsi.
Hemen duyardın, büyük kalabalıklarda, iki kişilik yalnızlıklarda,
yada gözlerin maviliklere kilitlenmiş.. Duyardın.

Hala duyuyorsun. Şimdi, şuan, seninle konuşurken, ruhunda geziniyorum yine.
Baktığın yerden uzaklaşan bakışlarını, o kimselere hissettirmediğin
bir anlık dalgınlığı, sadece anın yakaladığı o ince sızıyı.. Kapa gözlerini..

Sen hep duyacak mısın beni, ben hep anlatacak mıyım. Bilmiyorum.

Ama, madem ayrılanlar hala sevgili, ayrılanlar hala sevdalı, bu ayrılıkta bitmeli..

Ayrılık.. Ne çok korkardık bu sözcüğe yüklenen anlamdan.
Oysa şimdi anlıyorum ki, ayrılığın kendisi değil, ayrılmakmış asıl zor olan.
Ayrılmayı başarana kadar yaşanılanlar, o kanatan acıtan korkulu bekleyişler..
O kopuşu yaşamak, artık başka biri değil, sen olan o varlığı olduğu yerden çıkarmaya çalışmak,
ağlayarak git artık içimden diyebilmek, ama daha derken pişman olup hayır kal ne olur diye yalvarmak..
Ne kadar zordu mabel.. Öyle içimdeydin ki, seni ordan çıkarmak kendimi paramparça etmek demekti.

Ayrılık.. O kanlı zafer.. Şimdi paylaştığımız işte bu.
İçimizde o boşluğun büyük acısı yüzümüzde birbirimizin kanı var hala..

Sevgilim,
Sevgilim diyorum son kez sana. Bir daha demiyeceğimdendir bu, ve bir daha yazmayacağımdan.

Ayrılık da bitmeli..
Moderatöre Bildir   Logged

Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
ÜYE BILGILERI £azZz_KıZı
Seviye Dokuz
*********

Özel Şehir: Trabzon
Burcunuz: İkizler
CINSIYET Cinsiyet: Bayan
NERDEN Nerden:
KAYIT TARIHI Kayit tarihi 14 Mayıs 2006, 18:44:13 Paz
MESAJ SAYISI Mesaj Sayısı: 2,675
IRTIBAT GÜCÜ REP 371
ILETISIM
Üyelik Bilgileri
Aktiflik Deneyim Sev.
aktiflik
seviye
deneyim
Offline Offline
« Yanıtla #4 : 07 Mart 2007, 18:10:52 Çrş »

Son kez...gidişimdir

Sana uğurlar olsun
Ben gidiyorum,sen uğurlamasan da...canın sağolsun!!!

Ellerimi uzattım;tutar gibiydin
Tutmamıştın oysa,ben...yanlış anlamışım
Tüm yanlışları anlatmalıysın oysa...yapmadın
Bana bir özür bile yeterdi oysa...o da çok geldi sana
Bu son gidişimdir,haberin ola...!

''Gel'' deme bana,sakın...
Onca uğraşlarım,çabalarım sonunda,son demindeyim içimdeki hezimetinin.
Gözlerimde nemden eser yok bu kez,acıya alışmak bu olsa gerek...



Belki değiştirebilirdik beraber bu kötü kaderi.Herşey bir anda toz pembe olabilirdi,yada deniz daha mavi ,güneş daha sıcak,hatta yıldızlar bile daha parlak olabilirdi...ve biz,daha mutlu olabilirdik...ama çok geç kaldık


Sen kendini avut artık sahillerde sereserpe...belki gece,yakamozun koynunda rakı-balık sofralarında,yada sabaha karşı gün doğumunda...


Yolun sonundayız...
Aslında sen o yolda hiç yolcu olmamıştın değil mi?...şimdi anladım
Ama canını sıkma sen;
Aşk sana hiç yakışmamıştı zaten...çok geç anladım!!!
Moderatöre Bildir   Logged

Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
ÜYE BILGILERI £azZz_KıZı
Seviye Dokuz
*********

Özel Şehir: Trabzon
Burcunuz: İkizler
CINSIYET Cinsiyet: Bayan
NERDEN Nerden:
KAYIT TARIHI Kayit tarihi 14 Mayıs 2006, 18:44:13 Paz
MESAJ SAYISI Mesaj Sayısı: 2,675
IRTIBAT GÜCÜ REP 371
ILETISIM
Üyelik Bilgileri
Aktiflik Deneyim Sev.
aktiflik
seviye
deneyim
Offline Offline
« Yanıtla #5 : 07 Mart 2007, 18:11:38 Çrş »

Geldin ya

..Bazı duygular vardır anlatılamaz , anlaşılır sadece. Sevenin sevdiğini bilmesi kadar ; Sevilen de anlar sevildiğini. Sevgi her zaman belirli kelimelerle söylenmez. Çoğu defa bir bakış yeter de artar bile...

..Yeryüzünde hiçbir kuvvet insanoğlunu sevme hakkından alıkoyamaz. Sevmek Çoğu zaman var olmaktır. Sonunda bizi yok olmaya ****ürse bile. Ben şimdi varım ve seni sevmek hakkımı kullanıyorum. Sen bile buna karşı koyamazsın.

..Sana gelinceye kadar sonu gelmez bir arayıştı sevgilerim. Bir zaman başkalarında aradım seni , başka yüzlerde , başka ellerde aradım. Aldandım , fakat bir gün seni bulmak ümidini kaybetmedim . Nasıl olsa gelecektin bir gün. Ve işte geldin de ! Bana tatmadığım hüzünleri tattırmaya , bilmediğim kederleri öğretmeye geldin .

..Acıdan yana ne almışsa yaşamadığım hepsini bir bir sen yaşatacaksın bana . Bir gün yaşamanın gereksizliğini de senden öğreneceğim. Bu selin akışını hiçbir şey durduramaz artık . Ummadığım ve ummadığın bir anda çıktın karşıma . Coşkun ırmaklar gibi , amansız seller gibi geldin ,mutlaka yıkarak ve benden birçok şeyleri beraberinde sürükleyerek gideceksin. işte o zaman yoklukların en dayanılmazı ile karşı karşıya kalacağım .

..Er geç gideceksin ; beni anlayamadan , beni sevemeden gideceksin . Yalnız bir iç kırıklığı kalacak senden , tesellisiz bir hüzün kalacak .Yıllardır aradığım sendin , ama sen gittikten sonra başkasını aramayacağım . Gelmeyecek bile olsan , ömrümün sonuna kadar arardım seni .Ama geldin bir kere ;ister bilerek gelmiş ol , ister bilmeden

..Geldin ya ! Şimdi her şey güzel seninle . Yürümenin konuşmanın , nefes almanın bir başka anlamı var artık. Sen varsın ya her şey bambaşka gözlerimde...

alinti
[/b]
Moderatöre Bildir   Logged

Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
Etiket:
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
||| GoogleTagged |||
GoogleTagged: seni derdim insan

 
Gitmek istediğiniz yer:  

eXTReMe Tracker


KralForumcu
Sitemize üye olarak hizmetlerimizden en iyi şekilde yararlanabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.