05 Eylül 2008, 07:33:34 Cum *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:
13- Foruma üye olan herkes bu şartları kabul etmis sayılır.
 
Ayrıntılı Konu Bilgileri
Konu BaşlığıKonu: Süleymaniye Camii’nde turistlere namaz nasıl anlatıldı?
Cevap SayısıCevap Sayısı: 0 cevap var
Okunma SayısıOkunma Sayısı 56 defa
Konuyu Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen *Konu: Süleymaniye Camii’nde turistlere namaz nasıl anlatıldı?  (Okunma Sayısı 56 defa)
Konuya Cevap Yazanlar : ((((SANAL CYBERS)))(1)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
ÜYE BILGILERI KraL_HacKeR
Hayati gözyaslarinla ödüllendirecegine gülücüklerinle cezalandir….
Seviye Dört
****

Şehir: İstanbul
Burcunuz: Aslan
CINSIYET Cinsiyet: Bay
NERDEN Nerden: istanbul dan
KAYIT TARIHI Kayit tarihi 15 Mayıs 2008, 15:53:51 Prş
MESAJ SAYISI Mesaj Sayısı: 272
''Sonsuz Bir Okyanus''

IRTIBAT GÜCÜ REP 1608
ILETISIM 2147483647 cybers_sonsuzturk@turk.tc KraL_HacKeR KraL_HacKeR
Üyelik Bilgileri WWW Offline Offline
« : 15 Mayıs 2008, 17:11:08 Prş »

1961’lerde maymunculuğun iyice alevlendirildiği günlerdeydi. Rahmetli Hacı Nazif Çelebi, Süleymaniye Camii’nde bir öğle namazı kıldırmış, turistler de etrafını alarak imam kıyafeti içinde iken kendisine sualler sormuşlardı. Bunlar itirazcı suallerdi.

Kimi, insanın maymundan türediğini iddia etmek istiyor, kimi de, ‘Seyrettiğimiz namazınızda niçin ayakta duruyor, eğiliyor, başınızı yere koyuyorsunuz. Bunun ne manası var? Bizim gibi sandalyeye oturun, papazın duasını dinleyin yeter.’ diyordu.

Rahmetli Hacı Nazif’in bunlara verdiği cevaplar hiç aklımdan çıkmaz. Ruhunu şad etmek niyetiyle size de arz edeyim seneler sonrasında.

Maymuncu turiste dönerek konuşan Çelebi şöyle dedi:

– Biz namazımızda önce ayakta, sonra rükuda, sonra da secdede oluyoruz. Bunun bir hikmet ve manası şudur: Ayakta iken ilk insan ilk babamız Âdem’in (elif) ini yazarız. Bunun için (elif) harfi gibi dimdik, upuzun dururuz.

Sonra rükûa eğiliriz. Bununla da Âdem’in (dal) ını yazmış oluruz. Geriye (mim) kalır. Onu da yere başımızı koyar (mim) gibi olur, öyle yazarız. Böylece her namazda babamız Âdem’in adını yazar, maymundan geldiğimizi iddia edenleri fiilen tekzip etmiş oluruz. Bunun için maymunculuk bizde tutunamaz.

İkincisine gelince:

Namazımıza ilk başladığımızda ayakta iken Rabbimizin üzerimizde tecelli eden sayısız nimetlerini düşünür, sonra bu nimetleri verenin huzurunda minnet ve şükranla eğiliriz. Ancak bu eğilmeyi de kâfi bulmayız, sonra kalkıp başımızı yere koyar, başımızla da minnetimizi dile getirmiş oluruz. Başımızı şunun için yere koyarız: Baş, bedenin tümünü de idare eden en yüce varlığımız, en kıymetli organımızdır.

Bununla demiş oluruz ki:

– Ey Rabbimiz, varlığımızın en kıymetli kısmı başımızdır. İşte huzurunda başımızı dahi yerlere sürüyor, sana olan minnet ve şükrümüzü en kıymetli varlığımızı yerlere koymakla ifade ediyoruz. Şayet başımızdan daha kıymetli bir organımız olsaydı onu da huzurunda iftiharla yerlere serer, minnet ve şükrümüzü onunla da ifade etmek isterdik. Bu açıklamalardan sonra rehber turistin cevabı şöyle oldu:

– Tamam tamam. Biraz daha anlatırsan grubumuza burada namaz kıldıracaksın.

Bu endişe yersiz değilmiş.

Bu sırada turistin biri Çelebi’ye yaklaşıp sordu:

– Bundan sonraki namazınız saat kaçta olacak? Anlattığınız manada bir namazı ben de aranıza karışıp kılmak istiyorum. Bana uygun geldi bu anlayış içinde ayakta durmak, eğilmek, başı yerlere koyup yaradana minnettarlığını ifade etmek. Bence de ibadet budur.
Logged



Gerçeği insanların ölçüleri ile değil, insanları gerçeğin ölçüsü ile tanı.

▒▓███▓▒ KraL_HacKeR ▒▓███▓▒
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Bu Sayfa 0.084 Saniyede 26 Sorgu ile Oluşturuldu


KralForumcu
Sitemize üye olarak hizmetlerimizden en iyi şekilde yararlanabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.

kapat