06 Eylül 2008, 04:21:22 Cts *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:
13- Foruma üye olan herkes bu şartları kabul etmis sayılır.
 
Ayrıntılı Konu Bilgileri
Konu BaşlığıKonu: Zaman İçinde Mekan
Cevap SayısıCevap Sayısı: 0 cevap var
Okunma SayısıOkunma Sayısı 61 defa
Konuyu Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen *Konu: Zaman İçinde Mekan  (Okunma Sayısı 61 defa)
Konuya Cevap Yazanlar : ((((SANAL CYBERS)))(1)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
ÜYE BILGILERI KraL_HacKeR
Hayati gözyaslarinla ödüllendirecegine gülücüklerinle cezalandir….
Seviye Dört
****

Şehir: İstanbul
Burcunuz: Aslan
CINSIYET Cinsiyet: Bay
NERDEN Nerden: istanbul dan
KAYIT TARIHI Kayit tarihi 15 Mayıs 2008, 15:53:51 Prş
MESAJ SAYISI Mesaj Sayısı: 273
''Sonsuz Bir Okyanus''

IRTIBAT GÜCÜ REP 1608
ILETISIM 2147483647 cybers_sonsuzturk@turk.tc KraL_HacKeR KraL_HacKeR
Üyelik Bilgileri WWW Online Online
« : 19 Mayıs 2008, 11:13:55 Pzt »

Mrb arkadaşlar. Bi abim bana bi mail gönderdi ve bu maili sizlerle paylaşmak istedim

ZAMAN İÇİNDE ZAMAN, MEKÂN İÇİNDE MEKÂN

Evliyâullahın sertâcı, mahbûb-u Sübhâni, Gavs-ı Samedâni, Pîr-i A’zam Cenâb-ı Abdülkadir-i Geylâni Hazretlerine hizmet edenlerden biri, Hazreti Gavs’ın cemalli bir zamanında huzûr-u seniyyelerine çıkarak:

“Efendim, Cenâb-ı Hak Zat’ınıza kudretinin tasarrufunu bahşetmiştir. Onun için istediğiniz kimselere ufak bir nazar-ı âlinizle birçok rütbeler verebiliyorsunuz. Bu kulunuz da size epey hizmet etti, ama bana hâla bir şey ihsân etmediniz, niyâz ediyorum,” der.

Koca Gavs:

“Pekalâ, bugün bana bir helva pişir de, bakalım Kudret neler ihsân eder, senin de gönlün olsun,” buyururlar.

Adamcağız, “Başüstüne” diye sevinerek, helvayı pişirmeye başlıyor. O esnâda da Hindistan’dan bir heyet gelerek Hazreti Abdülkadir-i Geylâni’ye arz-ı ubûdiyyet ettikten sonra:

“Efendimiz, hükümdarımız öldü, bize bir hükümdar göstermenizi niyâza geldik,” derler.

Bunun üzerine Hazreti Pîr, helva pişiren adamını çağırarak:

“Nasıl, Hind padişahlığını kabul eder misin?” diye ferman buyuruyorlar. Adamcağız pür-neşe:

“Aman efendim, ihsan buyurdunuz,” diye can atarak sevinirken, Hazreti Gavs:

“Yalnız, seni şu şartla oraya padişah yapıyorum: Ne kazanırsan yarı yarıya paylaşacağız,” buyururlar.

Pek tabiî olarak tâlip, bu emri minnetle kabul ediyor.

Nihâyet adamcağız hakikaten söylendiği gibi Hindistan’da büyük bir saltanata, muazzam saraylara, mutantan debdebelere, güzel eşlere sahip olduğu gibi bir de erkek evlâda sahip olur. Aradan onbir sene geçiyor ve bir gün Hazreti Abdülkadir-i Geylâni’nin teşrifleri haberi çıkıyor. Hükümdar, Gavs-ı Samedâni’yi karşılayarak sarayında bir kaç gün hizmetinde bulunduktan sonra Cenâb-ı Pîr artık döneceklerini haber veriyorlar.

Pâdişah: “Efendim, biraz daha kalıp bizleri sevindirin,” diye ricada bulunuyorsa da Hazret-i Gavs’ın muhakkak teşrif edeceklerini anlayınca: “Efendim, bari kusurlarımızı af buyurun,” diyor. O vakit Sultan Abdülkadir-i Geylâni Hazretleri, hükümdara:

“Yalnız sizinle bir sözümüz vardı. Sizi biz buraya padişah olarak gönderirken ne kazanırsanız yarı yarıya olacak, diye bir söz vermiştiniz. İşte şimdi, buraya geldikten sonra ne kazanmış iseniz hesaplaşmak istiyorum,” buyuruyorlar.

Padişah bunun üzerine bütün servetini tesbit ederek yarı yarıya ayırıyor ve Hazreti Gavs’ın huzuruna arzediyor.

Sultânü’l Evliyâ:

“İyi amma siz bir erkek evlad da kazandınız; onu da taksim etmeniz lazımdır,” buyurunca, padişah:

“O nasıl olacak?” diye soruyor. Cenâb-ı Gavs cevaben:

“Çocuğu ikiye böleceğiz, size istediğiniz tarafı vereceğim,” diye emrediyorlar.

Çocuk ortaya getiriliyor. Gavs-ı A’zam Hazretleri keskin kılıçlarıyla: “Destûr” deyip çocuğu tam ikiye ayıracakları esnâda, padişah belindeki mücevher işlemeli hançerini çekerek:

“Eeey sehhar herif! Senelerce bana hizmet ettirdiğin yetmiyormuş gibi şimdi de tesâdüfün bana verdiği nimeti elimden almak istiyorsun,” diye tam Hazreti Gavs’ın göğsüne saplarken bir de bakıyor ki elindeki kaşık helva tenceresine saplanıyor. Ne saraydan eser var, ne saltanattan ve ne de çocuktan bir iz…

Bu hal karşısında hayretler içinde kalan tâlibe, Cenâb-ı Pîr tebessüm ederek:

“Oğlum karıştır helvayı… Biz cimri değiliz, veririz, amma zamanı gelmeden de olmaz…” buyuruyorlar.

Ey tâlib-i Hakîkat!

Şimdi sen buna ister rüya de, ister hayâl de, hulâsa ne dersen de. Bizim diyeceğimiz ise bu hal: Zaman içinde zaman, mekan içinde mekan olmasıdır. Makam-ı Zat’a sahip olan evliyâullaha Cenâb-ı Hak îcad ve îdam kudreti ihsân ettiğinden bu gibi şeyler oyuncak gibidir.

Bu olayda zavallı tâlip, eğer ihlâs ile tam teslim olmuş olsa idi ve Hazreti Pîr: “Çocuğu da taksim edeceğiz,” diye emrettiklerinde: “Efendim, taksime ne hâcet, ben de sizin, çocuk da sizin,” diye kalbiyle teslimiyetini ve bağlılığını göstermiş olsa idi, elbette o kaşık hançer olup Hazreti Pîr’in göğsüne saplanmazdı. Hazreti Gavs hakikatte çocuğu parçalayacak değildi ya. Onlar hayat almaz, Hayat verir, Ebedî Hayat…
Logged



Gerçeği insanların ölçüleri ile değil, insanları gerçeğin ölçüsü ile tanı.

▒▓███▓▒ KraL_HacKeR ▒▓███▓▒
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Bu Sayfa 0.096 Saniyede 26 Sorgu ile Oluşturuldu


KralForumcu
Sitemize üye olarak hizmetlerimizden en iyi şekilde yararlanabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.

kapat