|
 |
« Yanıtla #135 : 16 Temmuz 2006, 17:59:24 Paz » |
|
Eyy Aşk ....
Nereye baksam "gel beni bul" diye haykırıyor AŞK. Takılıp gidiyorum ardından aşkın sesinin. Ulaşmaya çalışırken o sese, yakalamaya çalışırken; tökezliyorum her defasında ona giden yolda Düşüyorum...
Her düşüşten sonra, yamalı bir sevda daha bırakıyorum ardımda.
Ve anlıyorum her defasında neden hep kaçtığımı sevdalarımı yaşamaktan...
Ve anlıyorum her defasında neden hep yarım bıraktığımı aşklarımı..
Ve anlıyorum her defasında, kendime yasakladığım sevdalarım ve sevdayı yaşamamışlıklarım, bitişleri görme cesareti yoksunluğundan başka birşey değil...
"Sonsuz ve ölümsüz aşk yoktur"
Ama o ses... Ahh o aşkın beni çağıran sesi yok mu? Tıkayamıyorum kulaklarımı artık. "Bulduğumda yaşayacağım bu sefer" kararlılığı ile koşuyorum hep. Düşüyorum....
En ufak bir sendelemede hemen yeni bir arayışa itiliyor yüreğim, sonra bir yeni arayışa daha, sonra bir yenisine daha..... Bu öyle bir kısırdöngü ki, aynı anda çoğul sevdalar esiyor yüreğime; eşzamanlı aşklar yaşıyorum.. Fırtınayı bekleyen ben, yetinmeye çalışıyorum rüzgârlarla.. Üselik çoğu rüzgâr bile değil ve aslında ben çoğunu en baştan anlıyorum, kendimi kandırıyorum.. Ama gene de atıyorum aşkın ılık esen rüzgârlarına kendimi. Sonu başından belli yarım yamalak sevdalar yaşıyorum. Her yamalı aşktan sonra daha fazla artıyor açlığım, daha fazla artıyor kana kana içme ihtiyacım..
Her biri için "acaba bu kez doğru kişi mi" diyerek eş zamanlı aşklar yaşıyorum. Ve ben, her defasında; daha da üşüyen bir yürekle başbaşa kalıyorum, daha da yalnız bir yürekle..
Ahh! Ama suç bende, salaklık bende.. Çok şey istiyorum ben!!!! İnsan olmalı ruh ikizim olmalı, erkek olmadan önce... Ruhumu soyabilmeli giysilerimden önce.. Zihinsel uyum "olmazsa olmaz" larımın başında geliyor.. Elleri bedenimden önce saçlarımda gezinebilmeli... Ruhum ile sevişebilecek bir yüreğe sahip beden olmalı yatağımdaki.. Ve eğer mümkün ise.. Lütfen.. Birlikte uyuyup birlikte uyanabileceğim biri olsun bu sefer...
Görüyorsunuz ya; ne çok şey istiyorum. Üstelik bu kadar da değil, liste daha uzuyor...
Tekrar aşkı yaşamayı yasaklasam kendime, eskisi gibi yarım bırakıp gitmeye karar versem???... mi acaba?
Ama hayır, ben artık gerekirse boğulmak istiyorum sevda denizinde. Sonları da yaşamak istiyorum artık..
Şimdilerdekilerde değil ama, öncekiler, önceki sevdalarımda hep ışıl ışıl gözler vardı... sürekli düşünüldüğüm ve düşündüğüm, arandığım ve aradığım, çılgınca özlediğim ve özlendiğim, bulutların üzerinde yaşıyormuşcasına yaşanan sevdalardı benimkiler. Hep öyle kalsınlar istediğim için yarım bırakıldılar zaten. İstemedim o ışıl ışıl gözlerin donuklaşmasını.. İstemedim telefonumun nadiren çalmasını.. İstemedim paranoyalarımla başbaşa kalmayı.. Korktum hep bitişlerin acımasızlığından..
Sanırım aşk benden intikam alıyor. Dolu dolu, dopdolu aşkları yaşamadım, yarım bıraktım. "Madem öyle gel böye" diyor şimdi bana... "Gel beni bul" diye haykırırken bir yandan, diğer yandan da "ohh canıma değsin, sana sunduğum fırsatları geri teptin zamanında, kendi düşen ağlamaz" diyor sanki..
Ey Aşk ! Af diliyorum senden işte... Çıksana artık karşıma, savursana beni fırtınalarınla....
yazar bilinmiyor __________________
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #136 : 16 Temmuz 2006, 18:01:07 Paz » |
|
Gİttİn......... Gittin... Ben arkandan sadece baktım. Oysa söyleyecek o kadar çok şeyim vardı ki... ’’gidersen, iyiye dair ne varsa içimde yitireceğim hepsini. Gidersen, sönecek içimdeki ateş ve bir daha hiç kimse yakamayacak. Gidersen, karanlığa mahkum edeceksin günlerimi. O karanlıkta yolumu kaybedeceğim...’’ diyecektim sana. Konuşamadım...
Gittin... gidişini görmemek için gözlerimi kapattım. Öğlesine acıdı ki içim, tutup koparsalardı kolumu, bacağımı bu kadar acı duymazdım. Acım yaş olup akmalıydı gözümden. Ağlayamadım...
Gittin... gidişini önlemek için tutmalıydım ellerinden. Ellerim değilmiydi her dokunuşunda seni ürperten?! ürperirdin yine biliyorum. Bir kez dokunsam, bir kes tutsam ellerini, gitmek için biriktirdiğin bütün cesaretin kaybolurdu. Tutamadım...
Gittin... bir yıkım gibiydi gidişin. Sen adım, adım uzaklaşırken benden çöküp kaldı bedenim olduğu yerde. Nice terk edişlere dayanan bu yürek bu kes yenilmişti. Bu kadar zayıf değildim ben, kalkmalıydım. Kalkamadım...
Gittin... oysa ben geldiğin gün gideceğini biliyordum. Hazırdım gidişine. Kaçak zamanları yaşıyorduk. Zaman bitecek ve sen gidecektin. Bense gidişinin ertesi günü hayatıma kaldığım yerden devam edecektim. Edemedim... Başlayamadım...
Gittin... bir şey söyledin mi giderken? ‘KAL’ dememi istedin mi? Son bir kez ‘ SENİ SEVİYORUM ’ dedin mi? ‘BEKLE BENİ DÖNECEĞİM’ dedin mi? Beynim öylesine uğulduyordu ki... Duyamadım...
Gittin... Nereye gittiğin önemli değildi. Binlerce kilometre uzaklarda dahi olsan, iki metre ötemde de fark etmiyordu. Artık yoktun ve asıl bu düşünce beni felç ediyordu. Kurtulmalıydım senden, bu yokluğun duygusundan kurtulmalıydım. Kurtulamadım...
Gittin... unutulanların arasına katılmalıydın. Anıları bir sandığa koyup hayatı bir yerinden yakalamalıydım. Bu aşk noktalanmalıydı, bu sevdadan vazgeçmeliydim. Yapamadım...
Gittin... bir okyanusun ortasında, tek küreği kaybolmuş sandalda dev dalgalarla boğuşan bir denizciyim artık. Bil ki; Sevmekten vazgeçmedim seni, bil ki seninle birlikte sevdanıda taşıyacağım yüreğimde. Bil ki seni... unutamadım...
Yazan: Oğulcan Yılmaz
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #137 : 16 Temmuz 2006, 18:02:25 Paz » |
|
beni bu sevdanın ortasında ...
Beni bu sevdanın ortasında, deli yağmurların altında, Bir başıma bırakıp gittiğin zamanlar seni hiç durdurmadım... Yoluna çıkıp hiç, gitme, demedim sana... Beni bırakma, diye yalvarmadım...Her gidişinin ardından sessizliğe gömülüp, Seni sonsuza kadar kaybettiğimi düşündüm hep... Bir gün geri gelebileceğine hiç inanmadım...Bu yüzden mucizeydi her dönüşün ve bu yüzden Her defasında sana daha sıkı sarıldım... Yıllar geçti aramızdan, ayrılıklarla sırılsıklam, kavuşmalarla yıldızlı... Şimdi yanımdasın, ama biliyorum, gideceksin yine... Rüzgar adını çağırıyor, bu şehrin üzerini yine kara bulutlar sarıyor... Biliyorum, yine deli yağmurlar yağacak üzerime... Yine gizlenecek martılar saçakların altına, yıldızlar kaybolacak... Biliyorum gideceksin ve ben yine kaybedeceğim yolumu..Biliyorum, deniz kenarında martıların peşinde koşan çocukluğumu, Düştüğü yerden kimse kaldırmayacak... Göz yaşlarımı silmeyecek o sevgi dolu, kutsal yüreğin... Biliyorum, gölgen bir İstanbul sokağının, Arnavut kaldırımı üzerinde ansızın gölgemi okşamayacak...Biliyorum, gideceksin...Ama bu kez sana sevdalı güvercinin yaralı yüreği, Bu gidişi kaldıramayacak...Belki de bu yüzden hiç yapmadığım bir şeyi yapıyor, Ve soluk soluğa geçen o yıllar boyunca hiç fark etmediğin, Bir sırrı ilk kez yüreğine fısıldıyorum: Ben sana çocukluğumdan vurgunum... Artık gitme sevgilim...
alıntı
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #138 : 16 Temmuz 2006, 18:03:26 Paz » |
|
sessiz cıglık!!
Aşk çözülmeyen bir bulmaca, çözülmeye çalıştıkça içerisinden çıkılmayan bir karmaşa olsa gerek. Ne kadar gizemliyse o kadar güzel ne kadar ulaşılmazsa o kadar asil ve ne kadar acıysa okadar değerli. Sevgiye inanmadığım anlarda tanıdım seni ve sevmeyi bana sen öğrettin şarkıların anlamını türkülerin gizemini ve yaşama sırrını. Senden öğrendim senden duydum ilk güzel sözleri ve hiç kimsenin inanarak söylemediği güzel kelimeleri senden işittim ve içimdeki gizemi ortaya çıkaranda sen oldun içimdeki çocuğu okşayan eksik kaldığım sevgiyi tamamlayan bana aşkın acı ama gizemli tadını tattıranda sen oldun.
Ve seninleyken gülebildi yüzüm ve yüreğim, seninleyken durulabildim acı veren bu sahte dünyada sevgiyle her şeyin bir çözüme ulaşabileceğini ve en acımasız kavgamı yaparken yaşamla sen öğrettin dünyayla barışık bir halde yaşamayı hayatın acımasızlığına karşı koyup sevmeyi öğrendiğim ve tam seni seviyorum diyecekken sen kayboldun tüm gücüm ve sevgimle sarılmışken dünyaya beni yıkanda sen oldun acı çekmeden bir şeylerin alınamayacağını öğrettin bana , acıyı ve ızdırapları fazlasıyla çekmişken sevgiye en muhtaç olduğum zamanda tek kalmanın ve sırtımı güvenerek yaslayamadan bir dosta hayat denilen kavgada tek bırakılan yine ben oldum. Ve hak etmeyenlerin hak etmediklerine ulaştığı hayat denen kovalamaca da tekim. Memleketimin zifir karanlık gecelerini simsiyah saçlarına benzetir üşümez ve severdim geceleri Gök yüzüne işlemişti gözlerinin rengi sabahları buğulu yorgun gözlerle bakardı güneş . seninleyken zaman menfumu kaybolur zaman çabucak geçerdi sensiz kalmışsam garipleşir küçülür bir kedi misali köşeme çekilirdim. Çok istediğin o iki kelimeyi söyleyememem bilemememden ve hazır olmadığımdandı. O iki kelimenin anlamını tam öğrendim ve söyleyecekken kayboldun .sessiz bir çığlıktı gidişin ve döneceğinde sanmıyorum geleceksen de gelme artık tattığım ayrılık zehri işlemişken damarlarıma gelişin ölümüm olur ve alıştım sensizliğe ve seni sensizlikte buldum gelme gelsen de tanımaya bilirim ve alıştım sensizliğe gelme gelme artık
alıntıdır __________________
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #139 : 16 Temmuz 2006, 18:04:54 Paz » |
|
Bir tek mavi kaldı bende...
Aşkımı verdim sana, yüreğimi verdim. Aşk sendin, sen yüreğimdin. Her atışı senin iki hecelik ismini fısıldardı. Kimse anlamazdı ama sen duyardın. hak etmiş miydin bunu? Böyle derin bir aşkla sevilmeyi hak etmiş miydin? geç kalmış bir soru bu... Nasıl hissettiysem öyle yaşadım ben aşkımı. Yüreğimi teslim etmemiş olsaydım sana, aşk olmazdı onun adı. Böyle yaşadım ben hep, sen beğensen de beğenmesen de... Hesaplı aşklar bana göre değil. "Ne verirsem ne alırım?" sorusunu soranlardan olmadım. Senin için attı yüreğim, bunu söylemekten de gocunmadım. Umutlarımı verdim sana, hayallerimi verdim. Bir gelecek düşledim seninle hata mıydı? yarım aşkları, kaç-kovala oyunlarını, göstermelik dargınlıklları bırakıp bir kenara, bu günü dolu dolu yaşarken, yarına dair umutlar besledim. Hepsinde sen vardın, sensiz olmayacaktım. Bugünü de, yarını da seninle yaşayacaktım. Bu hayatta ne olacaksa iyi ya da kötü birlikte karşılayacaktık. Bazen bir türk filmi tadında, bazen gerçeğin tam ortasında yaşayacaktık. Birbirimize güç verecektik, hayata karşı direnme gücünü birbirimizden alacaktık. Ruhumu verdim sana, bedenimi verdim. Olmadığın zamanlarda ruhumu bıraktım sana, yalnız kalmayasın diye. Çünkü sensiz olamazdı benim ruhum. İçimi sıkıntılar basardı. Müebbete mahküm bir hükümlü gibi bedenime tünel kazıp firar etmeyi düşündürdü hep. Bu yüzden özgür bırakırdım onu. Ve ruhumun gideceği tek yer her zaman senin yanındı. Ya bedenim? Gözlerim gördüğü hiçbir şeyi ayıramazdı sensizken. Ellerim sdokunmazdı hiçbir şeye. Yürümezdi bacaklarım senin olmadığın yollarda. Oysa sana her dokunuşum, yeniden doğuşu olurdu bedenimin. Yenilenir, arınır çıkardı karşına her zaman. Sevişmelerimiz bir ayindi benim için. Varsa bir sevda tanrısı, ona sunulmuş en güzel adaktın. Hayatımı verdim sana. "Can" deseydin onuda alırdın benden. Gözümü bile kırpmazdım. Zaten aşk bu değil midir? Sevgiliye dokunduğun anda, "Ölsem umrumda bile olmaz" demek değil midir aşk? Bunu demiyorsan eğer neden yaşıyasın aşkı? Bütün bunlar yetmedi sana biliyorum. Yetseydi eğer, şimdi bunları yazıyor olmazdım zaten.İsyan sanma bunları, ben hayatı kendimde arıyorum. Belkide küçücük birşey yeterli olacaktı herşey için. Gönüllüydüm yoldan çıkmaya, çıktımda. Senin için değil kendim için yaptım bunları, sonunda acı olsada... Şimdi bir tek *mavi* kaldı bende. Bir tek onu vermedim sana... Alıntı...
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #140 : 16 Temmuz 2006, 18:06:27 Paz » |
|
Sen Beni Hiç Sevmedin...
Sen beni hiç sevmedin. Kendini yalnız hissettigin anlarda, her cümlesinde adının geçtigi sesi sevdin. Sıradan bir günün ilk saatlerinde, özlemlerimle büyüttügüm seni, bana katmak için sevgi dolu seslenişlerimi sevdin...Sadece yüreğine dokunmak istediğim anlarda içimde kopan fırtınalara inat sessizliğimi sevdin. Sensizliğimi bir de! Tüm saatlerimi gelişine kurduğum o çaresiz bekleyişlerde, gülümseyişimi geldiğin yollara serişimi sevdin ve her gidişinde, yüzümde beliren, sana bakmaya doymayan o küskün çocuğu sevdin. Sen beni hiç sevmedin ki...Bile bile yaptığın hatalarının bedelini kendime ödettiğim ve kendim kalabilmek için verdiğim mücadelenin sana yansıyan o isyankar tavrını sevdin...ve vazgeçemeyişimi! Affedişlerimi sevdin, ve onarışımı kendi yüreğimi bir başıma...Sana süslenişlerimi, seni bekleyişlerimi ve adının seven birinin sesinde yarattiği ahengi sevdin. Sana doğru atılan adımları izlemeyi sevdin, özlenmeyi birde...ama en çok bir başkasının kalbinde yarattığın kendini sevdin. Sen beni hiç sevmedin ki... __________________
|
|
|
|
« Son Düzenleme: 16 Temmuz 2006, 18:07:00 Paz Gönderen: hülya »
|
Moderatöre Bildir
Logged
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #141 : 16 Temmuz 2006, 18:09:18 Paz » |
|
sevmekten ne zaman vazgeçtim ... . Kötü günümde yanımda olmadığın zaman vazgeçtim.
. Canın sıkıldığında benimle paylaşmadığını, kırılacak veya tedirgin olacak olsam bile düşüncelerini açıkça söylemediğini anladığım zaman vazgeçtim.
. Bana yalan söylediğini anladığım zaman vazgeçtim.
. Gözlerime baktığında kalbinle bakmadığını ve bana hala söylemediğin şeyler olduğunu hissettiğimde vazgeçtim.
. Her sabah benimle uyanmak istemediğini, geleceğimizin hiçbir yere gitmediğini anladığım zaman vazgeçtim.
. Düşüncelerime ve değerlerime değer vermediğin için vazgeçtim.
. Ağrılarımı dindirecek sıcak sevgiyi bana vermediğinde vazgeçtim.
. Sadece kendi mutluluğunu ve geleceğini düşünerek beni hiçe saydığın için vazgeçtim.
. Tablolarımda artık kendimi mutlu çizemediğim ve tek neden sen olduğun için vazgeçtim.
BENCIL OLDUGUN ICIN VAZGEÇTİM!!
Bunlardan sadece bir tanesi senden vazgeçmem için yeterli değildi, çünkü sevgim yüceydi. Ama hepsini düşündüğümde senin benden çoktan vazgeçtiğini anladım. Bu yüzden ben de senden vazgeçtim.
Frida Kahlo
Bir erkek vazgeçmek istiyorsa tek bir neden yeterlidir ama biz bayanlar sevgimiz için mücadele ederiz, çünkü biz bayanlar elimizdekiyle yetinmesini ve mutlu olmasını biliriz. Eğer sizin için mücadele edecek, sizi bir bayanın hak ettiği değerle süsleyecek, sizi hayatına dahil edebilecek ve gözlerinizin içine bakıp SENI SEVIYORUM diyebilecek bir erkeğiniz varsa dünyanın en şanslı bayanısınızdır demektir.
Frida Kahlo
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #142 : 16 Temmuz 2006, 18:10:21 Paz » |
|
Adı Ne Olmadığın Mevsimin...
Üşüdükçe, uzuyor gece... Sis çöküyor içime! .. Uzadıkça, üzüyor gece! ..
Mevsimleer, dökülüyor kurşun rengi ağaçlardan; kavruk sarı! ..
Topraktan kök... Ve çeneden diş sökülür gibi koptu elin avucumdan; bir beyaz güvercin gibi oturuyorken parmaklarımın arasında! .. Böceklere terkedilmiş yuvalar gibi, şimdi boomboş avuçlarım... Korkuyorum; İçime bakmaktan! ..... Sen olsaydın, ne koyardın yokluğunun adını? ..
Üşüdükçe, uzuyor gece... Üzüyor üşüdükçe ve içimi sis bastıkça, hatırlıyorum; sen ve ben 'bir' olurduk... Bir 'bütün'lüktü bu birlik, çokluktu; yokluk değil... Az değildik bir iken; fazlaydık, ve yoğunduk... Çoğulduk, ve zengindik... Çoktuk bir'ken! Ya şimdi? ..
Topluyorum, topluyorum, toplayıp duruyorum kendimi yalnızlığımla... Ben, bir... Ve bir de yalnızlığım, asla 'iki' etmiyor! .. Lokmamı kırsam bile paylaşmak için; avucumda kalıyor... Sözüm, dudağımda kalıyor ve gözüm; kucağında kapanıyor yine, yalnızlığımın! .. Toplanmaya çalışsam da olmuyor... Doksandokuz parçamın her biri bir köşede; boncuklarım saçılmış bir araya gelmiyor! ..
Üşüyorum... Üşüyor gece... Üşüdükçe, uzuyor; uzadıkça üzüyor ve sis çöküyor içime! .. Mevsimler dökülüyor kurşun rengi ağaçlardan; kavruk sarı, ve savruk sarı bir yel esiyor içimde! .. ..... Fırınlar tutuşmuyor çırasız, kaynamıyor tencereler ocaksız... Ben, üşüyorum; şöminede kül gibi... Bilerek, yokluğundan soğuk mevsim olmadığını! ..
Adı var da her şeyin; ne deniyor olmadığın mevsime? .. Bilmiyorum... Yokluğundan daha soğuk bir mevsimi tanımadım ki... Bilmiyorum sensizlikten daha soğuk bir mevsim...
alıntı
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #143 : 16 Temmuz 2006, 18:11:40 Paz » |
|
Saat 03:49... Yine satırlarda buluyorum kendimi.. Gözyaşlarım akarken dudaklarıma.. Ben yine seni yazmak istiyorum.. Seni satırlarıma koymak istiyorum.. İçimden atamıyorum değil mi.. Ben de yaşatıyorum seni satırlarda.. Unutmak zor işte.. Unutulmak kolaymış, bana gösterdin bunu.. Ama ben seni unutamıyorum... Herşeyinle benim içimdesin.. Söküp atamıyorum... Resmini astım karşıma.. Bakıp Bakıp konuşuyorum seninle.. Sorguluyorum seni.. Söyle bakalım diyorum.. Nerdesin şu an.. Kimin ellerini tutuyorsun.. Yine hangi yüreğe dadandın.. Kimlerin peşinden koşuyorsun.. Sonra elime alıyorum resmini.. Bir tane vurucakken.. Kıyamıyorum sana.. Tekrar yerine koyuyorum seni.. Oh canıma değsin asılı kaldın orda izlemek zorundasın beni.. Ben sana bakıyorum sende bana.. Uzun bir zaman bakışıyoruz öyle.. Sonra ben ağlamaya başlyıroum.. Beni avutacaksın gibi geliyor.. Ama resimden ibaretsin işte... Öylece sırıtıyorsun pis pis.. Deliye vuruyorum ben gene.. Şişelerin dibine atıyorum kendimi yine.. Boğuluyorum sankii. Tanrım ne büyük bi acı bıraktın bende.. Kalbimde izi kaldı... Baksana ne hallere düştüm... Çekilicek gibi değil...
Hatırlamak istemiyorum artık.. Biri gelsede bana dese keşke.. Geçmiş yaşanmış ve bitmiş.. Geçmişi geride bırak.. Geleceğine bak desin.. Bende dinliyim onun sözünü tıpış tıpış.. seni geçmişte bırakiyim.. Güzel bir anı olarak kal satırlarda.. Yoluma devam edeyim.. Ama bu kadar kolay olmuyor işte.. Hayat sırtını çeviriyor bana.. Bu sırtını çevirdiği kaçıncı kişi kim bilir.. Ben yine vazgeçemiyorum seni sevmekten... Bırakamıyorum seni .. Bedenimi esir alan senden.. Nefret edemiyorum.. Seviyorum seni... Çok seviyorum... __________________ alıntı
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #144 : 16 Temmuz 2006, 18:12:50 Paz » |
|
Lİmana Gelen Bİr GemİymİŞİm..???
Ayrıldık nedenini ikimizde bilmiyorduk. Bir sabahtı.. çok güzel bir sabah, özenle uyanılmış sabahlardandı. Bütün sakin hüznümle yolda yürüyen insanların kuru yapraklara bastıkça gelen çıtırtıları dinliyordum öylece. Ve sen gelip sıkıldım, dedin, ben gidiyorum..O an bir şey diyemedim. Denecek hiçbir şey de yoktu zaten. Sıkıldım ben gidiyorum. Sıkıldım ben gidiyorum.
Seninki neydi bilmiyordum. Ama emindim, sende bana benim sana olduğum kadar olmasa bile bağlıydın.. Peki ne olmuştu?
Bütün gün seni düşündüm , neden dedim kendi kendime. Sonra gece, sabaha kadar sana içtim. Düşündüm, şimdi ne yapacaktım, hayat nasıl devam etmeliydi? Yıllarca insanlardan çok uzak yaşamış birinin yeniden insanların yanına dönüşü gibiydi bu. Seni böylesine sevdiğim halde niye sevgim yetmemişti sana?
Ertesi gün umutsuz bir şekilde evini aradım. Umutsuzdum, çünkü senin evin boş kalmazdı. Kalmamıştı da. Telefonu hemen kapatmıştım. O an umutsuzluğumu bile alıp Küfür Yasakürdün benden. Bütün duygusuzluğumla uğraştım ve sonunda ulaştım sana. Sana da aynı soruyu sordum : Neden??? Neden böyle olması gerekiyordu?? yüzüme baktın, gözlerime, derin bir şefkatle; masum bir tavırla elimi avuçlarının arasına aldın. Ellerin titriyordu. Ne zaman bir şeyi zorlanarak söylesen böyle olurdu, ellerin titrerdi. Uzun bi sessizlikten sonra söyledin söylemen gerekenleri. Ben bir limanım dedin, gemiler bana gelir ve bir süre kalır, ama hiç biri sonsuza kadar yanımda olamaz. Hepsi geçicidir yani !!!
Hiçbir şey diyemedim. İçim acısını dinledim. Sessizce oturduğum yerden kalktım ve yürümeye başladım. Ağlayamadım, içimden bir şeyler kopmuştu ama sanki o yer bana duygularımı kaybettirmişti, o sözler. O anda konuşmak bile yaralıyordu beni. Uzaklaştım oradan iyice. Saatlerce Kızkulesini seyrettim bomboş gözlerle. Beraber seyrettiğimiz yerden, aynı yerden. Sonra yürüdüm.. Uzaklara boşluğa baktım yalnızlığıma ağladım. Kayan yıldızda diledim ki ; acılar zamanla azalır ! buda azalacak başka bir limanda ! __________________
alıntı
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #145 : 16 Temmuz 2006, 18:17:26 Paz » |
|
Haklıymışsın Anne Değmezmiş...
sevmiyorum o güzeli, Onun için ağlamıyorum her gece, Hayal kurmuyorum yatarken, büyüdüm anne Hani dertleşirdik seninle, “yapma oğlum-ağlama” derdin, Kim bilir kaç kez göz yaşlarımı sildin kusura bakma anne Boşuna ağlamışım yıllarca, Değmezmiş gözyaşım o güzele, Yalancıymış o vefasızmış.haklıymısın anne Telefonlar sustu ne zamandır, Sevgilim kim bilir nerde? Bir zaman bana tapan kız, şimdi tanımıyor anne Aynada kendimi tanıyamıyorum, Ben bile dargınım yüzüme, Beni böyle çirkin doğurmamıştın oysa dünyaya yeniden getir anne Pembe rüyaları özledim ben, Uykular haram oldu gözüme, Kurtar beni bu kabustan, beni dizinde uyut anne Her seven sahte çıkıyor neden? Gelen de yalancı giden de, Bir daha sevmek mi yeniden!! tövbeler olsun anne Uzaklardan haber geldi bugün, O hayırsız bitirmiş okulu, Demek ki başarılı olmuş “ihanet” ve SEREFSİZ lik dersinde, TEBRİK EDEYİMMİ ANNE Sorma anne sorma, İçim yanıyor bugünlerde, evlenecekmiş benden sonra.. evlenecekmis anne Düğün varmış evlendi diyorlar, İçimde nefretin tortusu, KAYBOLURMU ANNE Buz kestim anne yüreğim soğuk!! Her seven yıkılır mı söyle? Sevgili dediğin bu kadar çabuk.. UNUTURMU ANNE İnanmak zormuş bu gerçeğe, Onun şimdi çocukları da olur... Allah bağışlasın ama… ANA OLMAK BU KADAR KOLAYMI ANNE Bıçağını sapladı sırtıma, Şimdi yüreğimde büyük bir leke!! “sevgilim” dediğim o kız aslında,KAHPEYMİŞ ANNE Merak etme ağlamıyorum, Sarhoş da değilim,İçim buruk sadece.... Kimsenin aşkında gözüm yok, Allah büyük diyorum, MUTLU OLSUN BE ANNE ...
__________________alıntı
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #146 : 16 Temmuz 2006, 18:19:17 Paz » |
|
Senin bana yaptığın zoruma gidiyor...
Simdi sen gideceksin ve ben arkandan bakakalacagim, Dur! diyemeyecegim. Sesim cikmayacak, sususlarimda sakli kalacak duygularim. Ne kötü..... Söz geciremeyecegim göz yaslarima akacak. Saklayacagim görmeyesin diye, beceremeyecegim. "Aglama" diyeceksin bana, seni dinlemeyecegim. icimde biriken ne varsa gözlerimden tasacak disariya. Dokunmak isteyeceksin, basimi geri cekecegim öfkeyle. Kizginim gidisine. cünkü öfken bir dag gibi büyük. Ne varsa hayata dair alip Küfür Yasakürüyorsun benden farkinda olmadan. Yada farkindasin ama degilmis gibi davraniyorsun. Sen kendi yolunu ciziyorsun simdi ve dogru bildigini yapiyorsun. Bense binlerce yanlisin ortasinda tek basimayim. Oysa bekledigim sevgiliydin sen. Yorgun günlerden damitilmis, kimliksiz sevdalardan süzülmüs, askimin tek sahibi. Sanki seni aramistim yillarca da ararken ask niyetine yabanci kollarda uyumustum. Bu yüzden kimse kandirmadi beni, dindirmedi aska susamisligimi. Hep eksikti, hep yarim. Ne yazik ki "bu kez tamam" dedigimde de yarim kaldigini görüyorum. Belkide sevmeyi beceremiyorum ben............ Öyle ya deli sevdalar bana göre degil belkide. Dümdüz, heyecansiz, icimdeki kuslar kanat cirpmadan ve tutkuyu kanimda hissetmeden yasamaliyim aski. Buna ask denirse tabi......... Bu yarim kalmislik duygusu yok olur mu o zapeki sen biliyormusun bu aciya katlanmanin ilacini? Bu yürek sancisini ne dindirecek? Bu geceler nasil gececek? Söyle yar icimi kor gibi yakan bu ates nasil sönecek? Acelen var biliyorum. Gideceksin, yasanmamis zamanlarida beraberinde Küfür Yasaküreceksin. Bunu hic istemiyorum, ne berbat bir duygu bu..... Istemedigim bir seyi yasiyorum ve buna engel olamiyorum. Benden bagimsiz gelisiyor hersey. Carpmanin etkisiz elemani gibiyim. Yada bir savas filminin daha ilk karesinde atilan ilk kursunla düsüp ölen ve bir daha da hic görünmeyen figüran...... Hadi git, bu yol senin yolun. Diledigince özgür at adimlarini. Kendin icin iyi olani yapiyorsun ya ne önemi var gerisinin. Yasadigimiz kisa günlerin anisina siginir, atlatmaya calisirim bu aciyi. Sensiz olmaktan daha kötü ne olabilirki bu hayatta? Bir tek seni kaybetmekten korkuyordum, onu da yasadim zaten..... Hadi git, merak etme yasayacagim. Sensiz olsamda bu sevdayi yasatacagim __________________
alıntı
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #147 : 18 Temmuz 2006, 11:35:21 Sal » |
|
|
|
| | |