|
 |
« Yanıtla #540 : 23 Eylül 2006, 09:51:13 Cts » |
|
"Ve perdemin de son nefes hissettiğini anlayıp aralamak isteği doğduğunu düşündüğüm andı Adı ikili yalnızlık olan hayatımın. Bu akşam o kadar da karanlık değil ve korkmuyorum hatta korkutmuyor bu yalnızlık ben hiç yalnız kalmamışım oysa hiç sevgim tükenmemiş içimde oysa hep bir alev gibi yüreğimde taşımışım,
o alev bu gece aydınlığım oluyor dışarıya ışık saçan sevginle dolu büyük bir ışık var. Tıpkı, bir alev topu gibi bir ışıktı. Son demimdeki hayatımın ve perdenin son deminin olduğunu anlamaksızın kavuştuğum heyecanın yerli, yerinde olacağının farkına varamadığım andı Adı ikili yalnızlık olan hayatımın. Fark edemiyordum perdenin aralanışını sevginin ışığı hiç yerinde durmuyordu hep elini uzatır beni uykumdan bölmeye çalışan tek varlıksız varlıktı. Görünmüyordu, tutulmuyordu. Hissediliyordu fakat hissediyordum, yüreğimde taşıdığım sevgini. Ama ne başkasına anlatacak kadar basit bir şey di ne de anlatılacak kadar kolay bir şey çok zor seni anlatmak sadece geceleri aklıma geliyorsun gündüzleri hep içimdesin, karanlıkta içimde kaybolma korkusu sarıyor beni ama o zamanda benliğin aklımdan çıkmıyor. Bir tebessümü vardı sanki dışarıdaki hayatın içeriye katan ışığında. Bir korku, bir tehlike ve bir yanlışlık seziyordum kendimden başkasının da ne kadar önemli olduğunu biliyorum. O tehlikenin için de ben o korkuda senin olmadığını düşünmem sevgime bir kat daha ışık katıyordu. Ve o an yine vazgeçemiyordum Adı ikili yalnızlık olan serüvenimden. Kayıp giden yıldızı görmek istemiyordum bu akşam ve korktuğum karanlıktan vazgeçip de az da olsa katamıyorum ruhumun karanlığına ışığı senden başkasını kabullenemiyorum içime. Korkumu yendiğimi düşünüp ve hala içimde bulunan karanlıktan Adı ikili yalnızlık olan hislerimden kabullenilmiş olan duygularımdan vazgeçirmek isteğini anlamak için yıldızların ve senle olan hayatının içine atılmayı kurtuluşluğun ve büyük bir mutluluğun temeli olarak görüyorum… Sonunda sensiz bir gecenin kıymeti anlaşıldı Adı ikili yalnızlıktı bu gecem ama sensiz seni nasıl yaşadığımı merak ediyorsan bugün perde ve pencere açık uyuya cam. Kapatıyorum bazen pencereyi ışığın eksik olmuyor benden. kokunu hissetmek istiyorum bir dal rüzgâr vuruyor içime bir rahat nefes alıyorum mutlu oluyorum sonra sensiz olamayacağımı anlıyorum ve sonra uyuduğumu zannediyorum aslında uyuyamıyorum sonra seninle birlikte başka bir dünya ya gidiyorum. Geziyoruz, eğleniyoruz, koşuyoruz adeta birlikte çok yoruluyoruz. Sonra düşüyoruz kırlarda ve sabah başka bir dünyada uyanıyorum seninle yine koşuyoruz eğleniyoruz. Resmini değiştiremediğim tek imgemsin şiirde tek imgem. Sanırım seni çok seviyorum bir kır çiçeği kadar güzel olmanın değeri nedir. Hangi insan hem bir anda rüyalara girer hem birini başka dünyaya Küfür Yasakürür hem sabah başka bir dünyada uyandırır hem sonra canlı bir kır çiçeği hangi insan olabilir işte bu yüzden seni çok seviyorum…
alıntı
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #541 : 23 Eylül 2006, 09:51:41 Cts » |
|
YALNIZ' IN DURUMLARI
Sen herşeyi süpürebilirsin; sonbaharı süpüremezsin, Yalnızsa, sürekli bir sonbaharı süpürür hep.. Düşünemezsin.
Yanar sobasında yalnız'ın üşüyen bakışları. Lambasında karınlığa dönük bir ışık titrer sönük-sönük. Penceresi dışına kapanmıştır, kapısı içine örtük.
Yalnız, bin yıl yaşar kendini bir an'da.
Yalnız'ın nesi var, nesi yoksa tümü birdenbire'dir.
Yalnız, bir ordudur kendi çölünde.. Sonsuz savaşlarında hep yener, kendi ordusunu.
Yalnız'ın sakladığı bir şey vardır; Boyuna yerini değiştirir, boyuna onu arar... Biri bulsa diye.
Yalnız, hem bilgesi, hem delisidir kendi dünyasının. Ayrıca; hem efendisi, hem kölesidir kendisinin. Tadını çıkaramaz görece'siz dünyasında hiçbirisinin.
Yalnız, sürekli dinleyendir söylenmemiş bir sözü.
Sözünde durması yalnız'ın yalancılığıdır kendisine.. Hep yüzüne vurur utancı. O yüzden gözlerini kaçırır gözlerinden.
Yalnız'ın odasında ikinci bir yalnızlıktır ayna.
Yalnız, hep uyanır ikinci uykusuna.
Yalnız, kendi ben'inin sen'idir.
Bir sözde saklanmış bir yalanı, bir gözde okuduğundan bakmaz kendi gözlerine bile.
Her susadığında o, kendi çölündedir.
Kendi öyküsünü ne anlatabilen, ne de dinleyebilen. Kendi türküsünü ne yazabilen, ne söyleyebilen.
Bir zamanlar güldüğünü anımsar da... Yoğurur hüzün'ün çamurunu avuçlarında.
Yalnız, aranan tek görgü tanığıdır yargılanmasında kendi davasının.. Her duruşması ertelenir kavgasının.
Yalnız, hem kaptanı, hem de tek yolcusudur bakmakta olan gemisinin.. Onun için ne sonuncu ayrılabilir gemisinden, ne de ilkin.
Yalnız'ın adı okunduğunda okulda ya da yaşamda.. Kimse, "burda" deyemez.. Ama yok da..
Uykunun duvarında başladı.. Önceleri bir toz gölgesi sanki; sonra bir yumak yün gibi. Ama şimdi iyice görüyor örümceğin ağını gün gibi.
Yalnız, duymuş olduğunun sağırı, görmüş olduğunun körüdür.. Ölür, ölür öldürür.. Öldürür, öldürür ölür. Duyduklarını unutur, duyacaklarını düşünür.
Yalnız'ın adına hiç kimse konuşamaz.. O, kendi kendisinin sanığıdır.
Yalnız, önceden sezer sonra olacakları.. Paylaşacak biri vardır; anlatır, anlatır ona olanları, olmayacakları.
Her leke kendisiyle çıkar. YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ. PAYLAŞILSA YALNIZLIK OLMAZ
alıntı
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #542 : 23 Eylül 2006, 09:52:21 Cts » |
|
Yalnızlığımla,bu benim ilk gecem Dışardaki yağmuru duyuyorum. Pencereden görüyorum, çırpınan ağaçların gölgesini. Soğuk iliklerime kadar işliyor, üşüyorum,donuyorum, konuşamıyorum.
Beynimdeki düşünceler,çelişiyor. İçimdeki çoçuk, bana nasıl da sımsıkı sarılmış bir bilsen!!
Ne kadar da ürkekmiş meğer o çoçuk... Sessiz sessiz beni dinliyor, ben de onu.
Odada kimseler yok, Sadece ben ve içimdeki çoçuk, Bir de derin bir sessizlik.
Gecenin içinde ona bir şeyler söylemek istiyorum,ama olmuyor yapamıyorum.
Kelimeler,boğazıma düğümleniyor bir türlü çözülmüyor,işte!! Ona söyleyemiyorum!!!!
alıntı
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #543 : 23 Eylül 2006, 09:52:38 Cts » |
|
bir kabus gibi çöküyor üstüme gece olunca, sensizlik yüreğimi sıkıştırır nefessiz kalır ciğerim, bir de senin hasretin var katlanılması güç olan, yine de yaşıyorum; ne yaşadığımı bilmeden. evet sensizlik çekilmiyor ne sigaram beni avutur, ne de elimde kalan resmin beni teselli eder. işte sensizliği böyle yaşıyorum sevginden vazgeçmeden kahrını çekiyorum...
*alıntı
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #544 : 23 Eylül 2006, 09:53:05 Cts » |
|
Hasret Geceleri
hasret geceleri gömülmüş karanlığa yıldızlara dargın yorganına sarılır ay yine öyle eski haliyle dudakları kırmızı dökülür nameler buğday başaklarından balıklar mendil tutar göz yaşlarına ağaçlar boy verir meyve verir inada bir de hasret türkülerini çalar radyolar penceremi özler bekler sarı güller yollar düz yollar kıvrımlı gündüz çiğnendiğinin yorgunluğunu atar uzanır alabildiğince hasret geceleri hasret geceleri sessiz kimsesiz yorgun yürekleri çekingen duymaz ıssız yatağında uzanan ırmağın sakinliğini gözler kapalı gök kapalı yer siyah karanlık serin hasret geceleri
alıntı
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #545 : 23 Eylül 2006, 09:53:31 Cts » |
|
SEN ÜZÜLME
Sen üzülme bana sevgilim,
idare ediyorum işte İttire ittire Küfür Yasakürüyorum hayatı
bilinmezliği ile...
Sen üzülme suskunum diye. Söküklerini dikiyorum gecenin. Ay ile yıldızları birleştiriyorum, Gök ile güneşi,
martılar ile denizi, güzel ile çirkini... Yaşam ile ölüm arasındaki bu maratonun Son finalini koşuyorum nefes nefese.
Sen üzülme ara sıra ağlıyorum diye Adına yazdığım tüm şiirleri fırlatıp attım da denize O canımı yaktı biraz.... Yoksa iyiyim ben.
Kızma bana gecenin karanlığına takılıp kaldım diye Merak etme; güneş bana da doğacak Beni de yakacak, içimi yeniden ısıtacak Denizin tuzu tenimi ısıracak Huzur; giyilmemiş bir elbise gibi Ruhumu sımsıkı saracak.
Gelmek istersen yeniden bana Kapım açık tüm sevdalara Geleceğin zaman haber ver Ya da dokun yüreğime Gün ışığı aydınlığında
alıntı
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #546 : 23 Eylül 2006, 09:53:48 Cts » |
|
yüreğimin duvarları arasında kefenledim düşlerimi.
artık paylaşacak birşey kalmadığını bilmek o kadar acıttı ki beni. belki de bu yüzden keyifsiz kelimelerim.
belki de bu yüzden ilk defa mektup yazıyorum. sahiplen...
beni anlamak zordu, çözemedim kendimi. çözsem, sana kalmayacaktı anlamsızlıklar. beklediğim ne idi? bu bile yanıtsız bir soruydu sanırım...
hicran düşüyor geceye denizin karasından. denize en çok ben kara kattım. sense kül... neyse, karıştırmayalım karayı külü...
kalmıyor birşey arkamda ben giderken. senden aldıklarım olsaydı da onları bıraksaydım sana. kurumuş papatyalardan, kokusu hala saklı bir taç yapsaydın da bana, zarfın içine onu da koysaydım. ama yok, yok işte...
sakladım seni içimde.
senden izin almadım ama aldım seni ve gidiyorum.
bir de gölgeler geliyor peşim sıra. hangisi aslım o da yanıtsız... ben, ben galiba dayanamıyorum artık... yok, bu öyle her zamankinden değil.
keyifsiz bir gecede, söyleneekleri söylemeleri beceremeyip, ardımdan dualar okunarak gidiyorum...
gel de toprak at üzerime...
yorgunsan ve kolun ağrıyorsa eğer, bana yaşamak için bir neden söyle..
ben giderken çaresiz, hasret olmasın yüreğine...
alıntı
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #547 : 23 Eylül 2006, 09:54:04 Cts » |
|
en değerli varlığımdın ama beni sırtımdan hançerlemeden önce şimdi nesin biliyormusun benim için içimde ilk nefret duygusunu uyandıran bir varlıksın sana teşekkür ederim bana o pis yüzünü gösterdiğin için ben dünyada ki en güzel varlık olduğunu düşünürdüm ama ne zavallıymışım ki senin o pis yüzünü görmediğim için madalyonun iki yüzü vardır sen artık benim için madalyonun araka kısmısın çünkü madalyonun arka kısmı kullanılmaz unutmadan sevineceğin bir haber sana olan nefretimi içime gömdüm...
alıntı
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #548 : 23 Eylül 2006, 09:54:24 Cts » |
|
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #549 : 23 Eylül 2006, 09:54:42 Cts » |
|
Ne şiirlerim oldu... Ne duygular aktı satırlara... Hep sen dolu, çoğunlukla sana sevdalar biriktiren Bazen de hüzün dolu,karamsarlıklara teslim olmuş Ne şiirlerim oldu... Hepsine güzellik kattın Güzelliğini anlatmamda kelimeler yetersiz kalmıştı her zaman Gülüşünü,masum yüzünü,sevimliliğini nasıl anlatabilirim ki zaten Bu belki de hayranlıktı... Bir de keşke tanıyabilsem seni Güzel,masum yüreğini anlatabilsem şiirlerimde..
Bilmiyorum, okuyor musun şiirlerimi? Okuduğuna dair umudum var Belki ben uyduruyorum; Belki de okumanı istediğimden bu umudum.
Ne hüzünlü gecelerim oldu ama hepsi senle doluydu Bilmem senin de aklına geldiğim oldu mu? Bir şeyi bilmemek ne kadar kötü Aslında bilmemekten daha zor olan öğrenememek.
Ama unutma ki; Sen duymuyorsun diye sesim yok olmaz Sen görmüyorsun diye gözlerim rengini yitirmez Sen bilmiyorsun diye duygularım kaybolmaz Ama hoşlanmıyorsan hiçbir şey yapılamaz Çünkü göz,burun,yüz,tip değişmez Zevkler de herkes özgürdür, zorlanamaz. Ve inanmıyorsan sevgime de ve bana da, hiçbir şey yapılamaz En çok acı çektiren bu olur bana, Ne sevmemen, ne hoşlanmaman bu kadar acıtmaz yüreğimi!
Sessizliğimin son sesiydi bu İkinci bir emre kadar sessizliğim susmuştur Ama bu susuş sana hayran bir susuştur
Bir gün, gözlerim gözlerindeyken gerçekleri öğreneceğiz ikimiz de. İnanıyorum,istiyorum,umuyorum,hayal ediyorum... Bu hayalle yaşayacağım belki karanlıkta,belki hüzünlü ama olabildiğine sevdalı...
alıntı
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #550 : 23 Eylül 2006, 09:55:07 Cts » |
|
Bir Özlem Şarkısı
Ne çok özledim seni bilsen ne çok arıyorum seni solgun palmiyelerin gölgelerinde ne çok arıyorum seni ifade yoksunu lal sokaklarından sağır sultanlardan acıya hüküm giymiş sevdaların ayak izlerinden kaldırım taşlarına sinen dolunay sessizliğinden çiçeklerden her tüyünde alacalı umutlar şavkıyan kuşlardan
ne çok özledim seni bilsen gecenin titrek kanatlarında hüzne çalarken denizin mavisi yıkıp yalnızlığın acımasız duvarlarını tutup sana gelmek isterdim. henüz uyku sersemiyken yıldızlar doğmamış başakları okşarken bir rüzgar ak bir güvercin kanadına salıp yüreğimi nisan yağmuru gibi yağmak isterdim teninin karanfile çalan kokusuna ve bir hançer gibi ansızın girip düşlerine sesinin aksi sedası olmak isterdim bir meltem esişinde
ne çok özledim seni bilsen
bir görebilsem yüzünü beklenmedik bir şehirde ne yaprak düşer sonbaharda inan ne yağmur ne acı kalır yürekte ne gözyaşı bir değse gözlerin gözlerime ne hüzün kalır gecemde ne matem ne asiliği kalır denizin ne hırçınlığı
ne çok özledim seni bilsen yitirilmiş sevdaların harman alevi düşlerinde pusudayım kulağım kirişte ellerim tetikte gözlerim ufukta dalgalanacak o kızıl saçlarında
alıntı
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #551 : 23 Eylül 2006, 09:55:41 Cts » |
|
Sensizlik ölüm kadar Yalızlık çokzor gülüm Elime birdiken batarsa ağlamam Çünkü sensin gülüm Hepseni sevdim Bir seni sevdim gülüm Hadi gel gülüm Gülümgerdön Gitme Gider sen eğer ölürüm sensizlik bana ölüm GÜLÜM GERİDÖN
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #552 : 23 Eylül 2006, 09:56:04 Cts » |
|
Bir çoban olaydım, Dağda kaval çalaydım, Bir balık olaydım, Derin bir ummanda kaybolaydım, Keşke şu divane gönlümü, Zincirlere vuraydım, Yıllar geçti aradan, Niçin geriye döndün, Senin haberin yok mu? Benim için sen, Gittiğin gün öldün.
Artık o tatlı gülüşünle, Beni asla kandıramazsın, Çıra değil artık gönlüm, Eskisi gibi yandıramazsın, Son umudumu, Giderken sen Küfür Yasakürmüştün, Artık umutlarımı solduramazsın, Bir zamanlar bir alevdin gönlümde, Artık küllendin söndün, Benim için sen, Gittiğin gün öldün.
Giderken ardına bakıp, Bir ELVEDA demedin, Ayaz kesen buz gibi, Gecelere bıraktın beni, Bekledim geceler içinde gelmedin, Yıllarca bir haber bekledim, Onu bile vermedin, Elveda demeyen dudaklar, Merhaba der mi hiç, Nazarımda bir ölüsün, Ölüler geri döner mi hiç... alıntı
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #553 : 23 Eylül 2006, 09:56:22 Cts » |
|
Seni sevip hissetmem için seni sahiplenmem gerekmiyor artık. Yanımda olmasan da seni hissediyorum, seni hissettiğim kadar seninle oluyorum; baştan başa sen oluyorum..
İlk kez acı çekmeden özlüyorum seni… Sen benim değilmişsin, bunu en çok yalnızlığımda anlıyorum… Sen, seni üzen duyguları, kendi karanlığını seviyorsun.. Sen, seni sevenleri sevemiyorsun.. Sen imkansızlığı seviyorsun, ve imkansızlığın sana çektirdiği acıları.. Oysa hayat bu değil.. Sevmek bu değil..
Sen asla birinin sahipleneceği olamazsın, izin vermezsin.. Ve asla sahiplenemezsin birini.. Senin sahiplendiğin yalnızca kendi korkuların, büyüttüğün yalnızlığın.. O derin kimsesizliğin... Bana bulaştırdığın kimsesizliğin.. Sevgi nasıl bulaşıcı ise hüzün ve nefrette öyle bulaşıcı.. Şimdi kendimde senin izlerini taşıdığımı görüyorum. Senin karanlıklarında yüzüyorum. Ne kadar kendime kaçsam o kadar seni buluyorum... Ve her seferinde senin boşluğundan çaresiz kendime, kendi çaresizliklerime dönüyorum..
Sen beni unutmak için savruldukça, bende seni unutmak için kendi acılarıma alışmaya çalışıyorum...
Sen şimdi o sahte öykülerinde ara yalnızlığını.. Ancak hayat sahte öykülerde değil, yüzleşmekten kaçtığın gerçeklerde.. Senin gerçeklerin kaçtığın yaşamında; güçsüz yanlarında, öfkende, sevinçlerinde, geçmişinde, baştan başa kendinde.. Korktuğun yaşama dokunuşlarında, duygularında... Bir kez olsun gir kendi gerçeklerinin ve yenilgilerinin arasına.. Ve gör kendini yüreğinin aynasında...
Seni sensiz sevmeye öyle alıştım ki.. Artık sensizliği sana tercih eder oldu kalbim.. Yarattığım masalımsı kahramanımın yerine kimseyi koyamaz oldu kalbim.. Ne zaman biri bana açsa yüreğini, o derin yaralarım açılıyor önüme.. Beni bırakıp gittiğinde oluşan yaralar hala kanıyor.
alıntı
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
|