|
 |
« Yanıtla #570 : 23 Eylül 2006, 16:45:50 Cts » |
|
köşe başında bizi bekliyor ayrılık bak.. zor seni unutmak, başka bir tende aramak o tarifsiz kokunu.. bir düş saymalıyım bu sonu belki...
sewgimiz tükenmeyecekti sadece ayrılık vardı arada.. mecbur...mecbur..ama öğrendim ki ihanetin warmış arada...inanamadım..süzülürken sewgim gözlerimden..benim gözlerimde bittin sen... ne demiştik mezara girsek ölümsüzdü aşkımız,sadece tek şey bitirirdi bu aşkı o da ihanet...o bitirdi...aşkımı senin o ihanetin bitirdi..
halbuki ben hep aşkımız derdim çoğuldu seninleyken tüm cümlelerim...
aşkımızdı,sewgimizdi,bizdi herşey.. şimdi öylemi??hayır.. şimdi aşkım,sewgim we ben kaldım ortada sensiz..
gözümde bittin sen...gönlümde inatçı bitirmeye seni..ama ben tüm itirazlara rağmen ruhumla sewiyorum seni..
hiç birşeyim kalmasada sen gittikten sonra.. alıntı
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #571 : 23 Eylül 2006, 16:46:32 Cts » |
|
olmak istiyorum bu gece. Bak kimse bilmesin diyorum! Sen sadece. Sessizce çık dışarı karanlık değil korkma, dilek yıldızım aydınlatacak yolunu ve bir de ay.Sen yürü sahile doğru...Doldur ciğerlerine gecenin ve denizin kokusunu.Usulca yürü kumlarda. Bak ayağına geldim ayağını yalayan dalga benim! Bekle sevgili; Birazdan buharlaşacağım,bulut olacak saçlarına yağacağım,ağlayarak...ve sonra kucaklayacağım seni.
Öyle kucaklayacağım ki sevgili,ıslanmadık yerin kalmayacak...
alıntı
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #572 : 23 Eylül 2006, 16:46:59 Cts » |
|
Bir kez kurudu mu dudak kenarındaki gülücük, bir kez şaşırdı mı gönül pusulası, bir kez durdu mu yüreğin çalar saati, sessiz kabullenişler dipsiz kuyuların fermanı, suskun kalınan geceler şifasız yaraların dermanı olur....
Bilmezsin; sessiz kabullenişler dipsiz kuyuların sırdaşıdır ki diş ve yürek karasında bilenir.Suskun kalınan geceler sancılı günlerin çığlıklarıdır ki ses ve nefes yokluğunla kesilir....
Duymazsın; nehrin coşkusu denize karıştığında, dalganın isyanı sahile vurduğunda, içimin yangını kora döndüğünde bir yağmur damlası bir gonca yaprağında telaşla ürperir.
Anlamazsın; gonca üstündeki damlanın ürpertisi sana rağmen sana yönelen.....Sana rağmen sana yığılan..... Ve sana rağmen sana tutunan sevdamın Zaferidir
alıntı
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #573 : 23 Eylül 2006, 16:47:38 Cts » |
|
Aşkı tadmamıştım, seni tanımamıştım ki daha. Yağmurları, gökkuşağına gebedir diye beklerdim hep özlemle. Yalnız yürürdüm yosun kokan kıyılarda. Dalgaların sahile vuruşunu seyrederdim, çırpınan ruhumun dalgakıranlarında...
Aşkı tadmamıştım, seni tanımamıştım ki daha. Şiirler dert ortağım değildi. Sevgi nedir bilmezdim. Siyah beyaz filmlerde seyrederdim ağlayan aşıkların yorgun gecelerini. Aşkı doyumsuz mutluluğun anahtarı sanırdım...
Aşkı tadmamıştım, seni tanımamıştım ki daha. Sahil boyunca el ele yürüyen sevgilileri kıskanırdım. Gözlerinde görürdüm gökyüzünün dinginligini, ne fırtınalar koparmış meğerse o maviliğin derinliğinde. Martılar uçuşur sanırdım ellerin samimiyetinde, lakin gözlerde saklıymış şahinlerin kanatları. Ve sigaramın dumanını çekerdim ciğerlerime, denizde süzülen o gemilerin güvertesinde. Ama sen yoktun. Ne martılar uçuşurdu gökyüzünde, ne de şahinler cirit atardı gözlerimde...
Aşkı tadmamıştım, seni tanımamıştım ki daha. Senle tattım aşkı, konuğun oldum yüreğinde. Sen yağmurdun, gökkuşağı doğdu senden sonra. Sözlerinde renkler uçuştu ve sen konuştukça her yer masmavi oldu. Yan yanaydık seninle, hayatsa bizim hemen yanı başımızda...
Gözlerimden dökülen hüzünler artık yüreğimde saklı. El ele tutuşarak yürüyorum o ıslak yolları ve birlikte seyrediyoruz dalgaların hırçınlığını. Aşk bir umut ve paylaşımdır yaşamak. Seninle nefes alıyorum ve gözlerinde yemyeşil umutlarım...
alıntı
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #574 : 23 Eylül 2006, 16:47:55 Cts » |
|
Sevmeye ve sevilmeye engel gözyaşlarım vardı saklılarda ve doğarken şırınga edilmiş evcil acılarım büyüdükçe benle büyüyen büyüyen ve büyüyen ve anlamsız kelimelerim oldu gün batışları geceye saplanırken ve katlettiğim kelimelerle yazdığım şiirlerim oldu aslında benim hep hiçlerim oldu. Aslında benim çok yoklarım oldu. Ve birgün biri uyandırdı masaldan çok acıydı uyanması hem gece karanlıktı hemde temmuz olmasına rağmen soğuktu içim köşeye sıkıştırdı beni güleryüzlü acılar gözyaşlarım bırakmadı peşimi doğarken aldıklarımı satamadım, atamadım SENİ....
alıntı
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #575 : 23 Eylül 2006, 16:58:11 Cts » |
|
emegine saglik laz kiz gusel siirler +rep
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #576 : 23 Eylül 2006, 16:58:54 Cts » |
|
Hangimiz karşılaşmadık ki sahte yüzlerle, hangimiz kapılmadı ki imkansız sevdalara, hangimiz umutsuzluklara düşmedik şu yalan dünyada…..Hangimiz ucurumların eşiğine gelmedik, hangimiz içimizde sebepsiz fırtınalar yaratmadık, hangimiz denizin azgın dalgalarına karşı koyduk….Hangimiz bir gün batımıyla hüzünlenmedi, hangimiz uzun bir sessizlige gömülmedi sanki…Hangimiz yağmurla birlikte, giden sevgilinin arkasından ağlamadı…..Hangimiz bir dost yüzü aramadık en kötü anlarımızda ama bulamadık….Ve….Yanlızlıklarda kaybolmadık mı coğu zamanda…..Ama yinede ben bu kadar olumsuzluklara, bu kadar çaresizliklere rağmen hayatı seviyorum, kendimi seviyorum, yaşamayı seviyorum…Güçlüklerle savaşmayı ve bu savaşta galip gelmeyi seviyorum…Ve en önemlisi seni seviyorum…..
alıntı
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #577 : 23 Eylül 2006, 16:59:20 Cts » |
|
Karşımdasın. Elimi uzatıp dokunabiliyorum sana. Ne büyük mutluluk bu... Gördüğüm en güzel şeysin. Senden öte tanımladığım başka hiçbir şey yok. Her şey senin adınla anılıyor benim dünyamda. Bütün çiçekler sen, bütün yıldızlar sen... Bir sanat eserisin, bakmaya doyamadığım. Tanrının bana armağanısın ve artıyor her geçen gün sana olan hayranlığım. Yüzünde kuşlar, gözlerinde hayatın ta kendisi var. Öyle gerçeksin ki...
Gözümü acıyorum sen, kapıyorum sen... Hiç bitmeyen serüven... Günümün en keyifli anı, uykumun en tatlı rüyası... Seni soluyorum, havadasın. Seni kokluyorum, doğadasın. Hele şimdi sonbaharsın. Ya da sonsuz bahar. Seni yaşıyorum, canımdasın. Canımsın... Sarılsam sana, bin yıl geçse, bir an bile ayrılmasak... Ten tene, yürek yüreğe sonsuz baharın en aşk dolu iki yaprağı olsak... Ağaç ağaç gezip yeşersek, açsak. Yere düşsek, kalksak... Seni bilsem, bir tek seni. Seni görsem, bir tek seni... Sesin sarhoş etse beni... Öyle içimdesin ki...
Bir saniye iste benden sensiz geçirdiğim, veremem. Sensiz geçecekse geçmesin zaman, istemem. Seninle yeniden doğdum, yeniden doğuşun kanıtıyım ben. Senden önce geçen zamanı, sana ulaşmak için yürüyerek geçirmişim, kimmişim bilememişim. Şimdi başımı çevirip geriye bakmıyorum bile. O yol yüründü ve bitti, artık seninle yürünecek bambaşka bir yol var önümde. Yorgunluk nedir bilmeyeceğim, hiç şikayet etmeyeceğim ve bir tek adımda bile tökezlemeyeceğim uzun, aşk dolu bir yol... Öyle aklımdasın ki...
Ah, sensiz kalmıyor muyum bazen yıkasım geliyor gördüğüm bütün duvarları. Ardında seni bulurum sanıyorum. Ne ayrı koyduysa bizi, zaman ya da yollar, bir kalemde silesim geliyor. Sana dokunmamı engelleyen ne varsa, bir kadehi yere çarpıp tuzla buz eder gibi parçalamak istiyorum. İsyanım taşıyor, kendi öfkemden korkuyorum. Ve kavuşmak... Bunu düşünmek içimde kırılmış bütün aynaları tamir ediyor. Mavi bir yağmur başlıyor, ıslanıyorum. Maviye boyanıyorum. Öyle özlüyorum ki...
Sen ol, hep ol, benimle ol, bende ol... Sendeyim ben, yüreğimi koydum yüreğinin üzerine. Aşk bu, başka isim arama. Hem de en koyu, en deli, en tutkulu... Öğreneceğim çok şey var sana dair. Bilmediğim çok şey var. Ama bir şeyi öyle iyi biliyorum ki... Seni öyle çok seviyorum ki...
alıntı
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #578 : 23 Eylül 2006, 16:59:53 Cts » |
|
Evet anlamlı olmalıydı her geçen günün bize kalan hatıraları. Yanyana gelmeyi çok isteyen iki yürektik seninle. Kimler bıçaklamadı ki sevdamızı yüreğimizin tam orta yerinden. Yüreksiz kimlikleriyle. Kıskançlığı bu dünyanın hangi bilinmez çöplüğüne atmalı,hangi tutulmaz buluta asmalı bilmem. Bu kadar mı kıskanır insan yürekten sevdiğini. Sevdiği için bu kadar mı uykusuz kalır gecelerce.
Evet hepsi bu kadar değildi elbet. Daha fazlasıydı aşk zamanın kırık yelkovanları arasında. Yüreği elinde bir çocuktu ruhum sana. Kırmızı güllerin anlamını sende bulan. Ve her gelen gecenin sabahında fırtınalı denizlerine fırlatılan.
Şimdi dar bir koridoru tırnaklıyor düşlerim. Bir başında ben,diğer ucunda sen varsın. Ben hep buradayım,sen hep oradasın. Bu rüzgarı bir köşesinde oturduğun odamın kırılmış penceresinden çekiyorum saçlarına. Dayanamıyorum. Cam kırıkları içinde sana şiirler okuyorum. Gri renkli akşamlara dek sana yağmurdan kaçanlara inat ıslanıyorum.
Yolları hep ağzına aldığında mutlaka bir gidişin hüznünü yaşıyorum. Boşluğumda karanlık zamanların isyanı patlıyor. Ben zambak vadisinden hayatımda geçmedim. Ne var ne yok bütün bildiğim,yüreğimin gül bahçelerinde ayakizlerin tozlanıyor.
İyi bir ölüm olmalı bu uzaklık, hani şöyle ulaşılamadıkça sonsuza dek acılar çektirecek cinsten.Kitaplar arasına dalıpta aşklarını çaldığım şairler pazarında, eşine benzerine rastlanmayacak türden.
Daha çok senin olacağım dediğim saatler parçalanıyor içimde. Hani ellerimden tutupta, tırnaklanmadık bir yerinde bu aşkın, hiç mevsim kaldırmayacakmış gibi suskunluğuna düşen yalnızlık sevişmelerine bırakıyor beni sendeki aşkım.
Kimse duymasın, kimse bilmesin oldumu diyen dudaklarımızın dişlerimiz arasında gidip gelen sıcaklığı gibi.Gözlerin üzerine göz kapaklarımın kapanması ve fırtınaya yakalanmış geminin kamarasında aşkın günlüğünü yeniden yazar gibi.
Herşey akıp gidermiş,bildikçe sahnedeki oyunun sonunu,herşey bitermiş öylemi.?
Aklıma takılan her suskunlukta,uzaklara gitmeliyiz seninle. Bilinmeyen uzaklara. Geniş kanatlı kuşların şeffaf bakışlarından tutunarak bulutlara. Uzaklara gitmeliyiz seninle,çok uzaklara.
Ve kalmalıyız sen bir yerde,ben bir yerde. Unutulan bir doğum günü ertesinde. Ne anlatsa yürek, nasıl yalvarsa diye düşünmenin acizliğinde. Anlıyorum, yere bastığımı düşündürdüğün gün, gözlerinin yokuşuna sürülen bir bekleyiş benimkisi. Unutmak iş değil elbet, jöleli saçlarının masalara düşen gölgesinde duruyorum. Mum ışığında kırmızı oluyorum. Affetmeyeceğini biliyorum.
Ve iç çekiyorum nedense dönüp yüzümü kendime.Aynaları kırıyorum yüzümden öte geçmesin diye kimse.Görmesin,görünmesin kendi gözlerim kendine diye. Denizlerinin yosun kokusuna sarınan sahillerinin yalnızlığına bırakıyorum ellerinden kendimi.Yağmur başlıyor uzakları infaz edecekken.Sen geliyorsun, ayaklarımın altında yapraklar öpüşüyor, dudaklarıma kumlar yapışıyor ,oysa sen olman gerekirdi kumların yerine.Sen öpmeliydin beni yağmurların şerefine. Bunu sende biliyorsun.
Bana aşk'a ait ne varsa okutuyor geceler. Gözlerimi ağrıtan bir ekranın arkasına saklanıyorum senden. Keman çalıyorum,kitap okuyorum,şiirler yazıyorum sana. Dedim ya,krallar vadisi burası,ben ancak kralları öldürüyorum. Beni görebildiğin kadar yaşıyorsun biliyorum. Beni göremediğin kadar seviyorsun. Ağlamak yok değilmi şimdi,ve çekip gitmek satır aralarında zamanı eriten bir dünyanın,elde kalan yokluğuna.
Yaşanılan günleri unutmak kolay mı sanırsın. Bunu bana değil kendi yüreğine sor. Hüznün kabaran dalgaları ile boğuşmak ve denizfeneri sevişmelerinde gemilere ıslık çalmak kadar,taş duvarlara yaslanıp yalnızlık olmak. Benim gibi yazgıyı parçalayıp ruhunda yalnızlık kalırsın.Herşeye rağmen herşey güzel,anlıyorum, Bu uzaklık beni öldürecek biliyorum. Sende biliyormusun.? Biliyorsan yüreğime, Sadece üç kez dokun
alıntı
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #579 : 23 Eylül 2006, 17:00:25 Cts » |
|
Ünlü bir şarkıcı olup, herkesin beni dinlemesini değil,taşlı bir kıyıda, ateşin önünde, fısıldamak istiyorum şarkımı sana makamlı makamsız.. Lüks lokantalar, vitrinde yemek gibi geliyor bana.İnan arabesk değil, yarim ekmek kaşar üstü kola paylaşmak istiyorum seninle... Tüm kitapları okuyup, yazarlarıyla tartışmak değil, Gece yatağımızda sarmaş dolaş, okuyup tartışmak bir kitabı. Senin fikirlerinle benimkilerle yoğurmak, benimkilerle seninkileri... Bir sır vereyim sana, insanlar bilmiyorlar ama; ruh sevişir bedenden önce. Geceler bizim.Ne su yatağı, ne mobilya, yatak odasında aşk ... Yer yatağı sıcak gelir hep bana, ve çiçek, aldırma odayı oksijensiz bırakır çiçek diyenlere. Onlarca yastık istiyorum aşk, yatak odamıza rengarenk, aldırma zevksiz olur diyenlere, Zevkli, içten duygu anlatımıysa, herhangi bir konuda; zevksiz bir şey yapamayız... O kadar yoğunki duygularım sana.... Ne lüks villalar istiyorum onlarca odalı, ne dev malikane, ne yalı Duvarı olsun yeter metrekaresi önemli değil... Bak bir sır daha sana, Eşlerin mutluluklarını, huzursuzluklarını, karakterlerini,geçmişlerini bir evin duvarı anlatır. Bomboşsa duvarlar, ruh yoktur ikisinde de... Sadece yetmiş seksen yıl yasayacaklardır zaten.
Bizim, fotoğraflarımız olacak en sevgili anlarımızda çekilmiş,mutlaka gülerken. Senin bana, benim sana hediyelerimiz olacak asılan, çirkinde olsa kendi elimiz değmiş resimler, Belki alçı kalpler, belki bir senin bir benim boyalı ellerimizle kaplayacağız duvarımızı rengarenk.. En güzel aşk şiirleri sana olacak Duvarlarımız yalan söylemeyecek, buram buram yaşam sevgisi kokacak... İnsanlar mutsuzlar sevgili, her şeye açlar ve doyumsuzlar... Bense, bir tek seni istiyorum, bir tek seni aşk ... Çünkü, sen benim her şeyimsin aşk, aşkım papatyam....
alıntı
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #580 : 23 Eylül 2006, 17:01:07 Cts » |
|
Bir kutu dolusu yaşam gönderiyorum sana, sade bir kurdeleyle süslenmiş.
Çöz kurdeleyi ve kaldır yavaşça kutunun kapağını...
Kocaman bir fırça ve bin renk koydum kutuya bir cennet resmi yapıp içine gir diye...
Düşler serpiştirdim gizlice, düş kurmayı unutma diye.
Bir tanede elma şekeri yerleştirdim, içindeki çocuğu yeniden tadabil diye...
Güneşin batışını, billur suyun sesini, kırmızıyı gelinciklerin saflığını, taze ekmeğin kokusunu ve bir gülümsemenin sıcaklığını da sığdırdım. Ruhlarımız aç kalmasın diye...
Kutuya biraz da sevecenlik koydum, güçlü ol diye, çünkü acımasız olan güçsüzdür.
Beyaz bir güvercin uçup kendi kondu kutuya, barışı ve özgürlüğü sunmak için....
Bir buket sevgi, bir yudum aşk ve yarım bir elma da koymadan edemedim. Paylaşmayı anımsayalım diye..
Sevdiklerimize onları sevdiğimizi söylemek için yarını beklemeyelim. Hemen şimdi bunu yapalım diye...
İçtenliği, umudu neşeyi, bağışlayıcılığı, özgüveni ve açık yürekliliği unutmadım, "Ben" in dışına çıkıp bize ulaşabilelim diye...
Son olarak da bir kart iliştirdim kutuya bak bu kartta neler yazıyor. Bu kutunun kapağını her kaldırışında yaşamla ilgili yepyeni şeyler keşfedeceksin.
Yaşamak için yarın ı bekleme, al yaşamı kollarının arasına ve sımsıkı sarıl yaşamdan yalnızca almak yerine ona bir şeyler ver.
Kısacası bütünüyle "İnsan" ol. Unutma (!) yaşam dokuması henüz tamamlanmamış, olağanüstü güzellikte bir duvar halısıdır ve sana ait olan boşluğu yalnız sen doldurabilirsin.
Kimseyi kırmamak ve üzmemek şartıyla istediğin her şeyi dene bir gün sonsuzluğun bulutlarına oturduğunda ne aklın kalsın ne de kırık bir yürek...
alıntı
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #581 : 23 Eylül 2006, 17:01:42 Cts » |
|
KORKMAK İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için sevmekten korkuyor Sevilmekten korkuyor, kendisini sevilmeye layık görmediği için.Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için.Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.Duygularını ifade etmekten korkuyor, reddedilmekten korktuğu için.Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğinin kıymetini bilmediği için.Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi birşey vermediği için.Ve ölmekten korkuyor, aslında yaşamayı bilmediği için.
alıntı
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #582 : 23 Eylül 2006, 17:02:45 Cts » |
|
Ne sen sor dedi ne ben söyliyeyim Böyle viran hayatı sen söyle neyliyeyimSöyle kaybettim yolumu nerelere gideyim Yaşamak acı yoksa ölmesine öleyim.Evet evet ! öyle olmasına öyleyimn belki asi belkide fevriyim Seni seviyorum geçmişim! elveda geleceğim! birgün tekrar geleceğim Ey sevgili geçmişim zaten seni tek geçmişim HERZAMAN! Ne şenmiş meğer geçmşim düşünürken geleceğimden geçmişim! ben öyle bir yol ki ! seçmişim seçmişim işte affet beni geçmişim hoşcakal GELECEĞİM !
ALINTI
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #583 : 26 Eylül 2006, 10:58:53 Sal » |
|
Gece Daha Geçti Bu Şehre Güneş Yine Doğuyor; Caddesine, Köyüne, Taşına Toprağına, evine, Bir bana Bir Benim Pencereme Güneş Güneş Doğmuyor. Bir Benim İçimi Aydınlatmıyor. Odam Da Hep Yüreğim Gibi Karanlık Ve Yanlız Kalıyor. Benim Güneşim Benim Işığım Sensin Güzelim. Ama Bana Hiç Doğmadın Doğmuyacaksın, Hiç Gülmedin Gülmeyeceksin, Hiç Sevmedin Sevmiyeceksin :(( ALLAH' tan Revamı Kader mi Bu¿ Herkese Dağa Taşa Güneş Doğuyor Da Bir Bana Doğmuyor Bir beni Aydınlatmıyor. Heryeri Herşeyi ısıtıyorda Bir Beni Bir Beni Soğuk Ve Yanlız Bırakıyor. Varsın Güneşim Aydınlatmasın Varsın Isıtmasın Yüreğimi, Yeterki Doğsun Yeterki Her Doğduğunda Mutlu Olsun. Varsın O Hep Gündüz, ben Hep Gece Olayım. Güneşime hasret Kalayım...
alıntı
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
|