05 Aralık 2008, 05:34:30 Cum *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:
6- Her türlü taciz edici yazı yasaktır.
 
Ayrıntılı Konu Bilgileri
Konu BaşlığıKonu: huzurda irade
Cevap SayısıCevap Sayısı: 0 cevap var
Okunma SayısıOkunma Sayısı 308 defa
Konuyu Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen *Konu: huzurda irade  (Okunma Sayısı 308 defa)
Konuya Cevap Yazanlar : gelsen_sen(1)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
ÜYE BILGILERI gelsen_sen
Seviye Üç
***

Özel
CINSIYET Cinsiyet: Bayan
NERDEN Nerden: bursa
KAYIT TARIHI Kayit tarihi 10 Mart 2006, 11:54:51 Cum
MESAJ SAYISI Mesaj Sayısı: 236
kalp içinde sevgi taşımak için vardır

IRTIBAT GÜCÜ REP 0
ILETISIM nayapsak@hotmail.com
Üyelik Bilgileri E-Posta
Aktiflik Deneyim Sev.
aktiflik
seviye
deneyim
Offline Offline
« : 18 Haziran 2006, 02:42:24 Paz »

 Son devir mutasavvıflarından Şeyh Muhammed Nûru'l-Arabî'nin "beşerî irâde"yi, yâni cüz'î irâdeyi inkâr ettiği yolunda bir dedikodu yayılır. Bunu duyan Sultân Abdülmecid Han, Hazret-i Pîr'in huzur derslerine çağrılmasını ve orada kendisine bu meselenin sorulmasını irâde buyurur. Fermân yerine getirilerek Şeyh Muhammed Nûru'l-Arabî huzur dersine davet edilir. Orada kendisine meselenin keyfiyeti suâl olunduğunda Hazret, şöyle cevap verir:
  "Kulda cüz'î bir irâde elbette mevcuddur. Mes'ûliyetin kaynağı da budur. Ancak herkeste ve her zaman değil. Meselâ ben elbette cüz'î bir irâde sahibiyim. Lâkin pâdişâhın emriyle geldim. Buradan kalkıp gitmek ise benim elimde değildir. «Gel» denilir geliriz; «git» denilir gideriz. Demek ki burada irâdem -belli bir hususta- yok hükmündedir. Aynı şekilde pâdişâhın huzurunda bulunduğumdan dolayı yapabileceğim hareketler de sınırlıdır. Bâzı kimseler de aynen bu misâlde olduğu gibi daimî bir surette Rab'lerinin huzurunda bulunduğunun idrâki içinde yaşar. Allah her yerde hâzır ve nazır olduğu halde pek çok kimse, kendilerini sâdece namazda huzûr-ı ilâhîde kabul ederler. Hâlbuki belli bir manevî mertebeye yükselmiş olanlar, her an huzûr-ı ilâhîde bulundukları idrâki ile yaşarlar. Böyle kimselerde cüz'î irâdenin var sayılıp-sayılmayacağını varın siz takdîr edin." demiş ve bu cevap pâdişâhın hoşuna gittiğinden, Şeyh Muhammed Nûru'l-Arabî'ye ihsan ve ikram etmiştir.
  SÖZÜN ÖZÜ:
  Kul, bir irâde sahibidir. Bu irâde veya kudret, ona Cenâb-ı Hak tarafından bahşedilmiştir. Allah Teâlâ'nın her oluşta irâdesi bulunmakla birlikte, rızâsı sadece hayırdadır. Bir hocanın gayesi, talebesinin bilgi ile mücehhez olup sınıf geçmesidir. Talebe çalışmaz ise hocanın yapacağı bir şey yoktur. Yine bir doktorun vazîfesi de, hastasını şifâya kavuşturmaktır. Hasta, verilen reçeteyi tatbîk etmez ise, artık gelişen menfî neticeden sadece hastanın kendisi mes'ûldür. Doktora herhangi bir cürüm isnâd edilemez.
  Diğer taraftan irâdeyi, huzurunda bulunduğumuz zâta teslîm etmek, teslim edilen şeyden daha fazlasının ihsan edilmesine vesîle olur. Yâni bir kul, ihlâs ölçüleri içerisinde kendi bakışını, Cenâb-ı Hakk'ın sonsuz nazarına, ellerini onun sonsuz yed-i kudretine, dilini onun sonsuz kelâm sıfatına, kulaklarını onun nâmütenâhî işitmesine teslim ederse, bakış, duyuş ve idrâk edişi bambaşka olur. Yâni verdiklerinden asla mahrum kalmaz. Bilâkis her teslim ettiği şey, sonsuzluğun içinden kendisine nice ebedî nasiplerle döner. Bunun içindir ki, dâima huzûr-i ilâhîde bulunduğunun idrâki ile yüce irâdeye teslim olabilen sâlih kulları hakkında Cenâb-ı Hak, hadîs-i kudsîde mecazen:
  "Onların gören gözü, işiten kulağı, tutan eli olurum..." (Buhâri, Rikâk, 38) buyurmaktadır.
Moderatöre Bildir   Logged

Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
Etiket:
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

eXTReMe Tracker


KralForumcu
Sitemize üye olarak hizmetlerimizden en iyi şekilde yararlanabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.