05 Aralık 2008, 02:24:29 Cum *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:
7- Forumda, büyük harfle yazı yazmak kesinlikle yasaktır!
 
Ayrıntılı Konu Bilgileri
Konu BaşlığıKonu: İbrahim Bin Edhem ve Ceylan
Cevap SayısıCevap Sayısı: 0 cevap var
Okunma SayısıOkunma Sayısı 340 defa
Konuyu Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen *Konu: İbrahim Bin Edhem ve Ceylan  (Okunma Sayısı 340 defa)
Konuya Cevap Yazanlar : gelsen_sen(1)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
ÜYE BILGILERI gelsen_sen
Seviye Üç
***

Özel
CINSIYET Cinsiyet: Bayan
NERDEN Nerden: bursa
KAYIT TARIHI Kayit tarihi 10 Mart 2006, 11:54:51 Cum
MESAJ SAYISI Mesaj Sayısı: 236
kalp içinde sevgi taşımak için vardır

IRTIBAT GÜCÜ REP 0
ILETISIM nayapsak@hotmail.com
Üyelik Bilgileri E-Posta
Aktiflik Deneyim Sev.
aktiflik
seviye
deneyim
Offline Offline
« : 18 Haziran 2006, 02:29:17 Paz »

İbrahim bin Edhem, önceleri Belh'te saltanat ve debdebeye düşkün bir hükümdardı. Onu bu düşkünlükten kurtarıp ahiretini de ihya edebilmesi için, devrin arif ve sûfîlerinden zaman zaman kendisine ibretli îkâzlar yapılıyordu. Nitekim meşhur rivayete göre bir gece sarayının damında birtakım acaip gürültüler duymuş, uyuyamayıp merakla seslenmişti:
  "- Orada ne yapıyorsunuz?"
  Garip bir cevap verildi:
  "- Devemizi kaybettik, onu arıyoruz!"
  İbrahim bin Edhem kızdı:
  "- Damda deve aranır mı hiç?"
  Bu seferki cevap ise pek manidar ve ibretli idi:
  "- Ey İbrahim! Damda deve aranmayacağını biliyorsun da, şu yaşadığın dünyevî şatafat ve debdebe içinde ebedî saadetin aranamayacağını niçin düşünmüyorsun?"
  Diğer ibretli îkâzlara nazaran bu sözler, İbrahim bin Edhem'e bir hayli tesir etti. Ancak bir müddet sonra bunu da unuttuğundan hâlinde herhangi bir değişiklik görülmedi.
  Günler böylece gelip geçerken İbrahim bin Edhem, birgün maiyyetiyle birlikte ceylan avına çıktı. Bir ara maiyyetinden ayrıldı. Pür-dikkat iyi bir av arıyordu ki, kulağına "Uyan!" diye bir ses geldi. Pek aldırmadı. Aynı ses bir daha tekrarlandı, sonra bir daha... Sonra her taraftan benzer sesler duymaya başladı. Sesler:
  "- Ölüm seni uyandırmadan sen kendin uyan!" diyordu.
  İbrahim bin Edhem hem şaşırdı hem de korktu. Ancak o sırada karşısına güzel bir ceylan çıktı. Bunun üzerine İbrahim bin Edhem o nazlı hayvanı avlama heyecanına düştü. Biraz evvel duyduğu sözleri unutup sadağından bir ok çıkardı ve yayına sürdü. Nişan aldı. Tam oku fırlatacaktı ki, nazlı ceylan gözlerini İbrahim bin Edhem'e dikip dile geldi:
  "- Ey İbrahim! Rahman olan Allah, beni avlayasın diye mi seni yarattı?"
  İbrahim bin Edhem baştan ayağa titredi. Gözleri bulut bulut oldu, atından atlayıp secdeye kapandı; tevbe etti. Cenâb-ı Hakk'a yalvardı:
  "Ey lutf u keremi sonsuz olan Allah'ım! Benim hâlime de nazar kıl! Nice zamandır debdebe içinde ömür nefeslerimi zâyî etmişim... Ey Allah'ım! Lutfunla gönlümü yıka; kalbimde muhabbetinden başka bir şey bırakma!"
  Artık İbrahim bin Edhem, gözlerini bambaşka bir âleme açmış, ilâhî bir iklîmin temaşasına dalmıştı. İşte bu temaşa, ondaki diğer güzellik telâkkilerini tamamen silivermişti. Böylece her sabah ihtimamla giydiği saltanat elbiseleri ve göğsünü kabartan Belh sultanlığı, artık gönlünde bütün ihtişam ve süsünü, hâsılı bütün ehemmiyetini kaybetti ve gözüne iğreti görünmeye başladı.
  Bu halet içinde gözleri tevbe yaşlarıyla nemli, yüreği nedamet ateşleriyle yanık olan İbrâhim bin Edhem, sahralara doğru yola koyuldu. Hayli yürümüştü ki, bir çobana rastladı. Derhal yanına vardı ve kendi libâsına mukabil onun abasını alıp üstüne geçirdi. O anda gönlünde büyük bir rahatlık hissetti. Çoban ise bu hâl karşısında şaşkına dönmüştü. İçinden: «Pâhişâhımız herhalde aklını yitirmiş olmalı..." diyordu. Oysa İbrahim bin Edhem aklını yitirmemiş. bilâkis aklı başına gelmişti. O, ceylan avına çıkmış, ancak Allah Teâlâ onu bir ceylan ile uyandırmıştı...
  KISSADAN HiSSE:
  Dünyâ ile âhiretten birini tercih etme söz konusu olduğunda âhireti seçenler, ebediyyet sultânı olarak sonsuz mükâfatlara nail olurlar. Ancak dünyâyı seçenler bu âlemde zahiren sultan da olsalar, hakîkatte ebedî âlemin, ellerine hiçbir şey geçmeyecek olan dilencileri hükmündedirler. İşte bu sırrı anlayan İbrahim bin Edhem, kendi ıslâhının ancak hükümdarlığı bırakmaktan geçtiğini görünce, bu fedâkârlığı ve feragati yapmış ve bir ebediyyet sultânı olmuştur. Onun karşısına çıkan kendisini îkâz edici sebepler ise, bir bakıma gönlünde bulunan ihlâs ve samimiyet cevherinin bir bereketidir. Daha doğrusu onun gönül hâli, ilâhî iklîme adım attıracak sebeplerin karşısına çıkmasına ve Hakk'ın yüce tecellîlerine nâiliyyetine, sultanlığı terk gibi büyük bir feragatin kendisine kolaylaştırılmasına ve nihayet bir lâhzada nice ihsanlara ermesine vesile olmuştur. Bu hâli şâir ne güzel hülâsa eder:
  Hak tecellî eyleyince her işi asan eder;
  Halk eder esbabını, bir lâhzada ihsan eder.
Moderatöre Bildir   Logged

Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
Etiket:
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

eXTReMe Tracker


KralForumcu
Sitemize üye olarak hizmetlerimizden en iyi şekilde yararlanabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.