|
 |
« : 18 Haziran 2006, 02:51:38 Paz » |
|
Dâvud-i Tâî'nin sohbetine devam eden sâlih bir zât Maruf-i Kerhî'ye: "- Sakın amel işlemeyi terk etme! Zîrâ amel, seni Cenâb-ı Hakk'ın rızâsına yaklaştırır." dedi. Maruf sordu: "-Amel ile neyi kastediyorsun?" O zât buyurdu ki: "- Her halükârda Rabbine itaat hâlinde olmayı; müslümanlara hizmet ve nasihatte bulunmayı..." SÖZÜN ÖZÜ: İtaat ve teslîmiyet ile yapılan az bir ibâdet, itaatsiz ve teslîmiyetsiz yapılan dağlar kadar ibâdetten Hak katında daha hayırlıdır. Zîrâ kulluk, itaat ve teslimiyetle başlar. Nitekim şeytan yüce dergâhtan ibâdet eksikliği dolayısıyla değil, itaat ve teslîmiyet noksanlığından ötürü kovulmadı mı? Hizmet ise, bütün peygamberlerin ve evliyâullâhın sarıldıkları öyle bir fazîlettir ki, o büyük şahsiyetler, hastalık hâllerinde, hattâ ölüm döşeklerinde dahî hizmeti elden bırakmamışlardır. Bu durum, hizmete nasıl sarılmak gerektiğini ifâde hususunda ehl-i irfan için kâfî bir misâldir. Kısaca hizmet, merhametli ve cömert gönüllerin şiarıdır. Olgun mümin, hizmet ehlidir ve fânî varlığından sıyrılmış bir hâlde kendisini hizmet kervanının en gerisinde kabul eden bir gönül neferidir. O, dertlilerin ve hastaların yanında, matemlilerin civarında, ümitsizlerin baş ucunda, muzdarip ve yalnız kalmışların dostluğundadır. Nasîhatte bulunmaya gelince, bu ancak ehline ait bir keyfiyettir. Zîrâ yapılan tavsiye, yaşandığı nisbette tesîr eder. Bu sebepten herkesin nasîhatte bulunması doğru değildir. Buna liyakatli olanların, yâni bu hususta nebevî üslûp ve ahlâka bürünmüş kimselerin nasîhat etmeye salâhiyetleri vardır. Bununla birlikte bu salâhiyete nail olduğu hâlde bundan kaçınmanın mes'ûliyet ve hesabı büyük olur. Çünkü hadîs-i şerîfte: "Dîn nasîhattir."(Buhârî, İmân, 42) buyurulmuştur. Bunun içindir ki, nasîhati terk etmek, Asr Sûresi'nde bir hüsran sebebi olarak beyân edilmektedir. Tabî ki, nasîhat dinlememek de bu mânânın içerisindedir. Yâni bir hüsran sebebidir. Hâsılı Hak yolunun sâlikleri itaat, hizmet ve nasîhati kendilerine vazgeçilmez bir düstûr edinmeli ve bu ebedî saadet vasıtalarıyla Hakk'ın rızâsını tahsîle gayret göstermelidir.
|