|
 |
« : 31 Mayıs 2006, 07:52:39 Çrş » |
|
Ne güzeldir birine ' İyi ki Varsın' Diyebilmek.. Bu ' biri' hayatınızdaki o boşlukta iyilerin derinliğini bırakmıştır.Bıraktığı derinlik de, devamında iyi damlalarını ardından getirmek de gecikmeyecek ve 'İyikiler' denizini oluşturacaktır. Bu deniz berraktır.Ayaklara batacak çakıldan ıraktır. Ne kadar derine giderseniz gidin denizin dibi aynı mavilikte olacaktır. Bu deniz suskundur.Sizi fırtınalarında savurmaz. Başka denizlerdeki fırtınaların önceden habercisidir. Onu izlerken dalıp gidersiniz hayallere, ama şu anki gerçeklerle.. Bu deniz Filizdir.Yeşilinin taze kokusu,yeni doğuşların müjdesidir. Emekle beslenir,meyveleri çeşit çeşit renk renkdir. Bu deniz paylaşımdır. Lokman ağzındayken, kursağı boş olanları düşünmektir. 'Ne fark eder ki' deyip geçmemektir.Binlerce deniz yıldızı sahile vurduğunda,'hangi birini okyanusa geri göndereceğiz' dememektir. Bir tanesi için bile çok şey fark ettiğini bilmektir..
Bu deniz ' Sevgi' dir.. Her harfinin hakkını vererek söylemek,değerini bilerek yaşamaktır. Sözde değil Özde Sevmektir...
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #1 : 31 Mayıs 2006, 07:53:41 Çrş » |
|
*** HoVaRDaYıM Bu GeCe ***
Bir prenses masalında yıllarca uyutulmuş gibi tozlu raflarda saklanıp özenle çürütülmüş gibi öylece kalıp ölebilirim
Ya da
Ömrümce çocuk olup bir günde büyümüş gibi altın beşiklerden düşüp te / kalkıp yürümüş gibi alıp başımı gidebilirim.
bu tercih benim /günah çıkarmak istemiyorum.
yedi kat yerin dibinde taç giyiyormuş Şahmeran bana ne? zaten çıbanın başı artık her yerde sadece / ben göremiyorum.
yokluğumun kutsanıyor olmasını da hiç irdelemiyorum . madem ki arzın merkezinde dans edemiyorum o halde boşluk büyüyebilir içimde bu gece hovardalığım tuttu işte / engelleyemiyorum
gönül ferahlığıma benden selamlar olsun bütün suçlarımı affediyorum.
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #2 : 31 Mayıs 2006, 08:00:45 Çrş » |
|
Sen bu satırları okurken ben çok uzaklarda olacağım... Böyle başlardı bütün bildiğimiz mektuplar, Biliyormusun? Bu ikimizin hikayesi, Şu anda nerdesin, ne yapmaktasın; Bildiğim yerlerdemisin yoksa hiç görmediğim bir evin penceresinde mi, Sevdiklerin özlemi sardımı nicedir kalbini, Pişman mısın başlamadıkların için, iç cekiyorsundur şimdi Düşünüpte yazmadığın yazıpta yollamadığın mektupları saklıyormusun hala, Kafanda hep aynı cümle biliyorum ne olacak halim, Ah, biriktirdiğimiz bütün hevesler nasılda hızla tükendiler. En çok kimi özledin, en çok neyi bekledin? Şimdi düşlediklerimin neresindesin... Dedim ya. Bu ikimizin hikayesi... Islandımız bütün yağmurları, dudak kanatan kalpli sızı aşklarımızı, Bizi buluşturan kaldırımları, İşte bütün bunları bütün bunları yazıyorum. Ben unutmadım diye Hatırlıyormusun sonunu değiştirmediğimiz filmleri Hayatın gerceğidir sandığımız kabullenilmiş yenikliği Bir ağızdan söylediğimiz en kahraman cenkliği, Büyürken vazgectiklerimizi yada vazgeçittirdikleri seyleri, Ne Olacak Halim... Çabuk mu büyüdük dersin Biliyorum.. NE Olacak Halim... Sen bu satırları okurken, ben nerde olacağım kim bilir. Neleri bırakmış olacağım birde, Ne aşkları Ne başlangıçları Ne ayrılıkları tıpkı senin gibi. Biliyormusun... Tek sorum var kendimle şimdi
Ahhh Ne Olacak Şimdi Halim
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #3 : 31 Mayıs 2006, 08:03:03 Çrş » |
|
Hatırlamıyorum, En son ne vâkit tutunmuştum Baharın eteklerine... Ansızın mı geçmiştim İlkyazdan güze... Yoksa usul usul muydu uyanışım Ayaz bir kimsesizliğin gözlerinde...
Bilmiyorum, Kim, hangi masalla inandırmıştı aşka Çocuk yüreğimi, Yıllardır silinmedi izi içimde... Ve Arık bir umuda rağmen Nasıl, neresinden sarılmıştım hayata Ki, hâlâ elleri ellerimde
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #4 : 31 Mayıs 2006, 08:03:35 Çrş » |
|
Öyküler düştü payıma, sen değil… Gözlerimin neden ağladığını unuttum. Muhabbetimin harcına şeytan ipliğini katmış, fark etmemişim. Kimi ne için sevdiğimi şaşırdım. Sendin ya “sevgili” dediğim, sevgili diye diye seni unuttum… Gel, desem gelmeyeceksin. Susuyor dilim… Yalancıyım, zoraki sevdim seni. Sevince bildim sevmek gerektiğini. En büyük günahım bu… Ne var ki müptelayım! Artık ne sende çare ne sensizlikte.
Yüreğime marazlar doluştu. Bütün bütün düşmedin de içime, düştüğün yerleri parçaladın. Yok etseydin daha hafif gelirdi… Yetti sızılarım, aylaklıklarım! Yüzüne bakacak kadar utanmazım. Seni sevecek kadar mecnun. Nereye kaçıyorum sanki? Koştuğum kucak senin, geçtiğim toprak senin. Kısır döngülerden bunaldım. Yeter! Bunca bilmeye bunca unutuşla ben ancak deliyim deli!
Şah damarımda senin sesin: tık… tık… tık… Bakıyorum her şeyde seni görüyorum. Bir ses çınlıyor kulaklarımda: “Levlake levlak ve ma halektü eflak!” Yarım bırakıyorum her şeyi artık. Kalemi kırdım, gönlümü
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #5 : 31 Mayıs 2006, 08:04:25 Çrş » |
|
Bu Linki Gormek icin uye Olamaniz Gerekir Register or Login Ağlama! Sen ağlama.
Unut! Sevdanı tutan yüreği unut Bedenine can veren nefesi unut.
Korkma! Acı dediğin nedir ki Ölüm dediğin, ayrılık dediğinr30; Vardır elbet sonuna bir nokta koyan.
Çık git! Zor değil kapıları yüzüne kapamak.
Kapat gözlerini! Görmezsin o zaman onsuzluğu Alışırsın zamanla Kalmaz izleri.
Sabret! Hep güzellikler bitmez ya Hüzünlerin de sonu var elbet.
Gülümse! Dağlanır zamanla yaralar Toplanır kırılan kalbinin her bir parçası.
Sev! Uzak değil gelecek bahar günleri Bir yürek ısıtır buz tutan ellerini Bakar sımsıcak gözleri Ve görür en derinlerde gözlerini
alıntı
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #6 : 31 Mayıs 2006, 08:05:13 Çrş » |
|
Uykuya müsait bir zaman aralığı.. Gücüm tükenmiş gibi..Ellerimle tutabildiklerim bu kadarmış gibi.. Defalarca anlatmayı denemiş..Anlatamamış ya da anlaşılamamış gibi..
Ruhuma inen tokat gibi.. Göğsümü delen, beynimi dişleyen kurt gibi.. Birazı bayatlamış bir kısmı koparılmış...Poşetinin ağzı açık bırakılmış ekmek gibi...
Sanki tadı aşk gibi Kokusu değil..
Kucaklamak için açmıyorum kollarımı bu kez..Rahatça sıyrılıp kayabilesin diye açıyorum..
Korkmuş bir kedi yavrusu gibi... Mezar taşına "Ruhuna fatiha" yazılmamışı gibi.. Bir gün,avuçlarını çamurdan pastalar yapmak için açacak çocuk gibi... Bir gün, tüm sevdiklerini geride bırakmaya razı, hayallerinin peşi sıra yol alacak gibi açık diyarlara...
Bu tekme bir çakıl taşına atılınca oyun oluyor mazgalların içine düşürme çabalarında..Sırtını dönmüş,yalnızlını sırtına yüklenmiş birisine ise ne tekme at,ne de çakıl taşlaryla oynadığın gibi oyna...
Fırtınalı havada pusulasını denize fırlatan kaptan gibi... 7 kez tekila çakıp limonunu bulutların üstünde arayan pilot gibi.. Haritasını bir sokak çocuğuna armağan etmiş gezgin gibi...
Sanki adı aşk gibi Ama tek hece değil..
Hep bi süpermen bekliyordum ya..Beyaz atlı presler demode kalmıştı çocuk ruhumca..Ben dedim..Bak bu ben gibi dedim.. Sanki tadı aşk gibi dedim.. Sanki adı aşk gibi dedim.. Kanadı tek dedim.. Olsun bende de tek kanat var,sarılır uçarız dedim..
Ne uykuya müsait bir zaman aralığı bıraktın.. Ne de anlattıklarımı anladın..
Dedim atma o bayat ekmeği, Köfteye katar, üstüne de bulutlardan topladığımız limonları sıkardık..
Dedim..Sanki tadı aşk dedim..Kokusu değil.. Dedim..Sanki adı aşk dedim..Ama tek hece değil.. Köfte yemem ben ekmek arası dedin Sana yemen için Ekmek arası hayaller verdim...
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #7 : 31 Mayıs 2006, 08:06:27 Çrş » |
|
Koskoca bir bahçede Demetler içinde bir papatya. Aşık olmuş, yanmış, tutuşmuş Ak sakallı bahçıvana... Bir ümit bekliyormuş. Yüzlerce çiçeğin arasından Onunla, sadece onunla Saatlerce ilgilenmesini. Buz gibi suyunu Sadece ona döksün istiyormuş... Sadece ona değsin makası, Sadece ona gülsün dudakları. Kıskanıyormuş bahçıvanı Kırmızı güllerden, Sarı lalelerden, Mor menekşelerden. Papatya, sadece bahçıvan için açıyormuş, Bembeyaz yapraklarını...
Bir gün, Aşkı öyle büyümüş ki, Papatya yapraklarını taşıyamaz olmuş. Eğilivermiş boynu. Toprağa bakıyormuş artık. Bahçıvanın sadece sesini duyuyormuş Ayaklarını görüyormuş. Bunada sükür diyormus. Yetiyormuş ona, bahçıvanın varlığını hissetmek. Zaman akıp gidiyormuş. Papatya bahçıvanın yüzünü görmeyeli çok olmuş. Ne var sanki boynumu kaldırsa Bi kerecik daha görsem yüzünü diyormuş. Yanıp tutuşuyormuş...
Ve işte bir gün.. Bahçıvan papatyaya doğru yaklaşmış. İncecik bedenini ellerinin arasına almış. Elindeki sopayı, köklerinin yanına, toprağa sokmuş Bir iple papatyanın gövdesini bağlayıvermiş sopaya. Papatya o an daha çok sevmiş bahçıvanı. Hâlâ göremiyormuş onu, Ama bedeni kurtulmuş. Uzun bir müddet sonra, Bahçıvan uğramaz olmuş bahçeye. Gelen giden yokmuş...
Kahrından ölecekmiş papatya. Ama işte bir sabah, Hortumdan akan suyun sesiyle uyanmış. Derin bir oh çekmiş. Çılgıncasına sevdiği bahçıvan geri gelmiş. Birden, kendisine doğru gelen iki ayak görmüş. Bu onun delicesine sevdiği bahçıvan değilmiş. Başka birisiymiş. Adamın elinde bir de makas varmış. Papatyanın kafasını kaldırmış yukarıya doğru Ne güzel açmışsın sen öyle demiş. Bu gencecik, yakışıklı bir delikanlıymış. Gözleri gök mavisi, saçları güneş sarısıymış... Ama gövden seni taşımıyor demiş. Elindeki makası papatyanın boynuna doğru uzatmış Ve bir hamlede başını gövdesinden ayırmış.
Papatya yere düşerken hatırlamış sevdiğini, O ak saçlı, ak sakallı, yaşlımı yaşlı bahçıvanı hatırlamış. Bir de o gencecik, yakışıklı delikanlıyı düşünmüş, Ve o an anlamış, neden o yaşlı bahçıvanı sevdiğini. O, her şeye rağmen, papatyaya emek vermiş. Belki, ona hiç bir zaman güzel olduğunu söylememiş, Ama onu asluında hep sevmiş. Papatya anlamış artık. Sevgi; emek istermiş... Yere düştüğünde son bir kez düşünmüş sevdiğini, Teşekkür etmiş ona içinden.. Son yaprağı da kuruduğunda, Biliyormuş artık... Gerçek sevginin, söylemeden, Yaşamadan ve asla kavuşmadan Varolabileceğini...
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #8 : 31 Mayıs 2006, 08:08:07 Çrş » |
|
Kara Sevda Bir kere sevdaya tutulmaya gör; Ateşlere yandığının resmidir. Aşık dediğin, Mecnun misali kor; Ne bilsin alemde ne mevsimidir.
Dünya bir yana, o hayal bir yana; Bir meşaledir pervaneyim ona. Altında bir omur done dolana Ağladığım yer penceresi midir?
Bir köşeye mahzun çekilen için, Yemekten içmekten kesilen için, Sensiz uykuyu haram bilen için, Ayrılık olumun diğer ismidir
---------------------------------------------------
Korktuğum Şey Gün çekildi pencerelerden Aynalar baştan başa tenha Ses gelmez oldu pencerelerden Gökyüzü döndü siyaha
Sular kesildi çeşmelerden Nereden dolacak bu tas nerden Nergislerin açtığı yerden Ey kuş uçurtmayan ejderha
Korkuyorum bu gecelerden Benim şimdi beni seyreden Bel bağladığım tepelerden Gün doğmayabilir bir daha
------------------------------------------------
Yalnızlık Macerası Öyle yalnız kaldım ki hayatımda Kimi gün öldüm kimi gün ilah oldum Çok zaman annemin dizlerine hasret Koydum başımı kendi dizlerime Doya doya ağladım Paylaşırsa dost paylaşırmış İnsanın derdini sevincini Dost ümidiyle ortalığa düşmeye gör Hangi kapıyı çalsan kimseler yok Hangi omuza dokunsam yabancı çıkar Aşık mı olmadım taparcasına Bir Mecnun geçti o çöllerden bir de ben Diz mi çektirmedim alemde Kerem gibi Ferhat gibi gürz mü sallamadım dağlara Ne Leyla yar oldu bana ne Aslı ne Şirin O gün bugün sırtımı kendim sıvazlıyorum Sabahları sokağa çıkmadan evvel Cesaret şairim, cesaret Kendi saçlarımı okşuyorum geceleri Sevgilimin saçları niyetine.
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #9 : 31 Mayıs 2006, 08:09:10 Çrş » |
|
Şüheda gövdesi, bir baksana dağlar taşlar... O, rûkü olmasa, dünyada eğilmez başlar, Vurulmuş temiz alnından uzanmış yatıyor; Bir hilâl uğruna ya Rab, ne güneşler batıyor! Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker! Gökten ecdâd inerek öpse o pak alnı değer. Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid'i... Bedr'in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi... Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın? "Gömelim gel seni tarihe!" desem, sığmazsın. Herc u merc ettiğin edvara ya yetmez o kitab... Seni ancak ebediyyetler eder istiab. "Bu, taşındır" diyerek Kabe'yi diksem başına; Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına; Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namiyle, Kanayan lahdine çeksem bütün ecramiyle; Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan; Yedi kandilli Süreyya'yı uzatsam oradan; Sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına, Uzanırken gece mehtabı getirsem yanına, Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem; Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem; Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana... Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana. Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini, Şarkın en sevgili sultanı Selahaddin'i, Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran... Sen ki İslam'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran, O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın; Sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın; Sen ki; a'sara gömülsen taşacaksın... Heyhat, Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat... Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber, Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #10 : 31 Mayıs 2006, 08:09:48 Çrş » |
|
Adına yaktığım türküler Ne söyler bu türküler Ay karanlık gecelerde yüzen gemiler Sevilip sevdikten sonra İnsan böyle yalnız mı kalır Bahtına hatırlamak mı düşer
Ne söyler bu türküler Bomboş ovalardan geçen trenler Bir kere Menemen'den Kolları kelepçeli bir adamla Bir cardarma oturdular yanıma Manisa'da indiler
Küçüktün annem söyledi "Atımın adı Dilber'dir" "İskender Bey dayımdır" Büyüdüm neden sonra anladım Has bahçede kör sarmaşık Karışık güller arasına
Ben şahin değilim Yükseklerde uçamam tek başıma Serçe kuşu değilim İnemem nar dalından Pınar başına
Pencerem denize karşıdır Oturur düşünürüm bazı günler Seni beni mahzun eden bu haller geçer Gün gelir herkes gibi ben de ölürüm Bu aşk yürekten yüreğe yeniler Bir gün ağızdan ağıza dolaşır Adına yaktığım türküler
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #11 : 31 Mayıs 2006, 08:11:11 Çrş » |
|
Doğum Günü
Doğum günü hep ilktir. Aşık ilk tutulandır.
Doğum günü sevgidir. Aşık delice sevendir.
Doğum günü yaşlılık içerir. Aşık ihtiyarlayıncada gençtir.
Doğum günü elemdir. Aşık hep kederlidir.
Doğum günü hüzündür. Aşık deli divanedir.
Doğum günü dönencedir. Aşık olan pervanedir.
Doğum günü birlikteliktir. Aşık ayrıykende birdir.
Doğum günü içtenliktir. Aşık içten içe bitendir.
Doğum günü gelip geçer. Aşk ebediyete değin sürer.
(27.08.2002-İstanbul) Ömer Kement
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #12 : 31 Mayıs 2006, 08:11:44 Çrş » |
|
Dost Acı Söyler..!
Hep böyle mi yaşanır Aşk sevgi dedikleri düzen..!
Bir çoşku görürüz gözlerde Güller açmış yüzlerinde Mutluluk saçar gülüşleri Meğer ne güzelmiş sevda..!
Seçkin bir dost topluluğunda Ansızın yankılanır o güzel haber Aşk simgesi geçer parmaklara Oğlan mutlu kız mutlu havalarda
Ya sonra..! Kuşkular endişeler filizlenir BİZ diye çıkılan yolda BEN adımları atılır hızla
Sitemler göndermeler Umarsız bakışlar acı sözler Araya çekilen setler KURT mu düştü aşka..!
Hani açan güller Güven denilen bahçede Renk renk çiçekler KURT mu düştü toprağa..!
Gel de inan şimdi..! Aşk sevgi savsata Güven taşları oturmadan Yol vermemeli sevdaya
Sonuç..! Siz alırsınız çiçekten bir sap Ben alırım O alır Başkaları alır Bir deprem enkaz yeri yürek Yooo.! bu kadar çirkin olmamalı AŞK SEVGİ SEVDA..! Ayla Eker
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #13 : 13 Kasım 2007, 19:04:32 Sal » |
|
Şimdi tükenmek nedir biliyorum Hicran yüklü baharları Zamansızlığı Gecenin karanlığında ellerimi başımın arasına alıp ağlamayı Ayrılığın ölüm olduğunu Yıllanmış acılarımın nasıl oluk oluk kanadığını Bu benim acım Bu benim yaram Bu benim Benim olanların karşısında hep dik durdum ben Benim olanları yüreğimin dehlizlerine saldım Bugün bıraktım tüm düşlerimi haziran sarkıtlarına Ben bugün aldırışsızlığın terennümlerini dillendiriyorum sanık sandalyesinde Kalemim kırılmış Yaftama idam yazılmış
Bir gölge gibi sızdı aramıza insanlar Canım dediklerim canıma ateş düşürdü Unut diyorsun Soluk alma der gibi İçindeki yangını söndür diyorsun Ölüme çare bulmuş gibi
Bu şehrin sarnıçlarında gönlümün yağmurları yağar sessiz sessiz Bu şehrin sokakları hüzün soluklar cansız sensiz Umut yağdırmıyorum artık yüzümdeki çizgilere Sadece beklediğim Geleceğin çabuk gelmesi Bestesinde özlem biriktirdiğim hayatın sona ermesi
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|