|
 |
« : 25 Kasım 2006, 16:08:13 Cts » |
|
...saatleri geri alıyorum..birazdan yeniden sevişmeye başlayacak gözlerimiz..dudaklarımıza tastikli imzalar atacağız..rüzgar okşayacak tenini..söylemeyi unuttum, rüzgar gerçekte benim ellerim..
yaşlandı yaş(lar)ım saçlarına ak düşmüş bir gülüşü öptüm boynundan doğdum ve doğurdum al üstümden yorganını gece, üşüdüğüm zamanlarda susuyordum
açıldı kahkaha tene düştü kalbi çarpan dokunuş soyundu huzur, içine aldı özlemleri nasibim olsun, bu son vuru(lu)ş
..gökyüzüne düştüm..çıplaklığımı örttü mavi..mavilerin içine gir sevgilim, aşk'ı üşütmeden sevişelim..acıtma yüreğimi..farkında olmadan irkilelim ve sevinelim..
uykusu kaçan bir gecenin bedenine dokundu sevi usulca soydu üzerinde ağırlık yapan kaygıları okşadı ve titretti, yüreği aydınlatan mumun alevini parmaklarını doladı saçlarına karanlığa yapıştı ıslak kavuşmaların sesi aşk'ın dudakları kulağın altında
alev aldı özlemler yakalandı hüzün, tutuştu utancın çırası çıkarken doruklara sarıldı dil yarası
...devam et konuşmaya..kelimelerini yutup, cümleler doğurmak için yaklaştım nefesine..kabul ediyorum, bendeki bu delilik, hayatın içinden akan tescilli acılardan içti ve öyle sarıldı umudun bacaklarına..gülüşlerinde Akdeniz'in sıcaklığı var, yasla dudaklarını Ege'nin kıyılarına...
beni benden alıyor yüzündeki şehvet sende kalmaya geldim, perdeleri artık ört... -- '05 / izmir / kış ve yağmur
Pelin Onay
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #1 : 29 Kasım 2006, 20:18:54 Çrş » |
|
Seni UnutmaLıydım______________
Seni çoktan unutmalıydım! Tasımı başka çeşmelere tutmalı, Yüzümü / yüreğimi aydınlatan ırmaklarda yıkamalıydım. Yalnızlığımla sarmaş dolaş uyuduğum gecelerde Yokluğun / cam kırığı olup / acıtmamalıydı canımı. Sadakati silkeleyip dallarımdan Sabaha / başka koyunlarda uyanmalıydım. Seni unutmalıydım.
Derinliklerinde kaybolduğum Fırtınaları kanatlarımı kıran bir hayal aleminde Sana doğru uçma çabamdan kurtulmalı, Uğrunda / kolumu - kanadımı kırmamalıydım.... Uçmalıydım / inecek durakları olan başka semalarda, Saçlarımı okşayacak rüzgârlar, Konacak bir gül dalı, Yaramı saracak bir el, Barınacak bir yuva bulmalıydım. Seni unutmalıydım.
Kıyısı olmayan denizlerde Boşuna / sana doğru kulaç atmakla geçti bir ömür. Yelken açmalıydım başka denizlere, Sahilinde bekleyen bir yabancı olurdu belki, Sıcak bir balıkçı kulübesi Ya da vefalı bir dost. Başımı göğsüne dayayıp / ağlayacak Birini bulmalıydım, Seni unutmalıydım.
Akmayan bir çeşmeye Avuç açmamayı öğrenmeliydim / bunca zamandır. Dikmeye çalışmamalıydım toprağıma İklimime yabancı bir çiçeği, Boşuna su / boşuna sevgi vermemeliydim. Kendi dilimi bilmez Hemşehrimi tanımaz bir haldeyim şimdi Doğduğum bu şehirde. Bütün sokakları sensizliğe çıkıyor, Evleri / bir dev gibi çöküyor gözlerime / şehrin. Yorgun ayaklarımı alıp bu şehirden Başka yollara vurmalıydım. Seni unutmalıydım.
Yaprakları başka yüzleri gölgeleyen, Ve yabancı rüzgârlarla oynaşan, Çiçeklerine uzanamadığım Bir ağacın gövdesine dayanmak neye yarar? Dönmeyeni beklemenin anlamı ne? Teli kopuk bir kemanın Doğru ses vermeyeceğini bile bile, Kanatırcasına parmaklarımı Tellerinde gezinmek neyime benim? Oysa / söylemeliydim başka türküler Başka çalgılar eşliğinde, Yeni türküler yakmalıydım. Seni unutmalıydım.
Düşmemeliydim Kapısında kendim nöbet tuttuğum zindanlara. Özleminin derin uçurumlarında Kaybolmamalıydım. Çoktan sönmeliydi içimde Ellerimle yaktığım ateşlerim, Yağmurlar yağdırmalıydım gökyüzünden, Kaynayan volkanlarımı durdurmalıydım. Seni unutmalıydım.
İşte o zaman Taşıyamayacağım ağırlıklar olmayacaktı omuzlarımda. Koca şehir yutmayacaktı beni / her sokakta. Gözlerim yollarda kalmayacaktı Kulaklarım kapıda.... Ayaklarımın altından kayıp gitmeyecekti Denizde bir ada...
Hadi bırak hepsini Çek hepsine bir kalem! Keşke İhanetini yaşamadan, Yokluğuna / Böylesine arsız bir sabırla dayanmaya alışmadan Ve / sensiz / üç kere on yıl saymadan önce Sana tutulmamalıydım.
Ama heyhat! Yapamadım. Ne seni sevmemeyi Ne de seni unutmayı Başaramadım...
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #2 : 29 Kasım 2006, 20:30:22 Çrş » |
|
∂єℓƒιη den şiirler dönemi başlıyor sanırım dewamını bekliyıorum başlık ve 2. şiir mükemmel eline yüreğine sağlık kardeşim
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #3 : 29 Kasım 2006, 20:32:59 Çrş » |
|
beğenmene sevindim okuyan gözlerine sağlık PckopaT_K®aL 
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #4 : 02 Aralık 2006, 14:55:20 Cts » |
|
Bizden esirgediğin her şeyi; özgürlüğünü, cesaretini, kendini hep bir başka hayata ertelerken... Sessizliği çözen yeni bir kalp atışıyla uyandı gerçekler uykusundan. Bu umut’suzluk: Gerekçesiz geç kalmasıydı yaşamın anlamının. Seni özlemiyorum nicedir, şiirlerine sığmayan bir adama yazıyorum gecikmiş tüm yazıları…
Düşlerime dar ettiğin bu tek kişilik yatak daha kaç uykusuz geceye razı olacaktı; hangi gidişin gözlerimde ağlayabilir artık; kaç yarın akmadan seni bekleyebilir damarlarımda ve daha kaç sözcük boyun eğmeliydi yüreğimden damıttığım bu lâl acılara? Sana kendini koru diye verdiğim silahla vurmaya kalkıştın beni; üç kelimeyle, üç kurşun sıkar gibi… Bir başkasıyla değil, aslında kendinle ihanet ettin sen bana… Keşke.. keşke affedebilseydim seni!
Aşka zamanın yoktu, ne de cesaretin. Her seferinde bir tek bana dönebileceğini bilerek gittin. Ama bu son gidiş, son atlayışındı içindeki derin boşluğa; ellerini uzattınsa da, görmedim! Şimdi yok değil hiç’sin! Söz dizimlerine sığmadı affın, yüreğine de, temiz tutmayı beceremediğin geçmişimize de… Alınacak tek bir nefes bile kalmadı düşlenen çalıntı mutluluklardan. Sen bir puzzle’ın kayıp parçası olmayı seçtin. …bari içimdeki çocuğun oyun arkadaşı olarak kalmayı becerebilseydin.
Biz seninle konuşurduk… Bazen bir tek beden, tek bir ruh gibi; bazen herkes ve her şey adına bir tek cümleyle, saklamadan ve saklanmadan… Kendimizi anlattığımızı düşünürken, aslında kendimizi anladığımızı fark ederek konuşurduk. Hatırlasana, ne çok gülerdik. Sen, çok içerdin bütün o büyümeyen erkek çocukları gibi.. bir de martılar vardı ve benim seni bile sinir eden şu kahve meselem… Konuşmak… çıplak, fütursuz, kendiliğinden… seninle bir tek, ama hayatla baş başa kalınca en çok, bunu özlüyorum! Olsun…
Senden nefret etmeden ölmek ist(em)*iyorum; sakın dönme!
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #5 : 07 Aralık 2006, 17:39:54 Prş » |
|
Hayatı korkarak yaşamaktır ayrılık.ilk başta yanlızlık duygusuna kapılır ve en sonunda korkuyla yaşamaya başlarsın.ve korkuyla da devam edersin.önce onsuz olamayacağını hissetmeye başlarsın. bu da zaten ayrılık korkusunun ilk göstergesi olmuştur.sonra gördüğün tüm güzellikte,konuştuğun her insanda,dokunduğun tüm eşya da ve hatta gezdiğin her sokakta onu ararsın.
Karşındaki insanın onun gibi olmasını beklersin.ve ümitlerin suya düşünce yavaş yavaş insanlardan soğumaya başlarsın.acaba bir haber gelecek mi ümidiyle onu düşünmekten başka bir şey yapamazsın ya da eski anılara dalıp zamanın hızla aktığını farkedersin.ve en sonunda içini kemiren sorularla hayatı yaşamaya çalışırsın.o da beni terkedecek mi?acaba aramıza yollar girecek mi? ya da o da beni terkedecek mi?diye aklını kurcalayan tüm sorularla yalnızlık kabuğuna çekilirsin.
Hayat bize yeni fırtınalar verecek diye uçsuz mavilere açılmaktan,yeni sahillere vurmaktan korkmaya başlarsın.tatlı rüzgara razı ve bir iskeleye bağlı maviyi yaşamaya çalışırsın.farklı insanları tanımaktan,farklı duyguları tatmaktan korkarsın.ve o iskeleden uçsuz sandığın maviye baktığında zamanın senden neler Küfür Yasakürdüğünü farketmeye başlarsın.işte ayrılık korkusu da böyle bir şeydir.sana sadece hayatı ertelemeyi ve yalnızlığı öğretir...
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #6 : 18 Şubat 2007, 15:37:54 Paz » |
|
gittin... şimdi faili meçhul şarkılardasın hergece katlime sebep eşgalin belirsiz düşüncemde anı olacak kadar uzaktasın ben yine bıraktığın yar kenarında rüzgara yaslamışım başımı isyankar saçlarım yılkı atlarının peşinde artık sen bile tutamazsın gittim... yola devirmiştin gözlerimi çoktan üzerinden geçtiğini bilmeden gözyaşlarımın bohçamda birkaç şiir kırıntısıyla meçhule uğurladın beni her yağmurda kokusunu içine çektiğin o toprağa eğilip avuçlarına alsanda artık sen bile! sen bile birdaha basamazsın...
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|