|
 |
« : 01 Haziran 2006, 14:13:34 Prş » |
|
YORGUN
Ne zaman dağılsa sesim Şakağıma dayardın gözlerini
Oysa adınla başlamak istedim bu akşama İstedim ki bir ayrılıkta bitmesin buruk Günlerdir bir tek dize düşüremedim Bu kaçıncı sürgünüm bütün renklerimi Küfür Yasakürdün
Kanayan bir öyküdür içimizdeki bozgun Hergün yeni bir hüznü takıp koluna Bütün saatleri acıya kuruyor sanki Şarkıların hüzzam makamındayız Kanıyoruz göçebe yollarda yılkı atlar Bir acı kahve hatırını unuttuk Her köşe başında bir maskara
Tuzun ve şarabın tadı değişti Nasılsa eskidi yüzün -değişmedi gözlerin- Alevler yakmıyor artık inceltmiyor buzları Üstümüzde sağır ve dilsiz bir gökyüzü Her şey ayrıksı sanki bulutlar paslanacak İşte solan bozkır akşam ve zaman Sessizlik -sensizlik daha ne kadar -Aşksa aşk işte nabzım- Bütün sağnaklarını yağdır haydi yağdır İster bir cehennem aç ister bir mayıs getir Her vurguna hazırım nasılsa her şey pusuda gibi
Bu bungun akşama yazdırarak adını Dal gibi serin yine gözlerin
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #1 : 01 Haziran 2006, 14:14:08 Prş » |
|
BEKLENEN Ne hasta bekler sabahı, Ne taze ölüyü mezar, Ne de şeytan bir günahı, Seni beklediğim kadar.
Geçti, istemem gelmeni, Yokluğunda buldum seni; Bırak vehmimde gölgeni, Gelme, artık neye yarar?.. Necip Fazıl Kısakürek
|
|
|
|
« Son Düzenleme: 01 Haziran 2006, 14:14:43 Prş Gönderen: $$$ESKIYA$$$ »
|
Moderatöre Bildir
Logged
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #2 : 01 Haziran 2006, 14:15:20 Prş » |
|
BENDEDİR Ne azap ne sitem yalnızlıktan... Kime ne; aşılmaz duvar bendedir... Süslenmiş gemiler geçer açıktan Sanırım, gittiği diyar bendedir.
Yaram var... Havanlar dövemez merhem, Yüküm var... Bulamaz pazarlar dirhem, Ne çıkar, bir yola düşmemiş gölgem, Yollar ki, Allaha çıkar, bendedir. Necip Fazıl Kısakürek
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #3 : 01 Haziran 2006, 14:15:54 Prş » |
|
BİZİM ŞARKIMIZ
Kırılır da bir gün tüm dişliler Döner şanlı şanlı çarkımız bizim Gökten bir el yaşlı gözleri siler Şenlenir evimiz barkımız bizim
Yokuşlar kaybolur çıkarız düze Kavuşuruz sonu gelmez gündüze Sapan taşların yanında füze Başka alemlerle farkımız bizim
Kurtulur dil tarih ahlak ve iman Görürler nasılmış neymiş kahraman Yer ve gök su vermem dediği zaman Her tarlayı sular arkımız bizim
Gideriz nur yolu izde gideriz Taş bağırda sular dizde gideriz Bir gün akşam olur bizde gideriz Kalır dudaklarda ŞARKIMIZ bizim...
Necip Fazıl Kısakürek
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #4 : 01 Haziran 2006, 14:16:34 Prş » |
|
BU YAĞMUR... Bu yağmur... Bu yağmur... Bu kıldan ince, Öpüşten yumuşak yağan bu yağmur. Bu yağmur... Bu yağmur... Bir gün dinince Aynalar yüzümü tanımaz olur.
Bu yağmur kanımı boğan bir iplik, Kanımda acısız yatan bir bıçak, Bu yağmur, yerde taş ve bende kemik, Dayandıkça çisil çisil yağacak.
Bu yağmur... Bu yağmur... Cennetten üstün: Karanlık, kovulmaz düşüncelerden. Cinlerin beynimde yaptığı düğün Sulardan seslerden ve gecelerden. Necip Fazıl Kısakürek
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #5 : 01 Haziran 2006, 14:17:01 Prş » |
|
DAYAN KALBİM
Seni dağladılar, değil mi kalbim, Her yanın, içi su dolu kabarcık. Bulunmaz bu halden anlar bir ilim; Akıl yırtık çuval, sökük dağarcık.
Sensin gökten gelen oklara hedef; Oyası ateşle işlenen gergef. Çekme üç beş günlük dünyaya esef! Dayan kalbim üç beş nefes kadarcık!
Necip Fazıl Kısakürek
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #6 : 01 Haziran 2006, 14:17:29 Prş » |
|
HATIRINA DÜŞECEĞİM
Kopkoyu bir sis içinde bir akşam Hatırına düşeceğim belki Bir an ıslayacak yağmur yüzünü Birden o tatlı demleri hatırlayacaksın Sonra sıcak yatağında uzun uzun Ağlayacaksın Ağlayacak.! . Boğazında bir şeyler düğümlenecek Ah yanımda olsaydı diyeceksin Tüm yıldızlar gülecek haline Ay'da göz kırpacak İliklerine işleyecek bensizlik Kahrolacaksın...! . Bir sigara tüttüreceksin ihtimal Ufku seyredeceksin saatlerce Bir rüzgar kopçalayacak yüzünü Sonra hayalim gelecek karşına Bir şiirimi mırıldanacaksın Hıçkıracaksın..! . Gönlünden atamadığın gibi kafandan'da Silemeyeceksin beni, düşlerine gireceğim her gece İnce bir hüzün bürüyecek yüzünü Ve çırılçıplak gerçekleri o zaman Anlayacaksın..! . Sonra bir şeyler yazmak isteyeceksin Kafan gibi kaleminde işlemeyecek Unutmak isteyeceksin herşeyi Ama unutamayacaksın hiç bir şeyi Kıvranacaksın.!! . Necip Fazıl Kısakürek
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #7 : 01 Haziran 2006, 14:17:51 Prş » |
|
HIRS Sen kaçan bir yavru geyiksin dağda Ben peşine düşmüş bir canavarım İstersen dünyayı getir imdada, Yeryüzünde bir sen, bir de ben varım.
Seni korkutacak geçtiğin yollar, Arkandan gelecek hep ayak sesim. Sarıp vücudunu hayali kollar Enseni yakacak sıcak nefesim.
Kimsesiz odanda kış geceleri İçin ürperdiği anlar beni an. De ki odur sarsan pencereleri De ki, rüzgar değil, odur haykıran.
Göğsümden havaya kattığım zehir Solduracak bir gül gibi ömrünü Kaçıp dolaşsan da sen şehir şehir, Bana kalacaksın, gene son günü
Hırsım gibi sonsuz yaşarsan sende, Ben ölümle sırdaş olur beklerim. Hırsıma toprağı, rakip etsen de, Mezarında bir taş olur beklerim Necip Fazıl Kısakürek
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #8 : 01 Haziran 2006, 14:18:48 Prş » |
|
İŞİM ACELE Gökte zamansızlık hangi noktada? Elindeyse yıldız yıldız hecele! Hüküm yazılıyken kara tahtada İnsan yine çare arar ecele!
Gençlik... Gelip geçti... Bir günlük süstü; Nefsim doymamaktan dünyaya küstü. Eser darmadağın, emek yüzüstü; Toplayın eşyamı, işim acele! Necip Fazıl Kısakürek
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #9 : 01 Haziran 2006, 14:19:11 Prş » |
|
KALDIRIMLAR
Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında; Yürüyorum arkama bakmadan yürüyorum. Yolumun karanlığa saplanan noktasında, Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.
Kara gökler, kül rengi bulutlarla kapanık; Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar. İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık; Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.
İçimde damla damla bir korku birikiyor; Sanıyorum her sokak başını kesmiş devler. Üstüme camlarını, hep simsiyah dikiyor; Gözüne mil çekilmiş bir ama gibi evler.
Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi; Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır. Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi; Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.
Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta; Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum. Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta; Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum.
Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin; İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler. Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin; Yolumun zafer takı, gölgeden taş kemerler.
Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim; Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları! Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim; Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.
Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya; Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi. Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir uykuya, Ölse, kaldırımların kara kara sevdalı eşi.
Necip Fazıl Kısakürek
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #10 : 01 Haziran 2006, 14:20:10 Prş » |
|
YOLCULUK
Yolculuk, her zaman düşündüm onu; İçimde bu azgın davet ne demek? Oraya, nerdeyse güneşin sonu, Uçmak, kayıp gitmek, kaçıp dönmemek.
Altımdan kaydırdı bir el minderi; Herkes yatağında, ben ayaktayım. Bir gece, rüyada gördüğüm yeri, Gözlerim yumulu, aramaktayım.
Beni çağırmakta yabancı dostlar; Bu dostlar ne güzel, dilsiz ve adsız. Eski evde, şimdi bir başka ev var: Avlusu karanlık, suları tadsız.
Her akşam, aynı yer, aynı saatte, Güneşten eşyama düşen bir çubuk; Yangın varmış gibi yukarı katta, Arkamdan gel diyor, sessiz ve çabuk!
Başım, artık onu taşımak ne zor! Başım, günden güne kayıtsız bana. Dalında bir yaprak gibi dönüyor, Acı rüzgarların çektiği yana...
NECİP FAZIL KISAKÜREK
|
Üzgünüm, İmzaları Görme Yetkiniz yok Kayıt yada Giriş Yap
|
|
|
|