|
 |
« Yanıtla #3 : 18 Eylül 2007, 15:32:14 Sal » |
|
aişe-i Sıddıka (ra)
peygamberimizin Hanımlarından: hz. Aişe-i Sıddıka
hz. Aişe validemiz, Küçük Yaşta İken Okuma-yazma Öğrenmiş Olup, Çok Zekî Ve Kabiliyetli İdi. Her Bir hâdise Üzerine Hemen Bir Şiir Söylemesi, Onun Zekâsına Bir Delildir. Öğrendiği Ve Ezberlediği Bir şeyi Katiyen Unutmazdı. Çok Akıllı, Zekî, âlime, Edibe Ve Afife Ve Saliha İdi. üç Gece rüyada Gördüm
resulullah Efendimiz Hz. Hadice'nin Vefatından Sonra, İkinci Defa olarak, Hz. Ebu Bekir'in Kızı Hz. Aişe'yi Nikahladı, Fakat Düğünü Yapılmadı. Peygamberimizin hz. Aişe İle Evlenmelerinde En Önemli Husus, Nikah Akdinin Hz. Peygamberin Arzusuyla Değil, allahü Teâlânın Emri İle Olmasıdır. Buhârî Ve Müslim'in Rivayetlerinde Peygamberimiz Hz. aişe'ye Şöyle Buyurdu:
- Seni Üç Gece Rüyada Gördüm. Bir Melek İpek Kumaşa Sarmış “bu Senin Hanımındır” Dedi. Ben De Yüzünü Açtım Ve “eğer Allah Tarafından İse Cenab-ı Hak imza Eylesin” Dedim. [yani Eğer Rüya Rahmânî İse Allahü Teâlâ Müyesser Kılsın Demektir.]
resulullah Efendimiz Medine'ye Hicret Ettiği Zaman, Ev Halkını Mekke'de Bırakmıştı. medine'yi Şereflendirince, Ebu Rafiî İle Azatlı Kölesi Zeyd Bin Hârise'yi, İki Deve Ve İhtiyaçları olabilecek Şeyleri Satın Almak Üzere 500 Dirhem Harçlıkla Mekke'ye Gönderdi.
hz. ebu Bekir De Abdullah Bin Ureykıt'ı İki Deve İle Onların Yanına Katıp, Hanımı Ümm-i Ruman ve Kızı Hz. Aişe İle Kızkardeşi Esma'yı Develere Bindirerek Göndermesini, Oğlu Abdullah'a mektup Yazarak Emretti. Hz. Aişe, Annesi Ümm-i Ruman Ve Resulullahın Kerimeleri Kafile olarak Yola Çıktı. Kubeyd Mevkiinde Hz. Zeyd 500 Dirhemle Üç Deve Daha Satın Aldı. Kafileye talha Bin Ubeydullah Da Katıldı. Mina Mevkiinden Beyda Denilen Yere Ulaştıkları Zaman, Hz. aişe'nin Devesi Kaçtı. Hz. Aişe Buyuruyor Ki:
“devem Kaçtı. Ben Devenin Üstünde mahfe'nin İçindeydim. Annem De Yanımdaydı. Annem, “eyvah Kızcağızım, Eyvah Gelinciğim” diyerek Çırpınıyordu. Allahü Teâlâ Devemize Sükûnet Verdi Ve Bizi Kurtardı. Nihayet Medine'ye geldik. Ben Hz. Ebu Bekir'in Ev Halkı İle Birlikte İndim.”
birer Oda Yapıldı
o zaman Mescid-i Nebevî Ve Etrafındaki Odalar Yapılmıştı. Mescid-i Şerif Yapılırken, peygamberimizin Hanımları Hz. Aişe Ve Sevde İçin Birer Oda Yapıldı. Sonra, İhtiyaç Oldukça bir Oda Yapılarak, Adetleri Dokuz Oldu. Odalar, Arap âdeti Üzere, Hurma Dalından İdi. Üstleri kıldan Keçe İle Örtülü İdi.
odalar Mescidin Cenup, Şark Ve Şimâl Taraflarında İdi. kerpiçten Yapılmış Olanı Da Vardı. Çoğunun Kapısı Mescide Açılırdı. Tavanlarının yüksekliği, Orta Boylu İnsan Boyundan Bir Karış Fazla İdi. Hz. Fâtıma İle Hz. Aişe'nin Odaları arasında Kapı Vardı.
mekke'den Gelen Resulullahın Ev Halkı, Kendi Odalarının önünde İndi. Hz. Aişe Validemiz, Hz. Ebu Bekir'in Evinde Bir Müddet İkâmet Buyurdular. Hz. ebu Bekir Birgün Resulullaha Şöyle Arzetti:
- Ya Resulallah, Ehlinle Evlenmekten Seni alıkoyan Nedir?
hastalığı Bol Yerdi
bunun Üzerine Resulullah Efendimiz, gerekli Hazırlıkları Yaparak, Hz. Aişe İle, Nikahlarının Vuku Bulduğu Şevval Ayında evlendiler.
hz. Aişe Validemiz Buyuruyor Ki:
“medine'ye Hicret Edip Geldiğimiz zaman, Burası, Hastalığı Bol Olan Bir Yer İdi. Bütün Eshab-ı Kiram Hastalığa Tutuldular. Bu hastalıktan, Ancak Resulullah Efendimiz, Allahü Teâlânın Korumasıyla Kurtuldu."
hz. aişe De Hastalandı. Peygamberimiz Hz. Aişe'ye, “sende Gördüğüm Nedir” Diye Sorunca, Hz. aişe Şu Cevabı Verdi:
- Anam-babam Sana Feda Olsun Ya Resulallah, Hummadır. Allah onu Kahretsin.
bunun Üzerine Peygamber Efendimiz Buyurdu Ki:
- Hayır, Ona kötü Söyleme! O, Vazifelidir. İstersen Sana Bir Duâ Öğreteyim. Onu Okuduğun Zaman, Allahü teâlâ Onu Senden Giderir.
hz. Aişe De, “öğret Ya Resulallah” Dedi.
peygamber efendimiz Duâyı Öğretince, Humma Geçti.
hz. Aişe Validemiz, Medine'de, Resulullahın gazalarına Katılmış Diğer Sahabî Hatunları Gibi, Yaralıların Tedavisi Ve Bakımıyla Meşgul olmuş, Büyük Hizmetler Görmüştür. Cephelerde Eline Kılıç Alıp, Çarpışmayı İstemiş İse De, resulullah Efendimiz Buna Müsaade Buyurmamıştır. Mesela Uhud Günü, Peygamber Efendimiz yaralanmış, Mübarek Yüzü Müşriklerin Attığı Taşla Yaralanıp, Kan İçinde Kalmıştı.
hz. fâtıma Validemiz, Resulullahın Mübarek Yüzünü Yıkamış, Kan Durmayınca, Yünden Hasır yakmış Ve Külünü âlemlere Rahmet Olarak Gelen Peygamberimizin Mübarek Yüzüne Basarak, kanı Durdurmuştu.
arkalarında Su Taşıyorlardı
hz. Aişe Validemiz De Sırtında yiyecek Ve İçecek Su TaşıKüfür Yasak Uhud'a Gelmişti. Hz. Aişe Ve Ümm-i Süleym Kırba İle Su taşıyorlar, Hamne İse Susuzlara Su Veriyordu. Enes Bin Malik Diyor Ki:
"uhud gazasında Müslümanlar Bozulup, Resulullahın Yanından Dağıldıkları Zaman, Hz. Aişe İle ümm-i Süleym'i Gördüm. Arkalarında Kırbalarla Koşa Koşa Su Taşıyorlar, Yaralıların Ağızlarına boşaltıyorlardı. Kırbaları Boşaldıkça Koşarak Gidiyorlar, Doldurunca Koşarak Gelip, Yine yaralılara Su Veriyorlardı.”
bayanların Uhud Savaşına Katılmasına Müsaade edilmesinin Sebebi, Yaralıları Tedavi İçin İdi.
hz. Aişe, Müreysi Gazasına Katılmış Ve Bu gazada Bazı Münafıkların Çıkardığı Bir İftiraya Maruz Kalmış, Bunun Üzerine Allahü Teâlâ Nur suresinde 17 Ayet-i Kerime Göndererek, Onun Temizliğini Bildirdi. Hz. Aişe Buyurdu Ki:
"resulullahın İlk Hastalığı, Hz. Meymune'nin Evinde Oldu. O Gün Resulullahın Hz. meymune'ye Uğradığı Gündü. Burada Resulullahın Hastalığı Arttı. Diğer Ezvac-ı Tahirat gelerek Resulullahın Hizmetine Koyuldular. Peygamberimiz De Buyurdular Ki:
- Ey Benim zevcelerim, Mâzur Görün, Takatım Yoktur Ki, Evlerinizi Dolaşayım. İzin Verirseniz Aişe'nin Evine gideyim, Bana Orada Hizmet Edersiniz.
hz. Aişe'nin Odasına Gitti
resulullah efendimiz Hz. Abbas Ve Hz. Ali'nin Omuzlarına Dayanıp, Benim Odama Geldiler. Döşeğe yattılar. Bu Odada Mübarek Başı, Göğsümde Olduğu Hâlde Vefat Ettiler."
resulullahın vefatından Sonra Da, Eshab-ı Kiramın, Hz. Aişe Validemize Hürmetleri, İkramları Ve İzzetleri çok Fazla İdi. Hatta Bu Hususta Hz. Ömer, Bunda O Derece İleri Gitti Ki, Hz. Aişe, "resulullahın vefatından Sonra Hz. Ömer Bana Çok İyilik Etti. Ya Rabbi, Bundan Böyle, Beni, Onun İhsan Ve iyilikleri İçin Ayakta Tutma" Buyurdu.
hz. Aişe Validemiz, Hz. Osman Zamanında Da Din-i islâmı Öğretmekle Meşgul Oldu. Hz. Aişe Müctehid İdi. Bütün İslâm İlimlerinde Çok Büyük derecesi Vardı. Bilhassa Kadınlara Mahsus Hâllere Dair Fıkhî Hükümler Kendisinden Sorulurdu. çünkü Hz. Aişe, Hem Müminlerin Annesi, Hem De Dinlerini Öğrenecekleri Bir Müftî Müctehid İdi. ayet-i Kerime İle Medh Ve Sena Olundu. ^alim, Edip, Çok Akıllı Ve Üstad İdi. Çok Fasih Ve Beliğ konuşurdu.
aişe-i Sıddıka Hazretlerinin Faziletleri, Üstünlükleri, Sayılamayacak Kadar çoktur. Eshab-ı Kirama Fetva Verirdi. Âlimlerin Çoğuna Göre, Fıkıh Bilgilerinin Dörtde Birini Hz. aişe Haber Vermiştir. Hadis-i Şerifte Buyuruldu Ki:
- Dininizin Üçte Birini Humeyra'dan öğreniniz!
resulullah Efendimiz, Hz. Aişe'yi Çok Sevdiği İçin, Ona "humeyra" Derdi.
aişe Hakkında, Beni İncitmeyiniz!
eshab-ı Kiramdan Ve Tâbiînden Çok Kimse, hz. Aişe'den İşittikleri Hadis-i Şerifleri Haber Vermişlerdir. Ürvet Übnü Zübeyr Hazretleri buyuruyor Ki:
"kur'an-ı Kerimin Manalarını Ve Helal Ve Haramları Ve Arap Şiirlerini Ve nesep İlmini Hz. Aişe'den Daha Çok Bilen Kimse Görmedim."
eshab-ı Kiram, hediyelerini, Resulullaha, Aişe'nin Evinde Getirip, Böylece Sevgisini Kazanmak İçin Yarışırlardı. zevceler, İki Grup İdi. Aişe Tarafında Hafsa, Safiyye, Sevde Vardı. İkincisi, Ümm-i Seleme Ve ötekiler İdi. Bunlar, Ümm-i Seleme'yi Resulullaha Gönderip, "eshabına Emir Buyursanız Da, hediye Getirmek İsteyen, Hangi Zevce Yanında İseniz, Oraya Getirse" Dediklerinde, Resulullah efendimiz Buyurdu Ki:
- Beni, Aişe Hakkında İncitmeyiniz! Cebrail Bana Yalnız Aişe'nin yanında İken Geldi.
ümm-i Seleme De Dediğine Pişman Olup, Tevbe Ve Af diledi.
resulullah Efendimiz Bir Defasında, Kızı Hz. Fâtıma'ya Buyurdu Ki:
- Ey kızım, Benim Sevdiğimi, Sen Sevmez Misin?
hz. Fâtıma'nın, “elbet Severim” Demesi üzerine, Yine Buyurdular Ki:
- O Hâlde, Aişe'yi Sev!
en Çok Kimi severdi?
resulullah Efendimiz, Hz. Aişe'yi Çok Severdi. Resulullaha, “en Çok Kimi seviyorsun” Denildiğinde Buyurdular Ki:
- Aişe'yi.
"erkeklerden Kimi" dediklerinde, Buyurdu Ki:
- Aişe'nin Babasını.
yani, En Çok Hz. Ebu Bekir'i sevdiğini Bildirdi.
hz. Aişe'ye Sordular Ki:
- Resulullah Efendimiz En Çok Kimi severdi?
- Fâtıma'yı Severdi.
- Erkeklerden En Çok Kimi Severdi?
- fâtıma'nın Zevcini.
bundan Anlaşılıyor Ki, Zevceleri Arasında, Hz. Aişe'yi, Çocukları arasında Hz. Fâtıma'yı, Ehl-i Beyti Arasında. Hz. Ali'yi, Eshabı Arasında İse, Hz. Ebu Bekir'i en Çok Severdi.
hz. Aişe Buyuruyor Ki: “birgün Resulullah Efendimiz, Mübarek nalınlarının Kayışlarını Çakıyordu. Ben De İplik Eğiriyordum. Mübarek Yüzüne Baktım. Parlak alnından Ter Damlıyordu. Ter Damlası, Her Tarafa Nur Saçıyor, Gözlerimi Kamaştırıyordu. şaşakaldım. Bana Doğru Bakarak Buyurdular Ki:
- Sana Ne Oldu Ki, Böyle Dalgın duruyorsun?
ben De, "ya Resulallah! Mübarek Yüzünüzdeki Nurların Parlaklığına Ve mübarek Alnınızdaki Ter Tanelerinin Saçtıkları Işıklara Bakarak Kendimden Geçtim” dedim.
bunun Üzerine, Resulullah Efendimiz Kalkıp Yanıma Geldi. Alnımdan Öptü Ve buyurdular Ki:
- Ya Aişe! Allahü Teâlâ Sana İyilikler Versin! Beni Sevindirdiğin Gibi, Seni sevindiremedim.
kıyamet Gününde İnsanlar
yani, Senin Beni Sevindirmen, benim Seni Sevindirmemden Çoktur, Buyurdu. Hz. Aişe'nin Mübarek Alnından Öpmesi, resulullahı Severek, Onun Cemalini Anlayarak Gördüğü İçin, Aferin Ve Takdir olmaktadır.
birgün Peygamber Efendimiz, Kıyamet Gününden Bahisle Hz. Aişe'ye buyurdu Ki:
- Kıyamet Gününde İnsanlar Elbisesiz Olarak Haşredilecektir.
- erkekler De bayanlar Da Böyle Mi Olacak?
- Evet.
- O Zaman Birbirlerine bakmayacaklar Mı?
- Ey Aişe, O Gün İnsanlar Meşguliyetlerinden Birbirlerine Bakmaya zaman Bulamayacaklardır. Gözleri Göğe Dikilmiş Olarak Kırk Sene Öylece Kalacaklardır. yemeyecek, İçmeyeceklerdir. Şiddetli Terliyecekler. Kiminin Terinden Biriken Su, Ayaklarını örtecektir. Kiminin De Dizlerine, Kiminin De Karnına Kadar Yükselecektir. Kiminin De Tepesine kadar Çıkacaktır.
musa Bin Talha Diyor Ki:
- Hz. Aişe'den Daha Fasih, Düzgün konuşanı Görmedim. Resulullahı Metheden Şu Manada Bir Şiir Söylemiştir:
“mısırdakiler, Onun Yanaklarının Güzelliğini İşitmiş Olsalardı, Yusuf Aleyhisselamın pazarlığında Hiç Para Vermezlerdi. Yani, Bütün Mallarını, Onun Yanaklarını Görebilmek İçin saklarlardı. Zeliha'yı Kötüleyen bayanlar, Onun Parlak Alnını Görselerdi, Ellerinin Yerine kalblerini Keserlerdi De Acısını Duymazlardı.”
allahü Teâlânın Nimetleri
hz. aişe, Kendisinin, Peygamberimizin Diğer Hanımlarının Hepsinden Daha Üstün Olduğunu söyleyerek, Allahü Teâlânın Nimetlerini Sayar, Övünürdü. Bunlardan Da Bazıları Şunlardır:
1- Resulullah Efendimiz, Beni İstemeden Önce, Cebrail Aleyhisselamın Benim Suretimi getirip, Kendisine Gösterdiğini Ve, “bu Senin Zevcendir” Dediğini Söylerdi.
2- Resulullahın zevceleri İçinde, Koca Görmeden Resulullah İle Evlenen, Benden Başka Olmamıştır.
3- resulullahın Zevceleri İçinde, Yalnız Benim Yanımda İken Vahiy Geldi. Resulullah Efendimiz, bazı Zevcelerine, “aişe'yi Üzerek, Beni İncitmeyiniz! Biliniz Ki, Onun Yanında Bana Vahiy gelmektedir” Buyurmuştu.
4- Resulullahın Zevceleri Arasında, Benden Başka Hiçbirinin hem Babası, Hem De Annesi Hicret Etmiş Değildir.
5- Allahü Teâlâ Benim Hakkımda Berât ayetini Nâzil Eyledi.
6- Resulullah Vefat Ederken, Mübarek Başları Benim Göğsümde idi.
7- Resulullah Benim Odamda Vefat Etti.
8- Benim Odam Resulullahın Türbesi olmuştur.
resulullahı Teselli Ederdi
hz. Aişe Validemiz, Resulullahın Rızasına kavuşmak İçin, Gecesini Gündüzüne Katardı. Onu Birazcık Üzgün Görse, Teselli Etmek İçin elinden Gelen Her Şeyi Yapardı. Hatta Resulullahın Akrabalarını Da Gözetir, Onlara Karşı Da her Türlü İyiliği Yapardı. Hz. Aişe Buyuruyor Ki:
"günde İkinci Defa Yemek Yiyordum. resulullah Efendimiz Görünce Buyurdu Ki:
- Ya Aişe! Yalnız Mideni Doyurmak, Sana, her İşten Daha Tatlı Mı Geliyor? Günde İki Kere Yemek De İsraftandır. Allahü Teâlâ, İsraf Edenleri sevmez.”
hâdimî Hazretleri, Burayı Şöyle Açıklıyor: “resulullah Efendimiz Hz. Aişe'nin ikinci Yemeği, Acıkmadan Yediğini Anlayarak Böyle Buyurmuştur. Yoksa, Kefaretler İçin, Günde iki Kere Yedirmek Lazım Olduğu Meydandadır.”
resulullahın Vefatından Sonra, Hz. aişe'ye, Yemek Yiyip Yimediğini Sordular. “hiçbir Zaman Doyasıya Yemedim” Buyurdular Ve ağladılar.
hz. Aişe Buyurur Ki: “peygamber Efendimizin Karnı Hiçbir Zaman Yemek İle doymamıştır. Bu Hususta Hiç Kimseye Yakınmamıştır. İhtiyaç İçinde Olmak, Onun İçin zenginlikten Daha İyi İdi. Bütün Gece Açlıktan Kıvransa Bile, Onun Bu Durumu, Gündüz orucundan Onu Alıkoymazdı.
tahammül Gösterdiler
isteseydi, Rabbinden yeryüzünün Bütün Hazinelerini, Meyvelerini Ve Refah Hayatını İsterdi. And Olsun Ki, Onun, O hâlini Gördüğüm Zaman Acırdım Ve Ağlardım. Elimle Karnını Sıvazlardım Ve Derdim Ki:
- Canım Sana Feda Olsun! Sana Güç Verecek, Şu Dünyadan Bazı Menfaatler, Yiyecek ve İçecekler Temin Etsem Olmaz Mı?
bunun Üzerine Bana Buyururdu Ki:
- Ey aişe, Dünya Benim Neyime! Ulul'azm Olan Peygamber Kardeşlerim, Bundan Daha Çetin Olanına karşı Tahammül Gösterdiler. Fakat O Hâlleri İle Yaşayışlarına Devam Ettiler, Rablerine kavuştular. Bu Sebeple Rableri, Onların Kendisine Dönüşlerini Çok Güzel Bir Şekilde Yaptı, sevaplarını Artırdı. Ben Refah Bir Hayat Yaşamaktan Hayâ Ediyorum. Çünkü Böyle Bir Hayat, beni Onlardan Geri Bırakır. Benim İçin En Güzel Ve Sevimli Şey, Kardeşlerime, Dostlarıma kavuşmak Ve Onlara Katılmaktır.
bu Sözlerinden Sonra Fazla Zaman Geçmedi, Bir Ay kadar Sonra Vefat Ettiler."
peygamber Efendimiz Hz. Aişe'ye Birçok Tavsiyelerde bulunmuştur. Bunlardan Bazıları Şunlardır:
"peygamber Efendimiz Buyurdu Ki:
- Ey Aişe! Geceleri Şu Dört Şeyi Yapmadan Uyuma:
1- Kur'an-ı Kerimi Hatim etmeden,
2- Benim Ve Diğer Peygamberlerin Şefaatlerine Kavuşmadan,
3- müminleri Kendinden Hoşnut Etmeden,
4- Hac Etmeden.
ondan Kolay Ne var?
resulullah Efendimiz Bunları Söyledikten Sonra Namaza Durdu. Namazını Bitirip De yanıma Geldiğinde, Kendilerine Dedim Ki:
- Ey İki Cihanın Güneşi Olan Efendim! Annem, babam, Canım Sana Feda Olsun. Bana Dört Şeyi Yapmamı Emrediyorsun. Ben Bunları Bu Kısa müddet İçinde Nasıl Yapabilirim?
bunun Üzerine Tebessüm Ederek Buyurdular Ki:
- Ya Aişe! Ondan Kolay Ne Var? Üç İhlâs-ı Şerifi Ve Bir Fâtiha Suresini Okursan, kur'an-ı Kerimi Hatmetmiş; Bana Ve Diğer Peygamberlere Salevat Getirirsen, Şefaatımıza kavuşmuş; Önce Müminlerin Ve Sonra Da Kendi Affını Dilersen, Müminleri Kendinden Hoşnut etmiş; “sübhânallahi Velhamdülillahi Ve Lâ İlâhe İllallahü Vahdehû Lâ Şerîke Leh. Lehül Mülkü velehül Hamdü Ve Hüve Alâ Külli Şey'in Kadîr” Tesbihini Okursan Hac Etmiş Sayılırsın.”
- ey Aişe, Yumuşak Ol; Zira Allahü Teâlâ Bir Ev Halkına İyilik Murad Ederse, Onlara Rıfk, yumuşaklık Kapısını Gösterir.
- Ey Aişe Bilmez Misin; Kul Secde Ettiği Zaman, Allah onun Secde Yerini Yedi Kat Yerin Sonuna Kadar Tertemiz Kılar.
- Ey Aişe, Hiç Hayâsız Söz söylediğimi Gördün Mü? Kıyamet Gününde Allah Katında En Kötü İnsan, Şerrinden Kaçarak insanların Terkettiği Kimsedir.
- Ey Aişe, Allah, Kullarına Lutf İle Muamele Edicidir. Her işte Yumuşak Davranılmasını Sever.
- Ey Aişe, Sana Birisi, İstemeden, Birşey Verirse, kabul Et! Çünkü O, Allahü Teâlânın Sana Gönderdiği Bir Rızıktır.
kendini Tutamadı
sevgili Peygamberimizin Huzurlarına, Birtakım Yahudiler Girdiler. “essâmü Aleyk” diyerek, Sırıttılar. Allahü Teâlânın Resulü De, "ve Aleyküm" Karşılığında Bulundular. Bunları duyan Hz. Aişe, Yahudilere “lânet” Etmeye Başladı. Çünkü “essâmü Aleyk!” Sözlerinin Manası, “ölüm, Senin Üzerine Olsun” Demekti. İşte Bu Yüzden Peygamber Efendimizin Hanımı, Kendini tutamamıştı.
bu Şaşkın Yahudiler, Güya Kurnazlık Ettiler! Selam Verir Gibi Görünüp, hak Teâlânın En Şerefli Peygamberine Hakarete Yeltendiler. Hz. Aişe'yi Üzen De Onların Bu “sefîl” Niyetleriydi.
fakat Peygamber Efendimiz Sakin Görünüyorlardı. Hanımına sordular:
- Ey Aişe! Sana Ne Oldu Ki, Onlara Lânet Ettin?
hz. Aişe-i Sıddıka Hâlâ hiddetini Yenememişti. “ne Söylediklerini İşitmediniz Mi, Ya Resulallah” Dedi. Peygamber efendimiz De, "sen De, Benim Onlara, (ve Aleyküm...) Dediğimi İşitmedin Mi” buyurdu.
gerçekten, “ve Aleyküm” Demek, “sizin Üzerinize Olsun” Manasına Geliyordu. böylece Yahudilerin “ölüm” Temennisini; Sevgili Peygamberimiz, Aynen Kendilerine İade etmişlerdi.
şehitlerin Derecesi
hz. Aişe, Birgün Resulullah Efendimize Sordu:
- Şehitlerin Derecesine Yükselen Olur Mu?
- Hergün Yirmi Kere Ölümü Düşünen kimse, Şehitlerin Derecesini Bulur.
- Ya Resulallah! Sizin Üzerinize, Uhud Gününden (harbinden) Daha Şiddetli Bir Gün Geldi Mi?
- Ya Aişe! Gördüğüm Eziyetin En Şiddetlisi, tâif Şehrinde Olmuştur.
hz. Aişe'nin Annesi Ümm-i Ruman Binti Amir'dir. Lâkabı sıddıka'dır. Hz. Aişe'nin Çocuğu Yoktu. Bunun İçin Künyesi De Yoktu. Araplarda Künyeye çok Ehemmiyet Verilirdi. Bunun İçin Hz. Aişe Üzülürdü. Birgün Hz. Peygambere Bunu Arzetmiş ve Peygamberimiz De Buyurmuştu Ki:
- Sen Yeğenin Abdullah Bin Zübeyr'i Kendine evlat Edinirsin Ve Onun İsmine İzafeten De Künye Alırsın.
bundan Sonra Hz. Aişe Yeğeni abdullah Bin Zübeyr'e İzafeten Ümm-i Abdullah Diye Künyelendi.
hz. Aişe, Hicret'ten dokuz Sene Önce Mekke-i Mükerremede Doğdu. 676 Senesinin Ramazan Ayının 17. Salı Günü medine-i Münevverede Vefat Etti.
hz. Sevde Binti Zem'a (r.anha)
hz. Sevde, Amcasının Oğlu Sekran Bin Amir İle İlk Evliliğini Yapmıştı. İslâmiyetin Geldiği İlk Yıllarda; Kocası Sekran İle İman Ederek Müslüman Oldular. Bu Sırada Mekkeli Müşriklerin Müslümanlara Yaptıkları, Akıllara Durgunluk Verecek Eza Ve Cefalar Dayanılmaz Hâlde İdi. Bunun Üzerine Peygamberimiz Müslümanların Habeşistan'a Hicretine İzin Vermişlerdi.
hz. Sevde; Kocası Sekran İle Birlikte Habeşistan'a Hicret Etti. Daha Sonra Habeşistan'dan Mekke'ye Döndüler. Hz. Sekran Mekke'ye Dönüşünden Kısa Bir Müddet Sonra Vefat Etti.
hz. Sevde, Kocası Hz. Sekran'ın Vefatından Önce Şöyle Bir Rüya Görmüştü: Rüyada Peygamberimiz Mübarek Ellerini Sevde'nin Omuzuna Koymuşlardı. Hz. Sevde De Gördüğü Bu Rüyasını, Kocası Hz. Sekran'a Anlatmıştı. Rüyayı Dinleyen Sekran Dedi Ki:
- Ey Sevde, Sen Gerçekten Böyle Bir Rüya Gördünse, Bu Benim Mutlaka Öleceğime, Senin De Peygamber Efendimizle Evleneceğine Bir İşarettir.
hz. Sevde Birkaç Gün Sonra Başka Bir Rüya Daha Gördü. Rüyasında, Kendisini Bir Yastığa Yaslanmış, Gökyüzünden İnen Ay Da, Başının Etrafında Dönmüştü.
hz. Sevde; Gördüğü Bu Güzel Rüyasını Da Kocası Hz. Sekran'a Anlattı. Sekran Bu Rüyayı Da Dinledi Ve Şöyle Dedi:
- Ey Sevde! Bil Ki, Artık Benim Ölümüm Yaklaşmıştır. Ben Öyle İnanıyorum Ki; Benim Ölümümden Sonra Mutlaka Evleneceksin.
gerçekten De Hz. Sekran Bu Rüyadan Birkaç Gün Sonra Vefat Etti.
hz. Sevde, Kocası Hz. Sekran'ın Vefatında 50 Yaşlarında İdi. Onun İmanındaki Sadakatı, Bütün Zorluklara Rağmen İslâm Dininden Dönmemesi, Bu Yolda Başını Ortaya Koyması, Peygamberimiz Üzerinde Çok Derin Bir Tesir Bırakmıştı.
hz. Sevde, Kocasının Vefatı İle Çok Üzüldü, Sanki Kolu Kanadı Kırılmış Gibiydi. Hiçbir Sahabînin Üzülmesine Ve Kalbinin Kırılmasına Dayanamayan Peygamberimiz, Yaşlı Ve Dul Olan Hz. Sevde'ye Evlilik Teklif Etti. O İse Bunu Sevinerek Kabul Etti. Böylece Üzüntüsü Ve Kederi Gitmiş, Onun Yerine Yaratılmışların En Şereflisine Eş Olma Saadeti Gelmişti.
peygamber Efendimiz Evlenmelerinin Hepsini; Allahü Teâlânın Emri İle Yapmıştır. Bunlar Dinî, Siyasî Veya Merhamet Ve İhsan Ederek Yapılan Evlenmelerdir. Nitekim Hz. Sevde İle Olan Evlenme De Böyledir. Hadis-i Şerifte Buyuruldu Ki:
(bütün Zevcelerimle Evliliklerim Ve Kızlarımı Evlendirmem, Hepsi Cebrail'in Allahü Teâlâdan Getirdiği İzinle Olmuştur.)
hz. Sevde İman Edip Müslüman Olduğu Zaman, Babası Zem'a İle Kardeşi Abdullah Henüz İslâm Dinini Kabul Etmemişlerdi. Onun İslâmiyetten Aldığı Güzel Ahlâkı, Edebi Ve Terbiyesi; Çevresi Üzerinde Çok Büyük Tesir Yapmıştı. Onlara Devamlı Hareket Ve Sözleriyle İslâmiyetin Üstünlük Ve Büyüklüğünü Anlatırdı.
hz. Sevde'nin, Peygamberimiz İle Evlenmesini Duyan Kardeşi Abdullah Bin Zem'a Çok Üzüldü. Saçını Başını Yolmaya Başladı. Eline Yüzüne Üzüntüsünden Toprak Serpmişti. Daha Sonra Bu Yaptıklarından Pişman Olduğunu Şöyle Anlatmıştır:
“kardeşim Sevde'nin Resulullaha Nikahlandığını Duyunca, Saçımı Yolduğum, Başım Ve Yüzüme Topraklar Serptiğim Zamanki Kadar, Gülünç Ve Aşağı Duruma Düştüğümü Hiç Hatırlamıyorum.”
hz. Sevde'nin İman Bütünlüğü, Çevresinde Bulunan Kardeşlerine Ve Yeğenlerine Çok Tesir Etmişti. Onların Müslüman Olmasına Sebep Olarak, Onları, İslâmiyeti İlk Kabul Edenler Safına Sokmuştu. Yakınlarının Hepsi Peygamberimizin Medine'ye Hicretinden Önce İman Ederek Müslüman Olmuşlardı.
hz. Sevde, Peygamberimize Karşı Çok İtaatkâr İdi. Ona Karşı Edep Ve Terbiyesinde Hiç Kusur Etmez, Emirlerini Titizlikle Yerine Getirirdi. Her Yerde Onunla Beraber Olmayı Ve Ona Hizmetle Şereflenmeyi Canla Başla İsterdi. Çok Şakacı Ve Latifeyi Severdi. Birçok Kere Peygamberimizi Şakalarıyla Sevindirmiş Ve Duâsını Almıştır.
hz. Sevde De, Peygamberimiz İle Birlikte, Diğer Hanımları Gibi, Sırası Geldiğinde Savaşlara İştirak Ederdi. Uhud Savaşına Katılarak, Oradaki Birçok Müslümanın Yarasını Sarmış, Onlara Su TaşıKüfür Yasak Çok Büyük Hizmetler Etmişti.
peygamberimizle Son Veda Haccında Bulunmuş, Onun Vefatından Sonra, Bir Daha Hac Ve Umreye Gitmemiştir.
hz. Sevde, Alçakgönüllülüğü, El Açıklığı, Bol Sadaka Dağıtmasıyla Tanınırdı. Kendisine Gelen Bütün Hediyeleri Fakirlere Verir, Onların Sevinmesinden Çok Zevk Duyardı. Birgün Peygamber Efendimizin Hanımları Huzura Toplanarak Sordular:
- Ya Resulallah, Bizim İçimizden Hangimiz Size En Önce Kavuşacak?
bunun Üzerine Peygamber Efendimizin, “vefatımdan Sonra Bana İlk Kavuşacak Olan, Kolu Uzun Olanınızdır” Buyurduğunu Hz. Sevde Nakletmiştir.
peygamberimizin Vefatından Sonra, Hanımlarının İçinde, En Çok Sadaka Dağıtan Ve Cömert Olan Hz. Zeyneb Binti Cahş Vefat Etti. Peygamberimizin Diğer Hanımları İse, Yukardaki Hadis-i Şerifin Manasını Ancak O Zaman Anlayabilmişlerdi.
hz. Sevde'nin, Peygamberimizden Naklettiği Hadis-i Şerifler Dört-beş Taneyi Geçmemektedir.
hz. Sevde'nin Babası Zem'a, Annesi De, Şemmus Binti Kays'dır. Doğum Tarihi Kesin Olarak Bilinmeyen Hz. Sevde'nin Vefatı İse, Hz. Ömer'in Halifeliğinin Son Yıllarına Rastlamaktadır.
resulullah Efendimiz Hz. Hadice'nin Vefatından Sonra, Önce Hz. Aişe'yi, Sonra Sevde'yi Nikâhladı. Hz. Sevde'yi Mekke'de, Hz. Aişe'yi İse Medine'de Evine Aldı. Hz. Sevde Yaşlı Olduğundan Medine'de Sırasını Hz. Aişe'ye Bağışladı.
|