28 Ağustos 2008, 14:03:46 Prş *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:
6- Her türlü taciz edici yazı yasaktır.
 
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen *Konu: Efendimizin Değerli Eşleri  (Okunma Sayısı 358 defa)
Konuya Cevap Yazanlar : edebali(4)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
ÜYE BILGILERI Edebali
Aktif Üye
**

CINSIYET Cinsiyet: Bay
NERDEN Nerden: istanbul
KAYIT TARIHI Kayit tarihi 17 Eylül 2007, 12:56:23 Pzt
MESAJ SAYISI Mesaj Sayısı: 51
IRTIBAT GÜCÜ REP 0
ILETISIM
Üyelik Bilgileri Offline Offline
« : 18 Eylül 2007, 14:24:43 Sal »

hz. Hatıce (r.ah)

hz. Hatice, Hz. Muhammed (s.a.s)'in Temiz, İffetli Ve Yüce Ahlâk Sahibi Olan Hanimlarinin İlki.
o, Araplarin En Asil Kavmi Olan Kureys Kavminden Ve Kureys Kavminin De, En Asil, Pak Ailelerinden İdi. Babasi Huveylid, Annesi Fâtima'dir (ıbn Ishak, Es-sîre, Nesr. Muhammed Hamidullah, S. 60).
hz. Hatice'nin Baba Tarafindan Soyu Kusay'da Peygamberimizin Baba Tarafindan Soyu İle Birlestigi Gibi, Annesi Tarafindan Da Soyu Yine Peygamberimizin Baba Tarafindan Dedesi Olan Lüey'de Bilesmektedir (m. Asim Köksal, Islâm Tarihi, Mekke Devri, 96).
hz. Hatice, Ticaretle Ugrasan Zengin, Haysiyetli, Serefli Bir Kadindi. Ücretle Tuttugu Adamlarla Sam'a Ticaret Kervanlari Düzenlerdi. Hz. Muhammed (s.a.s.)'in Dogru Sözlü, Güzel Ahlâkli Ve Son Derece Kendisine Güvenilen Bir İnsan Oldugunu Ögrenince, O'na Ticaret Ortakligi Önerdi. Hz. Muhammed (s.a.s) Hz. Hatice'nin Bu Teklifini Kabul Etti. Hz. Hatice O'nun Baskanliginda Bir Ticaret Kervanini Sam'a Gönderdi. Ayni Zamanda Kölesi Meysere'yi De O'nunla Beraber Gönderdi. Meysere, Yolculuk Sirasinda Hz. Muhammed (s.a.s.)'de Harikulade Hallere Sâhid Oldu. Gittikleri Yerde, Peygamberimiz (s.a.s.) Satacaklarini Satti Ve Alacaklarini Da Aldi. Ondan Sonra Geri Döndüler. Hz. Hatice Bu Ticaret Kervanindan Çok Memnun Oldu. Daha Önce Gönderdigi Ticaret Kervanlarina Nazaran, Bu Sefer Daha Fazla Kâr Elde Etti. Hz. Peygamber (s.a.s.) Hakkinda Meysere'yi De Dinleyince, O'na Olan İtimadi Ve Sevgisi Daha Da Artti. O'na Anlastiklari Ücretten Fazlasini Verdi Ve Hz. Muhammed (s.a.s)'e Evlenme Teklifinde Bulundu (ıbn Ishak, A.g.e., 59).
hz. Peygamber (s.a.s.) Durumu Amcasi Ebu Talib'e Anlatti. Ebu Talib Hz. Hatice'yi Hz. Muhammed (s.a.s.) İçin İstedi. Iki Aile Anlasti. Dügünleri O Zamanin Örf Ve Adetlerine Göre, Hz. Hatice'nin Evinde Yapildi. Dügünde Ebû Talib Ve Hz. Hatice'nin Amcasi Amr B. Esed Birer Konusma Yaptilar. Ikisi De Konusmalarinda Hikmetli İfadelerde Bulundular Ve Evlenecekler Hakkinda Güzel Seyler Söylediler. Ondan Sonra Misafirlere İkram Yapildi, Yemekler Yenildi. Ebû Talib Nikâhlarini Kiydi. Mehir Olarak 500 Dirhem Altin Tesbit Edildi (ıbn, Sa'd Tabakat, Vııı, 9).
o Zaman, Rivâyetlerin Ekseriyetine Göre, Hz. Muhammed (s.a.s.) 25 Ve Hz. Hatice 40 Yasinda İdiler. Aralarinda 15 Yas Fark Vardi (ıbn Hacer, El-ısâbe, 539). Bazi Rivâyetlerde Bu Yas Farkinin Daha Az Oldugu Kayitlidir.
rasûlullah (s.a.s.)'in Evlendigi İlk Kadin, Huveylid'in Kizi Hatice'dir. Hz. Hatice İlk Olarak Atik B. Aziz'le Evlendi, Ondan Bir Kizi Oldu. Onun Ölümünden Sonra, Temim Ogullarindan Ebû Hale İle Evlendi. Ondan Da Bir Oglu Ve Bir Kizi Oldu. Onun Da Ölümünde Sonra, Rasûlullah (s.a.s.) İle Evlendi (ıbn Ishak, A.g.e., 229).
hz. Hatice'nin Rasûlullah (s.a.s.)'den Fâtima, Ümmü Gülsüm, Zeyneb Ve Rûkiyye Adinda Dört Kizi, Kâsim Ve Abdullah Adinda Da İki Oglu Dünyaya Geldi. Kelbî'nin Rivâyet Ettigine Göre, Önce Zeynep, Sonra Kâsim, Sonra Ümmü Gülsüm, Daha Sonra Fâtima, Ondan Sonra Rûkiyye Ve En Sonunda Abdullah Dünyaya Geldi. Ali B. Aziz El-cürcânî De, Kâsim'in Zeynep'ten Daha Önce Dogdugunu Nakletmistir (ıbn El-esir, Usdü'l-gâbe, I, 434).
hz. Hatice(r.anha), Rasûlullah (s.a.s.)'e, Peygamberliginden Evvel Son Derece Saygi Gösterip Onu Mutlu Ettigi Gibi, Peygamberligi Döneminde De, Ona İlk İnanan, Onunla Beraber Namaz Kilip Ona İlk Cemaat Olan Kisi Vasfini Kazandi. Daima Hz. Muhammed (s.a.s.)'e Destek Oldu, Ona Moral Verdi, Son Derece Güzel Davranis Ve Sözleri İle, Onun Basarilarina Katkida Bulunmaya Çalisti.
hz. Hatice, Rasûlullah (s.a.s.)'e (allah Kendisini Peygamberlikle Sereflendirdigi Zaman) Teskin Etmek İçin; "ey Amca Oglu, Beni Melek Geldigi Zaman Haberdar Edebilir Misin?" Diye Sordu. Resûlullah (s.a.s.); "evet" Cevabini Verdi. Bir Gün Hatice'nin Yaninda İken, Ona Cibril Geldi Ve; "ey Hatice! Iste Bu Cibril'dir, Bana Geldi" Dedi. Hatice "su Anda Onu Görüyor Musun?" Diye Sordu. "evet" Karsiligini Verdi. Hatice Bu Kez Sag Tarafina Oturmasini Söyledi. Rasûlullah (s.a.s.) Hatice'nin Sag Tarafina Oturdu. Hz. Hatice; "simdi Görüyor Musun" Sorusunu Tekrarladi. Rasûlullah (s.a.s.) Yine Olumlu Cevap Verince, Hz. Hatice Örtüsünü Çikarip Atti. O Sirada Rasûlullah (s.a.s.)in Hâlâ Kucaginda Oturuyordu. "onu, Simdi Görüyor Musun?" Diye Tekrar Sordu. Rasûlullah (s.a.s.) Bu Kez "hayir" Cevabini Yerince, Hz. Hatice; "bu Seytan Degil; Bu Kesinlikle Melek, Ey Amca Oglu! Sebat Et, Seni Müjdelerim" Dedi (ıbn Ishâk, A.g.e., 114).
hz. Hatice(r.anha), Allah'in Selâmina Ve Rasûlullah (s.a.s.)'in Övgüsüne Nâil Olacak Derecede Faziletli Ve Serefli Bir Kadindi. O, İmanda, Sabirda, İffette, Güzel Ahlâkta, Kisacasi Her Yönü İle Örnek Olan Bir Anneydi. Rasûlullah (s.a.s.); "hristiyan Kadinlarinin En Hayirlisi Imrân'in Kizi Meryem, Müslüman Kadinlarinin En Hayirlisi İse. Hüveylid'in Kizi Hatice'dir" Buyurdu. Bu Konudaki Diger Bir Hadisinin Meali Söyledir: " Dünya Ve âhirette Degerli Dört Kadin Vardir. Imran'in Kizi Meryem; Firavun'un Karisi Asiye, Hüveylid'in Kizi Hatice Ve Muhammed (s.a.s.)'in Kizi Fâtima" (ıbn Ishak, A.g.e. S. 228).
bir Gün Cebrâil (a.s.) Rasûlullah (s.a.s.)'e Gelerek Söyle Buyurdu: "hatice'ye Allah'in Selâmlarini Söyle." Rasûlullah (s.a.s.): "ya Hatice, Bu Cebrâil'dir, Sana Allah'tan Selam Getirdi" Deyince, Hz. Hatice, Allah'in Selamini Büyük Bir Memnuniyetle Kabul Etti Ve Cebrâil'e De İadei Selâmda Bulundu (ıbn Hisâm, Es-sîre,, I, 257).
allah'in Rizasini, Yuvasinin Mutlulugunu, Dünya Ve âhiretin Huzur Ve Saadetini Düsünen Bütün Anneler İçin En Güzel Örnegi Teskil Eden Hz. Hatice (r.a.), Nübüvvetin Onuncu Yilinda, Ramazan Ayinda Vefât Etti Ve Mekke'deki Hacun Kabristanina Defn Edildi (m. Asim Köksal, A.g.e. S. 302).
nureddin Turgay
not: Metin Enfal`den Alinmistir ( Bu Linki Gormek icin uye Olamaniz Gerekir
Register or Login )

ümmü Seleme Hind (r.a)

resulü Ekrem (s.a.v) Huzeyme Kabilesinden Ebu Ümeyye Kızı Ümmü Seleme Hind (r.a) İle Evlendi. İslam Tarihi Bu Hanımın Bir Çok Kahramanlıklarını Kaydediyor. Zira Uhud Savaşında, Mücahidlerin Safları Arkasında Çalışmış Ve Çok Faydalı İşler Yapmıştı. Çok Akıllı Ve Rey'i Dürüst Bir Hatun İdi. Müslüman Olduğu İçin Çok Zahmetler Çekti. Bu Zorluk Ve Sıkıntılar Onu Dininden Caydıramadığı Gibi Bilakis İmanını Kuvvetlendirdi.

kocası Abdüselet Oğlu Abdullah Ebu Seleme (r.a) Hazretleriyle Habeşistan'a Hicret Ederek Dini Uğrunda Öz Memleketlerini Terkettiler. Seve Seve Her Türlü Zahmetlere Sıkıntılara Katlandılar. Kocası Abdullah Ebu Selem, Resulullah'ın (s.a.v) Halası Oğlu Olduğu Gibi Aynı Zamanda Süt Kardeşi İdi De... Bu Kahraman İnsan Çok Meşakketler Çektiği Halde Dininden Zerrece Soğumadı Ve Zillet Göstermedi. Uhud Savaşında Büyük Kahramanlıklar Göstererek İmtihanında Muaffak Oldu. Adeta Ölüme Aşık Olanlar Gibi Çarpıştı, Derin Yaralar Aldı. Harpten Sonra İyileşti. İsyan Eden Beni Eset Kabilesiyle Çarpışmak Üzere Bir Ordu Hazırladı. Bu Orduya Kumandan Tayin Olundu. Allah'ın (c.c) Yolunda Muharebe Ede Ede Eski Yaraları Açıldı, Elemi Şiddetlendi. Savaş Meydanını Terke Mecbur Oldu. Sekerat Halinde İken Resulullah (s.a.v) Ziyaretine Teşrif Buyurdu. Yanına Oturdu, Gözlerini Mübarek Elleriyle Kapattı, Kendisine Cennetle Dua Etti. Bürre, Seleme, Ümre Ve Dürre Adında Dört Çocuğu Vardı. Yetimlerin Arkalarını Okşardı, Ailesi Ümmü Seleme'ye (r.a) Başsağlığı Diledi.

ümmü Seleme (r.a) Rivayet Ediyor :

"kocamın Ölümünden Çok Önce Hz. Muhammed'den (s.a.v) İşitmiştim, Şöyle Buyurmuştu :

"müslümana Bir Musibet İsabet Eder De O Da ' Biz Allah'ın (c.c) Malıyız Ondan Geldik Ve Yine Ona Dönücüyüz.' (bakara Suresi - 156) Ayetiyle İstirca'a Ederse Ve Sonra Da "ey Allah'ım, Bu Musibetinden Dolayı Beni Hayır Sahibi Yap Ve Kaybımdan Daha Hayırlısını Nasib Eyle." Derse Elbette Allah (c.c) Ondan Daha Hayırlısını Nasib Eder."

"kocam Ebu Seleme (r.a) Vefat Ettiği Zaman, Kocama Çok Bağlı Olduğum İçin Şöyle Düşünmüştüm : Ebu Seleme'den Daha Hayırlı Bir Koca Nerede Bulunur? O, Resulullah'ın Arkadaşlığını Yapmış, Bütün Harplere İştirak Etmiş Bir Mücahittir."

"her Ne İse, Resulullah'ın (s.a.v) Daha Evvelce Söylemiş Olduğu Hadis-i Şerifi Tatbik Ettim. Hakikaten, Kocamdan Daha Hayırlı Olan Allah'ın Elçisi Bana Nasip Oldu."

ümmü Seleme (r.a) İddetini Doldurduktan Sonra Resulullah (s.a.v) Şehid Düşmüş Süt Kardeşinin Bunca Fedakarlıklarının Karşılığını Verebilmek İçin, Ona Bir Elçi Göndererek Kendisine, Yetim Ve Bikes Kalmış Çocuklarına Bakmak Üzere Evlenmek Teklifinde Bulundu.

ümmü Seleme (r.a) Elçiye :

- "mazur Görsünler, İhtiyar Bir bayanım. Dört Yetimim Var, Hem De Çok Kıskancım." Dedi.

allah'ın (c.c) Elçisi Hz. Muhammed (s.a.v) Ona Şöyle Cevap Gönderdi :

- "yetimleri Zaten Yanıma Almak İsterim. Kıskançlığın İçin De Allah'a Yalvaracağım Ki Onu Kalbinden Küfür Yasakürsün. İhtiyarlık İse, O Bizi Davamızdan Geri Bırakacak Bir İllet Değildir."

ümmü Seleme (r.a) Muvafakat Gösterdikten Sonra Evlenme İşi Tahakkuk Etti. Resulü Ekrem (s.a.v) Dört Yetimin Terbiyesine Devam Etti. Geniş Kalbini Onlara Açtı, Öyle Ki Çocuklar Merhum Babalarının Ölmesini Dahi Hissetmediler. Çünkü Babalarından Çok Daha Merhametli Ve Daha Hayırlı, İnsanların En Hayırlısı Bir Baba Vardı...

ey Gençler!.. Allah (c.c) İçin Hilecilere, Münafıklara Söyleyiniz...acaba Bu Evlenmeye Ne Derler? Altmışbeş Yaşına Yaklaşmış Dul Ve Dört Yetimin Annesi İle Altmış Yaşını İdrak Etmiş Ve Başka Zevceleri De Bulunan Bir Peygamber-i Zişan Evleniyor. Acaba Bu Evlenmede İlahi Hikmetler Yoksa Ne Olabilir? Nefis Duygusu Var Mıdır...haşa Bin Defa Haşa... Eğer Bu Evlenmelerde Peygamber-i Zişan'ın Gayesi, Lezzet Ve Nefis Perestlik Olsaydı Önünde Çok Geniş İmkanlar Vardı. Dul Ve Dört Yetimin Annesiyle Değil Belki Yeni Yetişmiş Bakire Kızlardan Bir Tanesiyle Evlenebilirdi.

hayır Ey Münkir!.. Allah'dan (c.c) Sonra Merhametlilerin En Merhametlisinin Buradaki Gayesi, Ancak Ve Ancak Fedakarlık, Merhamet Ve Şefkat İdi. Allah'ın (c.c) Bütün Salat Ve Selamı Onun Olsun. O Bütün Beşere, Bütün Aleme Nümunedir. Rabbimiz Bizi O'nun Hidayetine Ermişlerden Eylesin. Validemiz Hazretleri Ümmü Seleme Hind'den (r.a) De Allah (c.c) Razı Olsun... Amin...

Logged

Come!
Come whoever you are.
Doesn't matter if you are an unbeliever.
Doesn't matter if you have fallen a thousand times.
Come!
Come whoever you are. For this is not the door of hopelessness.
Come,
Just as you are!
ÜYE BILGILERI Edebali
Aktif Üye
**

CINSIYET Cinsiyet: Bay
NERDEN Nerden: istanbul
KAYIT TARIHI Kayit tarihi 17 Eylül 2007, 12:56:23 Pzt
MESAJ SAYISI Mesaj Sayısı: 51
IRTIBAT GÜCÜ REP 0
ILETISIM
Üyelik Bilgileri Offline Offline
« Yanıtla #1 : 18 Eylül 2007, 14:26:19 Sal »

ümmü Habibe Ramle (r.a)

ümmü Habibe (r.a) Emevi Kabilesinden Ebu Süfyan'ı N Kızıdır. Hicretin Altıncı Veya Yedinci Senesinde Resulullah (s.a.v) Efendimizle Evlenmişlerdir. Babası Ebu Süfyan Ve Kabilesi Abduşems, İlk Zamanlarda, Resulullah'ın (s.a.v) Kabilesi Beni Haşim'e İslam'a Ve İslam'ın Yüce Peygamberi Hz. Muhammed'e (s.a.v) Şiddetle Düşman İdiler. İslam'ı Ve İslam'a Daveti Durdurmak Ve İslam'ı Yok Etmek Düşünce Ve Kararındaydılar. Ancak Buna Muaffak Olamıyorlardı. Derin Bir Umutsuzluk Ve Hüsranla Gerilemek Mecbriyetinde Kalıyorlardı. Mekke'nin Erkek Ve bayanları Müslüman Oluyorlardı. Hatta Ebu Süfyan'ın Kızı Habibe De Bunlar Arasında Bulunuyordu. Kocası Cahş Oğlu Ubeydullah İle Dinleri Uğrunda, Babasının Yüzünü Görmemek İçin Habeşistan'a Kaçmıştı. Kocası Da, Kendisi De Müslüman Olarak Habeşistan'a Hicret Ettiler. Ne Hazindir Ki Sonraları Kocası, Mübeccel Ve Muazzam Dinini Terkederek Hristiyan Oldu. Bunun Üzerine Ümmü Habibe (r.a) Ondan Uzaklaştı. Bir Daha Onu Yanına Asla Yaklaştırmadı. Yüce İslam Dini Yolunda Çok Zahmetler Çekti. Bir Taraftan Kocasından Ayrılmış, Yalnız, Hamisiz Ve Bakımsız Kalmıştı. Diğer Taraftan Da Kureyş'in Baş Kumandanı Ve Harp Meydanlarının Kahramanlarından Olan Babası Ebu Süfyan'ın Ve Annesi Hind'in, Kendisine Yapacakları Kötülüklerden Korkuyordu. Ümmü Habibe (r.a) Bu Korkulara Raığmen Dinini De Muhafaza Ediyordu. Ancak Sabrı Günden Güne Daralıp Tükeniyordu. Kocası Mürted Olduğu Halde Habeşistan'da Öldü. Yalnız, Kimsesiz Ve Garip Olarak Yaşamaya Devam Etti. Ne Yapacağını Bilmiyordu. Her İşini Allah'a (c.c) Havale Etti :

"kim Ki Allah'a Tevekkül Ederse, Allah Ona Kafidir." (talak Suresi - 3)

hakikaten Allah (c.c) Ona Kafi Geldi Ve Onun Kefili Oldu. Onu Korudu. Şöyle Ki : Resulullah (s.a.v) Onun Üzgün Ve Müteessir Halini İşitti. Büyük Kalbi Onun İçin Üzüldü. Bu Güne Kadar Çekmiş Olduğu Üzüntülerin Karşılığını Vermek İstedi. Derhal Habeşistan İmparatoru Necaşi'ye Bir Mektup Yazarak :

"vekilim Olarak Ümmü Habibe'yi Bana Al." Dedi. Necaşi Resulullah 'ın (s.a.v) Bu Haberini Ümmü Habibe'ye (r.a) İletti. Ümmü Habibe (r.a) Nerede İse Sevincinden Uçacaktı. Kalbi Sürurla Doldu, Mesrur Oldu. Ne Kadar Memnun Kaldığını Ancak Allah (c.c) Bilir. Necaşi Ona İzzet Ve İkramda Bulundu. Resulullah'ın (s.a.v) Yerine Ona 400 Dinar Mihr-i Müaccel İle Birçok Hediyeler Verdi. Ona İkramda Bulundu Ve Hasna Oğlu Serahbil İle Medine'ye Yollandı. Medine'ye Vardığı Zaman Resulullah (s.a.v) İle Akd-i Nikah Yapıldı. Nikahı, Kendisine En Yakın Akrabası Olan Hz. Osman (r.a) Kıydı.

dünyanın En Akıllı Şahsiyetleri Bile Bu Büyük Siyaset Karşısında Aciz Kalır. Eğer Alah'ın (c.c) Nusreti Olmasaydı Hz. Muhammed (s.a.v) De Bu Siyasette Muaffak Olabilirmiydi? Resulullah (s.a.v) Bu Evlenme İle Kendine Karşı Olan Emevilerin Düşmanlığını Biraz Da Olsa Hafifletti. Rivayet Ediliyor Ki:

islam Düşmanı Ebu Süfyan Bu Haberi İşittiğinde Resulullah'ı (s.a.v) Şu Sözleriyle Övdü :

"o Baş Kumandandır, Emirdir. Onun Kolunu Bükebilen Var Mıdır?" Böylece Eniştesi Hz. Muhammed (s.a.v) İle İftihar Etti.

bu Evlilikle Resulü Ekrem (s.a.v), O Sabırlı Mücahideyi Büyük Bir Darlıktan Kurtardı. Şerefli Ve Büyük Kabul Edilen Bir Ailenin Kızı Olduğu İçin Onu Kendine Küfüv Olarak Seçti. Çünkü Küfüv Olmayan Birisiyle Evlenmiş Olsaydı Emeviler Bir Fitne Kaparacaklar : "bizim Şerefimiz Payimal Oldu." Yaygarasını Çıkartarak Kavimlerini, Yardımcılarını Ve Bütün Arab Alemini Henüz Pek Kuvvetli Olmayan Müslümanların Aleyhine Kışkırtacaklardı.

resulullah (s.a.v) Efendimiz Bu Hanımla Evlendiğinde Ümmü Habibe (r.a) 55 Yaşındaydı. Durum Bundan İbaret İken İftiracıların ; "bu Kadar Çok Evlenmeler Nefisperestliktir." Sözlerinin Ne Kıymeti Kalır? Ey İnatçı Müfteriler!.. Dikkat Ediniz, Bütün Bu Evlenmeler Hz. Muhammed (s.a.v) Elli-altmış Yaşları Arasında İken Olmuştur. Hz. Aişe (r.a) Hariç Diğer Zevcelerin Hepsi De Dul Ve Yaşları Da Ellibeşten Aşağı Değildi. Bazılarının Da Birkaç Tane Yetimi Vardı. Bu Yaşta , Bu Şartlar Altında Yapılan Evlenmeyi Eğer Şehvetperestlikten Başka Bir Sebeb Hamletmezseniz Sizin Asla İnsafınız Yoktur Ve Artık Yok Olsun!...

resulullah (s.a.v) Birden Fazla Evlenmesinde Birçok Yüce Hikmet Ve İnsani Gayeler Vardır. Öyle Ki, Eğer Bu Dine Ve Onun Saliklerine Hased Edenler O Hikmetleri Bilmiş Olsalar, Derhal Bu Dinin Azametinin Ve Kudsiyetinin Önünde Secdeye Kapanırlar Ve Aciz Olduklarını İtiraf Ederlerdi. Gerçeğin Şu İlahi Emirde Açıklanmış Bulunduğunu Kabul Ederlerdi :

"allah Katında Din, Şüphesiz İslamiyettir." (ali İmran Suresi - 19)

ümmü Habibe (r.a.) Validemizden Sadır Olan Bir Hadiseye Temas Etmeden Geçemiyeceğim. Şöyle Ki : Bir Gün, O Vakitte, Küfrün Direği Olan Ebu Süfyan, Kızı Ümmü Habibe'yi Dininden Caydırmak İçin Evine Geldi. Orada Bulunan Yatağın Üzerine Oturmak İstedi. Ümmü Habibe (r.a) Hemen Yatağı Kaldırdı. Ebu Süfyan :

- "kızım, Yatağı Mı Bana Layık Görmüyorsun, Yoksa Beni Mi Yatağa Layık Görmedin?" Dedi.

ümmü Habibe :

- "senin O Yatağa Oturmanı Layık Görmüyorum. Çünkü O Yatak Resulullah'ın (s.a.v) Oturdugu Yataktır. Sen Oraya Oturamazsın, Zira Müşrik Ve Necissin!.." Dedi.

ebu Süfyan Öfkelendi Ve :

- "benden Ayrıldıktan Sonra Sana Şer İsabet Etmiş Dedi."

ümmü Habibe :

- "hayır ... Bana Şer Değil Hayır İsabet Etmiştir." Diye Cevap Verdi.

islam Tarihi Bu Büyük Olayı Kaydeder. Bu Hadise, İman Nuru İle Dolu Olan Nefislerin Kuvvet Ve Aksiyonunu Gösterir. Öyle Aksiyon Ki, İnsanın Gönlündeki Davası Uğrunda, Gözünde Olan Her Şeyi Terkettiğini Gösterir. Hatta Babasını, Evladını Ve Ecdadını Dahi...

ümmü Habibe (r.a.) Validemiz Bu Sözlerle Babasına Büyük Bir Ders Vermişti. Öyle Bir Ders Ki, O Zamanın Küfür Reisi Olan Ebu Süfyan'ın (r.a) Kuvve-i Maneviyesini Sarstı Ve Temelinden Tahrip Etti. Onu Umduğundan Mahrum Olarak Geri Çevirdi. Artık Kızına Bile Sözü Ve Tahdidi Geçmiyordu. Mü'minler Bu Hadiseyi Duyunca Ümmü Habibe'nin (r.a) Şanı Daha Da Yüceldi. Herkes Ona Daha Çok İzzet Ve İkram Etmeye Başladı. O'nun Şahsında İslamın Kahraman Ruhu Ta'zim Ve Tebcil Edildi.

daha Sonra Babası Ebu Süfyan, İslam Nuru İle Müşerref Oldu. Müslümanlığı Da Ciddileşti. O, Resulullah 'tan (s.a.v) Çok İyilikler Görmüştü. Mekke'nin Fetih Gününde Hz. Muhammed (s.a.v) Onu Taltif Etti. Şöyle İlan Ettirdi :

- "mescid-i Haram'a Ve Ebu Süfyan'ın Evine Sığınanın Hayatı Garanti Edilmiştir.

işte Yüce İslam Dini Böyledir. Daima Kötülükleri Affeder Ve İyilikle Mukabelede Bulunur. Herkese Müstahak Olduğu Derece Ve Mertebeyi Verir. Mümkün Olduğu Kadar Müsamaha Eder.

ümmü Habibe (r.a) İle Resulü Ekrem'in (s.a.v) Evlenmesi, Efendimizin Büyüklüğüne, Çok Derin Basiret Sahibi Bir Kişi Olduğuna Ve Dürüst Bir Rey'e Malik Bulunduğuna En Açık Delildir. Mü'minler İçin O Ne Derece Merhametliydi. Allah (c.c) Bütün Müslümanlardan Ve Anneleri Ümmü Habibe Remle'den Razı Olsun!.. Amin...

hz. Safiyye (r.a)

ebu'l Hakik Oğlu Kenane'den Dul Kalmıştır. Safiye'nin (r.a) Babası Huyey, Beni Nadir'in Önderi Ve Reisi İdi. Ailesi O Kabilenin En Şerefli Ailesiydi. Safiyye (r.a) Hayber Savaşında Esir Edilmişti. Müslümanlardan Dahiyye Adında Bir Zatın Payına Düşmüştü. Bir Kısım Ashab-ş Kiram Biraraya Gelere, Aralarında Müşavere Ettiler Ve Şu Karara Vardılar : "safiyye, Nadir Ve Kureyza Kabileleri Reisinin Kızıdır. O Ancak Resulullah'a (s.a.v) Layıktır." Dediler. Resulullah (s.a.v) Bu Kararı Kabul Ederek Safiyye'yi Azad Etti Ve Onunla Evlendi. Bu Evlenmeyle, Resulullah'ın (s.a.v) Amansız Düşmanı Olan Nadir Kabilesi Biraz Da Olsa Düşmanlıklarını Azaltmış Oldu. Resulullah (s.a.v) Bu Kadına İkram Ve İltifat Etti. Hatta Onu Ehlinden Ve Aşiretinden Üstün Tuttu. Varittir Ki, Resulullah (s.a.v) Onu Azadettiği Zaman Kendisine : "istersen Kavmine Git, İstersen Bende Kal, Muhayyersin." Buyurdular. O Da Allah'ı (c.c) Ve Resulünü (s.a.v) Seçti. Müslümanlığını İlan Etti Ve Eskiden Beri İslamiyeti Sevmediğini De Açıkladı. Ehlini, Kavmini Ve Aşiretini Terkederek, Kendisi İçin, Bu Emin Peygamberin Yanında Kalmanın Daha Hayırlı Olduğunu Anladı.

cafer Oğlu İbrahim Babasından, O Da Babasından, Şöyle Rivayet Ediyor :

"safiyye Resulullah'ın (s.a.v) Huzuruna Girdiği Zaman, Resulullah :

- "senin Pederin Daima Aleyhimde Çalışarak Düşmanlık Yaptı, Ta Ki Düşmanlık Onu Öldürdü." Buyurdu.

safiyye De :

- "ey Allah'ın (c.c) Elçisi Cenab-ı Allah : "hiç Kimse, Kimsenin Yükünü Kaldırmaz." Buyuruyor, Dedi...

resulullah (s.a.v) :

- "ya Safiyye!.. Eğer İslamiyeti Kabul Edersen Seninle Evlenmeye Hazırım. Eğer Yahudiliği Seçersen, Seni Kavmine Geri Göndereyim." Buyurdu.

safiyye :

- "ey Allah'ın Resulü!.. İslamı Sevdim Seni Tasdik Ederim. Huzuruna Beni Henüz Çağırmadan Evvel, Baksana Ben Kendiliğimden Geldim. Yahudilikle Benim Hiç Bir İlgim Kalmamış Ve Ona Artık İhtiyacım Da Yoktur. Ne Oğlum Ne De Kardeşim Vardir. Sen Beni Küfürle İman Arasında Muhayyer Kıldın. Allah İle Resulü Benim İçin Daha Hayırlıdır. Azad Olmak Ve Kavmime Geri Gitmekten Vazgeçtim. Senin Yanında Kalacağım." Dedi.

o Zaman Hz. Muhammed (s.a.v) Efendimiz :

- "bu Halde Seni Kendime Seçtim." Buyurdular.

bu Konuşma Onun Çok Zeki Bir bayan Ve İyi Yetişmiş Bir İnsan Olduğunu Gösterir. Aynı Zamanda Bu Hadise, İslamın Yüceliğine Delalet Eder. Artık İslamiyet Kalplerde Yerleşmiştir. Eğer Muvakkat Bir Zaman İçin Batıl Hakkı Örtbas Ederse De Er-geç Hak Galip Gelecektir. Bu Konuda Kuran-i Kerim'de Şöyle Buyrulmuştur :

"habibim Söyle... Hak Geldi, Batıl Yok Oldu. Zaten Batıl Yok Olmağa Mahkumdur." (ısra Suresi - 81)

ehl-i İnsaf Acaba Bu Evlenmeye Ne Derler. Burada Büyük Bir Hikmet Yok Mudur?. Resulullah (s.a.v) Kendine Kötülük Yapan Yahudiye İyilik Yaptı, Bir De İslam Ve İmani Seçmiş Olan Bu Hanıma Ne Güzel Mükafat Vermiş Oldu...

babasının Resulullah'a (s.a.v) Karşı Olan Husümetine Yine Devam Etmesi, Yahudi Milletinin Kötü Kalbi Ve Yaradılış İcabı Olduğıuna Bir Delildir. Zira Yahudilerin Yaratılışı Şer, Hile, Buğz, İstememezlik, Münafıklık, Müslümanlığın Ve Resulullah'ın Düşmanlığıdır. Kur'an-ı Kerim, Yahudilerin Tehlikesine Nazar-i Dikkatimizi Çekiyor, Yaradılışlarında Fesat Mevcut Olduğunu Bildiriyor. Yaradılışın Değiştirilmesi İse Mümkün Değildir.

resulullah'ın (s.a.v) , Safiyye (r.a) İle Evlenmesinde Büyük Hikmetler Vardır. Bunu Ancak Akıllı Olanlar Anlayabilirler. O Günkü Yahudiler De Tabii Ki Bu Günkü Yahudiler Gibiydiler. Bununla Beraber Resulullah (s.a.v) İyilik Ve Hayırdan Ayrılması Mümkün Değildi, Onlara Arasıra Yine De İyilik Yapar, Sonra Habaset Ve Bedbahtlıklarıyla Başbaşa Bırakırdı. Onlar İse İçlerindeki Hasedle Kıvranırlardı. İslam'a Ve Müslümanlara Zarar Vermek İçin Çaba Sarfederlerdi. Allah (c.c) Bizi, Dalalete Sapmış Bu Taifenin Şerrinden Kurtarsın. Amin!.. Ondört Asırdan Beri Bizi Bu Fasid Güruhun Şerrinden Sakındıran İslam Nuruna, Allah (c.c) Onları Da Hidayet Etsin...

bu Gün Biz Müslümanlar, Kur'an-i Kerim'in Yapıcı Vasiyetlerini Tutamadığımızdan, Dinimizin Emirlerinden Gafil Olduğumuz İçin Ve Mal Ve Evlerimizin Bizi Meşgul Etmesinden Dolayı, Bu Kurnaz Güruhun, Aptal Yahudi'nin Oyuncağı Olduk. Allah (c.c) Onları Islah Etsin. Amin!...
Logged

Come!
Come whoever you are.
Doesn't matter if you are an unbeliever.
Doesn't matter if you have fallen a thousand times.
Come!
Come whoever you are. For this is not the door of hopelessness.
Come,
Just as you are!
ÜYE BILGILERI Edebali
Aktif Üye
**

CINSIYET Cinsiyet: Bay
NERDEN Nerden: istanbul
KAYIT TARIHI Kayit tarihi 17 Eylül 2007, 12:56:23 Pzt
MESAJ SAYISI Mesaj Sayısı: 51
IRTIBAT GÜCÜ REP 0
ILETISIM
Üyelik Bilgileri Offline Offline
« Yanıtla #2 : 18 Eylül 2007, 14:29:19 Sal »

hz. Ömer'in Kızı Hafsa (r.a)
resulullah (s.a.v) Sevgili Eşi Hz. Aişe'den (r.a) Sonra Hattab Oğlu Ömer'in Kızı Hafsa (r.a) İle Evlendi...

hafsa Validemiz Ensarlı Huzafe Oğlu Hanis'den Dul Kalmıştı. Hz. Aişe İle Olan Evlilikte Rol Aynayan İllet Ve Hikmetler Hz. Hafsa İle Olan Evlilikte De Aynen Gösterilebilir.

hz. Hafsa (r.a) Arap Kahramanı, Müslümanların Adil Sultanı, Resulullah (s.a.v) Emin Halifesi Ve Bahadır Kumandanı Hz. Ömer'in (r.a) Kızıdır. Ömer (r.a) Öyle Bahadırdı Ki, Resulullah (s.a.v) Onun İçin : "rüyamda Ömer'den Daha Bahadır Ve Çalışkan Görmedim." Buyurmuşlardır.

hz. Ömer (r.a) Öyle Bir Bahadır İdi Ki Allah (c.c) Onun Lisanı Ve Eliyle Beraber İdi. Onunla İslam Aziz Ve Galip Kılındı. Öyle Bir Kumandan İdi Ki, O Konuştuğu Zaman Bütün Dünya Yerinden Oynar Ve Mahlukat Titrerdi. Nasıl Böyle Olmasın?.. O Parlak Bir Nur İdi. Bu Ümmet Onunla Nurlandı. O Cennetliklerin Lambasıdır. O' Nun Müslüman Olmasıyla Bütün Melekler Birbirini Müjdelemişlerdi. Bu Konuda İbn-i Abbas (r.a) Hz. Peygamber'den (s.a.v) Şöyle Bir Hadis Rivayet Eder :

"allah'ın (c.c) Rahmeti Ömer'e Olsun. Ömer Müslüman Olduğu Zaman Cebrail (a.s) Bana Geldi Ve Dedi Ki : Melekler Ömer'in Müslüman Olmasıyla Birbirlerini Müjdelediler, Ömer Ehl-i Cennetin Lambasıdır."

resulullah (s.a.v) Bu Büyük Bahadırla Akrabalık Kurmakla Ona Daha Çok Yaklaştı. Bu Yakınlaşma İle Bahadır Kumandana, İkinci Halifeye Güzel Bir Mükafat Verdi. Kurulan Bu Akrabalık, Birinci Vezir Ebu Bekir İle Onu Müsavi Kıldı. Ebu Bekir'le Ömer, Resulullah'ın (s.a.v) Kulağı Ve Gözü Mesabesinde İdiler.

beyhaki Rivayet Ediyor Ki : Hz. Peygamber (s.a.v) Şöyle Buyurmuştur :

"allah (c.c) Gök Ehlinden Cebrail (a.s) Ve Mikail (a.s) Yer Ehlinden De Ebu Bekir (r.a) Ve Ömer (r.a) İle Beni Takviye Etti."

yine Aynı Kaynakta : "ebu Bekir İle Ömer Gelirlerdi. Resulullah (s.a.v) Onları Görünce :"bunların, İkisi Kulağım Ve Gözüm Musabesindedir." Buyururdu.

hz. Ömer (r.a) Şöyle Buyurmuştur : "resulullah (s.a.v) Camiye Girdi. Sağında Ebu Bekir (r.a) Vardı, Ben De Solunda İdim. Buyurdular Ki : "kıyamet Gününde De Böyle Haşre Gideceğiz."

fahri Kainat (s.a.v) Efendimiz Böyle İki Büyük Arkadaşıyla, Vezirlerin Büyükleriyle, Sadık Dostlarının Başlarıyla, İslam Yolunda Tam Bir Akrabalık Kurmuş Oluyordu. O Reisler Ki, Dinin Bayrağını Omuzlarında Taşımış, Cihada Canu Gönülden Atılmış, Hz. Peygamber'den (s.a.v) Sonra İslam Çağrısını Yürütmüş Ve Bütün Müslümanlara O'nun Zamanındaki Muameleleri Yapmışlardır. Çünkü Yüce Resul (s.a.v) Onları Tam Olarak Yetiştirmiş, Kendinden Sonra Da Ağır Yükü Kaldıracak Merhaleye Getirmiştir. Onlar Resulullah'ın (s.a.v) Yüksek Mektebinden Mezun Olmuş, Nübüvvet Mührü İle Mühürlenmiş Olan Diplomalarını Almışlardı. Resulullah (s.a.v) Onları Allah'ın (c.c) Hikmetleriyle Terbiye Ederek, Allah'a (c.c) Yaklaştırdı. Eski Dostlarla İktifa Etmeyerek, Ebu Bekir (r.a) İle Olan Bağı Aişe (r.a) İle Evlenmekle, Ömer (r.a) İle Arasındaki Bağı Da Hafsa'yı (r.a) Zevce Seçmekle Kuvvetlendirdi. Sevgili Kızı Hz. Fatıma'yı (r.a) Amzacadesi, Müslümanların Kahramanı Hz. Ali'ye (r.a) Verdi. Çünkü Akrabalık Bağı Belki Kafi Değildi. Bunun Daha Kuvvetli Olması Gerekiyordu. Üçüncü Halife Hz. Osman'ı (r.a) İki Kızı [önce Rukiye (r.a) Onun Ölümünden Sonra Da Ümmü Gülsüm (r.a) ] İle Evlendirdi.

"eğer Üçüncüsü Olsaydı Onu Da Seninle Evlendirirdim Ya Osman" Diye Buyurdular. Çünkü Hz. Osman'ın (r.a) Kadri Resulullah'ın (s.a.v) Nazarında Büyüktü. Osman (r.a.) Bu Dinin Yolunda Çok Büyük Kurbanlar Vermişti.

resul-i Zişan'ın (s.a.v) Her Evlenmesinde Bir Hikmet Vardı. Kim Ki Evlenmelerin Nedenini, İnsaf Gözüyle Tetkik Ederse, O Evlenmelerdeki Yüce Gayeleri Kolayca Anlayacaktı.

hz. Hafsa (r.a) Validemizin İzdivacındaki Hikmetlerden Bazılarını Beyan Edelim .

hz. Hafsa (r.a) Evli İdi. Muhterem Kocası Resulullah 'ın (s.a.v) En Kuvvetli Yardımcılarından Biriydi. Hidayetin Zirvesine Çıkmışlardandı. Allah (c.c) Yolunda Çarpıştı, Belalara Göğsünü Gerdi. Davasında İlerledi, En Son Allah'ın (c.c) Rahmetine Kavuştu. Harpte Çarpışarak Şehid Düştü. O Resulullah'ın (s.a.v) Kahraman Askerlerindendi. İslam Tarihinde Şerefli Sahifeler Açmıştır. Her Aldığı Yarayı Sarar, Tekrar Harp Meydanlarına Dalardı. Bu Hal Derisi Delikdeşik Oluncaya Kadar Devam Etti. Kuvvetten Düşerek Yere Serildi. Ölümü İle Çok Müteessir Olan Eşi Muharebe Meydanında İdi. Yara Alanların Yaralarını Sarar, Onlara Su Verirdi. Çok Sevdiği Mücahid Kocasının Da Yarasını Sardı Ve Su İçirdi.

hafsa'nın (r.a) Kalbinde, İmanlı Bir Hanımın Kocasına Karşı Bulunması Gereken Sevgi Vardı. Hafsa O Mücahid Ve Şehit Kocasını Elleriyle Gömdü. Arkasından Çok Gözyaşları Döktü. Çok Acılar Çekti, Günlerce Yas Tuttu. Hatta Hastalandı Da... Resulullah (s.a.v) Bu Duruma Muttali Olunca Çok Üzüldü. Sıkıntı Ve Acılarına Son Vermek İçin Onunla Evlendi. Şehit Kocasının Ve Kendinin, İslam Yolunda Çektiği Bunca Zahmet Ve Meşakkatlerin Karşılığı Bu İdi. Şerefli Babası Hz. Ömer De Böylece Müfakatlandırılmış Oluyordu. Hz. Ömer (r.a) Hafsa (r.a) Ve Şehit Kocası İçin, Bu Mükafattan Daha Üstün Bir Şey Düşünülemezdi. İşte Allah'ın (c.c) Resulü (s.a.v) Bu Derece Kadir Bilir Bir İnsanüstü Varlıktı.

hz. Hafsa (r.a) Zayıf Ve Üzgün Olmakla Beraber, Genç, Bakire Ve Yeni Yetişmiş Birisi De Değildi. Bunun İçindir Ki Peygamber Efendimiz(s.a.v) Bu Cefakar Ve Vefakar Hanımı, Haşa Sümme Haşa, Şehvet Duygusu İle Hayat Arkadaşı Edinmiş Olamazdş. Hafsa (r.a) Validemiz O Zaman Belki Ömrünün Sonuna Gelmiş Dul Bir Kadındı Ve Efendimiz De Ellibeş Yaşlarında Bulunuyordu. Resulullah'ın (s.a.v) Bu Dul, Yaşlı Ve Hasta Hanımla Evlenmesi, Dünyayı Terkettiğinin Delillerinden Birisi Olduğu Gibi, Din Hizmetinde Çalışmasının Ve Güzel Siyasetinin Delillerinden, Birisidir De....

ey İnsanlar!... İnsaf İle Düşünülürse, Bu Evlenmede Şehvet Duygusu Var Mıdır? Buna İhtimal Verilemez, Zira Bu Evlenme Sırf Siyasi Şefkat Ve Merhamet Duygusunun Bir İfadesi Değil Midir? Hz. Muhammed 'in (s.a.v) Derin Bir Görüşe, Keskin Bir Fikre Sahip Olduğunu Bildirmez Mi? Yüce Bir Fazilet Ve Ahlak Örneği Olmaz Mı? Bu Davranış Sana Garip Görünmesin,zira Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) Efendimizin Ahlakıdır. Ne Büyük Ahlak, Ne Ulvi Adaletlerdir Bunlar... Allah'ın (c.c) Salat Ve Selamı Sana Ve Rızası Zevcelerine Olsun Ya Ulu Muhammed (s.a.v)...!


haris Kızı Meymune (r.a)
hilal Kabilesindendir. Hicretin Yedinci Senesi Sonunda Resulullah'la (s.a.v) Evlenmişlerdir. Resulullah'ın (s.a.v) En Son Evlendiği Hanımdır.

o Zahide Ve Abide İdi. Hz. Aişe (r.a.) 'den Şöyle Rivayet Olunmuştur : "meymune Hepimizden Daha Müttaki İdi, Sıla-ı Rahmi Daha Çok Yapardı."

hz. Meymune (r.a) Validemiz Tebuk Harbinde Yaralıların Arasında Geziyor, Yaralıların Yarasını Tedavi Ediyor, Ve Hak Yolunda Çarpışıyordu. Rivayet Edilir Ki, İslam Tarihinde İlk Defa, Muhariplere Yardım Etmek Gayesiyle, Kadınlardan Bir Fırka Meydana Getiren bayan, Bu Validemizdir. Keramet Ve Şeref Yolunda Çarpışanların Yaralarını Tedavi Ve İhtiyaçlarını Temin Ediyordu. Hatta O Anda Kendisine Düşman Oklarından Biri İsabet Etti, Yaralandı. Eğer Allah'ın (c.c) Yardımı Olmasaydı Hemen Can Verecekti. Çünkü Yarası Çok Derindi.

hz. Meymune (r.a) Hz. Abbas'ın (r.a) Ailesi Lübabetü'l-kübra 'nın Kızkardeşidir. Üstad Seyyid Muhammed Reşid Rıza Diyor Ki :

"hz. Abbas (r.a) Hz. Muhammed'e (s.a.v) Meymune İle Evlenmesini Teşvik Ediyordu. Çünkü Meymune'nin Vekili Olarak Hz. Abbas Onun Nikahını Kıydı."

eğer Bu Mutlu Evlenmede Büyük Maslahatlar Olmasaydı Hz. Abbas (r.a.) , Yalnız Zevcesinin Hatırı İçin Bu Kadar Gayret Etmezdi. Daha Sonra Bu Evlenme Bilfiil Meyvesini Verdi.meymune'nin (r.a) Kavmi Resulullah'ın (s.a.v) Tarafını Tuttu Ve Cemaat Cemaat Gelip Müslüman Oldular. Onların Resulullah'a (s.a.v) Yardımı İslam Ordusunu Kuvvetlendirdi. Hz. Meymune (r.a) Bu Şerefe Nail Olduğu Zaman Ömrünün Sonunu Yaşıyordu.

ey İnsaflı Ve Değerli Okuyucu!... Acaba Bu Evlenmede Siyasi Mülahazalardan Başka, Şehvet Duygusu Gibi Bir Şey Düşünülebilir Mi? Haşa Bin Defa Haşa!... Bu Evlenme Ancak Fazilet, Mürüvvet Ve Siyasetle İslam'a Hizmet Düşüncesinden Başka Bir Şey Değildir. Bu Nedenle Hepsi Bir Araya Gelerek Resulullah'ı (s.a.v) Bu Evlenmeye Sevketti. Bu Evlenme Hz. Muhammed 'in (s.a.v) Derin Bir Görüşe Sahip Olduğunun Açık Delillerindendir. Eğer Gaye Bu Olmasaydı, Bu İhtiyar Ve Dul bayanların Yerine, Gerek Kureyşlilerden Gerekse Diğer Kabilelerden Binlerce Genç, Güzel , Bakire Kızlarla Evlenebilirdi. Çünkü O Zat-i Kibriya'nın Akrabası Olmak İçin Binlerce Can Atanlar Vardı. O, Her Doğru Kalbin Dostu Ve Bütün Kainatin Muhterem Bir Peygamberi İdi. Emin İdi. Bütün Kemal Sıfatları Kendisinde Toplanmıştı. O Nefsine Tabi Olarak Evlenmekten Müfsitlerin Dediğinden Çok Uzaktır. Çünkü Kamil Resul Ve Masum Peygamberdir. Artık Peygamberlik O ' Nunla Sonuçlanıyordu. Peygamberlerin Sonuncusu Nasıl Olur Da Eksik Sıfatlarla Tavsif Olunur? Onun En Yüce Bir Varlık Olduğuna Delil Şu Ayet-i Celiledir :

"şüphesiz Sen En Güzel Ahlak Üzere Yaratılmışsın." (kalem Suresi - 4)

"muhammed İçinizden Herhangi Bir Adamın Babası Değil, O Allah'ın (c.c) Elçisi Ve Peygamberlerin Sonuncusudur..." (ahzab Suresi - 40)

cahş Kızı Zeynep (r.anha)
cahş Kızı Zeynep (r.a) Esdiye Kabilesinden, Resulullah'ın (s.a.v) Halası, Abdülmuttalib'in Kızı Emine'nin Kızıdır. Zeynep Anamız Resulullah 'ın (s.a.v) Evlatlığı Ve Azadlısı Serahbil Oğlu Haris Oğlu Zeyd 'den (r.a) Boşanmıştır.

zeynep'in (r.a) Daha Evvelce Zeyd (r.a) İle Evlenmesinde Büyük Hikmetler Vardı. Şöyle Ki : İslam Dini Bu Evlenme İle Hür İnsanlarla Köleleri Eşit Olduklarını İlan Etti. Artık Köle, Ben Köleyim Diye Üzülmüyordu. Kölelere Karşı Olan, Kibir Ve Böbürlenmek, Kökünden Sökülüp Atılmıştı. İslamdan Evvel Araplar Köleleri Küçük Görüyorlar, Onlara Karşı Böbürleniyorlardı. Başka Kabile Veya Millete Mensup Olan Da Kölelik Sıfatı İle Kendilerine Katılmış Bir Kimseye Kız Vermezler Ve Kızlarını Da Almazlardı. Zeynep (r.a) İle Evlendiği Zaman Bu Kötü Ve Gayri İnsani Kaide Kökünden Sarsıldı Ve Ortadan Kaldırılmış Oldu.

zeyd'in (r.a) Zeyneb'i (r.a) Boşamasından Sonra Resulullah'ın (s.a.v) Zeyneb İle Evlenmesi, O Zaman Cari Olan Gayri Meşru Kaideyi De Bozdu. Şöyleki :

o Zaman Kişi Kendine Bir Evlatlık Seçerse Ona Öz Evladın Bütün Hakları Tanınırdı. Babalığın Ölümünden Sonra Öz Evlatla Malı Paylaşırdı. Eğer Babalığından Evvel Ölürse, Babalığı Onun Ailesiyle Evlenemezdi. Yüce İslam Dini Bu Çürük Adeti Resulullah'ın (s.a.v) Zeyneb'le (r.a) Evlenmesiyle Ortadan Kaldırdı.

hz. Muhammed (s.a.v) Kölesi Zeyd'i (r.a) Arabların En Soylusu Beni Haşim Kabilesinden Ve Öz Halasının Kızı Olan Zeynep (r.a) İle Evlendirmişti. Bu Evlenmede Hiçbir Beis Görmemiştir. Çünkü Her İkisi De Din Nazarında Eşittiler. Resulullah (s.a.v) Bu Hükmü Bir Misalle Gerçekleştirdi Ve Bu Muamele İle Bütün Dünyaya İslam'ın Adaleti, Hürriyet Ve Müsavatını Göstermiş Oldu.

gerçek Olan Şudur Ki : Resulullah (s.a.v) Halazade Zeyneb 'e (r.a) "zeyd İle Seni Evlendireceğim." Teklifinde Bulunduğu Zaman Zeynep Bu Evlenmeye Rıza Göstermemiş Ve "benim Nesebim Kimdir? Zeyd Kimdir?" Demişti. Orada Bulunan Abdullah Da Kızkardeşi Zeyneb'i (r.a) Haklı Görmüştü. Bu Konuşmalardan Sonra Allah'ın (c.c) Hükmü İlahisi İndi. Allah'ın (c.c) Hükmünü Geri Çevirmeye Bir Kuvvet Zaten Yoktur. Hüküm Şu İdi :

"allah Ve Peygamberi Bir Şeye Hükmettiği Zaman, İnanan Erkek Ve Kadına Artık İşlerinde Başka Yolu Seçmek Yaraşmaz. Allah'a Ve Peygambere İsyan Eden Şüphesiz Apaçık Bir Şekilde Sapmış Olur. (ahzab Suresi - 36)

bu Ayet-i Celile Nail Olduktan Sonra Zeynep (r.a) Peygamber Efendimize (s.a.v) :
"sana Mutîyim, Dilediğin Kimseye Beni Verebilirsin." Dedi.resulullah (s.a.v) Onu Zeyd'le (r.a) Evlendirdi. Zeyd (r.a) Ferah Ve Surürla Gerdeğe Girdi.

evlendikten Bir Müddet Sonra Zeyd (r.a) Zeyneb'den (r.a) Zahmet Çekmeye Başladı. Zeynep (r.a) Onunla Sert Sert Konuşur, Ona Serkeşlik Yapardı. "benim Nasibime Ve Şerefime Layık Değilsin." Derdi. Öyleki Zeyd (r.a) Zeyneb'ten (r.a) Artık Bıkmış, Usanmış, Adeta Nefret Eder Olmuştu.

- Zeyd (r.a) Resulullah'a (s.a.v) Geldi. Zeyneb-i Şikayet Etti Ve Ondan Boşanması İçin İzin İstedi. Resulullah (s.a.v) İse "allah'tan (c.c) Kork, Aileni Boşama." Buyurdular.

resulullah (s.a.v) Zeyd'i (r.a) Evlat Edinmiş, Halasınşn Kızş Zeyneb'le Evlendirmişti. Ancak Bu Evlilik Mezkur Nedenlerle Son Buldu. Allah (c.c) Bir Takım Cahiliyye İnançlarının Kalkıp Onun Yerine İslami Hükümlerin Yerleşmesi İçin Peygamberine (s.a.v) Zeyneb'le Evlenmesini Emretti.

burada Biraz Da Resulullah'ın (s.a.v) Zeyd'i (r.a) Evlatlığa Nasıl Seçtiğini Açıklamada Fayda Mülahaza Ediyorum.

ibni Abbas (r.a) Rivayet Ediyor :

- "zeyd (r.a) Daha Küçük Çocuk İken Dayıları Beni Muan Kabilesinin Yanında Bulunuyordu. Herhangi Bir Sebepten Dolayı Oradan Kaçırıldı. Ukaz Denilen Panayıra Getirilerek Satışa Çıkarıldı. Mekke'lilerden Hüveylid'in Torunu Huzamin Oğlu Hakim, Yani Hz. Hatice'nin (r.a) Yeğeni, Ukaz Panayırına Ticaret İçin Gidiyordu. Hz. Hatice (r.a) Ona : "eger Arabça Bilen Ve Genç Bir Köle Bulursan Bana Satın Al." Demişti. Hakim, Ukaz Panayırına Gelince Zeyd'in Mezada Getirilmiş Olduğunu Ve Satıldığını Gördü. Zeyd'in Zarifliği, Terbiyeli Duruşu Hoşuna Gitti Ve Satın Alarak Mekke'ye Getirdi.

hakim, Halası Hz. Hatice'ye (r.a) :"eğer Beğenirsen Al, Yoksa Bana Bırak. " Dedi. Hz. Hatice (r.a) Zeyd'in Edebli Bir Köle Olduğunu Görünce Hoşuna Gitti Ve Yanında Alıkoydu.

hz. Hatice (r.a) Validemiz Resulullah (s.a.v) Efendimizle Evlendiği Zaman Zeyd Daha Onun Yanındaydı. Onun Edebi, Zerafeti Ve Kibarlığı Efendimizin Hoşuna Gitti. Efendimiz Onu Hatice'den İstedi. Hatice Validemiz (r.a) : "bir Şartla Veririm. Azad Ettiğim Zaman Benim Azadlım Sayılsın." Dedi. Resulullah (s.a.v) Bu Şartı Kabul Edemiyeceğini Beyan Etti. Bir Müddet Sonra Hz Hatice (r.a) : "zeyd'i Sana Hibe Ediyorum, İstersen Azad Et, İstersen Köle Olarak Yanında Kalsın." Dedi. Ve Resulullah 'a (s.a.v) Hibe Etti.

zeyd (r.a) Allah'ın (c.c) Sevgili Resulü Yanında Yetişti. Yıllarca O'nun Hizmetinde Bulundu. Bir Ara Ebu Talib'in Ticaret Kervanında Şam'a Gitti. Kendi Aşiretinin Memleketinden Geçerken Amcası Onu Tanıdı Ve Babası, Amcası Ve Kardeşiyle Birlikte Mekke'ye Geldiler.resulullah (s.a.v) Efendimiz'den Zeyd'i İstediler. Efendimiz (s.a.v) : "zeyd'i Çağıralım Kimi İsterse Onunla Beraber Olsun." Dedi. Zeyd (r.a), Efendimiz'i Seçti.

resulullah (s.a.v) Efendimiz, Zeyd'in Kendilerine Bu Derece Bağlı Olduğunu Görünce Buyurdular Ki :

- Sizler Allah (c.c) İçin Şahid Olunuz. Ben Zeyd'i Azad Ettim. O Benim, Ben De Onun Varisiyim," Dedi. Babası Ve Amcası Bu Sözden Pek Çok Memnun Oldular. Çünkü Zeyd'in Resulullah (s.a.v) Nezdinde Ne Derece Kıymetli Olduğunu Anladılar.. Zeyd'i Kendi Halinde Bırakarak Döndüler.

zeyd (r.a) Resulullah (s.a.v) Yanında Büyümeye Devam Etti. Herkes Ona Hz. Muhammed'in (s.a.v) Oğlu Diye Hitab Ediyordu. Bu Hal, "herkesi Öz Babasıyla Çağırınız." Ayeti Celilesi Nazil Oluncaya Kadar Devam Etti. Bundan Sonra Haris'in Oğlu Zeyd Diye Çağrıldı.

buhari, Müslim Ve Diğer Hadis Kitapları, Ibn-i Ömer'den (r.a) Rivayet Ediyorlar :

"resulullah 'ın (s.a.v) Azadlısı Haris Oğlu Zeyd'i Daima Muhammed'in Oglu Zeyd Diye Çağırıyordu. Taki Kur'an : "herkesi Öz Babası İle Çağırınız." Emri Verdi. O Vakit Resulullah (s.a.v) Zeyd'e (r.a) : "sen Haris'in Oğlu Zeyd'sin."dedi. Zeyd'in Emirle Kalbi Muzdarip Olmuştu. Ilahi Emri Kabul Etmekle Beraber Kendini Garip Telakki Etmeye Başladı. Çünkü Bundan Evvel İnsanların En Şereflisi Olan Hz. Muhammed' E (s.a.v) Ve Arabların En Saygılı Olan Kureyş'e Mensuptu. Birden Bu Şerefli Kabile İle İlişkisi Kesilmişti. Eski Nesebine Dönünce Kendine Zor Geldi."

bu Durumda İlahi Bir Takım Sebepler Var : Gerçek Olan Şudur Ki ; Resulullah'ın (s.a.v) Hayatta Hiçbir Erkek Çocuğu Yoktu. Öyleyse Resulullah'ın (s.a.v) Ölümünden Sonra Da : "ben, Hz. Muhammed'in Oğluyum, Saltanat Benimdir." Demeye Hiç Kimsenin Yetkili Olmaması İcabediyordu. Çünkü Hz. Muhammed (s.a.v) Allah'ın (c.c) Son Peygamberi Ve Kendinden Sonra Gelen Bütün Ümmeti İçin De Musavi İdi.

şevkat Ve Merhamet Kaynağı Olan Hz. Muhammed (s.a.v) Çok Sevdiği Ve Emin Bulduğu Kölesi Zeyd'in (r.a) Bu Haleti Ruhiyesini Anlamakta Gecikmemişti. Ona İltifat Ederek, Halasının Kızı Zeyneb'le Evlendirdi. Onun Kırılmış Kalbini Böylece Tamir Etmek İstedi. Aşağılık Duygusuna Kapılmasın Diye En Şerefli Kimselerle Eşit Tuttu. Böylece Şu Ayet-i Celilenin Manası Tahakkuk Etmiş Oluyordu .

"şüphesiz, Allah Katında En Değerliniz, O'na Karşı Gelmekte En Çok Sakınanınızdır." (hucurat Suresi - 13)

islam Kardeşliği Rabıtası Her Bağdan Üstündür. Hürler İle Köleler Birleştirilir, Kumandanla Nefheri Bir Tutar. Resulullah (s.a.v) Zeyneb'le Zeyd'in Evlenmesini Ancak Allah'ın (c.c) Fermanıyla Yapmıştı. Daha Sonra Zeyd'in Zeyneb'i Bırakacağını Da Allah (c.c) Resulune Haber Verdi. Boşanma İşinden Sonra ; Evlatlığın Zevcesi İle Evlenmeme Bidatını Yıkmak İçin "zeyneb'le Seni Evlendireceğim." Dedi. Lakin Resulullah (s.a.v) Münafiklarla Yahudilerin Şayia Ve İftiralarından Korkmuştur. Şöyle Diyeceklerdi : "muhammed Oğlunun Karısı İle Evlendi. Halbuki Evladın Zevcesiyle Evlenilmez. Bunun Hükmünü Daha Önce Kendisi Vermişti." Diyeceklerdi, Ve Nitekim Öyle De Dediler. Allah (c.c) Resulü'nün Bu Mahcubiyetinden Dolayı Kınadı :

"helal Bir İş Yapılmasında Münafıkların Ve Yahudilerin İftiralarına Kulak Verme." Dedi Ve Ayet-i Celileyi İnzal Buyurdu :

"ey Muhammed!.. Allah'ın Nimet Verdiği Ve Senin De Nimetlendirdiğin Kimseye : "eşini Bırakma, Allah Dan Sakın" Diyor, Allah 'ın Açığa Vuracağı Şeyi İçinde Saklıyordun. İnsanlardan Çekiniyordun, Oysa Allah'dan Çekinmen Daha Uygundu. Sonunda Zeyd Eşiyle İlgisini Kestiğinde Onu Seninle Evlendirdik, Ki Evlatlıkları Eşleriyle İlgilerini Kestiklerinde Onlarla Evlenmek Konusunda Mü'minlere Bir Sorumluluk Olmadığı Bilinsin. Allah'ın (c.c) Buyruğu Yerine Gelecektir. (ahzab Suresi - 37)

allah'in (c.c) "onu Seninle Evlendirdik." Cümlesi Kesinlikle İfade Ediyor Ki, Bu Evlenme Allah'ın (c.c) Emriyle Olmuştur. Hikmeti Ve İlleti Anlattığımız Gibidir. Yoksa - Bin Defa Haşa - Resulullah'ın (s.a.v) İsteğiyle Ve Kalbinin Meyliyle Değildir. Nasıl Ki Bu Konuyu Müfsidler Böylece Ağızlarında Geveliyorlar. Kuran'ın Bu Ayeti Resulullah'ın (s.a.v) Zeynep (r.a) İle Evlenmesinin Açıkca İllet Ve Hikmetini Gösterir. Yani "... Onu Seninle Evlendirmek Ki, Evlatlıkları Eşleriyle İlgilerini Kestiklerinden Onlarla Evlenmek Konusunda Mü'minlere Bir Sorumluluk Olmadığı Bilinsin..."

hz. Muhammed (s.a.v) ,zeynep (r.a) İle Evlendiğinde Münafıklar; "muhammed Oğlunun Zevcesiyle Evlendi." Dediler. Bunun Üzerine Şu Ayet-i Kerime Nazil Oldu.

"muhammed İçinizden Herhangi Bir Adamın Babası Değil O Allah'ın Elçisi Ve Peygamberlerin Sonuncusudur..." (ahzab Suresi - 40)

islamın Amansız Düşmanları Yahudiler, Münafıklar Ve Misyonerler Bu Meseleyi Ağızlarında Sakız Gibi Çiğnerler. İslama Ve İslam Peygamberine İnsafsızca Hücumlarda Ve İftiralarda Bulunurlar. Yüce İslam Peygamberini Nefis Perestlikle İtham Ederler. Bu Şerli İftiralardan Allah'ın (c.c) Adaletine Sığınıyoruz. Bu En Büyük Bir İftiradır. Bu En Büyük Peygambere Yapılan Asılsız Bir Yalan Ve Ancak Utanılacak Bir Yüz Karasıdır.

resulullah'ın (s.a.v) O Mübarek Nefsi, Müfsitlerin İftiralarından Münezzehtir, Paktır. O'nun Hayatı Gerek Milleti Ve Gerekse Düşmanlarınca Bilinmektedir. Herkes O'na "sadık" ,"emin" , "tahir" , "pak" Demişlerdir. O'nu Bütün Kötülüklerden Münezzeh Görmüşler Ve Öylece Kabul Etmişlerdir.

cenab-ı Hak (c.c) Kuran'da Şöyle Buyurmaktadır :

"şüphesiz Sen En Güzel Ahlak Üzerine Yaratılmışsın." (kalem Suresi - 4)

allah'ın (c.c) Bu Açık Beyandan Ve Bildirisinden Sonra, Zerre Kadar İmanı Olan Bir Kimse İnkarcı Durumuna Düşer Mi? Her Akl-ı Selim Sahibi İnsan Bu Müfsidlerin Yalanlarını Ancak İftira Olarak Kabul Eder Ve Bu Tutarsız Yalanları, Küfür Ve Yalanla Kapkara Olmuş Kalplerine İade Eder.

ey Gafiller!... Siz Bu İftiralarla İyi Bir İş Yaptığınızı Mı Zannediyorsunuz?.. Resulullah'ın (s.a.v) Şerefine Leke Sürebileceğinizi Mi Sanıyorsunuz?..

bu Evlenme Şerefli Ve Hikmetli Bir Nedeni Olan Birçok Hükümleri Açıklamıştır. Bu Evlenme Göklerde Kesinleşmiş, Hakkında Ayetler Nazil Olmuş Bir Evlenmedir.

hz. Zeynep (r.a) Validemiz, Resulullah'ın (s.a.v) Diğer Zevcelerine Karşı Şöyle Derdi :

"benim Nikahımı, Yedi Kat Göklerin Üstünde Allah (c.c) Kıydı."

buhari Hazretleri Şöyle Der : Zeynep Validemiz Resulün (s.a.v) Diğer Zevcelerine, Sizi Ehliniz Evlendirdi. Beni İse Allah (c.c) Yedi Kat Göğün Üstünde Nikahımı Akdetti." Derdi.

ne Mutlu Sana, Ne Mutlusun Sen Ey Mü'minlerin Annesi Zeyneb!... Allah'ın (c.c) Salat Ve Selamı Kocan Hz. Muhammed (s.a.v) İle Sana Olsun...

haris Kızı Cüveyriye (r.a)

hz. Cüveyri'ye (r.a) Beni Müstalik Kabilesinin Reisi Darar Oğlu Haris'in Kızıdır. Aynı Kabileden Safvan Oğlu Müsafi'den Dul Kalmıştı. Müsafi Müslümanların En Şiddetli Düşmanlarındandı. Hele Resulullah'a (s.a.v) Çok Kızardı. Meşhur Merisi Savaşında Öldürüldü Ve Ailesi Cüveyriye Dul Kaldı. Esir Olarak Müslümanların Eline Düştü. O Zamanın Adetine Göre Esir Hizmetçi Olarak Beslenirdi. Cariyelerle Hür bayanlar Aynı Haklara Sahib Değillerdi, Yani Eşit Kabul Edilmezlerdi. Azad Olmaktan Da Mahrum İdiler. Ancak Efendilerinden Satın Alınarak Hürriyete Kavuşabilirlerdi.

merhamet Kaynağı Hz. Muhammed (s.a.v) Esir bayanları Hür Kadınlarla Eşit Kıldı. İnananlara , İslamiyetin Müsamahasından, Bereketinden Ve Adaletinden Bir Misal Daha Gösterdi. Esir Düşmüş Bir Cariye Olan Cüveyriye (r.a) İle Evlendi Ve Bütün Müslümanlara Fiili Bir Ders Verdi. Onların Zihinlerine Takılmış Olan Çok Fena Bir Adeti Söküp Attı. Çünkü Cariyeler Halkın Nazarında Bir Mal Gibi Kabul Edilirler Ve Onlarla Evlenmek Gayet Ayıp Bir İş Sayılırdı. Resulullah (s.a.v) Ashabına Ve Onlardan Sonra Geleceklere Esir Edilmiş Kadınlara Karşı Nasıl Hareket Edilir? Zelil Edilmiş Bir Kavmin Büyüğüne Nasıl Muamele Yapılır? Fakir Düşmüş Zengine Nasıl Şefkat Gösterilir? Gibi Konularda Onları Aydınlatmış Oluyordu.

evet, Cüveyriye (r.a) Validemiz Beni Müstalik Kabilesinden Esir Düşmüştü. Resul-ü Ekrem (s.a.v), Esirlerle Evlenmenin Adet Haline Gelmesi Ve Esirlere Hayvan Muamelesi Yapılmaması İçin Onunla Evlendi. Ashab Da Resulullah'a (s.a.v) Uydular. Onlar Da Yanlarındaki Cariyeler İle Evlendiler. Çünkü Resulullah'ın (s.a.v) Her Yaptığı Sünnet-i Saniyedir. Onlar Sünnet-i Seniyyeyi Harfiyen Tatbik Ederlerdi. Resulullah'ın (s.a.v) Cüveyriye (r.a) İle Evlenmesi Nedeniyle, Müslümanların Elindeki Beni Müstalik Kabilesinden, Esir Edilmiş Olan Bütün Kadşnlar Resulullah'şn (s.a.v) Şerefi İçin Azad Edildiler. Çünkü Artık O'nun Kayınları Olmuşlardı. Beni Müstalik Kabilesinden Olanlar, Resulullah'ın (s.a.v) Bu Yüceliğini Görünce Hep Birden Gelip Müslüman Oldular. Bu Sebeple ; "kavmi Hakkinda Cuveyriye 'den Daha Hayırlı Bir bayan Yoktur." Denilmiştir.

müslim Ve Buhari Hazretleri , Hz. Aişe (r.a) Den Şöyle Rivayet Etmişlerdir :

"beni Müstalik Kabilesinin bayanları Esir Düştüklerinde Ganimet Mali Olarak Paylaşıldı. Evvelce Hazineye Beşte-bir Çıkarıldı. Sonra Her Atlıya İki Pay, Her Piyade Muharibe De Birer Pay Verildi. Haris'in Kızı Cüveyriye, Kays Oğlu Sabit'e Düştü. Cüveyriye Resulullah'a (s.a.v) Geldi, Dedi Ki :

- Ey Allah'ın Peygamberi Ben Haris'in Kızı Cuveyriye'yim. Babam Beni Müstalik Kabilesinin Reisidir. Benim Başıma Gelen Felaketi Biliyorsun. Sabit, Dokuz Okiyye Gümüş Mukabilinde Beni Azad Eder, Beni Kurtar."

resulullah (s.a.v) Cevaben Buyurdular Ki:

- "ondan Daha Hayırlı Bir Teklifim Var, Kabul Edermisin?"

- "teklifiniz Nedir Ya Resulullah?."

- "hem O Parayı Verip Seni Azad Edeceğim. Hem De Seninle Evleneceğim."

- "memnuniyetle Kabul Ederim."

resulullah :

- "ben De Kabul Ettim." Buyurdular.

bu Haber Hemen Etrafa Yayıldı. Halk : "resulullah'ın (s.a.v) Kayınları Esirlikte Nasıl Tutulabilirler?" Diyerek, Beni Müstalik Kabilesinden Esir Alınmış Olanların Hepsini Azad Ettiler. Bu İşe Tam Yüz Aile Katıldı. Bu Da Cüveyriye 'nin (r.a) Resulullah'la (s.a.v) Evlenmesi Bereketi İle Oldu. Hz. Cüveyriye'nin (r.a) Bütün Ezva-i Tahire'den Daha Çok İbadet Edici Olduğu Da Rivayet Edilir.

bu Evlenmeden Sonra Cüveyriye'nin (r.a) İhtiyar Babası Resulullah'ın (s.a.v) Yanına Geldi Ve Söyle Dedi :

"benim Kızım Gibiler Esir Edilmez. Onun İçin Kızımı Serbest Bırak, Onu Küfür Yasaküreyim."

hz. Muhammed (s.a.v) Cüveyriye'yi (r.a) Muhayyer Kıldı :

"ister Babasını, İsterse Beni Seçsin." Buyurdu. Hz. Cüveyriye (r.a) Resulullah'ı (s.a.v) Seçti.

ey İnsaf Sahibi Olanlar!.. Allah Elçisinin Merhametine, Derin Görüşlülüğüne Ve Eşsiz Siyasetine Baksanıza... Bu Hanım Onun En Şiddetli Ve Amansız Düşmanlarından Birisinin Zevcesidir. Ona Bu Kadar Şefkatkarane Muamele Ettikten Sonra Artık Bir Diyecek Kalır Mı? O' Na İkram Etti, İhsanda Bulundu, Milletinin Kalbine Öyle Bir Merhamet Ve İnsanlık Tesiri Yaptı Ki, Kütle Haline Gelip, "allah'ın (c.c) Din Olarak Seçtiği İslamiyete" Dahil Oldular.

zaten Bu Evlilikten Resulullah'ın (s.a.v) Da Maksat Ve Gayesi Bundan Başka Bir Şey Değildi. Gaye Bu Olduktan Sonra, Artık İtirazcıların Bir Diyeceleri Var Mıdır? Olabilir Mi? Şerefli Kimseler Allah Elçisinin Bu Rey'inden Daha Üstün Bir Rey Kabul Edebilirler Mi? Bu Öyle Bir Rey'dir Ki, Önünde Dağlar Secdeye Eğilir. Bizi Resulullah'ın (s.a.v) Hidayetine Erdiren Allah'a (c.c) Şükürler Olsun...
Logged

Come!
Come whoever you are.
Doesn't matter if you are an unbeliever.
Doesn't matter if you have fallen a thousand times.
Come!
Come whoever you are. For this is not the door of hopelessness.
Come,
Just as you are!
ÜYE BILGILERI Edebali
Aktif Üye
**

CINSIYET Cinsiyet: Bay
NERDEN Nerden: istanbul
KAYIT TARIHI Kayit tarihi 17 Eylül 2007, 12:56:23 Pzt
MESAJ SAYISI Mesaj Sayısı: 51
IRTIBAT GÜCÜ REP 0
ILETISIM
Üyelik Bilgileri Offline Offline
« Yanıtla #3 : 18 Eylül 2007, 14:32:14 Sal »

aişe-i Sıddıka (ra)


peygamberimizin Hanımlarından:
hz. Aişe-i Sıddıka


hz. Aişe
validemiz, Küçük Yaşta İken Okuma-yazma Öğrenmiş Olup, Çok Zekî Ve Kabiliyetli İdi. Her Bir
hâdise Üzerine Hemen Bir Şiir Söylemesi, Onun Zekâsına Bir Delildir. Öğrendiği Ve Ezberlediği Bir
şeyi Katiyen Unutmazdı. Çok Akıllı, Zekî, âlime, Edibe Ve Afife Ve Saliha İdi.
üç Gece
rüyada Gördüm


resulullah Efendimiz Hz. Hadice'nin Vefatından Sonra, İkinci Defa
olarak, Hz. Ebu Bekir'in Kızı Hz. Aişe'yi Nikahladı, Fakat Düğünü Yapılmadı. Peygamberimizin
hz. Aişe İle Evlenmelerinde En Önemli Husus, Nikah Akdinin Hz. Peygamberin Arzusuyla Değil,
allahü Teâlânın Emri İle Olmasıdır. Buhârî Ve Müslim'in Rivayetlerinde Peygamberimiz Hz.
aişe'ye Şöyle Buyurdu:


- Seni Üç Gece Rüyada Gördüm. Bir Melek İpek Kumaşa Sarmış
“bu Senin Hanımındır” Dedi. Ben De Yüzünü Açtım Ve “eğer Allah Tarafından İse Cenab-ı Hak
imza Eylesin” Dedim. [yani Eğer Rüya Rahmânî İse Allahü Teâlâ Müyesser Kılsın Demektir.]



resulullah Efendimiz Medine'ye Hicret Ettiği Zaman, Ev Halkını Mekke'de Bırakmıştı.
medine'yi Şereflendirince, Ebu Rafiî İle Azatlı Kölesi Zeyd Bin Hârise'yi, İki Deve Ve İhtiyaçları
olabilecek Şeyleri Satın Almak Üzere 500 Dirhem Harçlıkla Mekke'ye Gönderdi.


hz.
ebu Bekir De Abdullah Bin Ureykıt'ı İki Deve İle Onların Yanına Katıp, Hanımı Ümm-i Ruman
ve Kızı Hz. Aişe İle Kızkardeşi Esma'yı Develere Bindirerek Göndermesini, Oğlu Abdullah'a
mektup Yazarak Emretti. Hz. Aişe, Annesi Ümm-i Ruman Ve Resulullahın Kerimeleri Kafile
olarak Yola Çıktı. Kubeyd Mevkiinde Hz. Zeyd 500 Dirhemle Üç Deve Daha Satın Aldı. Kafileye
talha Bin Ubeydullah Da Katıldı. Mina Mevkiinden Beyda Denilen Yere Ulaştıkları Zaman, Hz.
aişe'nin Devesi Kaçtı. Hz. Aişe Buyuruyor Ki:


“devem Kaçtı. Ben Devenin Üstünde
mahfe'nin İçindeydim. Annem De Yanımdaydı. Annem, “eyvah Kızcağızım, Eyvah Gelinciğim”
diyerek Çırpınıyordu. Allahü Teâlâ Devemize Sükûnet Verdi Ve Bizi Kurtardı. Nihayet Medine'ye
geldik. Ben Hz. Ebu Bekir'in Ev Halkı İle Birlikte İndim.”


birer Oda Yapıldı


o
zaman Mescid-i Nebevî Ve Etrafındaki Odalar Yapılmıştı. Mescid-i Şerif Yapılırken,
peygamberimizin Hanımları Hz. Aişe Ve Sevde İçin Birer Oda Yapıldı. Sonra, İhtiyaç Oldukça
bir Oda Yapılarak, Adetleri Dokuz Oldu. Odalar, Arap âdeti Üzere, Hurma Dalından İdi. Üstleri
kıldan Keçe İle Örtülü İdi.


odalar Mescidin Cenup, Şark Ve Şimâl Taraflarında İdi.
kerpiçten Yapılmış Olanı Da Vardı. Çoğunun Kapısı Mescide Açılırdı. Tavanlarının
yüksekliği, Orta Boylu İnsan Boyundan Bir Karış Fazla İdi. Hz. Fâtıma İle Hz. Aişe'nin Odaları
arasında Kapı Vardı.


mekke'den Gelen Resulullahın Ev Halkı, Kendi Odalarının
önünde İndi. Hz. Aişe Validemiz, Hz. Ebu Bekir'in Evinde Bir Müddet İkâmet Buyurdular. Hz.
ebu Bekir Birgün Resulullaha Şöyle Arzetti:


- Ya Resulallah, Ehlinle Evlenmekten Seni
alıkoyan Nedir?


hastalığı Bol Yerdi


bunun Üzerine Resulullah Efendimiz,
gerekli Hazırlıkları Yaparak, Hz. Aişe İle, Nikahlarının Vuku Bulduğu Şevval Ayında
evlendiler.


hz. Aişe Validemiz Buyuruyor Ki:


“medine'ye Hicret Edip Geldiğimiz
zaman, Burası, Hastalığı Bol Olan Bir Yer İdi. Bütün Eshab-ı Kiram Hastalığa Tutuldular. Bu
hastalıktan, Ancak Resulullah Efendimiz, Allahü Teâlânın Korumasıyla Kurtuldu."


hz.
aişe De Hastalandı. Peygamberimiz Hz. Aişe'ye, “sende Gördüğüm Nedir” Diye Sorunca, Hz.
aişe Şu Cevabı Verdi:


- Anam-babam Sana Feda Olsun Ya Resulallah, Hummadır. Allah
onu Kahretsin.


bunun Üzerine Peygamber Efendimiz Buyurdu Ki:


- Hayır, Ona
kötü Söyleme! O, Vazifelidir. İstersen Sana Bir Duâ Öğreteyim. Onu Okuduğun Zaman, Allahü
teâlâ Onu Senden Giderir.


hz. Aişe De, “öğret Ya Resulallah” Dedi.


peygamber
efendimiz Duâyı Öğretince, Humma Geçti.


hz. Aişe Validemiz, Medine'de, Resulullahın
gazalarına Katılmış Diğer Sahabî Hatunları Gibi, Yaralıların Tedavisi Ve Bakımıyla Meşgul
olmuş, Büyük Hizmetler Görmüştür. Cephelerde Eline Kılıç Alıp, Çarpışmayı İstemiş İse De,
resulullah Efendimiz Buna Müsaade Buyurmamıştır. Mesela Uhud Günü, Peygamber Efendimiz
yaralanmış, Mübarek Yüzü Müşriklerin Attığı Taşla Yaralanıp, Kan İçinde Kalmıştı.


hz.
fâtıma Validemiz, Resulullahın Mübarek Yüzünü Yıkamış, Kan Durmayınca, Yünden Hasır
yakmış Ve Külünü âlemlere Rahmet Olarak Gelen Peygamberimizin Mübarek Yüzüne Basarak,
kanı Durdurmuştu.


arkalarında Su Taşıyorlardı


hz. Aişe Validemiz De Sırtında
yiyecek Ve İçecek Su TaşıKüfür Yasak Uhud'a Gelmişti. Hz. Aişe Ve Ümm-i Süleym Kırba İle Su
taşıyorlar, Hamne İse Susuzlara Su Veriyordu. Enes Bin Malik Diyor Ki:


"uhud
gazasında Müslümanlar Bozulup, Resulullahın Yanından Dağıldıkları Zaman, Hz. Aişe İle
ümm-i Süleym'i Gördüm. Arkalarında Kırbalarla Koşa Koşa Su Taşıyorlar, Yaralıların Ağızlarına
boşaltıyorlardı. Kırbaları Boşaldıkça Koşarak Gidiyorlar, Doldurunca Koşarak Gelip, Yine
yaralılara Su Veriyorlardı.”


bayanların Uhud Savaşına Katılmasına Müsaade
edilmesinin Sebebi, Yaralıları Tedavi İçin İdi.


hz. Aişe, Müreysi Gazasına Katılmış Ve Bu
gazada Bazı Münafıkların Çıkardığı Bir İftiraya Maruz Kalmış, Bunun Üzerine Allahü Teâlâ Nur
suresinde 17 Ayet-i Kerime Göndererek, Onun Temizliğini Bildirdi. Hz. Aişe Buyurdu Ki:



"resulullahın İlk Hastalığı, Hz. Meymune'nin Evinde Oldu. O Gün Resulullahın Hz.
meymune'ye Uğradığı Gündü. Burada Resulullahın Hastalığı Arttı. Diğer Ezvac-ı Tahirat
gelerek Resulullahın Hizmetine Koyuldular. Peygamberimiz De Buyurdular Ki:


- Ey Benim
zevcelerim, Mâzur Görün, Takatım Yoktur Ki, Evlerinizi Dolaşayım. İzin Verirseniz Aişe'nin Evine
gideyim, Bana Orada Hizmet Edersiniz.


hz. Aişe'nin Odasına Gitti


resulullah
efendimiz Hz. Abbas Ve Hz. Ali'nin Omuzlarına Dayanıp, Benim Odama Geldiler. Döşeğe
yattılar. Bu Odada Mübarek Başı, Göğsümde Olduğu Hâlde Vefat Ettiler."


resulullahın
vefatından Sonra Da, Eshab-ı Kiramın, Hz. Aişe Validemize Hürmetleri, İkramları Ve İzzetleri
çok Fazla İdi. Hatta Bu Hususta Hz. Ömer, Bunda O Derece İleri Gitti Ki, Hz. Aişe, "resulullahın
vefatından Sonra Hz. Ömer Bana Çok İyilik Etti. Ya Rabbi, Bundan Böyle, Beni, Onun İhsan Ve
iyilikleri İçin Ayakta Tutma" Buyurdu.


hz. Aişe Validemiz, Hz. Osman Zamanında Da Din-i
islâmı Öğretmekle Meşgul Oldu. Hz. Aişe Müctehid İdi. Bütün İslâm İlimlerinde Çok Büyük
derecesi Vardı. Bilhassa Kadınlara Mahsus Hâllere Dair Fıkhî Hükümler Kendisinden Sorulurdu.
çünkü Hz. Aişe, Hem Müminlerin Annesi, Hem De Dinlerini Öğrenecekleri Bir Müftî Müctehid İdi.
ayet-i Kerime İle Medh Ve Sena Olundu. ^alim, Edip, Çok Akıllı Ve Üstad İdi. Çok Fasih Ve Beliğ
konuşurdu.


aişe-i Sıddıka Hazretlerinin Faziletleri, Üstünlükleri, Sayılamayacak Kadar
çoktur. Eshab-ı Kirama Fetva Verirdi. Âlimlerin Çoğuna Göre, Fıkıh Bilgilerinin Dörtde Birini Hz.
aişe Haber Vermiştir. Hadis-i Şerifte Buyuruldu Ki:


- Dininizin Üçte Birini Humeyra'dan
öğreniniz!


resulullah Efendimiz, Hz. Aişe'yi Çok Sevdiği İçin, Ona "humeyra" Derdi.



aişe Hakkında, Beni İncitmeyiniz!


eshab-ı Kiramdan Ve Tâbiînden Çok Kimse,
hz. Aişe'den İşittikleri Hadis-i Şerifleri Haber Vermişlerdir. Ürvet Übnü Zübeyr Hazretleri
buyuruyor Ki:


"kur'an-ı Kerimin Manalarını Ve Helal Ve Haramları Ve Arap Şiirlerini Ve
nesep İlmini Hz. Aişe'den Daha Çok Bilen Kimse Görmedim."


eshab-ı Kiram,
hediyelerini, Resulullaha, Aişe'nin Evinde Getirip, Böylece Sevgisini Kazanmak İçin Yarışırlardı.
zevceler, İki Grup İdi. Aişe Tarafında Hafsa, Safiyye, Sevde Vardı. İkincisi, Ümm-i Seleme Ve
ötekiler İdi. Bunlar, Ümm-i Seleme'yi Resulullaha Gönderip, "eshabına Emir Buyursanız Da,
hediye Getirmek İsteyen, Hangi Zevce Yanında İseniz, Oraya Getirse" Dediklerinde, Resulullah
efendimiz Buyurdu Ki:


- Beni, Aişe Hakkında İncitmeyiniz! Cebrail Bana Yalnız Aişe'nin
yanında İken Geldi.


ümm-i Seleme De Dediğine Pişman Olup, Tevbe Ve Af
diledi.


resulullah Efendimiz Bir Defasında, Kızı Hz. Fâtıma'ya Buyurdu Ki:


- Ey
kızım, Benim Sevdiğimi, Sen Sevmez Misin?


hz. Fâtıma'nın, “elbet Severim” Demesi
üzerine, Yine Buyurdular Ki:


- O Hâlde, Aişe'yi Sev!


en Çok Kimi
severdi?


resulullah Efendimiz, Hz. Aişe'yi Çok Severdi. Resulullaha, “en Çok Kimi
seviyorsun” Denildiğinde Buyurdular Ki:


- Aişe'yi.


"erkeklerden Kimi"
dediklerinde, Buyurdu Ki:


- Aişe'nin Babasını.


yani, En Çok Hz. Ebu Bekir'i
sevdiğini Bildirdi.


hz. Aişe'ye Sordular Ki:


- Resulullah Efendimiz En Çok Kimi
severdi?


- Fâtıma'yı Severdi.


- Erkeklerden En Çok Kimi Severdi?


-
fâtıma'nın Zevcini.


bundan Anlaşılıyor Ki, Zevceleri Arasında, Hz. Aişe'yi, Çocukları
arasında Hz. Fâtıma'yı, Ehl-i Beyti Arasında. Hz. Ali'yi, Eshabı Arasında İse, Hz. Ebu Bekir'i
en Çok Severdi.


hz. Aişe Buyuruyor Ki: “birgün Resulullah Efendimiz, Mübarek
nalınlarının Kayışlarını Çakıyordu. Ben De İplik Eğiriyordum. Mübarek Yüzüne Baktım. Parlak
alnından Ter Damlıyordu. Ter Damlası, Her Tarafa Nur Saçıyor, Gözlerimi Kamaştırıyordu.
şaşakaldım. Bana Doğru Bakarak Buyurdular Ki:


- Sana Ne Oldu Ki, Böyle Dalgın
duruyorsun?


ben De, "ya Resulallah! Mübarek Yüzünüzdeki Nurların Parlaklığına Ve
mübarek Alnınızdaki Ter Tanelerinin Saçtıkları Işıklara Bakarak Kendimden Geçtim”
dedim.


bunun Üzerine, Resulullah Efendimiz Kalkıp Yanıma Geldi. Alnımdan Öptü Ve
buyurdular Ki:


- Ya Aişe! Allahü Teâlâ Sana İyilikler Versin! Beni Sevindirdiğin Gibi, Seni
sevindiremedim.


kıyamet Gününde İnsanlar


yani, Senin Beni Sevindirmen,
benim Seni Sevindirmemden Çoktur, Buyurdu. Hz. Aişe'nin Mübarek Alnından Öpmesi,
resulullahı Severek, Onun Cemalini Anlayarak Gördüğü İçin, Aferin Ve Takdir
olmaktadır.


birgün Peygamber Efendimiz, Kıyamet Gününden Bahisle Hz. Aişe'ye
buyurdu Ki:


- Kıyamet Gününde İnsanlar Elbisesiz Olarak Haşredilecektir.


-
erkekler De bayanlar Da Böyle Mi Olacak?


- Evet.


- O Zaman Birbirlerine
bakmayacaklar Mı?


- Ey Aişe, O Gün İnsanlar Meşguliyetlerinden Birbirlerine Bakmaya
zaman Bulamayacaklardır. Gözleri Göğe Dikilmiş Olarak Kırk Sene Öylece Kalacaklardır.
yemeyecek, İçmeyeceklerdir. Şiddetli Terliyecekler. Kiminin Terinden Biriken Su, Ayaklarını
örtecektir. Kiminin De Dizlerine, Kiminin De Karnına Kadar Yükselecektir. Kiminin De Tepesine
kadar Çıkacaktır.


musa Bin Talha Diyor Ki:


- Hz. Aişe'den Daha Fasih, Düzgün
konuşanı Görmedim. Resulullahı Metheden Şu Manada Bir Şiir Söylemiştir:



“mısırdakiler, Onun Yanaklarının Güzelliğini İşitmiş Olsalardı, Yusuf Aleyhisselamın
pazarlığında Hiç Para Vermezlerdi. Yani, Bütün Mallarını, Onun Yanaklarını Görebilmek İçin
saklarlardı. Zeliha'yı Kötüleyen bayanlar, Onun Parlak Alnını Görselerdi, Ellerinin Yerine
kalblerini Keserlerdi De Acısını Duymazlardı.”


allahü Teâlânın Nimetleri


hz.
aişe, Kendisinin, Peygamberimizin Diğer Hanımlarının Hepsinden Daha Üstün Olduğunu
söyleyerek, Allahü Teâlânın Nimetlerini Sayar, Övünürdü. Bunlardan Da Bazıları Şunlardır:



1- Resulullah Efendimiz, Beni İstemeden Önce, Cebrail Aleyhisselamın Benim Suretimi
getirip, Kendisine Gösterdiğini Ve, “bu Senin Zevcendir” Dediğini Söylerdi.


2- Resulullahın
zevceleri İçinde, Koca Görmeden Resulullah İle Evlenen, Benden Başka Olmamıştır.


3-
resulullahın Zevceleri İçinde, Yalnız Benim Yanımda İken Vahiy Geldi. Resulullah Efendimiz,
bazı Zevcelerine, “aişe'yi Üzerek, Beni İncitmeyiniz! Biliniz Ki, Onun Yanında Bana Vahiy
gelmektedir” Buyurmuştu.


4- Resulullahın Zevceleri Arasında, Benden Başka Hiçbirinin
hem Babası, Hem De Annesi Hicret Etmiş Değildir.


5- Allahü Teâlâ Benim Hakkımda Berât
ayetini Nâzil Eyledi.


6- Resulullah Vefat Ederken, Mübarek Başları Benim Göğsümde
idi.


7- Resulullah Benim Odamda Vefat Etti.


8- Benim Odam Resulullahın Türbesi
olmuştur.


resulullahı Teselli Ederdi


hz. Aişe Validemiz, Resulullahın Rızasına
kavuşmak İçin, Gecesini Gündüzüne Katardı. Onu Birazcık Üzgün Görse, Teselli Etmek İçin
elinden Gelen Her Şeyi Yapardı. Hatta Resulullahın Akrabalarını Da Gözetir, Onlara Karşı Da
her Türlü İyiliği Yapardı. Hz. Aişe Buyuruyor Ki:


"günde İkinci Defa Yemek Yiyordum.
resulullah Efendimiz Görünce Buyurdu Ki:


- Ya Aişe! Yalnız Mideni Doyurmak, Sana,
her İşten Daha Tatlı Mı Geliyor? Günde İki Kere Yemek De İsraftandır. Allahü Teâlâ, İsraf Edenleri
sevmez.”


hâdimî Hazretleri, Burayı Şöyle Açıklıyor: “resulullah Efendimiz Hz. Aişe'nin
ikinci Yemeği, Acıkmadan Yediğini Anlayarak Böyle Buyurmuştur. Yoksa, Kefaretler İçin, Günde
iki Kere Yedirmek Lazım Olduğu Meydandadır.”


resulullahın Vefatından Sonra, Hz.
aişe'ye, Yemek Yiyip Yimediğini Sordular. “hiçbir Zaman Doyasıya Yemedim” Buyurdular Ve
ağladılar.


hz. Aişe Buyurur Ki: “peygamber Efendimizin Karnı Hiçbir Zaman Yemek İle
doymamıştır. Bu Hususta Hiç Kimseye Yakınmamıştır. İhtiyaç İçinde Olmak, Onun İçin
zenginlikten Daha İyi İdi. Bütün Gece Açlıktan Kıvransa Bile, Onun Bu Durumu, Gündüz
orucundan Onu Alıkoymazdı.


tahammül Gösterdiler


isteseydi, Rabbinden
yeryüzünün Bütün Hazinelerini, Meyvelerini Ve Refah Hayatını İsterdi. And Olsun Ki, Onun, O
hâlini Gördüğüm Zaman Acırdım Ve Ağlardım. Elimle Karnını Sıvazlardım Ve Derdim Ki:



- Canım Sana Feda Olsun! Sana Güç Verecek, Şu Dünyadan Bazı Menfaatler, Yiyecek
ve İçecekler Temin Etsem Olmaz Mı?


bunun Üzerine Bana Buyururdu Ki:


- Ey
aişe, Dünya Benim Neyime! Ulul'azm Olan Peygamber Kardeşlerim, Bundan Daha Çetin Olanına
karşı Tahammül Gösterdiler. Fakat O Hâlleri İle Yaşayışlarına Devam Ettiler, Rablerine
kavuştular. Bu Sebeple Rableri, Onların Kendisine Dönüşlerini Çok Güzel Bir Şekilde Yaptı,
sevaplarını Artırdı. Ben Refah Bir Hayat Yaşamaktan Hayâ Ediyorum. Çünkü Böyle Bir Hayat,
beni Onlardan Geri Bırakır. Benim İçin En Güzel Ve Sevimli Şey, Kardeşlerime, Dostlarıma
kavuşmak Ve Onlara Katılmaktır.


bu Sözlerinden Sonra Fazla Zaman Geçmedi, Bir Ay
kadar Sonra Vefat Ettiler."


peygamber Efendimiz Hz. Aişe'ye Birçok Tavsiyelerde
bulunmuştur. Bunlardan Bazıları Şunlardır:


"peygamber Efendimiz Buyurdu Ki:



- Ey Aişe! Geceleri Şu Dört Şeyi Yapmadan Uyuma:


1- Kur'an-ı Kerimi Hatim
etmeden,


2- Benim Ve Diğer Peygamberlerin Şefaatlerine Kavuşmadan,


3-
müminleri Kendinden Hoşnut Etmeden,


4- Hac Etmeden.


ondan Kolay Ne
var?


resulullah Efendimiz Bunları Söyledikten Sonra Namaza Durdu. Namazını Bitirip De
yanıma Geldiğinde, Kendilerine Dedim Ki:


- Ey İki Cihanın Güneşi Olan Efendim! Annem,
babam, Canım Sana Feda Olsun. Bana Dört Şeyi Yapmamı Emrediyorsun. Ben Bunları Bu Kısa
müddet İçinde Nasıl Yapabilirim?


bunun Üzerine Tebessüm Ederek Buyurdular Ki:



- Ya Aişe! Ondan Kolay Ne Var? Üç İhlâs-ı Şerifi Ve Bir Fâtiha Suresini Okursan,
kur'an-ı Kerimi Hatmetmiş; Bana Ve Diğer Peygamberlere Salevat Getirirsen, Şefaatımıza
kavuşmuş; Önce Müminlerin Ve Sonra Da Kendi Affını Dilersen, Müminleri Kendinden Hoşnut
etmiş; “sübhânallahi Velhamdülillahi Ve Lâ İlâhe İllallahü Vahdehû Lâ Şerîke Leh. Lehül Mülkü
velehül Hamdü Ve Hüve Alâ Külli Şey'in Kadîr” Tesbihini Okursan Hac Etmiş Sayılırsın.”


-
ey Aişe, Yumuşak Ol; Zira Allahü Teâlâ Bir Ev Halkına İyilik Murad Ederse, Onlara Rıfk,
yumuşaklık Kapısını Gösterir.


- Ey Aişe Bilmez Misin; Kul Secde Ettiği Zaman, Allah
onun Secde Yerini Yedi Kat Yerin Sonuna Kadar Tertemiz Kılar.


- Ey Aişe, Hiç Hayâsız Söz
söylediğimi Gördün Mü? Kıyamet Gününde Allah Katında En Kötü İnsan, Şerrinden Kaçarak
insanların Terkettiği Kimsedir.


- Ey Aişe, Allah, Kullarına Lutf İle Muamele Edicidir. Her
işte Yumuşak Davranılmasını Sever.


- Ey Aişe, Sana Birisi, İstemeden, Birşey Verirse,
kabul Et! Çünkü O, Allahü Teâlânın Sana Gönderdiği Bir Rızıktır.


kendini Tutamadı



sevgili Peygamberimizin Huzurlarına, Birtakım Yahudiler Girdiler. “essâmü Aleyk”
diyerek, Sırıttılar. Allahü Teâlânın Resulü De, "ve Aleyküm" Karşılığında Bulundular. Bunları
duyan Hz. Aişe, Yahudilere “lânet” Etmeye Başladı. Çünkü “essâmü Aleyk!” Sözlerinin Manası,
“ölüm, Senin Üzerine Olsun” Demekti. İşte Bu Yüzden Peygamber Efendimizin Hanımı, Kendini
tutamamıştı.


bu Şaşkın Yahudiler, Güya Kurnazlık Ettiler! Selam Verir Gibi Görünüp,
hak Teâlânın En Şerefli Peygamberine Hakarete Yeltendiler. Hz. Aişe'yi Üzen De Onların Bu
“sefîl” Niyetleriydi.


fakat Peygamber Efendimiz Sakin Görünüyorlardı. Hanımına
sordular:


- Ey Aişe! Sana Ne Oldu Ki, Onlara Lânet Ettin?


hz. Aişe-i Sıddıka Hâlâ
hiddetini Yenememişti. “ne Söylediklerini İşitmediniz Mi, Ya Resulallah” Dedi. Peygamber
efendimiz De, "sen De, Benim Onlara, (ve Aleyküm...) Dediğimi İşitmedin Mi”
buyurdu.


gerçekten, “ve Aleyküm” Demek, “sizin Üzerinize Olsun” Manasına Geliyordu.
böylece Yahudilerin “ölüm” Temennisini; Sevgili Peygamberimiz, Aynen Kendilerine İade
etmişlerdi.


şehitlerin Derecesi


hz. Aişe, Birgün Resulullah Efendimize Sordu:



- Şehitlerin Derecesine Yükselen Olur Mu?


- Hergün Yirmi Kere Ölümü Düşünen
kimse, Şehitlerin Derecesini Bulur.


- Ya Resulallah! Sizin Üzerinize, Uhud Gününden
(harbinden) Daha Şiddetli Bir Gün Geldi Mi?


- Ya Aişe! Gördüğüm Eziyetin En Şiddetlisi,
tâif Şehrinde Olmuştur.


hz. Aişe'nin Annesi Ümm-i Ruman Binti Amir'dir. Lâkabı
sıddıka'dır. Hz. Aişe'nin Çocuğu Yoktu. Bunun İçin Künyesi De Yoktu. Araplarda Künyeye
çok Ehemmiyet Verilirdi. Bunun İçin Hz. Aişe Üzülürdü. Birgün Hz. Peygambere Bunu Arzetmiş
ve Peygamberimiz De Buyurmuştu Ki:


- Sen Yeğenin Abdullah Bin Zübeyr'i Kendine
evlat Edinirsin Ve Onun İsmine İzafeten De Künye Alırsın.


bundan Sonra Hz. Aişe Yeğeni
abdullah Bin Zübeyr'e İzafeten Ümm-i Abdullah Diye Künyelendi.


hz. Aişe, Hicret'ten
dokuz Sene Önce Mekke-i Mükerremede Doğdu. 676 Senesinin Ramazan Ayının 17. Salı Günü
medine-i Münevverede Vefat Etti.

hz. Sevde Binti Zem'a (r.anha)


hz. Sevde, Amcasının Oğlu Sekran Bin Amir İle İlk Evliliğini Yapmıştı. İslâmiyetin Geldiği İlk Yıllarda; Kocası Sekran İle İman Ederek Müslüman Oldular. Bu Sırada Mekkeli Müşriklerin Müslümanlara Yaptıkları, Akıllara Durgunluk Verecek Eza Ve Cefalar Dayanılmaz Hâlde İdi. Bunun Üzerine Peygamberimiz Müslümanların Habeşistan'a Hicretine İzin Vermişlerdi.

hz. Sevde; Kocası Sekran İle Birlikte Habeşistan'a Hicret Etti. Daha Sonra Habeşistan'dan Mekke'ye Döndüler. Hz. Sekran Mekke'ye Dönüşünden Kısa Bir Müddet Sonra Vefat Etti.

hz. Sevde, Kocası Hz. Sekran'ın Vefatından Önce Şöyle Bir Rüya Görmüştü: Rüyada Peygamberimiz Mübarek Ellerini Sevde'nin Omuzuna Koymuşlardı. Hz. Sevde De Gördüğü Bu Rüyasını, Kocası Hz. Sekran'a Anlatmıştı. Rüyayı Dinleyen Sekran Dedi Ki:

- Ey Sevde, Sen Gerçekten Böyle Bir Rüya Gördünse, Bu Benim Mutlaka Öleceğime, Senin De Peygamber Efendimizle Evleneceğine Bir İşarettir.

hz. Sevde Birkaç Gün Sonra Başka Bir Rüya Daha Gördü. Rüyasında, Kendisini Bir Yastığa Yaslanmış, Gökyüzünden İnen Ay Da, Başının Etrafında Dönmüştü.

hz. Sevde; Gördüğü Bu Güzel Rüyasını Da Kocası Hz. Sekran'a Anlattı. Sekran Bu Rüyayı Da Dinledi Ve Şöyle Dedi:

- Ey Sevde! Bil Ki, Artık Benim Ölümüm Yaklaşmıştır. Ben Öyle İnanıyorum Ki; Benim Ölümümden Sonra Mutlaka Evleneceksin.

gerçekten De Hz. Sekran Bu Rüyadan Birkaç Gün Sonra Vefat Etti.

hz. Sevde, Kocası Hz. Sekran'ın Vefatında 50 Yaşlarında İdi. Onun İmanındaki Sadakatı, Bütün Zorluklara Rağmen İslâm Dininden Dönmemesi, Bu Yolda Başını Ortaya Koyması, Peygamberimiz Üzerinde Çok Derin Bir Tesir Bırakmıştı.

hz. Sevde, Kocasının Vefatı İle Çok Üzüldü, Sanki Kolu Kanadı Kırılmış Gibiydi. Hiçbir Sahabînin Üzülmesine Ve Kalbinin Kırılmasına Dayanamayan Peygamberimiz, Yaşlı Ve Dul Olan Hz. Sevde'ye Evlilik Teklif Etti. O İse Bunu Sevinerek Kabul Etti. Böylece Üzüntüsü Ve Kederi Gitmiş, Onun Yerine Yaratılmışların En Şereflisine Eş Olma Saadeti Gelmişti.

peygamber Efendimiz Evlenmelerinin Hepsini; Allahü Teâlânın Emri İle Yapmıştır. Bunlar Dinî, Siyasî Veya Merhamet Ve İhsan Ederek Yapılan Evlenmelerdir. Nitekim Hz. Sevde İle Olan Evlenme De Böyledir. Hadis-i Şerifte Buyuruldu Ki:

(bütün Zevcelerimle Evliliklerim Ve Kızlarımı Evlendirmem, Hepsi Cebrail'in Allahü Teâlâdan Getirdiği İzinle Olmuştur.)

hz. Sevde İman Edip Müslüman Olduğu Zaman, Babası Zem'a İle Kardeşi Abdullah Henüz İslâm Dinini Kabul Etmemişlerdi. Onun İslâmiyetten Aldığı Güzel Ahlâkı, Edebi Ve Terbiyesi; Çevresi Üzerinde Çok Büyük Tesir Yapmıştı. Onlara Devamlı Hareket Ve Sözleriyle İslâmiyetin Üstünlük Ve Büyüklüğünü Anlatırdı.

hz. Sevde'nin, Peygamberimiz İle Evlenmesini Duyan Kardeşi Abdullah Bin Zem'a Çok Üzüldü. Saçını Başını Yolmaya Başladı. Eline Yüzüne Üzüntüsünden Toprak Serpmişti. Daha Sonra Bu Yaptıklarından Pişman Olduğunu Şöyle Anlatmıştır:

“kardeşim Sevde'nin Resulullaha Nikahlandığını Duyunca, Saçımı Yolduğum, Başım Ve Yüzüme Topraklar Serptiğim Zamanki Kadar, Gülünç Ve Aşağı Duruma Düştüğümü Hiç Hatırlamıyorum.”

hz. Sevde'nin İman Bütünlüğü, Çevresinde Bulunan Kardeşlerine Ve Yeğenlerine Çok Tesir Etmişti. Onların Müslüman Olmasına Sebep Olarak, Onları, İslâmiyeti İlk Kabul Edenler Safına Sokmuştu. Yakınlarının Hepsi Peygamberimizin Medine'ye Hicretinden Önce İman Ederek Müslüman Olmuşlardı.

hz. Sevde, Peygamberimize Karşı Çok İtaatkâr İdi. Ona Karşı Edep Ve Terbiyesinde Hiç Kusur Etmez, Emirlerini Titizlikle Yerine Getirirdi. Her Yerde Onunla Beraber Olmayı Ve Ona Hizmetle Şereflenmeyi Canla Başla İsterdi. Çok Şakacı Ve Latifeyi Severdi. Birçok Kere Peygamberimizi Şakalarıyla Sevindirmiş Ve Duâsını Almıştır.

hz. Sevde De, Peygamberimiz İle Birlikte, Diğer Hanımları Gibi, Sırası Geldiğinde Savaşlara İştirak Ederdi. Uhud Savaşına Katılarak, Oradaki Birçok Müslümanın Yarasını Sarmış, Onlara Su TaşıKüfür Yasak Çok Büyük Hizmetler Etmişti.

peygamberimizle Son Veda Haccında Bulunmuş, Onun Vefatından Sonra, Bir Daha Hac Ve Umreye Gitmemiştir.

hz. Sevde, Alçakgönüllülüğü, El Açıklığı, Bol Sadaka Dağıtmasıyla Tanınırdı. Kendisine Gelen Bütün Hediyeleri Fakirlere Verir, Onların Sevinmesinden Çok Zevk Duyardı. Birgün Peygamber Efendimizin Hanımları Huzura Toplanarak Sordular:

- Ya Resulallah, Bizim İçimizden Hangimiz Size En Önce Kavuşacak?

bunun Üzerine Peygamber Efendimizin, “vefatımdan Sonra Bana İlk Kavuşacak Olan, Kolu Uzun Olanınızdır” Buyurduğunu Hz. Sevde Nakletmiştir.

peygamberimizin Vefatından Sonra, Hanımlarının İçinde, En Çok Sadaka Dağıtan Ve Cömert Olan Hz. Zeyneb Binti Cahş Vefat Etti. Peygamberimizin Diğer Hanımları İse, Yukardaki Hadis-i Şerifin Manasını Ancak O Zaman Anlayabilmişlerdi.

hz. Sevde'nin, Peygamberimizden Naklettiği Hadis-i Şerifler Dört-beş Taneyi Geçmemektedir.

hz. Sevde'nin Babası Zem'a, Annesi De, Şemmus Binti Kays'dır. Doğum Tarihi Kesin Olarak Bilinmeyen Hz. Sevde'nin Vefatı İse, Hz. Ömer'in Halifeliğinin Son Yıllarına Rastlamaktadır.

resulullah Efendimiz Hz. Hadice'nin Vefatından Sonra, Önce Hz. Aişe'yi, Sonra Sevde'yi Nikâhladı. Hz. Sevde'yi Mekke'de, Hz. Aişe'yi İse Medine'de Evine Aldı. Hz. Sevde Yaşlı Olduğundan Medine'de Sırasını Hz. Aişe'ye Bağışladı.
Logged

Come!
Come whoever you are.
Doesn't matter if you are an unbeliever.
Doesn't matter if you have fallen a thousand times.
Come!
Come whoever you are. For this is not the door of hopelessness.
Come,
Just as you are!
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Bu Sayfa 0.158 Saniyede 26 Sorgu ile Oluşturuldu