|
136
|
Kralforumcu Genel / Yaşanmış Aşk Hikayeleri / bir annenin ogluna yazıdıgı mektup
|
: 25 Kasım 2007, 20:12:49 Paz
|
|
Bu mektup arkadaşa ait ve mektubu aynen size aktarıyorum ben okuyunca çok üzüldüm sizlerle paylaşma istedim.
Canım oğlum seni öyle çok özlüyorumki bunu ne kelimeler,nede hiçbirşey anlatamaz.Senden ayrı olmak,seni koklayamamak,sana doya doya bakamamak beni kahrediyor.Belki birgün gelecek gerçek annenin ben olduğumu öğreneceksin.Belki bana kızacaksın,ama oğlum senden ayrılmak zorundaydım,mecburdum.Bende istemezdim böyle olmasını,bende isterdim seni ben büyütüp bana anne demeni ama olmadı oğlum seninle olmayı başaramadım.
Seni dünyaya getirmemi istemediler ama ben sana kıyamazdımki.Direndim seni doğurdum ama seni alamadım.Seni dünyaya getirmek için ne acılar çektim ama değdi senin gibi güzel bir evlat getirdim dünyaya.Şimdi ise elimdeki resminle avunuyorum oğlum.Keşke yanımda olsan,keşke sana doya doya sarılabilsem.Seni çok özledim oğlum.
Özledim Seni Oğlum Nasılda ayırmazdım,gözümü gözlerinden Nasılda bırakmazdım,elimi ellerinden Nasılda doyamazdım,ayrılamazdım senden Şimdi ise uzaktasın,özledim seni oğlum
İstesemde gelemem,hasretimi dindiremem Özlemimi yenemem,yüreğimi söndüremem Gözyaşımı silemem,hislerimi dinletemem Şimdi ise uzaktasın,ÖZLEDİM SENİ DOĞUŞUM
|
|
|
|
|
137
|
Kralforumcu Genel / Yaşanmış Aşk Hikayeleri / Okuduktan Sonra Ağlayabilrsiniz
|
: 25 Kasım 2007, 20:11:59 Paz
|
|
Daha henüz 18 yaşındaydı,ama hayatının sonundaydı. Tedavisi mümkün olmayan kanser hastalığına yakalanmıştı. Kahır içinde kendini eve kapatmıştı. Sokağa bile çıkmıyordu. Annesi,birde kendisi. Bunlardan ibaretti hayat onun için. Bir gün çok sıkıldı. Sokaklara attı kendini.. Bir yığın vitrinin önünden geçti. CD satan bir dükkanı geçerken aniden durdu, geriye dönüp kapıdan içeri bakarak hayal meyal gördüğü tezgahtar kıza bir kez daha baktı. Kendi yaşlarında Çok harika bir genç kızdı. Gözleri ve yüreği takılı kalmıştı. Bir süre düşündükten sonra CD dükkanına girdi. Kız gülümseyerek koştu ona doğru "Size nasıl yardımcı olabilirim" diye... Öyle bir gülümseyişti ki genç şaşırdı, geveledi, bocaladı sonra "Evet" diyebildi.. Rasgele bir plağı işaret ederek "Evet,bu CD yi almak istiyorum" dedi. Genç kız plağı aldı, içeri gitti. Az sonra paketlemiş bir şekilde geri geldi. Genç paketi aldı evine geldi ve hiç açmadan paketi dolabına attı...
Ertesi sabah yine aynı dükkana gitti. Yine bir CD sardırdı kıza, yine eve gelip açmadan paketi dolaba attı. Günler hep sardırılıp açılmayan CD alımları ile geçti gitti. Bir türlü genç kıza açılmaya cesaret edemiyordu. Annesine açıldı sonunda... Annesi "Git konuş oğlum, ne var bunda" dedi.Ertesi sabah cesaretini toplayıp aynı dükkana gitti, ve yine bir plak seçti. Kız plağı sarmak üzere arka kısma gidince genç "sizinle bir gece çıkabilir miyiz ?" diye yazarak altında telefonunu ekleyip gizlice kasanın üstüne koydu.Sonra genç kızdan plağı alarak kaçarcasına uzaklaştı dükkandan. İki gün sonra evin telefonu çaldı. Anne açtı telefonu. CD dükkanındaki tezgahtar kızdı arayan. Delikanlıyı istedi. Gizlenen notu daha yeni bulmuş, ve görür görmez aramıştı. Ama delikanlının annesi ağlıyordu... "Duymadınız mı ? " dedi, "Dün kaybettik oğlumu" Cenazeden birkaç gün sonra anne oğlunun odasındaki eşyaları düzenlerken gözüne dolabındaki paketler ilişti. Paketleri aldı oğlunun yatağına oturdu ve bir tanesini açtı. İçinde bir CD ve birde not vardı. "Merhaba,sizi öyle tatlı buldum ki, bir akşam birlikte çıkalım mı ? Ezgi !... Bir başka paketi açtı. Yine başka bir not vardı. "Siz gerçekten çok tatlı birisiniz, hadi beni bu gece için davet edin artık... Sevgiler...
|
|
|
|
|
138
|
Kralforumcu Genel / Yaşanmış Aşk Hikayeleri / Gitmek mi zor kalmak mı
|
: 25 Kasım 2007, 20:11:23 Paz
|
|
Geride kalmakmış zor olan. Giden otobüsün soğuk camına başını yaslayıp,gözyaşlarını akıtmak değil... Gidenin ardından ağlayarak el sallamakmış zor olan.... Zor olan geleceğin getireceği kaygılarla sıkışan bir yüreği taşımak değilmiş,göğüs kafesinin altında... Hasretin ateşiyle yanan bir yüreği gözyaşlarının vuslat masalıyla avutmaya çalışmakmış zor olan... Gittiğin yerin en tenha postanesinden üç beş satırlık iyi haber namesi atmak değilmiş zor olan... Zor olan her sabah pencerenin önünde postacının gelişine kurmakmış saatleri... Başını alıp,kendini alıp,anıları valize koyup mavilere gitmek değilmiş zor olan... Zor olan herşeye rağmen,kendine rağmen,yaşama rağmen inadına kalmakmış...Gitmemekmiş... Beklendiğini bilmek,beklenmek değilmiş zor olan... Asıl zor olan beklemekmiş... Ben kolayı seçmişim bu güne kadar... Şimdi ise en zoru yaşıyorum... Seni seviyor ve bekliyorum...
|
|
|
|
|
139
|
Kralforumcu Genel / Yaşanmış Aşk Hikayeleri / kendine iyi bak
|
: 25 Kasım 2007, 20:10:52 Paz
|
|
Kendine iyi bak” bir veda degil elveda cümlesidir çogu zaman. O üç kelimeden çok daha fazlasini gizler içinde...
"Kendine iyi bak." Çünkü bundan sonra ben yaninda olmayacagim. Olamayacagim. Istesem de istemesem de. Sevdim bir zamanlar seni, hala seviyorum ve benden sonra da mutlu olmani istiyorum. Olur da bir gün dönersem seni iyi bulmak istiyorum.“
“Kendine iyi bak. Çünkü bundan sonra kendinden baskasi olmayacak yaninda sana bakacak. Ben olmayacagim. Kendine iyi bak ve beni düsünme. Çünkü ben de seni düsünmeyecegim artik. Arama sakin beni, yazma, çünkü ben yazmayacagim. Sil beni yüreginden, çünkü ben silecegim. Fakat, yasanilan, paylasilan güzel seyler hatirina sana yürekten mutluluklar diliyorum. Ve ben bir daha dönmemek üzere gidiyorum.”
"Kendine iyi bak. Aramizda geçen herseye ragmen benden sonra iyi oldugunu bilmeyi tercih ederim. Aslinda bilmem çok önemli degil, iyi oldugunu varsayacagim ben. Seni bir daha asla görmemek üzere gidiyorum ben, seni kendinle basbasa, yapayalniz birakiyorum ben. Biliyorum kendini birakacaksin benden sonra, o yüzden iyi bak diyorum. Aslina bakarsan, çok da fazla umursamiyorum."
"Kendine iyi bak derler ve giderler. Tutkuyla sevenler, bazen birden fazla söylerler bunu. Çünkü onlari ayirmak, eti tirnaktan ayirmak gibidir. Kolay kolay kopamaz onlar, süreç çok aci vericidir, yürek parçaliyicidir. Her seferinde azalan umutlarla geri döner ve yine “Kendine Iyi Bak” gözleriyle ayrilirlar. Ta ki umut da, sevgi de tükeninceye kadar…Ta ki son elveda mezar sessizligine bürününceye kadar…"
Tutkunun ötesinde sevenler, bir kez “Kendine Iyi Bak “ derler ve giderler. Onlar eti tirnaktan ayirmak yerine ölümü yeglerler. Onlar bu aciyi bir kezden fazla kaldiramayacaklarini bilirler.
"Kendine iyi bak" derler ve giderler. Bu sözlerin içinde ihanet yok, hiç bir zaman olamaz derler ve giderler. En büyük ihanet degil midir aslinda seni seveni, ihtiyaci olani yüzüstü birakip gitmek. "Kendine iyi bak" derler ve giderler. Seni suskunluga mahkum edip giderler. Seni parçalara ayirip, en büyük parçayi yanlarina alip giderler. Seni senden alip giderler.
Daha kötüsü suçlayamazsin onlari tüm bunlar için. Kendine iyi bak deyip gidenin geçerli bir nedeni vardir elbet. Suçlatmaz kendini. Savasmadiklari için kizarsin ama suçlayamazsin. Savasmislarsa, yenildikleri için kizarsin ama suçlayamazsin. Yenildigin için kizarsin ama suçlayamazsin… Ayriligin kaçinilmazligina inandirir seni, kendine iyi bak derler ve giderler. Elinden umutlarini, düslerini, sevgilerini alip giderler. Bir tek anilari birakirlar geride, bir de hatirladikça gözyaslarina bogulasin diye unutulmayan nagmeler.
Arkalarina bakmadan çekip giderler eger yalniz kalmissan, çünkü insafsizliklarini görmek istemezler. Hersey o saniye orada bitsin, kapansin bu sayfa isterler. Bitti diyemedikleri için, kendine iyi bak derler. Kirildim ve affedemiyorum; diyemedikleri için kendine iyi bak; derler. Seni istemiyorum artik, hayatimdan çikaracagim ama bil ki hiç unutmayacagim; diyemedikleri için kendine iyi bak derler. Biliyorum çok kanayacaksin ama daha iyisini yapamiyorum; diyemedikleri için kendine iyi bak derler. Vicdanlarini rahatlatmak için kendine iyi bak derler, çünkü o kan uzun süre akacaktir ve o yara asla kapanmayacaktir, bilirler.
"Kendine iyi bak" bir noktadir çogu zaman. Kendine iyi bak deme bana, sadece kötülükler noktalansin isterim ben. Oysa sen iyisin… Sen gözümdeki isik, dudagimdaki tebessüm, sen içimdeki sevinçssin. Sen hayatima renk katan, sen yüregimdeki çarpinti, sen hayatimdaki nesesin. Sen yolumu aydinlatan, sen dert ortagim, sen gönül yoldasim, sen bir tanesin. Kendine iyi bak deme bana. Nokta koyma.
Keske böyle yasanmasaydi bazi seyler, keske affedebilsen beni, keske ben de affedebilsem… Keske döndürebilsek zamani geriye. Keske bugünkü aklimizla yasasak herseyi bastan. Nafile... Ama yine de, gitmesen olmaz mi? Bitmesek olmaz mi? Sen eksikken, ben nasil tam olurum? Senden kalan boslugu kimlerle doldururum? Savassak, aramiza giren seytanla olmaz mi? Hani büyük asklar her türlü engeli asardi, hani gerçek dostluklar her sinavi geçerdi, hani sevgi eninde sonunda kazanirdi? Hani hayatta hiç kirlenmeyecek degerler vardi? Hani en büyük zaferler, en kanli savaslarin ardindan kazanilirdi? Bunlarin hepsi yalan mi? Sahiden..., gitmesen olmaz mi? Bitmesek olmaz mi?……….
Peki o zaman... Senin istedigin gibi olsun... Öyleyse...Sen de Kendine Iyi Bak.
"Kendine iyi bak" derler, kursunu kafana sıkıp giderler...
|
|
|
|
|
140
|
Kralforumcu Genel / Yaşanmış Aşk Hikayeleri / EvlenmeTeklifi
|
: 25 Kasım 2007, 20:09:35 Paz
|
|
Günlerce, gecelerce hep onu düsünmüstüm. O ise beni sadece bir is arkadasi olarak görüyordu. Hatta bir seferinde, kiz arkadasiyla kavga etmis ve bana cep telefonunu uzatarak, onu aramami ve ikna etmemi rica etti. Göz yaslarimi içime akitarak, kiza telefon açip barismasi için ikna etmeye çalistim. Sanki tanri dualarimi duymustu. Kiz hiçbir sekilde barismaya yanasmiyordu. Ben üstüme düseni fazlasiyla yapmistim. Aradan birkaç hafta geçmisti. Haldun olanlari unutup, eski nesesine kavusmustu. Bir aksam saat 22:00 sularinda cep telefonuma bir mesaj geldi. Mesajin sahibi Haldun'du. Mesaj söyleydi; "Yarin bana son kez yardim etmeni istiyorum. Hayatimin askini buldum. Ne olur benimle evlenmesi için onu ikna et." Bu mesaj beni beynimden vurmustu. Gün isiyana kadar yanagimdan süzülen yaslar, yastigimda aci ve unutulmasi mümkün olmayan bir iz birakmisti. ise giderken ayaklarim beni geri geri Küfür Yasakürüyor, yol bitmesin diye sürekli dua ediyordum. Hayatimda ilk ve son kez asik olmustum ve bu aski ben kendi ellerimle yok edecektim. mesaime yarim saat geç gittim. içeri girer girmez Haldun, bu günün hayatindaki en mutlu gün oldugunu ispatlar gibi neseli ve bir çocuk gibi heyecanli yanima geldi. Ben ise yenilgiyi çoktan kabullenmistim. Ama sevdigimin mutlulugu beni teselli ediyordu. Haldun, "iyi günler" dedikten sonra hemen konuya girdi; "Yesim, senin hakkini nasil ödeyecegim bilmiyorum. Ama inan çok yüce bir olaya vesile oluyorsun." Elindeki telefon numarasini bana uzatti. Bu numarayi arayip, karsi tarafa; "Haldun seni hayatini paylasacak kadar çok seviyor. Lütfen onu kirma ve evlilik teklifini kabul et. inan seni simdiye kadar kimseyi sevmedigi kadar çok seviyor" dememi istedi. Sonra da masama; ''Bu emeginin kasiligi degil ama" diyerek küçük bir hediye paketi birakti. Masamdaki is telefonunu alip elimdeki telefon numarasini çevirmeye basladigimda, Haldun parmaklarimdaki titremeyi görecek diye çok endiselendim. Telefon çalmaya baslamisti. Birden masamdaki kutudan love story müzigini duydum. Telefon halen kulagimdaydi. Bir yandan da kutuyu açmaya çalisiyordum. Kutuyu açtigimda bir cep telefonu gördüm. Telefonu aldim ve açtim. Haldun bir hamle ile masamdaki is telefonunu kulagimdan aldi. Ben ise gayri ihtiyari cep telefonunu kulagima Küfür Yasakürmüstüm. Haldun, simdiye kadar duymayi her seyden çok istedigim bir kerecik duydugumda ölmeyi bile kabul edecegim o cümleleri söylemeye başladi. Ben ise göz yaslarimi tutamadim ve boynuna sarildim.
|
|
|
|
|
141
|
Kralforumcu Genel / Yaşanmış Aşk Hikayeleri / Saat Seni çoktan gecmişti
|
: 25 Kasım 2007, 20:07:56 Paz
|
|
Şehrin yapışkanlığından ayrıldığım bir vakitti gözlerimi aralayabildiğim. Taş gibi bir beyin taşıdığımı, saati görmeye çalıştığım zaman vuran "saat başı" düdüğünden sonra algılayabildim. Saat 19:00... Bu sersemlik halinin üzerinden kaç vakit geçtiğini anımsamıyorum. Yoksa dünde miyim hala? Ve düşte mi uyandım bu saatte?
Başımı kaldırıp bakmaya cesaretim yoktu. Sararmış gözbebekleri çevresinden ayırt edebildiğim; puslu bir kırmızılığın, şüpheci yalnızlığıydı. Görmek istemiyordum. Havluyla küçük bir münakaşa yaşadık...
Bahçede uğraşırken koparıverdiğin gelinciğin tebessümüyle tutmuştum bıçağı saçlarından. Fesleğenlerin ona ihtiyacı vardı. Güneş kulaklarımdan süzüldüğünde, ter kokan avuçlarının bile ne denli mühim olduğunu kendime itiraf ediyordum. Gözlerimden içeri yalnızlığım girdi...Masaya son gelen salataydı. Tabiiki sevdiğin gibi, fesleğenli. Bir de efkarımız olmalıydı, şatırlarımıza inat. Vardı. İki mumun ayrıntısına sıkıştırılmış yüzlerimizde, isten geçecek kadar dirençli bir çizgiye rastlamamanın verdiği memnuniyet vardı gülümsemelerimizde. "Gizli aşkım..." Leonard Cohen başka bir şey diyemez miydi acaba, bu ıslak cereyanlarda... En keskin üzüm şıraları bile bu kadar sarsar mıydı gönlümün ihya edilmemiş yerlerini?
İlk yudumu senin elinden içtim, sen de benim. O zaman başım ağrımıyordu... Bir müddet sonra karşımda oturmaktan sıkılmış olduğunu düşündüm. Senin her zerrenden, ne demek istediğin çıplaklaşıyordu. Kalktın. Bir günebakan tarlasının içinde, güne bakmaktan yorulmuştuk. Elimde dolaştırdığın şarkıyı biliyordum. Bir disk çalar totalinin üçle çarpılması kadardı sanırım, aksak ritmli ayakta kalmanın bedeli. Tuttun. Hiç kimse senin kadar güzel dokunmuyordu hislerime...
Uyandığımı anımsıyorum. Kalkar kalkmaz saate bakarsan, saniyelerin devinimi sana yorucu gelir. Hangi öğüdün bilgeliği sunabilirdi ki bunca efsaneyi? Yastığımın başucuna bakmayı unutmuşum. Aynanın karşısında bu kadar vakit mi geçer? Saat 23:00. El yazından kalma bir baş ağrısını sürüyorum yüzüme. Seni kırdığım için üzgünüm, beni kırdığım için de... Aynadaki, özgün bir fonla notunu bırakıyor şimdi. "Gece yarısını bekle. Düşlediklerinin hepsi sensin. İyi bak. Seni Seviyorum..."
Kıraç bir esnemeyle ayılmaya çalışırken, kapı tokmağıyla sarsılıyordum... Kalkabildiğim yer, mutfak parkelerinin ziftli yumuşağıydı. Kapıyı araladığımda, gördüğüm düşü hatırlıyordum. Sen gelmedikçe, Sen gitmemişsin akılmdan... Bin yıllık hasretten gelip, boynuma sarılacağını ummuyordum
|
|
|
|
|
142
|
Kralforumcu Genel / Yaşanmış Aşk Hikayeleri / Paylasmak) işte paylasmak budur
|
: 25 Kasım 2007, 20:06:33 Paz
|
|
Soguk bir kis aksami, MacDonalds'in kapisindan içeri yasli bir amcayla teyze girmisler, bir masaya oturmuslar. Derken amca, kasaya gidip 1 hamburger, 1 büyük boy patates ve bir büyük Cola almis. Elinde tepsiyle masaya dönmüs, hamburgeri ikiye bölerek yarisini teyzenin önüne koymus,sonra bütün patatesleri tek tek sayarak onlarin da yarisini teyzeye vermis,sonra Cola kutusunu da ortaya koymus, önce bir yudum kendisi içiyor sonrada teyze bir yudum aliyormus. Herkes "ne tatlilar, iki tonton buraya gelmisler, bir kisilik yemegi ikisi yiyorlar zavalliciklar" diye onlari izliyormus. Derken bir de bakmislar ki teyzenin önünde hamburgerle, patatesler oldugu gibi duruyor,kocasinin afiyetle yemek yiyisini seyrediyor, arada bir de Cola'dan bir yudum aliyormus. Sonunda orada çalişanlardan biri dayanamamis, yanlarina gitmis; "Affedersiniz, ben sizi izlemekten kendimi alamadim lütfen izin verin size bir menü kendim ismarlayayim." Yasli amca; " Tesekkür ederiz ama biz halimizden memnunuz. 60 yildir evliyiz ve herseyimizi iste böyle paylasiriz" demis. Bunun üzerine genç adam teyzeye dönmüs; "Peki ama teyzecigim,siz neden hamburgerinizi, patateslerinizi yemiyorsunuz, neyi bekliyorsunuz? .." Yasli teyze yanit vermis; " Disleri... !.."
|
|
|
|
|
143
|
Kralforumcu Genel / Yaşanmış Aşk Hikayeleri / Kararsızlık
|
: 25 Kasım 2007, 20:06:00 Paz
|
|
Forumda bu cinsten bir konu bulamadığımdan konuyu kendim açmaya karar verdim. Hayatımda sadece iki defa sevdim ikisi de karşılıksızdı ikisinde de hiç sevdiğimle birlikte olamadım birincisi ikincisinden daha acı geçmişti. Ancak ikincisi (ne kadar uzun görünse de) daha kısa olduğundan ikincisini anlatıcam. Liseyi bitirmiş dersaneye başlamıştım. Okuduğum lise iğrenç bir yer olduğundan dersane ortamı bana baya bi güzel görünmüştü. Öyleydi de (okuduğum liseyle kıyaslarsak tabi)herşeyi gibi kızlarının da daha güzel olduğu bu ortamda kızlardan birini gözüme kestirmiştim. Ancak onunla birlikte olmak konusunda fazla bir ümidim yoktu zira o kız o ortamdaki diğerlerine kıyasla baya tatlı ve güzel biriydi. Ve de kibirli. herşeye rağmen o kız aylarca aklımda kaldı, kızı sevmeme karşı uzun zaman direndikten sonra (öyle ya nasıl birlikte olacaktım öyle bir kızla) en sonunda dayanamadım bıraktım kendimi. Kıza olan sevgim günden güne çığ gibi büyümeye başladı. Ancak içimde de sırf acı çekmem için o kıza zorla aşık ettirildiğime dair bir umutsuzluk vardı. Belki size saçma gelebilir ama insanlar umutsuzluğa kapıldıklarında Allah ın kendilerini sırf acı çektirmek için yarattıklarını düşünebiliyor. Neyse, kızı sevdiğimi arkadaşlarıma anlattım. Verdikleri tepkileri tek tek açıklarsam durumu daha iyi anlatabilirim. Anlattığım ilk arkadaşım ''o kız senle çık-maz''dedi. İkinci arkadaşım kızı öğrendiği an ağzı bi karış havada kaldı ve o kızın hiç kimseyle çıkmayacağını söyledi. Sevdiğim kızın kankası durumu öğrendiğinde ''HİÇ ŞANSI YOK'' diye tepki gösterdi. Hatta bu konuda iddiaya girmeye bile kalkıştı.(girmedik)bunun gibi tepkiler beni yıldıracağına daha da ateşledi. Onların haklı çıkmasını düşünmek baya bi koyuyordu adama. kızı sevdiğimden ve inançsızların (yanlış anlamayın Allah a değil zafere) söyledikleri yüzünden kızı bırakmak hiç içimden gelmiyordu. kız en sonunda öğrendi ve beni sadece görünüşümdem tersledi.(aslında tipsiz değilim ama niye olduğunu anlamakta baya bi güçlük çektim)yani kızla tek kelime dahi konuşamadım. Kızı sevdiğimi söyleyince(arkadaşım aracılığıyla) kız da 'SEVDİĞİM VAR' diye cevap verdi. O cevabı duyduğumda eve gidip, odaya kapanıp ve yatağın üzerinde can çekişerek ağladım. Sanki iç organlarım çok güçlü bir mengeneyle sıkılıyor gibiydi. Hayatımda hiç o kadar yoğun bir acı yaşamamıştım. Tabi o acıyı çekmemim tek nedeni kızın sevdiği olması değildi. dersane sezonu bitmek üzere olduğundan kızı bir daha hiç görememekte vardı. Çok geçmeden kızın söylediğinin doğru olmadığını anladım. Ancak dersane bitmişti. Bütün yaz boyu yeni sezonun başlamasını bekledim. Sezon başladı, dersane açıldı. Ancak ilk günler kız gelmeyince kızı bir daha hiç göremeyeceğimi düşünmeye başladım. Kız sonradan dersaneye gelmeye başlayınca içimi büyük bir sevinç kapladı. Ancak bu sevinç uzun sürmedi zira bir süre sonra hiç kimseyle çıkmaz denilen kız başka biriyle çıkmaya başladı. Zaten kızdan ayrı olduğum için çektiğim acı bin kat daha artmıştı. Daha fazla dayanamadım ve bir kaç gün sonra kızla konuştum(kızla ilk kez konuşuyordum)kızı hala sevdiğimi söyledim. Kız da çıktığı adamın 1,5 senedir peşinde olduğunu söyledi. Başka biriyle birlikte olmasının bana acı çektirdiğini ve geçmişte (birincisinde) zaten yeteri kadar acı çektiğimi söyleyerek büyük bir hata yaptım.(neden hata olduğunu yazının sonunda anlatıcam)uzun zaman birlikte olacaklarını düşündüm ama yanılmışım. Sadece 1,5 ay çıktılar. Ben kızın ondan ayrıldığını henüz anlamadan kız başka biriyle çıkmaya başladı. Kızın birinci çıktığının kızı sevdiği her halinden belli oluyordu. Ancak ikinci çıktığında kızı sevdiğine dair en ufak bir belirti bile gözükmüyodu. Kızın niye onunla çıktığına da bir türlü anlam verememiştim ilk başta. Adamın görünüşü de benimki kadar iyi değildi, zengin de değildi, dıştan belli olan bir karizması da yoktu. Ayrıca mücadeleci biri de değildi. Yani artistti. Durumu iyice düşündükten sonra yaptığım hatanın buna neden olduğunu düşündüm. Hata diyorum çünkü kızla konuştuğumda onu etkileyecek şeyler söyleyeceğime dilencilerin yaptığı şeyi yapmıştım, kıza başkasıyla birlikte olmaması için resmen yalvarmıştım. o kız bundan sonra bana asla yüz vermezdi. Neden biliyor musunuz? o zamana kadar öğrenmediğim çok önemli bir kanun vardı; KADINLAR GÜCE TAPAR. bu güç kavramının kapsamı oldukça geniştir(tip, para, büyüleyici özellik vb)gücün olmadıktan sonra aşık olduğun insana olan sevgin ne kadar büyük olsa da bu onun için hiçbir anlam ifade etmez. O gün dilencilik yapacağıma kendimi güçlü gösterseydim herşey farklı gelişebilirdi. Hatta en başından beri güçlü bir insan olsam belki de o acıların hiçbirini çekmeyecektim(bayanların güce taptığı gibi erkekler de güzelliğe tapar yani cinsiyet ayrımı yapmıyorum yanlış anlaşılmasın) sonuçta onunla birlikte olamadım. Karşılıksız bir şekilde sürdü ve bitti.
Alntıdır
|
|
|
|
|
144
|
Kralforumcu Genel / Yaşanmış Aşk Hikayeleri / Aşıktım..Dakika dakika bitiş!..42 Saatte neler yaşamışız?-
|
: 25 Kasım 2007, 20:04:52 Paz
|
|
15 Ocak Saat: 19:00 Aloo aşkım naber? - Kızlarla oturuyoruz aşkım. Sen nasılsın? Bende ne yapayım. Akşama kadar yoruldum ya. - Biz de çok yorulduk bugün. Aşkım benim burada işim bitti. - İyi o zaman ne güzel dinlenirsin Aşkım diyorum ki oraya geleyim madem. - Neden? Ya seni özledim ne yapayım burada. -Gelme. Neden öyle diyorsun? - İstemiyorum gelme. Ya mutlaka bir sebebi vardır ama. - Bir sebebi yok, gelme diyorum. Mutlu olursun diye düşünmüştüm. - Hayır, seni istemiyorum yanımda. Ne diyorsun sen? - Seni istemiyorum diyorum. Daha az önce gelme teklifimi yapmadan önce aşk dolu mesajlar çekiyordun. Beni çok sevdiğini söylüyordun. - Onların hepsi bir yalandı. Asıl sen yalan söylüyorsun. Ben oraya geliyorum. - Gelme yanıma diyorum sana, bu şehri terk eder giderim. Gelme. Ne demek gelme yaa.. - Senden ayrılmak istiyorum. Anlamadım? -Senden ayrılmak istiyorum dedim. Ya saçmalıyorsun ne oldu durduk yere? O kadar emek, fedakarlıklar ne olacak? Hem oraya gelme teklifimi yapana kadar böyle bir düşüncen yoktu. - Artık seni istemiyorum, gelme yanıma. Aşkım yapma, seni çok seviyorum. Buna dayanamam ben. - Kapatıyorum, gelme dedim sana, gelme! Böyle düşünmene bir anlam veremiyorum. Emeklerimizin boşa gitmesine göz yumamam. Oraya geliyorum. Sana deli gibi sarılacağım. - Boşu boşuna 10 saat yol çekme. Göremezsin beni. Kaçar giderim. Ben geliyorum. Otobüse binip geliyorum. Ne demek durduk yere senden ayrılmak istiyorum demen yaa - Ben seni istemiyorum yaa.. Gelme dedim sana. Sen öyle düşün istediğin kadar. Ben geliyorum.
Aynı gün Saat: 01:00 Otobüs kalkmak üzere, sabaha oradayım -Sana gelme diyorum.. Neden hala gelmek istiyorsun, seni istemiyorum ben. Bu kadar basit mi her şeyi yok etmek. -Sorgusuz sualsiz yaşamak istiyorum ben artık. Saçmalama, çocuk muyuz biz? Nedir bu düşüncen? Daha gelmek istediğimi söylemeden hemen önce beni çok sevdiğini söylüyordun. Ben her ne olursa olsun geliyorum. Otobüsün yanındayım ve birazdan bineceğim. - Ne yaparsan yap, beni göremeyeceksin. Otobüs kalkıyor, ben biniyorum. Sabaha görüşürüz aşkım. - Bana aşkım deme! Tamam aşkım. - Bak hala aşkım diyorsun… Ben senin aşkın değilim artık. Sen öyle san, aşkımsın sen benim. Kapatıyorum, otobüse bindim.
16 Ocak Saat: 08:30 DİNLENME TESİSİ - Geldin değil mi? Ama heveslenme, yüzümü göstermeyeceğim sana. Biraz sonra yanındayım. Daha gelmedim, dinlenme tesisindeyim. Yolda da hiç uyumadım. Gözlerim patlayacak artık. - Beni ilgilendirmiyorsun. Gelme diyorum sana, bu şehre gelmeden git, geri dön. Yolumdan dönmem. Görüşürüz aşkım.
Saat: 10:20 İşte karşındayım. Ben geldim.. - Boşuna geldin, öğlen otobüsüyle geri döneceksin. Sarılmak istiyorum sana. Sana sarılmaya geldim ben. - Hiçbir şey hissetmiyorum. Boşuna sarılıyorsun. Seni çok seviyorum, bu ilişkiyi bitiremem. - Bütün okul bize bakıyor, yapma. Beni kimse ilgilendirmiyor, sadece sen ilgilendiriyorsun. Seni çok seviyorum. Ayrılmak istemiyorum.. - Çek şu ellerini, git diyorum. Gitmeyeceğim. - Uzatma artık git yanımdan. Bu çiçeği sana aldım aşkım. - Bana ne. İstemiyorum. Sadece senden ayrılmak istiyorum. Açıklaman ne? Mantıklı bir şey söyle. Ne ayrılığı ya? Daha dün sabah nasıldık? Akşama fikirlerin nasıl bu kadar çabuk değişebildi dün? - Uzun süreden beri vardı bu düşüncem. Yalan söylüyorsun. Hadi gidelim aşkım yapma artık ne olursun, yalvarıyorum sana. - Yalvarmayı bırak artık. Arkadaşların da bekliyor, hadi yürüyelim artık. Lütfen. - Tamam yürüyelim, ama biraz sonra geri döneceksin. Hayır.
Saat: 12:30 Bugün gitmek istemiyorum. - Hayır biraz sonra otobüse binip geri döneceksin. Gitmek istemiyorum dedim ya, nasıl biter bu ilişki? Saçmalıyorsun. Ne derdin var durduk yere. Önümüzdeki sene nişan yapacaktık. Bu ciddiyetimiz nasıl bir anda bitebilir? - Seninle yaşamak istemiyorum. Bende sensiz yaşamak istemiyorum. Gitmek istemiyorum yanından. Zaten yanına gelmek için fırsat kolluyordum. Zaman bulunca da geldim işte karşındayım. - Boşuna geldin, bitti artık. Bugün gitmiyorum ben. Akşam her şeyi konuşalım. - Konuşacak bir konu yok. Bitti. Gitmeyeceğim. Yüzsüzlük yapmak istiyorum. Aşığım sana. Gitmiyorum bir yere.
Saat: 17:00 Her şey çok güzel olacak. Zaten olumsuz neyimiz var bizim? Sana aşık oldum ben. Sen de bana aynı şeyleri söylüyordun. Hani hiç bırakmayacaktın beni? Senden vazgeçemem. Her şeyimsin sen. Aşk çocuk oyuncağı mı? - Bugün burada kaldın, tamam. Ama yarın gideceksin. Dinen bugün. Arkadaşların bile gözleriyle bir sorunumuz olmadığını görüyor. Onlar da benim haklı olduğumu biliyor. Seninle sorgusuz, sualsiz birlikte olacağımız günleri beklerken ben bu ayrılığa dayanamam. Bütün planlarımı sana göre yapıyorken senden vazgeçemem. İyice düşün bu gece. - Aynı odada uyumayacağız. Bunu biliyor musun? Tamam, aynı odalarda uyumayalım. Ben evlenene kadar elini tutmamaya bile razıyım. Sana aşığım. - Düşüneceğim gece boyu. Tamam. Şimdi kızların yanına geçelim. Yemek hazırlayacağız. Tamam aşkım.
Saat: 19:30 YEMEK VAKTİ… - Yemek yesene. Hiçbir şey yemek istemiyorum. - En son ne zaman yedin? Dünden beri bir şey yemiyorum. - Geldiğinden beri 2 paket sigara bitirdin. Yemek ye. Yemeyeceğim. Sigara içeceğim. - Sen bilirsin.
Saat: 01:00 UYKU VAKTİ Aşkım lütfen bu ilişkimiz bitmesin. Ortada çok ciddi emeklerimiz var. Yarın ben bu şehirden gitmek istemiyorum. Şimdi uyuyalım ve sen de bu ilişkinin bitmemesi için çaba sarfet. Yolumuza devam edelim. Vazgeçmeyelim. - Düşüneceğim bakalım. Allah rahatlık versin. İyi geceler, tatlı rüyalar, seni çok seviyorum. - İyi geceler. Sabah uyandırırım. Kapını kapatıyorum. Tamam aşkım.
17 Ocak Saat: 08:00 - Hadi kalk kahvaltı hazırlıyor kızlar. - Kalksana hadi, dışarıda işimiz var. - Aşkım hadi uyan artık yaaa.. Uyandım aşkım. Günaydın. - Aşkım demesem uyanacağın yoktu. Uyanmam için mi aşkım dedin? - Evet. Ellerini bırakmak istemiyorum ben ya.. Gözümü açar açmaz nasıl ağlatabiliyorsun beni böyle? -Daha karar veremedim. Bitmesin lütfen. Gözlerime bak. Sende ağlıyorsun. -Bugün öğlen 13:00 otobüsüyle gidiyorsun. Sevmiyor olsan, ağlamazsın. Gitmek istemiyorum ben. - Sevmiyorum hayır. Gideceksin. Hayır.
Saat: 08:30 KAHVALTI ZAMANI - Bir dilim ekmek yedin. Bir şeyler yesene.. Canım hiçbir şey istemiyor. - Geldiğinden beri bir şey yemedin. Kendine yazık ediyorsun. Çok bencilleşmişsin. Durduk yere 2-3 dakika içerisinde nasıl bu ayrılık düşüncesine bürünebiliyorsun? Çok bencillik yapıyorsun. Her şey Çok harika giderken, bu yolda beni nasıl yalnız bırakıyorsun? Nasıl bu kadar acımasız olabiliyorsun? - Ben böyleyim,artık bencilim. Sigaramı uzatır mısın? - Hayır, kahvaltı yap. Sigaramı uzat dedim. Çay ve sigara içeceğim. - Al hepsini iç..
Saat: 09:30 EVİN İŞLERİ İÇİN OTOBÜSLE ÇARŞIYA....
- Elimi bırakır mısın? Hayır bırakmak istemiyorum. Yanındayım. Gitmeyeceğim de. - Gitmezsen gitme, kal. Boşu boşuna kalırsın. Yanındaysam mesele yok aşkım. Dünü ve bugünü çabuk unutacağız. - Hayır, gidiyorsun bugün öğlen otobüsüyle. Olamaz ya… - Elimi neden fırlatıyorsun bütün otobüs bize bakıyor. Kendimi tutamadım artık. Yeter ya. Bu kadar da olmaz ki.
10:30 ÇARŞIDAN DÖNÜYORUZ - Sen duraktan bin, ben kuaföre gideceğim. Hayırdır neden? - Pınar’ ın işi var kuaförde. Onu yalnız bırakamam şimdi. Sen eşyaları al benden şimdi. Eve git, ben gelmeden de bir yere gitme. Hem kovuyorsun, hem de gitme diyorsun. Bu ne demek? - Ben gelmeden gitme dedim. Eşyaları eve bırakıyorum ve bavulumu alıp gidiyorum.. - Ne yaparsan yap ya…
12:00 EVE GELDİ - Hani gidecektin? Bekle dedin, bekledim. Belki fikirlerin değişmiştir. Üzerimi değiştirdim ve seni bekledim. Ben senin yanından ayrılmak istemiyorum. Sensizken nefes alamıyorum. Bitmesin.. - Bu ilişki artık bitti. Seni sevmiyorum ve istemiyorum artık. Bu düşüncelerin nasıl 2 dakika içerisinde oluştu anlayamıyorum. Daha gelme fikrimi söylemeden önce telefonda nasıl konuşuyorduk? Bağıra bağıra beni sevdiğini söylüyordun. İnanamıyorum.. - Bana bıraktığın manevi değeri yüksek olan yastığı, sen yanımda olmadığın zaman kullandığım nevresimi, resimleri, hediyeleri her şeyi al ve git. Her şeyi bırakıyorum. Ve gidiyorum. Bir insan bu kadar acımasız ve bencil olabilir.. Ne halin varsa gör. - Bencilim evet. Taşsın sen. Böyle bir kalp bir anda nasıl oluşabildi bilemiyorum. Bir insanda Allah korkusu olmalı. Böyle davranarak hiçbir şey kazanamazsın. Başka bir şey demiyorum..Taşsın taş!...
(Saat: 12:15: Pencereden arkamdan bakışlarıyla beraber evin önündeki durağa gidiyorum.. Otobüs 10 dakika içerisinde geliyor ama o 10 dakika ömürden ömür Küfür Yasakürüyor. Bir paket sigaranın içerisinde, tek nefeste boğuluyorum…)
12:50 OTOBÜS BİLETİ SATIŞ BÜROSU Alo, pardon rahatsız ediyorum. Otobüs firmasındayım ama bilet yok. İstersen sende ara ve sor. Yanında olmak istiyorum.. Başka çarem yok.. - Beni ilgilendirmiyorsun, git otelde yat. Bana ne? Paran yoksa da git sokakta yat. Bu eve giremezsin bir daha. Bitti!.. güle güle.. İnanamıyorum sana. Sebepsiz yere bitirdiğin bu ilişki ile birlikte bana nasıl böyle sözler sarfedebiliyorsun? Suçum günahım nedir benim? Ne yaptım sana ben? -Aktarmalı git. Bir yere git işte… Hiçbir yere bilet yok diyorum, seni anlayamıyorum. Peki öyle olsun. Gururumu yerlere serdin, her şeyi altın tepside sundum sana, senden sadece bu tepsinin üzerine küçük de olsa bir şeyler eklemeni bekledim. Bu kadar zor senin için bu ilişki değil mi? Arkadaşların da her şeyi gördü. Ortada hiçbir sebebin olmadığını onlar da biliyorlar. Ben yine de teşekkür ederim sana. Allah’ a havale ediyorum seni.. Sana hakkım helal değil. Bunu hak etmedin çünkü. Hiçbir şeyi hak etmedin sen bu son olayla birlikte. Her şeyi silip süpürdün. Kendinle bu davranışlarından dolayı gurur duyabilirsin.. Hoşça kal…
3 Gün Sonra Bir Telefon
Alo. Efendim? - Merhaba. Merhaba. - Nasılsın? Arayacağını biliyordum. İyi değilim. - Yanlış anlamanı istemiyorum. Son kez arıyorum. Sağlığından şüphe ettim ve nerede kaldığını, nereye gittiğini merak ettim. Senden hakkını helal etmeni istiyorum. Hakkını helal et. Ben telefonu acaba diyerek açtım. İlişkimiz için bir özür telefonu beklerken, nasıl bunu merak edebiliyorsun? Madem bencilsin, bencil bir hayat istiyorsun, neden beni merak ediyorsun? Ayrıca, benden hakkımı helal etmemi bekleme. Nasıl olur da o yaşadıklarımdan sonra hakkımı helal etmemi istiyorsun? - Peki, kapatıyorum Gitmeee, seni çok seviyorum aşkım. Kapattı
Hiçbir sözü alıntı değildir. Hepsi bana ait olan, yaşadığım şeylerdir bu yazdıklarım. Yazacak çok daha şey var aslında ama parmaklarım izin vermiyor..Aşağıda yazdıklarıma da birer hikaye yapabilecek kadar şey var.Kısaca bahsetmek gerekirse;
Sizce aşk; eksi 25 derece soğukta, caddelerde kimselerin olmadığı, tanımadığınız bir şehirde, gecenin bir yarısı gidecek bir yeriniz yokken, üniversitenin önünde, sevgiliyi bekleme umuduyla sabahın olmasını beklemek midir? Ya da daha öncesinde, her şey iyiyken 3 gün boyunca yollarda sürünmek midir? Saçları beyazlatmak mıdır? Yoksa gururu ayaklar altına almak mıdır? Aşk kaçmak mıdır, kovalamak mıdır? İnandığınız bir şeyi kaybetmek midir? Aylarca kendine gelememek midir? Yoksa yıllarca çekeceğiniz bir acının göstergesi midir
alntıdır
|
|
|
|
|
145
|
Kralforumcu Genel / Yaşanmış Aşk Hikayeleri / ÖĞRENCİME AŞIGIM(garippp:S)
|
: 25 Kasım 2007, 20:02:39 Paz
|
|
27 yaşında bir bayan öğretmenim. Uzun bir süre önce bir öğrencimin bana karşı bir şeyler hissettiğini fark ettim. Yada kendi kafamdan böyle bir senaryo yarattım. Ben bazen yaparım bunu ... çünkü aşka aşığım...
Ben de ona karşı bir şeyler hissetmeye başladım. Bu duygu büyüdü büyüdü, sonuçta ben de bunalımlar, bocalamalar başladı. Kendimden utanıyordum, bir başkası anlasa ne yapardım?
İnsanların şekillendirdiği ve bizim hiçbir söz hakkımızın olmadığı değer yargıları olmasa bu yaşadığım normal sayılır. Duygular yargılanmamalı ve özgürce yaşanmalı.
Sonuçta benden 10 yaş küçük, tam olgunluğa erişmemiş ama çocukta sayılmayan öğrencime bağlandım. Sanki o dünyamdaki diğer yarımdı. Ölünceye kadar aynı duygularla sevebileceğim tek kişi. Ben onu yalnız bu dünyada değil, öldükten sonra da sevmek isteyen, onun yanından bir saniye bile ayrılmak istemeyen, onu canımdan bir parça gibi gören bir deliyim. Onu dünyanın en güzel yaratığı, en Çok harika varlığı olan bir çılgınım. Onunla bir gelecek imkansız, bunu biliyorum... ama isterdim ki hiç olmazsa ona olan duygularımı kendime rahatça söyleyebileyim...
O, bu sene mezun olacak. Benim onu görebilme şansım büyük ihtimalle hiç yok. O nasıl, ne yapıyor, iyimi, hiçbir zaman öğrenemeyeceğim. Böyle bir olay var mıdır sizce? Konuşamadığım, soramadığım, haber alamadığım, bakamadığım, göremediğim, kendi içimde bile yaşayamadığım aşk, sevgi, ya da her neyse ...
Böyle bir acı var mı? İsterdim ki evlendiğini, mutlu, sağlıklı olduğunu göreyim... onun hayatının her döneminden haberdar olayım, yeter ki o varken ölmüş farz ederek yaşamayayım. Beni anlamıyorsunuz değil mi? Tanrıdan şunu diliyorum; tekrar başka bir hayatta olabilme imkanım olursa, beni onunla aynı şartlarda, aynı yerde, hiç ayrılmamak üzere buluştursun... lütfen beni ve duygularımı anlamaya çalışın.
altındır
|
|
|
|
|
146
|
Kralforumcu Genel / Yaşanmış Aşk Hikayeleri / tabular yıkılamaz
|
: 25 Kasım 2007, 20:01:31 Paz
|
|
Eğer aşkımız yasak bir aşk olmasaydı, tabuları yıkmak çok kolay olacaktı. Ama her iki tarafta evliyse bu gerçekten çok zor. Biz böyle olacağını bilmedik belki de...
İkimizde evli aklı başında, aynı iş yerinde çalışan önceleri iki yabancı sonradan aşık olan insanlardık. Ne olduğunu anlamadan bir sevdanın içinde bulduk kendimizi. Önce bakışmalar, ardından kuvvetli bir elektrik hissettik bir birimize karşı. Ne o engel olabiliyordu bu elektriği ne de ben. Ben evleneli henüz 1 yıl olmuştu. Onun evliliği ise 21 yıllıktı. Görüşmeye başladığımızda onu bu kadar seveceğimi tahmin edemezdim. Artık iş çıkışı dışarıda görüşüyor, birbirimizi görmediğimiz zamanlarda saatlerce telefonda konuşuyorduk.
Sevgilim yaz başında emekli olmuştu. Artık onu işyerinde görmüyordum. Buluştuğumuz koridorlar, göz göze geldiğimiz onsuz hiçbir anlam ifade etmiyordu.
Ekim ayından sonra telefon konuşmalarımız azalmış, bir soğukluk girmişti aramıza.Adeta telefon açmaktan korkuyordu. Belki de her şeyi bu kadar hızlı ve çabuk gelişeceğini o da anlayamamıştı.
En son 12 Aralık gecesi görüştük. Bu son görüşmemiz oldu. Sevgili, “tabular yıkılamaz” diyordu. Ve daha benimle görüşmek istemediğini anlatıyordu. Ellerimi tutup öptü ve “Hoşça kal sevgilim” dedi.
Haklıydı belki, ne de olsa yıllardır alıştığı bir eşi vardı. Ve bir de çocuğu... “bütün suç bende” diyordu, beni kendine bağladığını , baştan çıkardığını söylüyordu.5 Aydır ayrıyız. O günden sonra onu ne gördüm ne de konuştum. Yalnız bir şeyi unutmuştu. Beni parçalara böldüğünü .... O günden sonra çok mutsuz günler geçirdi. Fakat biran olsun onu aşkını kalbimden, kafamdan söküp atamadım.
Şimdi her akşam yüce Allah’a dua ediyorum. Arayıp sormasa da, sağ olduğunu biliyorum.Artık bensiz de olduğunu biliyorum, bunlar bile bana yetiyor. Her şeye rağmen sevgilim seni gerçekten çok seviyor ve çok özlüyorum
alıntıdır
|
|
|
|
|
147
|
Kralforumcu Genel / Yaşanmış Aşk Hikayeleri / ßir dosTla ask:S
|
: 25 Kasım 2007, 20:00:56 Paz
|
|
Fırtınalı bir hayatın ortasında birleştik. Sen, kendine yakın bulduğun insanların sana yaptığı hatalardan şikayet ediyordun., bense uzun yıllar acısını çektiğim bir aşkın yaralarını sarmaya çalışıyordum.
İyi birer dosttuk, her şeyi paylaşır olmuştuk. Bu yakınlaşmamızın kısa bir sürede olmasına rağmen zamanım öyle tatlı, öyle güzle geçiyordu ki ben içimdeki kıpırdanmalardan habersizdim.
Sanki rüyadaydım, gözlerimi açtığımda dostluğun yerini aşk almıştı. Kendimi tutamamıştım işte. Duygularıma hakim olamamıştım. Sen benim aşkım, bense senin dostundum artık. Sana aşık olduğumdan habersizdin. İçimdeki volkan öyle taşmıştı ki patlamak için sabırsızlanıyordu.
Sonunda o gün gelip çatmıştı. Bütün duygularımı bütün hislerimi açıklamıştım ben sana. Sense bana sadece şaşkın bir ifadeyle bunların yalan ve şakadan ibaret olması için yalvarmıştın.
Bende sana bunların ne şaka ne de yalan olduğunu üstüne basa basa vurgulamıştım. İçim rahatlamıştı. Çünkü bir insana ‘’ seni seviyorum ‘’ demek kolay bir iş değildi. Yürek isterdi. Ben bu işi becerememiştim ama sonucuna da katlanmak elimde değildi. Çünkü asıl olan benim için bugündü ve ben bugün sana söylemem gereken şeyleri yarına bırakmamıştım. Yarın böyle bir fırsatın elime geçeceğini düşünerek bütün her şeyi açıklamıştım.
Dünya fani her an her şey olabilir bizim dünyamızda... Şimdi içim çok rahat ama bir o kadar da huzursuzum. Çünkü bunları sana anlatınca suçlu ben oldum. Şimdi o eski günleri arıyorum, hiç sebepsiz, ani ayrılışın şokunu üzerimden atamamamın sonucundandır. Ve zaman eskiden öyle güzel öyle tatlı geçerken şimdilerde, bin bir azap bin bir acıyla geçiyor.
O günün üstünden çok zaman geçti. Şimdi ben senden benim olmanı değil bana biraz hak vermeni istiyorum. Bana duyduğun nefreti duygularımın üstünden çekmen için yalvarıyorum. Bana ne kadar kızsan ne kadar nefret etsen de ben seni yine de seviyorum. Duydun değil mi? Seni seviyorm
|
|
|
|
|
148
|
Kralforumcu Genel / Yaşanmış Aşk Hikayeleri / Yüregimin DewRimi
|
: 25 Kasım 2007, 20:00:19 Paz
|
|
Uzaktan akrabamızdı. Abi diye hitap ederdim ona kendimi örnek aldığım; tıpkı dağların doruklarında zamansız kalabilmiş kar birikintisi gibi göz alıcı bir şahsiyetti benim gözümde. Paylaşımlarla kurulan dostluğumuz, saatlerce süren dostluk kokan sohbetlerimiz dertlerimiz anılarımız gülüşlerimiz ve tesellilerimiz yerini çok sonra fark edebildiğim kaçamak bakışlara bırakır gibiydi. Bir türlü kabullenesim gelmiyordu dostane duyguların aksini. Ailem dahil çevremdeki herkesin gözdesiydi o. Bilhassa arkadaşla gönülleri fethediyordu muhabbetiyle.
Buna rağmen mantığımı elden bırakmıyor onun beni asla yar olarak göremeyeceği gerçeğini açıklamaya çalışıyordum bizleri yakıştıranlara. Ben olgun bir yetişkin gibi davranmaktan bihaber yaşamayı ilke edinmiş bir genç kızdım. O ise sorumluluk sahibi ciddi bir deniz astsubayıydı. Karakterli, ağırbaşlı disiplinli bir o kadar da iyimserdi.
Velhasıl 1,5 aylık bir süreden sonra görkemli bir itirafla yüz yüze kalıyordum. ‘’Bana abi deme’’ diyordu. Ben ise şaşkındım sessizce haykırıyordum içten içe, şimdi neler olacak diye. Susarak geçirdiğim 2 günden sonra onu deli gibi severek başladım güne. İnanıyordum uykumda aşık olmuştum ona.
Her ikimizin gözlerinde görülmeye değer bir ışık yüzlerinde ise tarifi mümkün olmayan bir tebessüm yer edinmişti. El eleydik. Bir ömür boyu beraber yol almak için ilk adımı attık sözlendik. Fakat ayrı düştük; aşkım dünyanın bir ucunda seyirdeydi. Bekledim bekledim...
En nihayetinde kavuştuk sınırsız sevgi limanımızda. Ama vuslatın sarhoşluğu fazla devam etmedi 1 aylık bir sürecin ardı gelen bir özlem daha ayırdı bizleri sevdiğimle yine! Şimdi uzağız yine birbirimize. Yıldızlara yarenlik etmek alışıla gelmiş bir sohbet oluyor zamanla. Bu yüzden doyamıyoruz ya birbirimize hatta bazen sevgi sözcükleri bile aç kalıyor sevgimizin yanında. Ruhlarımızı çepeçevre sarmalayan sıcaklığın yanı sıra, yalnızlıklarımızda kurduğumuz hayallerimizle yücelttiğimiz umutlarımızla körüklüyoruz hasretliğimizi biz. Neyse ki her ikimizde severek yaşıyoruz. Neyse ki bizler özlemle yanıp özlemle tutuşuyoruz. Ve asla aşkı katliamlara maruz bırakanlardan olmuyoruz.
|
|
|
|
|
149
|
Kralforumcu Genel / Yaşanmış Aşk Hikayeleri / hersey telefonla basladı
|
: 25 Kasım 2007, 19:59:51 Paz
|
|
Onunla 1999 haziran ayında tanıştım. Ve tanıştığım o ilk anda ona aşık oldum. Tanışmadan önce çalıştığımız firmalar dolayısıyla sürekli telefonla görüşüyorduk. Bu arada onun evli ve bir kızı olduğunu öğrendim. Zamanla aramızda çok iyi bir arkadaşlık başlamıştı ve birbirimizi merak ediyorduk.
Haziran ayında firmamız bir davet verdi. Tanışmaya karar verdik. Ne de olsa sadece arkadaşdık. Tanışmamız davet gibi kalabalık bir ortamda olmayacağı için dışarıda buluşmaya karar verdik. Onu beklerken bir yandan da cep telefonlarımızla konuşuyor. Birbirimizi bulmaya çalışıyorduk. En sonunda karşı karşıya geldik ve ben ona o ilk and aşık oldum. Gülüşü, konuşmaları, bakışları…
Başbaşa çok güzle bir yemek yedik. Gülüşmeler, konuşmalar… derken ayrılık vakti geldi ve hiç bu kadar üzülmemiştim. Daha yeni tanışmamıza rağmen sanki ben ona yıllardan beri tanıyormuşum, hep yanındaymışımda ayrılmışız gibi hissettim.
Sonra altı ay kadar hiç yüz yüze görüşmedik. Artık telefonda da nadir konuşuyorduk. Hayal kırıklığına uğradığını düşünmeye başlamıştım ki eşindne ayrıldığını öğrendim. Sonra bir telefon konusşması tüm geleceğimi dğeiştirdi. O da beni beğenmiş fakat evli olduğu için hiç bir şey söyleyememiş. Zamanla eşi ile arasındaki problemler daha da büyüdüğü için ve birbirlerini daha fazla yıpratmamak için ayrılmaya karar vermişler.
İki seneye yakın görüşmeye devam ettik çok zor günleri birlikte atlattık. Ama çok gzüel günleride birlikte yaşadık. Çünkü biz her şeyden önce arkadaştık. Şu an nişanlıyız ve çok kısa bir zaman sonra evleniyoruz. Isterim ki her kez benim kadar mutlu olsun, herkez sevdiğinin elini istediği zaman tutabilsin ve onu her an yanında bulabilsin…
|
|
|
|
|
150
|
Kralforumcu Genel / Yaşanmış Aşk Hikayeleri / hayatın bir sürprizi
|
: 25 Kasım 2007, 19:59:13 Paz
|
|
14 yaşında ilk aşık olmuştu.Birkaç ay sonra ayrılmak zorunda kalmıştık.Ben memleketime geri döndüm,o ise orada kalmıştı.Birkaç ay sonra ona bir mektup yazmıştım ve karşılığını almıştım.Tabi ki aşk bitmişti ama mektuplaşmak güzeldi.
Aradan bir yıl geçmişti.Aramıştı beni ve bir ilişki yaşamak için çok ısrar etti.İmkansız olduğunu söyledim.Evlilikten bahsediyordu.Halbuki ikimizde lise öğrencisiydik.O,aramaktan bıkmış ve pes etmişti.her şeyi kalbine gömmüştü.
8 yıl sonra yine aradı.Bu kez her şey değişmişti.İkimizin de okulu bitmiş,hayata atılmıştık.Ben genç bir kız,o ise yakışıklı bir delikanlı olmuştu.Buluşmaya karar vermiştik.O beni hala unutamamış içinde hala umut taşırken ben onu çoktan unutmuş,birçok ilişki yaşamıştım.Nihayet buraya gelmişti.Kalbim yerinden fırlayacak zannetmiş,sabaha kadar uyuyamamıştım.Uzun uzuz sarıldık ve konuştuk.Ben erkek arkadaşımı unutmuş,onunla geçirdiğim geçirdiğim zamanın tadını çıkarıyorum.Birden dudağına bir öpücük kondurdum elimde olmadan.O da devamını getirmişti.
Bırakmadı dudaklarımı.ellerimizi sıkı sıkı birleştirmiştik.Ona sarılırken gitmemesi için yalvarıyordum.O güzel sözü söylemişti :”SENİ SEVİYORUM”...
Ve gitti.Kalbimi de alıp Küfür Yasakürmüştü.Sürekli telefonla görüşüyorduk.Ben artık onu seviyorum.Gözüm kimseyi görmüyordu.Bir fırsatını bulup yanına gittim.Aramızda 7 saatlik mesafe vardı.Aileme yalan söyleyip,cesaretimi toplayıp,büyük bir riske girip gittim.Beni çok güzel karşıladı.20 yıldır yaşadığım en güzel 3 günü yaşadım.Ben memleketime dönerken kavga ettik.Gurur ve inat yaptı,beni artık aramıyor.
Ben böyle büyük bir sevgi beslerken birden değişti sanki Ben ilk kez sevmiştim.Beni 8 yıl boyunca unutmayan ve hep bir umutla yaşayan insan nasıl olurda aramaz?Bensiz nasıl yapabilir?
Şimdi bende vazgeçtim.Ama hayat sürprizlerle dolu.Belki bir gün yine karşılaşırız.Ben boşanmış bir bayan ,o da boşanmış bir erkek olacak ve biz yine birlikte olabilme ihtimalini yakalayacağız.Her zaman birleşme noktaları arıyorum.Hayaller kuruyorum ve yine karşılaşacağımızı biliyorum
|
|
|
|
|