|
166
|
Kralforumcu Genel / Yaşanmış Aşk Hikayeleri / HaDi AnLatSana ßeNi Kaç HaRf SewDiNn? (Süper
|
: 25 Kasım 2007, 19:42:31 Paz
|
|
Sölesene beni kaç harfle sewdin? Hani anlat desem içindeki sewgiyi; ilk kelimenden sonra kaç dakika sürer? Zamanı ellerimle yakasından tutup hawaya kaldırsam ne kadar anlatırdın? Hadi anlatsana beni kaç harf sewdin?
Oyuna mı geldin sewgili? Kandırdım seni az önce.. ßana olan sewgin kaç harf diye sordum, sende bana anlatmaya başladın... Cümlelerle kelimeleri süsleyerek anlatmak yeterli oldu. Demek sadece '' SENİ SEWİYORUM '' da özetim.. Oysa bana yaşadığımızı sandığım bu büyük aşkı tarif edememen lazımdı.. Ağzından hiç bir kelime çıkmamalıydı.. Düğümlenmeliydi ses tellerin, ellerin titremeli, awuçların terlemeliydi.. ßocalamalıydın... Her anlatmaya kalktığında saçmalayıp, örneklerle izah etmeye çalışmalıydın... ßaşaramamalıydın... Anlamını bilecek kadar bir aşk bize yakışmazdı oysa.. ßak sokaklara hep onlarla dolu. €llerinden tutabildiğin bir aşk bu sendeki.. ßana olan sewgini özetleyememeliydin sewgili. Özetlenecek bir aşk sadece kitaplara konu... Yazılabilecek kadar basit bir aşkı, ben bir damla gözyaşıyla anlatırdım sana...
ßana benim sorumu sorma sewgili.. '' Peki sen anlat o zaman. '' deme bana..! ßeni sadece 16 harf sewen birisine ben ne anlatayım
|
|
|
|
|
167
|
Kralforumcu Genel / Yaşanmış Aşk Hikayeleri / kalp hırsızı
|
: 25 Kasım 2007, 19:41:53 Paz
|
|
Genç hırsız, gecenin sessizliğinde usulca odaya süzülür; feneriyle etrafı şöyle bir kolaçan eder ama çalmaya değer bir şey bulamadığı için yan odaya geçer...
O da ne?ßir uyuyan güsel, tıpkı masallardaki gibi; saçları yüzünü örtmüş ama burnu açıkta birde yorganın dışında kalan ayağı..Hırsız ölesine dalar ki; elindeki fener düşer, tabi uyuyan güzel de uyanır, fırlar yatağından..
-Sen de kimsin? -Görmüyor musun? -€wet görüyorum, ewi soymaya mı geldin?Salona git, gümüşler orda..$u çekmecede de bir kaç parça bişey war, onları da al.Sonra da beni rahat bırak uykum war.
ßir süre sessizlikten sonra kız doğrulur yatağından.ßakar ki; hırsız da hiç hareket yok, öfkelenir..
-Sen daha burda mısın?Sana çalacağın şeylerin yerinide söyledim.Daha ne bekliyorsun?
Hırsız yine hareketsiz; ne konuşuyor ne de kıpırdıyor.Kız öfkeden çılgına döner.
-€ğer böyle aptal aptal yüzüme bakmaya dewam edersen polis çağıracağım... -Pekala!Çağır, hadi durma...
Kız gülümser:
-Senin derdin ne?Yoksa ewi soymaktan waz mı geçtin? -€wet ewi soymaktan wazgeçtim. -Eee!Niye burdasın o zaman? -Seni Küfür Yasaküreceğim. -Nasıl?Anlamadım... -Seni Küfür Yasaküreceğim dedim... _Sen delisin, ewet ewet gerçek delisin... -Hayır değilim...Seni çalmaya karar werdim... -İyide bunu nasıl yapacaksın?ßeni çuwala koyup sırtına mı yükleyeceksin? -Sence uygunsa...Aslında hepimiz birer hırsız değil miyiz?Zaman zaman yaşamdan bir şeyler çalarız.Arı çiçekten, Ay Güneşten çalmaz mı?Ya hayata ne demeli; o da sinsice Küfür Yasakürür...ßende senden çalacağım...
Kız suskundur...
Hırsız '' Artık gidiyorum Prenses.. '' der we geldiği pencereden çıkar gider...Genç kız ardından bakakalır...Günlerce kendini iyi hissetmez...
Uzunca muayeneden sonra, doktor: '' Gariptir ama kalbinizi bulamıyorum.. '' der...
O artık çalıntı kalbini arıyor
|
|
|
|
|
168
|
Kralforumcu Genel / Yaşanmış Aşk Hikayeleri / SevDiğim KadIn
|
: 25 Kasım 2007, 19:23:56 Paz
|
|
SEVDİĞİM KADIN Yerini kimsenin dolduramayacağını biliyorum, zaten bunun arayışı içinde de değilim, sonunu bildiğin bir yol insanı çezbetmiyor... Sende ki beni etkileyen en büyük özelliğin beni zorlamandı, hemde hep iyiye ve en zor olana ittin ama her seferinde başarmanın keyfi vardı. Bir telefonun melodisi veya ayağımın altında çıtırdayan sonbahar yaprağı.. Buğulu camlara senin sesini duymak için ısrarla beklediğim zamanlarda yazdığim ismine takılan anlara kadar... Bilmem inanırmısın? Yazarken bile boğazımı bir sürü çocuğun doluştuğuna... Ben sevdim hem de çok imkansızlıkları başaracak kadar. Bir sevdaydı diyorum. ama o kadar aciz kalıyor ki, bir şey hissediyorsun ve adı yok, çünkü onu taşıyabilecek bir kelime yok. Kendinden öte... Aldığın nefesten öne bir şey bu... Ne güzel yaşandın, içinde acılardan boğulduğumda bile senden duyduğum acılardan haz duymasını bilecek kadar sevilerek. Bir de seni gördüğüm zamanlarda ki yüreğimin büyüklüğü olmasa... Keşke birisi bana bir daha böyle sevebilirisn müjdesini verse. Olur mu bilmiyorum artık sevmelerin adı bağlanıp kabullenmeden ibaret, içimde fırtınalar kopmuyor, veya vücudumun her hücresi artık titremiyor. Sanırım bir kereye mahsustu, sadece sana duyulan. Diri diri toprağa gömülmek veya için için ağlamak neydi bilemedim, taa ki... Seni yüreğime gömüp gözyaşlarımla acımı boğduğum gecelere kadar. Pişman mıyım.. Hayır asla. Çok sevildin hem de çok, ölüm de neymiş yanında hare olup dolaşmak bile ölümden öte son andım. Ölümden öte, yaşamdan ötesin yüreğimin gözleriyle sevdiğim bayan...
|
|
|
|
|
169
|
Kralforumcu Genel / Yaşanmış Aşk Hikayeleri / ßeni SevmeYe NiyetLimisin
|
: 25 Kasım 2007, 19:23:17 Paz
|
|
BENİ SEVMEYE NİYETLİ MİSİN ? Bitmez tükenmez martıların haykırışı var yüreğimde sana dair uçup gelen. Bir yarım sesle sesleniyorum beni duyar mısın? Ayın o acılı suratının ardından gün doğduğunda, kanatlarını çırpan bir küçük kuş olduğunda sabah, sen yüreğini geçmişin kirinden arındırıp benim ellerime koyacakmısın? Beni sevebilir misin? Niyetli misin buna ? Sen ilk yazın kuçağında uyurken yağmurlu serin akşamları düşünüp ödünç verilmiş yataklarda geçirdiğin sevişmeleri hatırlayıp kahrolacak kadar niyetli misin buna? Toğrağın iliğine ve kemiğine işleyen çok eski bir yağmur kadar beni içinde barındıracak mısın? Ay düşmüş toprakta menekşe kokulu öpüşmelerle geçikmiş iklimlerin ortasındayız seninle. Zaman durdu sanki birden tartışmalar bitti. Güneşe dönüyor ayçiçeği gün hızlandığında ve ben her güne uyandığımda sana dönmeye niyetli. Sana diyor ki gözlerim; sen bir kırlangıç gibisin. Hayatın sana verdiği uslanmaz ruhun içinde her baharda bana dönen ama güzün hep göç eden... Ve ben korkuyorum seni sevmekten.
Bitmeyen şarkılarla avunmayacağım bundan böyle. Bak şimdi gökyüzüne, hayali bir gölgeye dönüşüyor benim bedenim. Her nefesinde solumaya başladın bile beni. Ve ben korkuyorum. Bir kasımpatı çiçek açıyor sarı taç yapraklarıyla. Ve gözlerim tiryakisi olduğum kahvenin tadında. Bunu biliyorum gece parçalanıyor, yıldızlar çıkıyor yüreğimden. Kirpiklerim titremeye başlıyor. Bu kız çoçuğu yüreğine yumulmuş ve bir daha ağlamak istemiyor, anlıyor musun?
|
|
|
|
|
170
|
Kralforumcu Genel / Yaşanmış Aşk Hikayeleri / HAZİRANDA AYRILIK
|
: 25 Kasım 2007, 19:22:44 Paz
|
|
Yarınlara bağışladık umutlarımızı, bugüne hiç bir şey kalmadı. Geçmişe kalabalık yalnızlıklarımızı ekledik, takvim yaprakları hayallerimizi boşa çıkardı. Sevinçlerde yarımdı hüzünlerde... Yokluğun varlığına hiç alışamadık. Başka yollar vardı yürüdüğümüz başka ufuklar. İlk kez dinlediğimiz bir şarkı gibi eşsiz gelmişti duygularımız. Oysa şimdi şarkılarda birbirinin aynıydı, bizimkisi farklı sandık. Yeni alınmış elbiselerle bayramlık sevinçlerini yaşayan çocuklar kadar sabırsızdık ama bayramların çocuksu mutluluklarda kaldığını anımsayamadık.
Yağmurun toprakla buluştuğunda etrafa yayılan o muhtesem kokusu kadar tutkulu bir sele saldık duyguları. Çölleşmiş yürekler vardı umursamadık, biz yağmur bilmeyen çöllerin dilinden hiç anlamadık. Onlar seraplara vurgundu, bir gün belki dediler ama duymadık. Gönlümüz limanlara uğramayan gemiler kadar tutkundu maviye, o uçsuz bucaksız denizi hep mavi sandık. Renklerin hiç biriyle rakip görmedik sevdamızı, ona yaşamın tüm anlamlarını yükleyen bir çift gözle sakınarak baktık. Teslim olmayı güçsüzlüki gururu zafer saydık. Haklıydık belki aksini anlatacak kimse karşımıza çıkmadı. Büyütürken dünyadaki varlığımız, kaybolup giden hislerimize çare bulamadık. Mutluluk oyunlarıla avunmak zamanı doldurmak için gerekliydi belki. Başka bir olasılık varmıydı hiç hesaplamadık. Yıllar sırtımıza birer ok saplayarak geçiyordu yaraların kapanmasına izin vermiyordu vakit. Her ele merhem olur umuduyla uzandık. Kanıtlanmış formullerle denetik aşkın varlığını sonuçlar yanıltıcıydı ama dikkate almadık. Yaşadıklarımız başkalarından farklı olamazdı ya! mutlak yazılan çizilen kavramların doğruluğu vardı, kendimizi kandırmamız bizden tüm sevgilerle inancımızı çaldı. Her şeye rağmen bir enstümanın tellerinde yeniden besteleyebilirdik hayalerimizi. Yeniden yazabilirdik yenik düşmüş tarihleri, her acımızı sevince dönüştürecek anları yakalayabiliridi el ele... Ama denemedik... Sevdiğim kadar yakınsın sanıyordum sevdiğine, ruhuna ama dönüş yoktur sonların başlangıcına. Yeni yolculuklar için biletin varsa hala... Başka bir yerde... Başka bir zamanda... Belki yeniden... Aslında ilk kez... Kimbilir ::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::
|
|
|
|
|
171
|
Kralforumcu Genel / Yaşanmış Aşk Hikayeleri / seni sevmeyi özledm
|
: 25 Kasım 2007, 19:22:19 Paz
|
|
SENİ SEVMEYİ ÖZLEDİM Seni özlüyorum. Gecenin en zifiri anında bile odamı aydınlatan bu aşkı özlüyorum en çok da her gün duyabilmek için çırpındığım sesini. Seni özlüyorum işte... Her kavgamızın sonunda çekdiğim sancıları, seni kaybetmek korkusu yüreğimi bir bıçak gibi kestiği anları bile. Seni özlüyorum kabul ettim artık bunu... Gözbebeklerimin içine yerleşmişsin ve dünyada iyiye ve güzele dair ne varsa içinde sen varsın. Meleklerin kanatlarında geliyorsun sen bana her gün, martıların gözlerinde. Bir papatya demetinin üstündeki uğur böceği oluyorsun, ayın şavkında, umudun mavisindeki en çok bu renge tutkunum bilirsin sen varsın. Yüreğime işlemişim seni bir dantel gibi ince ince düğümlerle... Çözülemezsin çözmem seni. Oradasın orada kalmalısın. Çünkü bir tek sen yüreğime yakışırsın. Her gün içimi ısıtan asıl sensin sıcacık ışıklarında tüm ruhumu saran, her yeni güne gözümü acar açmaz içine doluştuğunbir günaydınsın. Seni özlemek dayanılmaz hale geldğinde bile hiç isyan etmiyorum. Çünkü içimdesin ve seni göz yaşlarımla akıtmaya kıyamıyorum. Özlemin sancılarıyla bedenim her gün ölse de aslında her güne yeniden doğuyorum. Seni özlüyorum çünkü seni seviyorum hemde çok.. Doğrularını yanlışlarını sorgulamadan, bir çocuk yüreği gibi masumca yaşıyorum seni. Bu hayata verdiğim her nefesde gittiğim her yerde sende benimle birlikte varsın. O yüzden yalnızlık hiç bilmiyorum. Asla değiştirmeden, en katıksız halinle seviyorum seni. Özgürleşiyor aşkımız, sevdikçe büyüyor özledikçe yüceliyor. İşte en çok bunu, özlüyorum seni sevmeyi özlüyorum. Sevdikçe daha çok özlüyorum, özledikçe daha çok seviyorum.
|
|
|
|
|
172
|
Kralforumcu Genel / Yaşanmış Aşk Hikayeleri / ßen seNi Sevdim
|
: 25 Kasım 2007, 19:21:36 Paz
|
|
BEN SENİ SEVDİM Ben seni kocaman bir yürekle sevdim. Gözleri degil,yüregimdi seni gören. Sen damarlarimdaki kana karisip,geldin oturdun yüregime.Bir baska yerde olamazdin zaten.Sen benim en degerli yerimde,yüregimde olmaliydin,orada kalmaliydin. Çok aska ev sahipligi yapan bu yürek,ilk kez bukadar kolay kabullendi seni.Herhangi bir konuk degildin artik.Buyüzden ne agilama fasli vardi nede ugurlama.O yüregin gerçek sahibiydin.Simdi sonbahar kisa giriyoruz ya... Ben dört mevsim bahari yasadim seninle Çiçek çiçek açtin yüregimde. Gökkusagi zayif kaldi senin renklerin karsisinda.Taze bir yaprak gibi yesildin.Açelyaydin pembeliginle.Üzerine çig taneleri düsmüs sari güldün.Kirmiziydin bir ates gibi.Ve maviydin... En çok bu renkle anmayi sevdim seni.Denize tutkundum,denizi sensiz,seni denizsiz düsünemedim. Seni severken dünyayi da sevdim ben,insanlari da...Kendime bile dar gelirken, içinde herkeze olan bir hayatin sahibiydim artik. En kizgin, en tahammülsüz oldugum anlarda bile seni düsünmek yetti bana,içimdeki sevinç yüzüme yansidi,güldüm. Beni böylesine güldüren senin sevgindi ve ben kaygisiz,içten gülüsün ne demek oldugunu, nasil güzel bir sey oldugunu anladim seninle. Her seye ragmen sevdim seni.Güçlüydüm ve asamayacagim hiç bir zorluk yoktu. Koca bir kente,koca bir ülkeye kafa tutabilirdim.Sen elimden tuttugunda,patlamaya hazir volkan gibi hissederdim kendimi.Menzil sendin ve ben o menzile ulasmak için önüme çikan herseyi yok edebilirdim.Sana ulasmami engelleyecek herseyi eritirdim,kül ederdim.Sana ulastigimdaysa sakin bir göle dönüsürdüm.Ve o göle birtek sen girebilirdin. Sevdim ve hayrandimda... Her halin çekti beni.Durusunu,uyumani,gülmeni,kizmani, saskinligini,safligini,kurnazligini,çocuklugunu, olgunlugunu sevdim.Sesini de sevdim suskunlugunuda.Küçük oyunlarini,kaprislerinisitemlerini,korkularini sevdim.Seni ve o doyumsuz sevdani, uçari sevdani anlatacak kelime bulamadim çogu zaman.Sigmadin cümlelere ve hiçbir cümle seni yeterince tarif edecek kadar derin olmadi. Seni severken yorulmadim.Çünkü sen yasam kaynagiydin.Hergün yenilendim.Seninle çogaldim,büyüdüm.Eksik kalan neyim varsa tamamladin.Ölmeyecektim çünkü sen ölümsüzlügün ta kendisiydin. Sevdim iste ötesi yok...
|
|
|
|
|
173
|
Kralforumcu Genel / Yaşanmış Aşk Hikayeleri / ßir Deliye asık oldm:S
|
: 25 Kasım 2007, 19:19:53 Paz
|
|
Bir Deliye Aşık Oldum
Onu ilk gördüğümde 17 yaşındaydım. O ise 20. Akıl hastanesine ziyarete gitmiştim. Arkadaşım zorla Küfür Yasakürmüştü. Bahçedeydi... Kıştı. Onun üzerinde sadece tişört vardı. Dikkatimi çekmişti. Herksin yanında birileri vardı o yalnızdı. Yanına gidip adını sordum, sohbet etmeye başladım. Konuşmuyordu, benimle hiç ilgilenmiyordu. Bu daha da dikkatimi çekmişti. Üzerine gidiyordum ama boşunaydı. Hiç konuşmuyordu. Çok etkilemişti beni... Daha sonra her gün yanına gitmeye başladım. Benimle az da olsa konuşmaya başlamıştı. Doktoru onun durumunun hiçte iyi olmadığını, ailesini trafik kazasında kaybettikten bu hale geldiğini anlattı ve onla bu kadar ilgilendiğimi sordu. Cevap veremedim. Sanırım beni etkilemişti ve seviyordum onu. Onu etkilemeyi sonunda başarmıştım. Okul çıkış saatimi sabırsızlıkla beklediğini söylemişti. Beni görmeden mutlu olmadığını anlatmıştı. 1 yılda gülümsetmeyi baş artmıştım onu. Bana ilk “ Seni Seviyorum” dediğinde de tanışmışlığımızın üzerinden 1,5 sene geçmişti. Gülüyorduk el ele dolaşıyorduk bahçede. Doktoru bile şaşırmıştı bu duruma. Artık psikoloji tedavisi bitmiş sadece ilaç tedavisi uygulanıyordu. Buda bizi çok mutlu ediyordu. Ailemin ondan haberi vardı. Ama onu sadece benim ilgilendiğim bir hasta olarak görüyorlardı. Oysa biz sevgiliydik. Sözlendik. Yüzüklerimizi doktoru taktı. 2 yıl sonra ailem her şeyi öğrendi. Ondan ayrılmamı istediler. Çünkü o hastaydı. Bir hafta beni eve kapattılar. Artık mavişimin yanına gidemiyordum. Günün birinde evden kaçıp yanına gittim. Hastanede yoktu. Beni iki gün beklemiş ben gelmeyince de kendi isteğiyle hastaneden ayrılmış Bir ay boyunca eve kapandım. Kimseyle konuşmuyordum yemek bile yemiyordum. Bir arkadaşım mavişimi yolda görmüş oda benim ev adresimi almış. Bir gün mavişim ellerinde çiçeklerle evimizin önüne geldi. Annemi kandırıp bir hafta birlikte tatile çıktık. Artık onundum. Tüm kalbimle ve bedenimle... Ailem ne yazık ki kararından vazgeçmiyor ve onu istemiyor. Şu an o yanımda yok. Ailem beni Antalya’ ya gönderdi. O da İstanbul’ da. Buraya gelmesi imkansız. Üçüncü senemizdeyiz ve 4 aydır ayrıyız. Haberini arkadaşlarımdan alıyorum. Yine hastaneye düşmesinden korkuyorum. Ne yapacağımı bilmiyorum. Ama bildiğim tek şey var. Onu çok seviyorum...
|
|
|
|
|
174
|
Kralforumcu Genel / Yaşanmış Aşk Hikayeleri / otobüs duragıı
|
: 25 Kasım 2007, 19:19:21 Paz
|
|
Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk kez.... Biri tıpta okuyordu, öbürü mimarlıkta. O ilk karşılaşmadan sonra, bir kere, bir kere, bir kere daha karşılaşabilmek için, hep aynı saatte, aynı duraktan, aynı otobüse bindiler.
Gençtiler, çok genç... Birbirileriyle konuşacak cesareti bulmaları biraz zaman aldı ama sonunda başrdılar. İkisi de her sabah otobüse bindikleri semtte oturmuyorlardı aslında. Delikanlı arkadaşında kaldığı için o duraktan binmişti otobüse, kız ise ablasında.... Sırf birbirilerini görebilmek için,her sabah erkenden evlerinden çıkıp, şehrin öbür ucundaki o durağa, onların durağına geldiklerini, gülerek itiraf ettiler bir süre sonra... Okullarını bitirince hemen evlendiler. Mutluydular hem de çok mutlu... Bazen işsiz, bazen parasız kaldılar ama öylesine sıkı kenetlenmişti ki yürekleri ve elleri hiçbir şeyi umursamadılar. Ayın sonunu zor getirdikleri günlerde de ünlü bir doktor ve ünlü bir mimar olduklarında da hep mutluydular. Zaman aşımına uğrayan, alışkanlıklara yenik düşen, banka hesabında para kalmadığı için ya da tam tersine o hesabı daha da kabarık hale getirmek uğuruna bitip-tükeniveren sevgilerden değildi onlarınki...
Günler günleri, yıllar yılları kovaladıkça sevgileri de büyüdü, büyüdü... Tek eksikleri çocuklarının olmamasıydı. Zorlu bir tedavi sürecine rağman çocuk sahibi olmayınca, "bütün mutlulukların bizim olmasını beklemek, bencillik olur" diyerek devam ettiler hayatlarına. Çocuk yerine, sevgilerini büyüttüler...
"Senin için ölürüm" derdi bayan, sımsıkı sarılıp adama ve adama "Hayır, ben senin için ölürüm" diye yanıt verirdi hep... Bazen eve geldiğinde, aynanın üzerinde bir not görürdü bayan, "Bir tanem,kütüphanenin ikinci rafına bak...." Kütüphanenin ikinci rafında başka bir not olurdu, "Mutfaktaki masanın üzerine bak ve seni çok sevdiğimi sakın unutma" Mutfaktaki masadan, salondaki dolaba sevgi dolu notları okuya okuya koşturan bayan, sonunda kimi zaman bir demet çiçek, kimi zaman en sevdiği çikolatalar, kimi zaman da pahalı armağanlarla karşılaşırdı... Aldığı hediyenin ne olduğu önemli değildi zaten....
Hayat ne kadar hızlı akarsa aksın, işleri ne kadar yoğun olursa olsun hep birbirlerine ayıracak zaman buluyorlardı bulmasına ama kırklı yaşların ortalarına geldiklerinde, daha az çalışmaya karar verdiler. Adam, hastaneden ayrıldı ve muayenehanesinde hasta kabul etmeye başladı. bayan da mimarlık bürosunu kapadı ve sadece özel projelerde görev aldı. Artık daha fazla beraber olabiliyorlardı. Bir gün sahilde dolaşırken, harap durumda bir ev gördü bayan, üzerinde "satılık" levhası asılı olan. "Ne dersin, bu evi alalım mı?" dedi adama. "Bu viraneyi yıktırır, Çok harika bir ev yaparız. Projeyi kafamda çizdim bile. Kocaman terası olan, martıları kahvaltıya davet edeceğimiz bir deniz evi yapalım burayı..." "Sen istersin de ben hiç hayır diyebilirmiyim?" diye yanıt verdi adam. "Amerika'daki tıp kongresinden döner dönmez ararım emlakçıyı... Kaç para olursa olsun, burası bizimdir artık...."
Sadece bir hafta ayrı kalacaklarını bildikleri halde, ayrılmaları zor oldu adam Amerika'ya giderken. Her gün, her saat konuştular telefonla. Gözyaşları içinde kucaklaştılar havaalanında. Fakat birkaç gün sonra, kocasında bir tuhaflık olduğunu fark etti bayan. Eskisi kadar mutlu görünmüyor, konuşmaktan kaçınıyordu. Onu neşelendirmek için, sahildeki evi hatırlattı ve çizdiği projeyi verdi bayan ama hiç beklemediği bir cevap aldı: "Canım, o ev bizim bütçemizi aşıyor. Sen en iyisi o evi unut..."
Mutsuzluk, mutluluğun tadına alışmış insanlara daha da acı, daha da çekilmez gelir. bayan, hiç sevmedi bu beklenmedik misafiri. Derdini söylemesi için yalvardı adama, "Senin için ölürüm, biliyorsun, ne olur anlat" diye dil döktü boş yere... Yıllardır sevdiği adam, duyarsız ve sevgisiz biriyle yer değiştirmişti sanki. Ona ulaşmaya çalıştıkça, beton duvarlara çarpıyordu bayan, her çarpmada daha fazla kanıyordu yüreği...
Bir gün, çocukluğunun, gençliğinin ve bütün hayatının birlikte geçtiği arkadaşına dert yanarken, "Artık dayanamıyorum, sana söylemek zorundayım" diye sözünü kesti arkadaşı. "O, seni aldatıyor. İş yerimin tam karşısındaki restoranda genç bir kadınla yemek yiyiyor her öğlen. Sonra sarmaş dolaş biniyorlar arabaya...."
"Sus, sus çabuk, duymak istemiyorum bu yalanları" diye bağırdı bayan. Onca yıllık arkadaşını, kendisini kıskanmakla suçladı.... Ertesi gün, öğle vakti o restoranın hemen karşısında bir köşeye sindi sessizce ve peri masallarının sadece masal olduğunu anladı... Kocasının eskiden aynı hastanede çalıştığı genç çocuk doktorunu tanıdı hemen. Bazen evlerinde ağırladıkları kadına nasıl sarıldığını gördü adamın...
Akşam kocası eve gelir gelmez, bazen bağırıp, bazen ağlayarak, bazen ona sımsıkı sarılıp bazen de yumruklayarak haykırdı suratına her şeyi. İnkar etmedi adam. Zamanla duyguların değişebildiği, insanların orta yaşa geldiklerinde farklılık aradığı gibi bir şeyler geveledi ağzında ve bavulunu alıp gitti evden. Kapıdan çıkarken, "son bir kez kucaklamak isterim seni" diyecek oldu ama bayan, "defol" dedi nefretle...
İlk celsede boşandılar... Modern bir aşk hikayesinin böyle son bulmasına kimse inanamadı. Arkadaşlarının desteğiyle ayakta kalmaya çalıştı bayan. Adamın, sevgilisiyle birlikte Amerika'ya yerleştiğini öğrendi. Bazen yalnız kaldığında, onu hala sevdiğini hissedince, ağlama nöbetleri geçiriyor, aşkın yerini, en az onun kadar yoğun bir duygu olan nefretin alması için dua ediyordu.
Aradan bir yıl geçti... Her şeyin ilacı olduğu söylenen zaman bile, bayanın derdine çare olamamıştı. Bir sabah, ısrarla çalan zilin sesiyle uyandı. Kapıyı açtığında, karşısında o bayanı gördü. "Sen, buraya ne yüzle geliyorsun" diye bağırmak istedi ama sesi çıkmadı. "Lütfen,içeri girmeme izin ver, mutlaka konuşmamız gerekiyor." dedi genç bayan. Kanepeye ilişti ve zor duyulan bir sesle konuşmaya başladı: "Hiçbir şey göründüğü gibi değil aslında. Çok üzgünüm ama o bir saat önce öldü. Geçen yıl Amerika'daki kongre sırasında öğrendi hastalığını ve yaklaşık bir senelik ömrü kaldğını. Buna dayanamayacağını, hep söylediğin gibi onunla birlikte ölmek isteyeceğini biliyordu. Seni kendinden uzaklaştırmak için, benden sevgilisi rolünü oynamamı istedi. Ailesine de haber vermedi. Birlikte Amerika'ya yerleştiğimiz yalanını yaydı. Oysa ilk karşılaştığınız otobüs durağının karşısında bir ev tutmuştu. Tedavi görüyor ve kurtulacağına inanıyordu ama olmadı. Gece fenalaşmış, bakıcısı beni aradı, son anda yetiştim. Sana bu kutuyu vermemi istedi..." Gözlerinden akan yaşları durduramayacağını biliyordu bayan. Hemen oracıkta ölmek istiyordu. Eline tutuşturulan kutuyu açmayı neden sonra akıl edebildi. İtinayla katlanmış bir sürü kağıt duruyordu kutuda. İlk kağıtta, "Lütfen bütün notları sırayla oku bir tanem" diyordu... Sırayla okudu; "Seni çok sevdim", "Seni sevmekten hiç vazgeçmedim", "Senin için ölürüm derdin hep, doğru söylediğini bilirdim." "Fakat benim için ölmeni istemedim" "Şimdi bana söz vermeni istiyorum." "Benim için yaşayacaksın, anlaştık mı?" son kağıdı eline alırken, kutuda bir anahtar olduğunu gördü bayan... Ve son kağıtta şunlar yazılıydı:
"Sahildeki evimizi senin çizdiğin projeye göre yaptırdım. Kocaman terasta martılarla kahvaltı ederken, ben hep seni izliyor olacağım
|
|
|
|
|
175
|
Kralforumcu Genel / Yaşanmış Aşk Hikayeleri / sevgiyi ögrenmek
|
: 25 Kasım 2007, 19:18:41 Paz
|
|
Gençken de severiz Orta yaştayken de yaşlıyken de elbette.. Aşık oluruz, tutuluruz birilerine. Ama gerçekten sevmeyi öğrenmek ciddi bir iştir ve zaman ister.
Olgunlaşmamız, hayatı, kendimizi ve karşı cinsi tanımak gerekir, ölesiye değil, adam gibi sevmek için.
bayanlar genellikle otuzlarında ve kırklarında , erkekler ise kırklarında keşfederler gerçek sevgiyi.
Ve anlarız ki sevmek, sevileni olduğu gibi kabul etmek demektir.
Anlarız ki, sevilenin sevdiği her şey bizim için de sevilesidir.
Anlarız ki, sevdiğinizle kesin olarak dost da olmamız gerekirmiş.
Anlarız ki, sevdiğimizin özgürlüğüne, yalnızlıklarına saygı göstermemiz gerekirmiş.
Anlarız ki, sevdiğiniz insanın kişiliğine yönelik eleştirilerden kaçınmamız gerekirmiş.
Anlarız ki, en kısa yoluymuş sevileni değiştirmeye kalkmak.
Anlarız ki, sevdiğimiz de karşılıksız sevmemiz gerekirmiş .
Anlarız ki, birbirimize içten gelen bir saygı duymamız gerekirmiş.
Anlarız ki, en zor anlarımız da bile hep yanı başımız da olan insan sevilirmiş yürekten.
Anlarız ki, birbirimize kendimizi olduğumuz gibi anlatmakla besleyip ,çoğaltabiliriz sevgimizi.
Anlarız ki, tartışmalarımız her zaman aramızda ki sorunları çözmeye yönelik olmalıymış.
Anlarız ki, anlamsız kıskançlıklarla sevgimizi boğmamalıymışız.
Anlarız ki, hayatımıza sevgimize burunlarını sokanların o burunlarını kırıp ellerine vermeliymişiz.
Anlarız ki, insan bağımlısı olmak değilmiş sevmek..
Ve anlarız ki, sevmeyi öğrenmek yıllarını alırmış insanın
|
|
|
|
|
176
|
Kralforumcu Genel / Yaşanmış Aşk Hikayeleri / ßelalım
|
: 25 Kasım 2007, 19:17:27 Paz
|
|
Hayat sensiz ne kadar çekilmez karlarla kapli daglar kadar uzaksin bana bir türlü kavusamiyorum o gözlerini doyasiya seyredemiyorum saçini koklayamiyorum.... iste bu bana aci veriyor belalim. kapali bir kutu gibi yasiyorum bu karanlik serefsiz acimasiz hayatta....gözyaslarim dinmek bilmedi sel oldu akti dibsiz kuyuya.... sana kavusmak bilmece sanki çözemedim gitti....deli korkusuz yüregim kaya gibi sert kalbim sütsüz kalan bebek misali agliyor....nasil özledigimi bir bilsen çobanin kavalina duydugu özlem vatan hasreti çeken gurbetçinin özlemi gibi özlüyorum seni....iste bu bana aci veriyor belalim.....
Bana yazdigin mektuplari her aksam oldugunda isiklari kapatip mum isiginda elimde bir sigara ve bana verdigin kokunla süslenmis gözyaslarimla yipranmis esarbini koklayarak saatlerce tekraaar tekraaar okuyorum o an sen varmisin gibi aksami geçiriyorum....nasil tanistigimizi anlatiyorum kendi kendime.... seni sensiz yasamak bana aci veriyor belalim...... hatirlarmisin bir gece yürürken bana ilk seni seviyorum dedigin cümleyi o an benim en mutlu günümdü çocuklar gibi sevinmistim sokaklara haykirmistim seni sevdigimi, insanlar derin uykularindan kalkip bana bagirmislardi sende sus sus diyordun....iste bunlari hatirlamak bana aci veriyor belalim.....
Gelinlik tükanlarina giderdik sana gelinlik bakardik, hele birtanesi vardiki her seferinde baktiginda gözlerini ayiramazdin kollari güllerle dikilmis üstü dantelle kaplanmis uzun bir gelinlikti....için rahat olsun birtanem aldim astim onu esarbinin yanina, her sabah kalktigimda gelinlige sarilip agliyorum nasil içim gidiyor canim yaniyor bir bilsen.... baktigim her yer,yürüdügüm her sokak seninle hatiranla kazili hayalinle yasamak bana aci veriyor belalim......
|
|
|
|
|
177
|
Kralforumcu Genel / Yaşanmış Aşk Hikayeleri / Hiç ßir tanenız oldumu hayatınız da (Yalın'dan
|
: 25 Kasım 2007, 19:16:14 Paz
|
|
Hiç birtaneniz oldu mu hayatınızda.. Olmadıysa, boşuna anlamaya çalışmayın, Yalın'ın dediklerini.. Ben anladım.. Hayatım boyunca hep "Birtanem" olduğu için, hem de çok iyi anladım.. İlk gençliğimden beri çok popüler biri olarak yaşadım.. Etrafım hep güzel kızlar, kadınlarla çevrili oldu.. Ama hiç iki tanem olmadı.. Hayatıma girenler hep "Bir tane" olarak kaldılar.. Biri bitmeden öbürü başlamadı.. Bitmesi mi?.. Şöyle düşünüyorum da.. Hemen hiçbiri benden değil.. Hep terkedildim diye hatırlıyorum.. Hayatıma girdiler.. Bir tanem oldular ve gittiler.. Yalın'ın anlattığı bu. Bir tanesi onu bırakmış gitmiş.. Sonra geri dönmek istemiş, öyle anlaşılıyor.. Yalın isyan ediyor.. "Hadi diyelim seni sevdim bir daha Gözümü karartıp yeniden taptım da Değişecek misin söyle Değişebilecek misin zalim?." Ve finalde kükrüyor.. "Gelip de birtanem olmaya ne hakkın var?.." Yalın'ın en vurucu cümlesi de bu.. "Birtanem olmaya ne hakkın var?.." "Sen birtane olmak ne demektir bilir misin?.. Sen birtanesi olmak beni nasıl bağlar bilir misin?. Sen birtane olmaya hazır mısın, layık mısın?.. Sen bir tane olmanın yükünü çekebilir misin?." Onun için sordum, "Hiç birtaneniz oldu mu hayatınızda" diye.. Olduysa anlarsınız ancak.. Birtane varsa hayatınızda, o hayatınızdır sizin.. Yaşamınızın keyfidir. Hele güzel bir şey yaşadınız mı, ille de onu düşünürsünüz, "Burada olsaydı" diye.. Onunla birlikte olmak güzeldir, ama beklemek de güzeldir ha.. Birtaneyi beklemek bir efsanedir.. Keyiftir beklemek.. Özlemle beklemek.. Ama bir yandan da zulümdür.. Yalın'ın "Zalim" demesi bundan.. Kapıda anahtarın her dönüşünde, telefonun zili her çaldığında, içinizde bir heyecan kıpırdar.. "O mu" diye.. Her "Değilmiş" bir acı bırakır yüreğinizde.. Sizi aramaktan başka günahı olmayana bile kızarsınız, "Niye o değil ki?." Yok canım.. Birlikte bir şey yapmak, birşeyleri paylaşmak için değildir Birtane.. Sadece birlikte olmaktır.. Onu yanında, yakınında hissetmektir, hatta evin başka odasında olsa, çok başka şeylerle uğraşsa.. Onu hiç görmeseniz, duymasanız, dokunmadan, koklamadan saatler geçirseniz bile, onun sadece orada olduğunu hissetmeniz size mutluluk veriyorsa işte o zaman birtaneniz vardır.. ..Ve başkaca şeyiniz de yoktur, artık.. Onun için işte "Birtane" olmak, aslında büyük sorumluluktur.. Hele öyle uçarı, hele öyle haşarı, öyle canı isteyince kaybolup, canı isteyince ortaya çıkanlardan oldunuz mu, Yalın sorar, o zaman.. "Birtanem olmaya hakkın var mı?.."
|
|
|
|
|
178
|
Kralforumcu Genel / Yaşanmış Aşk Hikayeleri / ama sensiz mutlu
|
: 25 Kasım 2007, 19:15:24 Paz
|
|
'Sevmek bir yerdeki sabah galiba. Beni bir türlü oraya Küfür Yasakürmediler'
Sevgiyi başkalarından bekleyen bir insanın duygularını anlatıyordu bu dizeler..
Her sevginin başlangıcı, insan yaşamında güneşin doğduğu andır elbette. Oysa, çaba harcamadan, birilerinin kendisini sevmesini bekleyenler başarılı olamazlar hiçbir zaman... Ne sazı konuştururlar, ne neyi üflerler, ne de şiire varır dilleri...
İnsanin bir ömür boyu peşinden koştuğu sevmek nedir peki? Yüreğin bir başkası için çarpması mı? Suyun yüzünde, yapraklarını ağır ağır açan bir nilüfer mi yoksa? Göç mevsimi, yaralı eşini kanatlarıyla örterek ölümü bekleyen yaban kazlarının vefası mı? Ya da kayayı delen tomurcuğun direnci mi sevmek? Kan ve gözyaşından oluşmuş bir dünyanın ortasında bile, insanı insanla kucaklaştıran duygu mu?
Ya sevilmek? Bir başkasının bakışlarından biricik olduğunu anlamak mı sevilmek? Yürürken başı biraz daha dik, dudak kıvrımlarını uçarı, adımları hafif kılan, sevilmek mi yoksa? Sesin, sıcacık bir hoşgörüye bürünmesi, bütün canlılara yönelik sevecenlik, artan coşku, sevilmekten mi hep?
Ya nedir sevmemek? Küçük hesaplarla ölçüp biçmek midir karşıdakini? Hoyrat bir rüzgârın, özenle dizilmiş saksıları devirmesi mi? Dalganın saldırması mı, adı özlem olan bir kayığa? Koparıp bir çiçeği yakaya takmak mı yoksa? Kekliği kafese kapatmak mı, siyah örtüler altında ürkek doğasız bırakıp, avlarda tuzak olarak kullanmak mı sevmemek? Canlıyı soyuna nankör kılmak, sonra insanlık dersi vermek mi yoksa? Bir yudum su uzatmaktan üşenmek mi sevmemek? Gülümsemekten kaçınmak, okşamanın ince kıyılarına inmemek mi asla?
Sevilmemek nasıl bir duygu peki? Yavru kedileri boğmak mı oyun diye? Kalın topuklu çizmelerle ezmek mi başakları ya da çocukları? Nedir hiç sevilmemek? Bir çölün ortasında durmadan susamak mı? Kapıları dinlemek mi binbir korkuyla? Para biriktirmek mi aç karnına? Ökseler, pusatlar yapmak dalları ok gibi sivriltmek mi? Yaz günleri ateşler yakmak mı kocaman bir şehrin ortasında? Ölümü izlemek mi keyifle? Nedir sevilmemek? Ne kadar yabancılaştırır insanı insana?
Havada uçuşan bir sözcük müdür sevgi? Sezilir mi, tutulur mu, görülür mü? Nasıl bilinir varlığı? Yalnızca yokluğunda mı anlaşılır tadı?
Önce kendini tanımakla başlar sevgi. Kendini onarmakla başlar... İnsanın, insan olma bilincini, aklıyla, yüreğiyle duymasıyla başlar... Doğanın ve yaşamın bir parçası olduğunu anlamasıyla.. . Yaşam benim için var. Su benim temizliğim. Ben suyu en uzak dallara taşımalıyım... Sonra insan var... Doğanın en güzel ürünü... Üç bin yılda ayağa kalkmayı öğrenen ve beni bugüne hazırlayan insan... İlmek ilmek örülen kültürümün ilk halkası... Bir insana duyulan sevgiyle başlayan yaşam...
Peki nedir sevgi? Birlikte bir gülüşü uzatmak, acıyı paylaşıp azaltmak belki de. Aynı duaya el kaldırmak. Dokunmak biraz. Kanın, damarlardan akışını hızlandırarak duymak insanın sıcaklığını... Aynı anda görebilmek bir şimşek çakımını... Ocağı birlikte üflemek ısınmak için... İnsan olmanın o eksikliğini güzelliğini sezebilmek karşılıklı. Tamamlayabilmek birbirini...
Bir türlü önleyemediğimiz o ses: 'benim onurlanacağım kadar önemli ama benden bir adım geri...' diyorsa eğer, o sesi susturabilmek. ..
Koltuklara, halılara, kristallere, markalara gösterdiğin özenin çok fazlasını gösterebilmek bir insana... Duygularını, düşüncelerini anlamaya çalışmak. Özlemlerini aramak birlikte...
Benim ol ama benden bağımsız bireyliğini de koru. Olduğun gibi kal ama çoğalsın, zenginleşsin içinin erdemi... Seni ilk sevdiğim gün gibi sürdür kişiliğini ama durmadan gelişelim birlikte... Birlikteliktir sevgi... Kimsenin kimseyi kullanmadığı... Kimsenin kimseye hükmetmediği.. . Kimsenin kimseyi mülkiyetine geçirmediği...
Önce beni bekle duraklarda, sonra bekleyeni olmayan bütün yolcuları... Önce benim için bir şarkı söyle, sonra bütün sağırlar duysun sesini... Beni sev! Öyle sev ki, bütün insanlığı kucaklasın sevgin...
:::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: Aşk tek kelime...Kimine göre tarifi mümkünsüz sadece yaşanabilecek hazzı büyük bir duygu,kimine göre sadece acı veren bir haz...
Aslında ikisi de değil...Binlerce şair,yazar,düşünür,filozof denemelerinde aşkın tarifini yapmışlar ama yine de aşk terimi belli bir açıklamaya tabii tutamamışlardır.Aşk dünya yaratılışından daha da öncesine dayanan tarihiyle milyonlarca hatta milyarlarca kişiye çeşitli güzellikler,mutluluklar,acılar yaşatmış, gözyaşları döktürmüştür,kimi göz yaşları mutluluktan kimisi ise acıdan...
Ben de burada aşk terimine bir açıklama getirecek değilim.Yüreğime tutunamayan sözcükleri kalemime aktarabildiğim kadarıyla sizlerle paylaşmak için yazıyorum...Sonu nerede olduğu belli olmayan aşka yazıyorum...Aşk sana...
Kimi zaman tutamadım gözyaşlarımı ağladım da tutunamadım bir dala yine mutluluğu yakalayamadım...Aşk tam bana kucak açmış beklerken,ben tam aşka sevdalanmışken,tam duygularımla zengin oldum derken tedavülden kalkmış duygular kaldı elimde.Gökyüzünün maviliği,gecenin karanlığı,suyun akışı,nefes alışım,dünyaya bakışım ayrı bir zevk veriyordu ki bana yine sillesiyle karşılaştım aşkın!Uçurum kenarındayken ben tam ölümün nefesini yüzümde hissetmişken aşk elimden tutup çeker sandım...Kimsesiz dünyamda bana yarenlik edecek,benimle olacak derken aşk hayallerimle attı beni uçurumdan...Hayallerimle uçurumun dibinde,rüyaları kırılmış,mutluluk sakatı bir ben kaldım...
Sen aşk...Kimine göre mutluluksun kimine göre gözyaşı.Bana göre ise artık bir hiç'sin.Hiç'lerin diyarında sevdayı ve mutluluğu yüzüne maske olarak takmış,sel sonrası kalan çamurlar gibi arkasında acılar bırakan bir kara buluttan kopmuş gelen bereketsiz bir yağmur..!İstemiyorum artık seni geceleri rüyalarımda ve hayal etmiyorum seni dinlediğim şarkılarda...Yazmıyorum seni günlüğüme,yazdıklarımı da yırttım her kelimede lanet ederek seni.Bir çocuğun masum gülümseyişinde sen yoksun artık,istemiyorum seni hayatımda sen geldikçe ben gideceğim.Yanıbaşımdasın ya şimdi ben gidiyorum sessizce.Yelken açtım artık aşksız sabahlara,uyandığımda sen olmayacaksın ve uyurken hayallerinle yatmayacağım...Hoşçakal Aşk...Sensiz kelimeler kullanacağım artık ve sensiz yaşayacağım...Gel yakalayabilirsen aşkın giremeyeceği hapislerde hüznün gardiyanlığıyla yalnızım.Ama sensiz mutlu...
|
|
|
|
|
179
|
Kralforumcu Genel / Yaşanmış Aşk Hikayeleri / AsKere GidiYorum...:(
|
: 25 Kasım 2007, 19:14:33 Paz
|
|
Sevda değil .... “Gidiyorum” Demişti genç adam umursamazmışcasına,eliyle telefonu daha güçlü tuttu genç kız.Bir hançer saplanmıştı yüreğine sanki.Elleri titriyordu,oturduğu yerde kımıldamaya bile korkar bir haldeydi.Yutkundu. “Nereye gidiyorsun?” Alacağı cevabı biliyordu aslında ama sanki sormalıydı... “Askere gidiyorum” dedi genç adam.Durgundu sesi.Kız biliyordu,arkadaşı söylemişti ama inanmak istememişti.Ondan duymalıydı.Şaka yapıyordu belkide. “Dalga geçiyorsun benimle değilmi?”dedi, “Bunun dalgası mı olur” dedi genç adam. “Gidiyorum işte” Konuşamıyordu kız,bir el sıkıyordu sanki yüreğini. “Sonra konuşalım” deyip kapattı telefonu....
Kalktı yerinden,hesabı ödedi.Şuursuzca hareket ediyordu,farkında değildi yaptıklarının,bir süre daha böyle olacağını bilmiyordu o sırada.Eve geldi,banyoya attı kendini,midesi bulanıyordu.Duşun altına girdi.Belki sıcak su iyi gelirdi.Gelmedi oysa.Onsuzluğa hiçbir şeyin iyi gelemeyeceğini biliyordu,nasılda canı yanıyordu.Arkadaşı sesi iyi geliyor demişti.İnanmamıştı kız,tanıyordu sevdiği adamı.Yaşadığı şoku böyle atlatmaya çalıştığını biliyordu.Onunla konuşurken nasıl kötüydü sesi.Mutsuz,umutsuz...
Aslında hiç farklı bilmiyordu genç adamı.Hiç mutlu görmemişti.Oysa ne çok istemişti mutlu olsun,yüzü hep gülsün.Ama derin bir mutsuzluk vardı adamın içinde.Geçmiyordu bir türlü,sevmiyordu hayatını,belki de kendini sevmiyordu.Ama kız onu çok seviyordu.Böyle kabul edecek,mutsuzluğundan mutluluk çıkaracak kadar çok seviyordu.
Kaç ay olmuştu acaba tanışalı,kaç aydır beraberdiler.Ne zamandır ayrılar?Hiç ayrılmışlarmıydı acaba? “Sana aşık değilim” demişti bir gün genç adam.Nefesinin kesildiğini sanmıştı genç kız.Sanki damarlarından biri kopmuştu.İçinden akan kan sel olup akacak,tüm kanı çelilecek sanmıştı. “Bitsin” demişti,itiraz etmemişti kız.Oysa yalvarmak isterdi ama işe yaramayacağını biliyordu.Olmuyordu belkide,kızın sevgisi yetmiyordu ikisinede.Nasıl aşıktı oysa,herşeyi yapabilirdi onun için.İlk görüşte mi aşık olmuştu acaba yoksa tanımaya başladığında mı?Ne önemi vardı ki.Aşıktı işte,gidişiyle canından can kopacak kadar aşıktı.
Çıktı duştan ama hala kendinde değildi,uzun bir sürede kendine gelemeyecekti anlaşılan.Ağlamak istiyor onu bile beceremiyordu.En iyisi uyumak diye düşündü.Belki bu iyi gelirdi ona...Gözünü açtığında ince bir sızı hissetti içinde.Kalktı giyindi,güzel olmak istiyordu bugün,çok güzel...Belki bir daha uzun bir süre göremezdi onu.Gittiği yerde güzel hatırlasın istiyordu kendini.Saatler geçmiyor,gün bitmiyordu.Arkadaşlarıyla buluşacaklardı bugün,iyi gelecekti bebeğine biliyordu.Hep BEBEĞİM diye seslenirdi ona.Çünkü bir annenin bebeğini içinde saklamak istemesi gibiydi ona olan sevgisi.Onu korumak istiyordu,kimse ona zarar vermesin istiyordu.Korkuyordu biri ona zarar verecek,onu acıtacak,incitecek diye.Kendi onun yüzünden çok incinmişti ama olsun varsındı.Ne çıkardı,çok seviyordu onu.
Son bir aydır beraber değillerdi aslında ama her gece saatlerce konuşuyorlardı.Ayrıldıklarının gecesi aramıştı genç adam onu tam dört saat konuşmuşlardı.Birlikteyken bile olmamıştı bu uzun konuşmalar.Genç kız kabullenmişti böyle olmasını,böyle daha mutluydu sevdiği adam.Onun mutlu olmasından başka birşey istememişti ki bugüne kadar.Bu yüzden çok zaman kendi mutluluğunu bile hiçe saymamışmıydı.O böyle mutluysa,böyle olsundu.Hem daha iyiydi sanki genç adam.Sesi daha iyi geliyordu,şarkı bile söylüyordu.Gülüyordu bunlara genç kız,o mutluydu ya kendi de mutlu oluyordu.Saatlerce konuşmak yetiyordu ona...
Akşam olmuştu sonunda,oturduğu yerde aramasını bekliyordu.Aradı,geliyordu,birazdan burada olacaktı işte.Arkadaşları konuşuyordu ama onun dinleyecek gücü yoktu.Aklı bambaşka yerlerdeydi.Beraber yaşadıklarını düşünüyordu.Ne kadar güzel zamanlar geçirmişlerdi birlikte.Ona yemek yaptığını hatırladı,uzun gecelerin sabahında hazırladığı kahvaltıları. “Ellerine sağlık,gülüm” deyişi geldi aklına,gülümsedi.Hep aynı şarkıyı söylerdi ona birşeyler hazırlarken “Bu benimki sevda değil”.Beraber izledikleri filmler geldi aklına,oyun oynayışları.Hiç bitmeyecek sanıyordu bunlar.Sabahlara kadar sevişmeleri geldi aklına,bir yerler acıdı içinde.Doyamamıştı hiçbirine.Hiçbir zamanda doyamayacaktı,biliyordu zor günler onları bekliyordu.
Herşeyi biliyordu aslında,sevdiği kadar sevilmiyordu.Ama bunu kabullenmişti zamanla.Avuç içi kadar mutluluk yetiyordu ona.Arkadaşmıydılar,sevgilimiydiler bilmiyordu ama onun hayatında olmak yetiyordu genç kıza.Hiç onunla ilgili neler hissettiğini söylememişti genç adam,yerini bilmiyordu hayatındaki.Belki de hiç öğrenemeyecekti...
Camdan geldiğini gördü.Karşısındaydı sevdiğim adam.Uzun boyu,çakmak çakmak bakan gözleriyle oradaydı işte.Ne kadar zaman olmuştu acaba görmeyeli onu,nasıl da özlemişti.Saatler geçmeye başlamıştı işte.Hep böyle oluyordu,onsuz geçmeyen zaman,onunlayken sanki uçuyordu.Acelesi neydi acaba?Canı hiçbir şey yapmak istemiyordu genç kızın.Sadece ona bakmak,onu seyretmek,onun sesini duymak istiyordu.Çok uzun zaman mahrum kalacaktı bunlardan.Canı yanıyordu,geçmeyeceğini biliyordu bu acının.Bununla yaşamayı öğrenmeliydi.
Herkes birşeyler anlatıyordu,dinliyordu sevdiği adam,büyük bir ilgiyle hemde.Askerlik hakkında ne çok şey vardı onlara göre konuşulacak,hep zorluklarından bahsediyorlardı.Genç kız iki gündür dinliyordu bunları zaten.İçi eziliyordu dinledikçe.Ne zor şeydi askerlik,nasıl dayanılırdı yapılanlara.Bebeği nasıl dayanacaktı tüm bunlara.Lanet etti şu askerlik denen şeye.Onun bakmaya bile kıyamadığı bebeğine neler yapacaklardı böyle.Dayanamıyordu duymaya.Duyduğu her cümlede daha da kötü hissediyordu kendini.Bir keresinde arkadaşına “Anlatma bunları bana,dayanamıyorum,onun bunları yaşayacağını bilmek beni öldürüyor” demişti.Gerçekten de dayanamıyordu.Sanki dağlıyorlardı yüreğini.Sevdiği adama baktı,nasıl dayanacaktı tüm bunlara.Keşke birşeyler yapabilse,gitmesine engel olabilseydi.Ne gelirdi ki elinden.Çaresiz hissediyordu kendini.
Arka arkasına içiyordu işte.Kimsenin canı onun kadar yanmıyordu.O masada oturan kimse anlamıyordu onu,biliyordu,sevdiği adam da anlamayacaktı.Ne zaman anlatabilmisti ki zaten ona kendini.Hep tutulup kalıyor yada saçma sapan,gerçek olmayan şeyler söylüyordu ona hissettiklerini anlatmaya çalışırken. “İLETİŞİM BİR SANATTIR” derdi sevdiği adam ama o yapamıyordu.Oysa işi buydu,her gün yüzlerce insana derdini anlatırken sevdiği adama anlatamıyordu işte.Sevince böyle mi oluyordu acaba insan.Aşıkken şapşal oluyordu galiba biraz.Güldü.Ama bunun yüzünden ne kavgalar etmişlerdi.Çok zekiydi genç adam,başedemiyordu onun zekasıyla.Hep köşeye kıstırıyordu onu.Sanki o kadar yazan,okuyan o değildi.Ama işin içine aşık olduğu adam girince böyle oluyordu işte.
Gece bitmek üzereydi, “Lanet olsun” dedi içinden.Bin gece daha olsa yetmezdi ona.Sevdiğine doyabilirmiydi.Ah neler vermezdi gitmemesi için.Aslında iyi olacaktı gidişi biliyordu.Hem istiyordu da genç adam gitmeyi.Zamansız olmuştu sadece.Kimse hazır değildi bu gidişe.Ama iyi olcaktı sonu,güzel günler gelecekti.Hangisi için daha çok canı yanıyordu acaba?O burada hayatına devam edecekti ya sevdiği ne yapacaktı oralarda.Düşünmek canını yakıyordu.Sevdiği avuçları arasından kayıp gidiyor ama o tutamıyordu.
Ayrılık vakti geliyordu,son anda bir kavga çıktı işte.Sebeb malum,kıskançlık.Böyle diyordu genç adam.Oysa bugüne kadar hiç kıskanmamıştı genç kız onu,neler yaşamışlardı ama kıskanmamıştı işte.Sadece o kadar canı yanıyordu ki acısını çıkaracak bir yer arıyordu.Yapmamalıydı biliyordu.Tam giderken üzmemeliydi onu.Güçlü olmalı,ona güç vermeliydi.Ama elinde değildi.Çok acıyordu içinde bir yerler.Anlıyormuydu acaba genç adam tüm bunların üzüntüsünden olduğunu?Vedalaşamamışlardı bile. “Olsun” dedi genç kız.Elleriyle bindirecekti askerini otobüse.O zaman belki inanırdı gittiğine.Her şey şaka gibiydi.Bilmiyordu yıktıklarını onaracak zamanı olmadığını,zaman çok acımasızdı.Oysa istiyordu ki iyi hatırlasın sevdiği onu.Kızmasın,kırılmasın ona.Bilerek gitsin nasıl herşeyden çok sevildiğini.Yaptığı her çocukluğun sevgisinden olduğunu.Bugüne kadar hep böyle olmamışmıydı zaten.Yaptığı herşey,nazlar,kaprisler,çıkardığı kavgalar hep sevgisinden olmamışmıydı.
Bazen kendi bile korkuyordu sevgisinden.Nasılda yorucu bir aşktı onunki.Yıpratıcı.Kendi bile anlamıyordu ki karşısındaki anlasın.Eve geldiğinde anlamıştı hata yaptığını.Kapalıydı telefonu genç adamın.Çok zaman böyle olmazmıydı zaten.Mesaj attı özür dilemek için.Anlayacaktı onu biliyordu.Ertesi akşam defalarca konuştular,yetmiyordu kıza,yetmeyecekti.İyi geliyordu sesi.Biliyormuydu acaba genç adam,ona her “canım” dediğinde canından bir parça daha koptuğunu.Yarın belli olacaktı ne zaman gideceği.Dua etti bütün gece “Allahım birkaç gün daha ver bize” diye.Uyumadı doğru düzgün.Gözlerini açar açmaz telefonuna baktı,aramamıştı hala. “Ben seni ararım” demişti genç adam.Böyle beklemek deli ediyordu onu.Dayanamadı,mesaj attı.Kızacağını biliyordu ama elinde değildi.Çok mu iradesizdi acaba?Öyleydi evet,kızdı kendine.Saatler sonra aradı genç adam.Cumartesi teslim olmalıydı.O gün pazartesiydi,daha dört gün vardı önlerinde.Belki birini beraber geçirirlerdi.Çok fazla şey beklemiyordu,sadece beraber geçecek birkaç saat yeterdi ona.Yeterki doya doya baksındı sevdiğine.Aklına kazımak istiyordu yüzünü,gülüşünü,bakışını.Kokusunu duymak istiyordu bir kez daha.
Hırçındı yüreği,içi içine sığmıyordu.Hala ağlayamamıştı.Nasıl da rahatlayacaktı bir ağlayabilse.Akmıyordu işte yaşlar gözünden.Bir yumru takılmıştı boğazına.Üşüyordu.Üstüne geliyordu duvarlar kaç gündür.Dayanamıyordu sevdiğini bu soğukta dağlarda,tepelerde düşünmeye...Zaten iyi değildi daha da kötü olmasından korkuyordu.Onun kendini tamamen kaybetmesinden korkuyordu.Anlamıyordu genç adam ama bu korku canını yakıyordu.
Aradı,sesi donuktu genç adamın,uzun zamandır böyle duymamıştı sesini.Anladı kötü olduğunu.Ona moral vermeliydi biliyordu,yapamıyordu işte.Sandığı kadar güçlü değilmiydi acaba?Güçlü olmalıydı,o güç verecekti sevdiğine.Arayacaktı onu bu 15 ay boyunca,mektuplar yazacak,hiç yalnız bırakmayacaktı bebeğini.Hep yanında olacaktı,görmeye gidecekti.Üstesinden gelmesine yardım edecekti.
Bol bol okuyacaktı o yokken,yazacaktı,filmler izleyecekti.Gelince beraber izlerlerdi aynı filmleri,daha güzel olurdu hem.Onun için kaç defa izlediği filmleri yeniden izlememiş miydi genç adam?
Ama kavga ediyorlardı işte.Yine...Ne zordu allahım,toparlamak istedikçe batıyordu daha da.Görüşmeyeceklerini anlamak çok üzmüştü onu.Biliyordu ne söylerse söylesin fayda etmeyecekti.Uzatmamalıydı daha fazla ama olmuyordu işte.Anlıyordu aslında kısıtlı vakti,yapmak istediği çok şeyi vardı genç adamın.Her söylediğinden daha söyler söylemez pişman oluyordu.Konuştukça daha da kötüye gidiyordu herşey,farkındaydı.Ağlamaya başladı.Ağlayabiliyordu işte sonunda.Hem konuşuyor hemde ağlıyordu.Ağladıkça ağlayası geliyordu.Oysa hiç istemezdi onun karşısında ağlamayı. “Benden kurtuluyorsun işte” demişti ağlayarak... “Ben senden kurtulmak istemiyorum ki” demişti genç adam... “Bana kendimi değersiz hissettirdin” diye cevap verdi kız, “Ben böyle birşey söylemedim” dedi genç adam.
Kendide biliyordu böyle olmadığını ama ondan duymak istiyordu.Bu yüzdendi belki de hırçınlığı,güzel birşeyler duymak istiyordu ondan.Yoruyordu karşısındaki adamı,yıpratıyordu,biliyordu.Oysa güzel şeyler söylemek istiyor ama başaramıyordu.Neden böyle yapıyordu,nasılda kızıyordu kendine. “Bencilsin,düşüncesizsin” demişti genç adam ona.Öylemiydi gerçekten,haklıydı belkide....Bencilce davranıyor,düşüncesizlik ediyordu.Ama bilmeliydi,istemeden yapıyordu hepsini. “Benim için değil,kendin için üzülüyorsun” demişti ona.Nasıl böyle düşünebilirdi,bilmiyormuydu onu nasıl sevdiğini.Neden anlamıyordu gidişinin onu çok üzdüğünü.Bilmiyormuydu acı çektiği zamanlarda saçma sapan şeyler yağtığını. “Deli edecek bu adam beni” diye düşündü.
Kesildi sonra ağlaması genç kızın,giderken bunu yapmamalıydı ona.Mecbur değildi ki o bunları çekmeye.Çok yoruyor onu,çok üstüne gidiyordu.Keşke zamanı geri çevirebilseydi,hiç birini yapmazdı o zaman.Çok şey mi istemişti acaba.Bir kez daha ona sarılmak,gitmeden ona,o çok sevdiği yemeği pişirmek istemişti.Oralarda yiyemeyecekti ki bebeği o yemeği. “Yaparsam belki mutlu olur” demişti.Nasılda çırpınıyordu onu mutlu etmek için.Neler almıştı ona gitmeden vermek için,iç çamaşırları,çoraplar,birde çakmak almıştı.Onları her giydiğinde,sigarasını her yaktığında onu hatırlasın istiyordu.Unuturmuydu acaba onu oralarda?
En çok unutulmak mı korkutuyordu acaba onu?Evet,unutulmaktan korkuyordu.Biliyordu aslında genç adam için önemli olduğunu.O değil miydi “Annemden başka bir tek seninle konuşuyorum” diyen?Kendini kapattığı duvarların arasına bir tek onun girmesine izin vermemiş miydi?İçini dökmemiş miydi saatlerce ona?Konuşmadan da sesizliği paylaşmamışlar mıydı çok zaman?Çocukluklarını,aşklarını,ailelerini anlatmışlardı birbirlerine.Güveniyordu sevdiği adam ona....
Haklıydı genç adam,düşüncesizce davranmıştı.Hep çok konuşmasından şikayet ederdi genç adam. “Özlersin gidince bu konuşlarımı” demişti genç kız. “Özlersem ararım” demişti.Buydu duymak istediği,onu arayacağını,onu unutmayacağını,onu özleyeceğini duymak,bilmek istiyordu.Neden fazlasını bekliyordu,neden verdiğiyle yetinmiyordu işte.Bencillikti işte bu.Haklıydı sevdiği,bencilce davranıyordu.Neden sevince bencil oluyordu insan böyle?Ah ne çok hata yapıyordu böyle.Birini telafi etmeden bir yenisini ekliyordu hatalarına.Hiç akıllanmayacaktı.Çekilmez biriydi aslında biliyordu.Çekiyordu genç adam onu hiç de mecbur olmadığı halde.Ne kafasızdı,bıktıracaktı sonunda karşısındakini....
Tüm bunları düşünerek geçirdi koca bir günü.Aramaya cesaret edemiyordu bir türlü.Herkes arayıp konuşuyor sonrada ona konuştuklarını söylüyorlardı.Neden herşey kontrolünden çıkmıştı böyle.Arayamıyordu.Biliyordu çünkü açmayacağını,tanıyordu karşısındakini.Süründürecekti onu.Ama sevdiği de tanıyordu onu,vazgeçemeyecekti.Ne zaman vazgeçmişti ki.Neden ikiside bu kadar inatçıydı.Herşey bu yüzden oluyordu aslında.Bu inatları yüzünden...
Ne söyleyeceğini bile bilmiyordu aslında,tüm bunlardan bahsetmek istemiyordu.Yazmıştı ona herşeyi,anlatmıştı.Okumuşmuydu acaba?Okurdu gitmeden,okumalıydı.Ona böyle dargın,kırgın gitmemeliydi.Sadece sesini duymak istiyordu.İyi olduğunu bilmek istiyordu.O da iyi olacaktı.Mutlu konuşacak,sevdiğini de mutlu edecekti.Mutlu göndermeliydi onu burdan.Nasılda pişmandı yaptıklarına...
Tüm cesaretini toplayıp aradı,çalıyordu,meşgule düştü telefon,sonunda kapandı. “Neden yapıyorsun bunu bana” dedi kendi kendine.Mesaj attı defalarca.Kapalıydı telefon gitmiyordu mesajlar.İçmeden uyuyamayacaktı biliyordu. “Bana ihtiyacı yok” diye düşündü.Ona ulaşamamak ne kötüydü.Ama böyle olduğu için seviyordu onu.Bu kadar zor olduğu için.Onu böyle uğraştırdığı,bu şekilde kendine bağladığı için.Aksini istemezdi.Böyle kabullenmişti onu,böyle tanımış,böyle sevmişti.Belki böyle yapmasaydı sevmeyecekti...
Huzursuzca uyandı,baktı telefonuna.Hala bekliyordu mesajları.Uyuyormuydu acaba.Beklemeye başladı.Ardarda sigara içiyordu.Zaman geçmiyor,o telefon çalmıyordu bir türlü.
Dayanamıyordu bu içindeki huzursuzluğa.Kalktı,en iyi bildiği şeyi yapmaya başladı.Yazıyordu,yazmalıydı bu yaşadıklarını.Yazarken daha kolay geçiyordu zaman.Rahatlatıyordu onu.Saate baktı,ikiye geliyordu.Telefonu aldı,resimlere baktı usulca. “Ne yaparsan yap,çok seviyorum seni” dedi.Hala bekliyordu mesajlar.Aradı,telesekreter çıktı,kapattı.Devam etti yazmaya.Hala uyuyor olamazdı,bilerek yapıyordu. “Anlıyorum onu,çok üstüne gittim” dedi.Ah bir izin verseydi ona ulaşmasına,açık olsa da arasa bile açmayacaktı,biliyordu. “Gitmeden önce arar” demişti arkadaşı, “Aramadan gitmez” Aramayacağının düşüncesi bile öldürürdü onu.Yapmazdı,yapamazdı.Herşeyden önce arkadaştı onlar,iki iyi arkadaştı,kimse arkadaşını bu kadar üzmezdi.Bu kadarı vicdansızlık olurdu.Onunla konuşmamak!Bunu düşünmek bile istemiyordu.Sesini duymalıydı gitmeden,onunla konuşmalıydı.Kırgın ayrılmamalıydılar.Bu pişmanlıkla bırakamazdı onu.Dayanamazdı buna...Beklemeliydi.Ama nasıl?Hiç sabırlı biri olmamıştı ki bu zamana kadar,en kötü özelliğiydi bu,çok sabırsızdı...
Biliyordu aramadan gitmezdi sevdiği onu.Bunu yapamazdı ona,belki gidene kadar aramazdı ama gitmeden mutlaka arardı.Kıyamazdı ona.Bu kadar üzmezdi onu.Ama kafasında hep aynı soru vardı.Canını yakan soru:
“YA ARAMAZSA?”
|
|
|
|
|
180
|
Kralforumcu Genel / Yaşanmış Aşk Hikayeleri / ..Ve tekrar Gitti..Ve tekrar sustu
|
: 25 Kasım 2007, 19:13:17 Paz
|
|
Çok sevdim ... Tertemiz sevdim... Adımın anlamına mıhladım yüreğimi, adına astım! Çok sevdim. Adamakıllı bekledim beklemekse. Sabretmekse, insana yakışmazdı benim sabrım! Canım yandı, "ne tatlı" dedim "verdiği acı"... Doyulmaz hazları tattırırken bana, kendimde değildim ki tadına varayım! Hep hak verdim. Her zaman "yarın anlayacak" dedim. "acele etme"...
"Geliyorum" dedi, kendimi bile kovdum yanımdan yabancılık çekmesin diye. Gelmedi!... Kovduğum ben de gelmedi geri...
"Seviyorum" dedi nefessiz kaldım. Dünyanın bütün dillerinde duydum dediğini, dünyanın bütün dillerinde gıkım çıkmadı. Kalakaldım, en yerinde duramayan durağanlığı tattım. Sonra sustu... Haftalarca duyamadım bir hecesini. Aramadı, sormadı... Aradım, sordum... Cevabı "sus"tu, duydum... !
Zaman geçti, dedi ki "içim seni çekti, Tanrı boşa geçen zamanlar için gözyaşı döküyor, yüreğim seni seçti! " Sarsıldım, "sonunda" dedim! "Bak sabretmeye değdi... "
Uyudum O'nunla, koynumda uyandı! O vakit ilk defa huzuru duyandı... Gözlerinden okudum mutluluğunu, sözlerimle dokudum yüreğine. Seviyordu beni! Aylar sonra gelen itirafları duyarken bir bir, Tanrı'ya dua ediyordum ayrı geçen zamanlar için! Aylar geçmese kıymetimizi böyle anlayabilecek miydik? Bu denli acıkabilecek miydik bize? Ben ayrı geçen zamanları ipe dize dize ve ağlayarak yalnızlığımın anne şefkati kokan sırça salıncaklarında, meğer apaçıklığın en can alıcı rengini sürmüşüm, adına özlem denen o gize!
Her dokunuşum bir ilkti O'na... Her öpüşüm tanımıydı titreyişin! Boyut değiştirip tadına varıyorduk, hiç ama hiç bitmeyişin... Tanrı mucizelerini bir rutine çevirmişti artık.
Şaşkınlığımızı gizleyemiyorduk. Nasıl da hızla gelişiyordu herşey, soluklanıp da izleyemiyorduk. Her taş yerine oturmaya başlamıştı hayatımızın ıstakasında. Acelemiz yoktu... Nasılsa kader atacaktı istediğimiz taşı. Okeye dönüyorduk... Ama ayrılık bizden önce davrandı ve tam da oyunun en heyecanlı yerinde okeyi yüreğime çaktı... Ve Tekrar gitti.. VeTekrar Sustu..
|
|
|
|
|