|
 |
« : 16 Haziran 2006, 21:06:52 Cum » |
|
Bir akşamüstü bir rüzgâr yapıştı belime, içtik beraber. Sarhoşluk daha çok acıtır dedi, gözleri yaşararak. Önce inanmadım. Sonra kudurdu, kudurdu. Başım döndü, bağırdım...
'Sen, giderken gülüm izlerini silmeyi unuttun. Sen, giderken bir tanem, bende bıraktıklarını almayı unuttun. Sen, giderken aşkım, sen hâlâ bendeydin.
Çalan bir müzik parçasının sözlerinde unuttun kendini. Bir ağustos akşamında unuttun beni ve seni. Süzülen damlaların sıcaklığında, Sensiz bir gecenin sabahındaki hıçkırıklarda unuttun seni. Terasta içilen bir bardak çayda ya da bir bardak birada unuttun. Bir mangal ateşinin sonrasında, yanmış közlerde unuttun. Beyoğlu'nun o güzel sokaklarında, O ıssız kalabalıkta unuttun kendini. Söylenen yalanlarda, 'iyi ki varsın’larda unuttun seni ve beni. Geceleri baktığımız o yıldızlarda unuttun bizi.
Bir daha birlikte çıkamayacağımız taşlımanda'ki çay bahçesinde, Papatya'da unuttun bizi. Adını bir türlü koyamadığın gelecekteki güzel günlerimizde unuttun. Beraber yakılan sigaralarda unuttun bizi. Sen giderken bir tanem, SENİ BENDE UNUTTUN! ! !
|