|
 |
« : 09 Haziran 2006, 23:12:02 Cum » |
|
Hani gençlikte bilirsiniz, birdir bir,ikidir iki, üçtür üç üç dörttür dört, birbirinin üzerinden atlarlar, çocuklar. Bazıları unuttuğu zaman rakamı, ebemin dediği gibi der atlar. O da yanmaz kabuldür. Biz ebemin dediği gibi deyip atlamaya gönlümüz razı değil. Ebem ne derse desin. Allah’ın emri nedir, Peygamber Efendimiz neyi tebliğ buyurdu, elhamdülillah. Gizli değil bunlar. Hazret-i Kur’ân’da hepsi mevcut. Mevcut da başka okuyan niye görmüyor. Ee onu ona soracaksınız bilmiyorum.
Evet, ben de onu düşünüyordum demiş Hoca rahmetullah. Biraz iftiradır da ben espri olsun diye anlatıyorum. Hoca tarlaya girermiş de bostan yolarmış. Haşa tenzih ederim de espri. Sahibi gelmiş. Ne arıyorsun burada demiş. Valla rüzgar o kadar kuvvetli esti ki bani buraya attı demiş. Bu karpuzlar ne böyle kavunlar karpuzlar. Hangisini yakaladımsa önüme geldi. Can havli tuttum koptu. Bu torbaya kim koydu. Ben de onu düşünüyordum demiş. Torbaya kim koydu, biz de onu düşünüyoruz. Efendim, namaz dinimizin gereği, kılmayan kişiye, müslüman değilsin diyemezsin. Burada hata ediyoruz tabi, bunu izâh ediyoruz. Fakat Allah’ın emrine riâyet eden kişi savum salat hacc u zekat, kelime-i şahadet. Bunlar müminlik sıfatının tezâhürü. Bunlar ittikâ sâhibi, müttakîlerin yaptığı icraat. Bunlar derviş olmanın basamakları. Allah’a yakınlık ifâdesi, en güzel yakınlık ifadesi.
|