|
 |
« Yanıtla #630 : 02 Eylül 2007, 10:22:14 Paz » |
|
okunma Sayısı 9026 Defa Vallahi Mükemmel Bi Çalışma Emeğine Sağlık İstatistiklerde 1 Ncisin :)
|
|
|
|
|
Logged
|
MODERATOR ALIMI BAŞLAMIŞTIR SİTEMİZDE YÖNETİM EKİBİNE KATILMAK İSTEYEN ARKADAŞLAR ONLİNE İLETİŞİME TIKLAYIP MSN EKLEYİN KONUŞALIM BİZZAT MODERATOR ALIM SORUMLUSU BENİM DİREK MSNDE KONUŞALIM Bu Linki Gormek icin uye Olamaniz Gerekir Register or LoginByPckopaTKraL.CoM
|
|
|
|
£azZz_KıZı
|
 |
« Yanıtla #631 : 17 Ekim 2007, 15:42:38 Çrş » |
|
saoll abıcımmm okyanlardann allah razı olsun ne dıyeyımm:) ehuehuehuu sonundaa bırıncılığııı aldımmmmm:D:d:d. 
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
£azZz_KıZı
|
 |
« Yanıtla #632 : 19 Ekim 2007, 12:36:55 Cum » |
|
SEVGİ ÜSTÜNE
Bütün kitapları yakmalı Sevda üstüne ne söylemişlerse yalandır Kitaplara göre insan Karanlıkta yüzüne bin mumluk lâmba tutulmuş Gözleri, yüreği kamaşmış insandır Aptaldır, hastadır, kahramandır Bütün kitapları yakmalı Sevda üstüne ne söylemişlerse yalandır. İçinde bir tek suret yaşayan yüreğe yürek mi derler Bir tek yaprak veren dalın boynun burarlar Bir tek meyve veren dalı keserler İnsan dediğin bir buğday tarlası gibi olmalı Esti mi rüzgâr bir değil milyonlar için esmeli Bir tek meyve veren dalı kesmeli İnsan dediğin derya misali Üstünde milyonlarca dalga İçinde kıyametler kopmalı İnsan dediğin derya misali Uçsuz bucaksız olmalı.
Gel çıkalım sevgilim gel Gel kurtaralım birler hanesinden Çekelim gidelim bir uçtan uca Açalım yüreğimizin kapılarını sonuna kadar Sevelim sevelim sevelim Sevebileceğimiz kadar
Bedri Rahmi EYUBOĞLU
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
£azZz_KıZı
|
 |
« Yanıtla #633 : 19 Ekim 2007, 12:41:30 Cum » |
|
Anlat Sevdiğim Biliyor musun,bu güne kadar hep seviyormuşum gibi yaptım ben.Aslında onları tanımıyordum,ama yine de ihtiyacım vardı sevgilerine...Bağışlasınlar beni ve unutmasınlar; çünkü onlar adına,onlardan daha çok acı çektim ben... Bir tek seni tanıyordum aslında... Bir tek seni.... Dinliyorum anlat hadi... De sevdiğim... Demek sonsuza dek kaçamıyormuş insan kendisinden...
alıntı Nedensiz Tutku kuşlara yem atıyorum beşiktaş'ta iskelede gelirsin belki diye arada göz atıyorum etrafa ama sen benim nereye gittiğimi bilmezsin ki. sahi hiç merak ettin mi nereye gittiğimi? bilmezsin ki her dağınık saçta, yarım sigara izmaritinde seni bulamadan kaybettiğimi... hafif yağmur atıştırıyor. deniz dalgalanıyor. bereme atıyorum elimi vazgeçiyorum ama takmaktan geçerde belki tanımazsın o an beni ... sen buralardan geçer misin gerçekten bilirim seversin sende boğazı. ortaköy?e gidiyorum köprüyü gören banka oturuyorum, sağdakine... akşam ezanı okunuyor dilimde adın, her duada seni isteyecek kadar günahkarım! ışıklar yanıyor yavaştan, bir köpek ayaklarıma dolanıyor sevmeye başlıyorum. seni bile unutuyorum o an... sonra köpek eğip başını gidiyor. sen beni hiç severken görmedin mi? görmüş olmalısın aslında! sanırım cindylerle büyümüş ya da... büyüyememiş bir kız çocuğunun dramı bu kazanırken, kaybederken, severken, hep o ruhsuz gülümseme ... kuşlara simit atarken, bir köpeğin tüylerini sırf o zavallı yaratık sevinsin diye okşarken, hep o sınırlı gülümseme... ayıp çünkü kızlar kahkaha atmaz! bilirim, sevmezsin sende zaten yüksek kahkahaları... bilmem belki de, nedensiz tutkumu bilmeyişim gibi...
alıntı Bir Ayrılığın Biyogrofisi önce düşlerimiz ayrıldı
aynı uykulara yatıyor farklı rüyalara uyanıyorduk
sonra dillerimiz ayrıldı
aynı sözlüğe bakıyor farklı duraklara uzanıyorduk
nihayet yollarımız ayrıldı
aynı arzular için farklı sokaklara yol tuttuk....
alıntı [bSevemedi İstanbul İkimizi Seninle hiç İstanbul'da olamadık Göremedi İstanbul ikimizi...
Ne bir semaver tüketebildik Ne Aşiyan'da hüzün... Bir tepeden seyretmek için bu güzelim kenti Ne Çamlıca kısmet oldu ne Piyer Loti... Hiçbir vapur taşımadı bizi Marmara'da Bir güvertede seni Liseli aşıklar gibi dakikalarca öpemedim.. Ellerini avuçlarımda tutup ta içimi dökemedim
Şöyle bir elimi atıp ta omzuna Kolun belimde Yürüyemedim seninle Beyoğlu'nda Bir sinema yada tiyatro koltuğunda Parmak uclarıma değmedi dudakların Pasajda Arjintinleri çekip Nevizade'de bir iki tek atamadık Doyulmaz uykulara bir türlü yatamadık
Seninle İstanbul'da olamadık Duyamadı İstanbul sesimizi Sahaflar'da yorulup ta kitaplara bakmaktan Çınaraltı'nda mola veremedik Karışıp çılgın kalabalığına Kapalı Çarşı'nın Tadına varamadık bir öğlen rakısının Yada Sultanahmet'te bir müzeyi gezip Dostlara uğrayamadık Gülhane'den uzanıp Sarayburnu'na İntiharı düşünemedik enine boyuna Ne Laleli'den geçebildik sevgilim Ne kendimizden Bir çalgılı Kumkapı meyhanesinde Aglayamadım doyasıya sımsıcak göğsünde Eski İstanbul'da gezdiremedim seni Yemiş'te Asmaaltında Ne kaldırımlarımı gördün ne çayhanelerimi Ne çocukluğumu bildin ne gençliğimi
Seninle hiç İstanbul'da olamadık Saramadı İstanbul hiç bizi Çılgınlar gibi dolanamadık otobüslerle Trenlere binemedik Bırak bütününü bu koca kentin Sadece bir tek semtin İçinde bile olamadık İstanbul hiç doymadı bize bitanemmm Bizde O'na doyamadık...
alıntı ][/b] Aşkımı Paylaşırmısın Sana Kalbimi Versem desem
Sana Sevgimi Versem desem
Sana Kendimi Versem desem
Aşkımı Paylaşır mısın?
Umutla Yarınlara
Sevgiyle Huzura
Seninle Sonsuza
Aşkımı Paylaşır mısın?
Dünyada Kalbimle
Sonsuzda Ruhumla
Benimle Ol desem
Aşkımı Paylaşır mısın?
alıntı Sen Söylemeden de Biliyorum Seziyorum ki kaçacaksın.. Yalvaramam koşamam Ama sesini bırak bende Biliyorum ki kopacaksın Tutamam saçlarından Ama kokunu bırak bende Anlıyorum ki ayrılacaksın Cok yıkkınım yıkılamam Ama rengini bırak bende Duyumsuyorum ki yiteceksin En büyük acım olacak Ama ısını bırak bende Ayrımsıyorum ki unutacaksın Acı kurşun bir okyanus Ama tadını bırak bende Nasıl olsa gideceksin Hakkım yok durdurmaya Ama kendini bırak bende
alıntı
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
£azZz_KıZı
|
 |
« Yanıtla #634 : 19 Ekim 2007, 12:42:35 Cum » |
|
[/b]
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
£azZz_KıZı
|
 |
« Yanıtla #635 : 19 Ekim 2007, 12:45:26 Cum » |
|
Seni sevmek demek Pencereme yağmur düşerken Çırılçıplak bir yürekle Sokaklarda seni aramak Ansızın kabuslardan uyanmak Çölde suya doymak
Seni sevmek demek Kaf dağına tırmanmak Zümrüt-ü Anka ile dertleşmek Gecenin bir yarısı güneşle sevişmek hem de yıldızlara belli etmeden
ve; Kar yağarken dışarda sıcak bir ülkeye göçmek yerine hayalinle ısınmak
Seni sevmek demek Sevmelerin en güzeli...
alıntı Desem ki Desem ki "bugünde ayni başladi"diye,ayıplarmı yaşam beni? İçimde yine kocaman bir mavilikle açtım gözlerimi..Pencereden sızan gün ışığını öptüm dudaklarından..Uzaklardaki yitirilmiş bir sevgilinin saydam tenine sarılır gibi sarıldım yorganıma..Bir sağa dondum , bir sola..Üzerime bulanan dus parcalari kestiler tenimi , buz parcalari kisvesinde; ve karalar bağladım.. Ağlasam mı , haykırsam mı , bilemedim.. Seni özlemeye başladim başlayalı uykulardan erken kalkıyorum..içimde gec kaldığıma dair sözler fısıldayan bir çocuk soluklanırken uyumak mümkün olmuyor..Çok acele etmem gerekircesine atıyorum üzerimden yorganı;ama ayağım zemine değdiğinde donakalıyorum..Bu acele neden Ak kanatlarimi açıpta uçamam ki atlaslarda dudaklarimdan küçük Küfür Yasakünen , bir öpücüğümle boğabilecegim sehire.. Bilmiyorum ki sen , zamanlarin toplamı kadar mı uzaksin, ülkelerin toplamı kadar mi? Aramizdaki engel kendi yüreklerimiz olsaydi yaşam çekilmez olurdu; bunu da biliyorum; ama ruhum "kavuş!" dediğinde birbirimizi sevmemiz şekil değiştiriyor.. Biliyor musun ,onbinlerce yıllık yaşamdan sonra öğrenmis gibiyim seni nasıl sevmem gerektigini , nasıl özlemem gerektiğini..Aşk demiyorum adına yine de.. Billur bir sevdanın iki uzak yüzü ,yaşamak için birbirlerinin bakişlarina muhtaç iki ayri sevgili..Neydik biz; aynı sularda bağulmayı göze alan iki orkinos? Yoksa; birer kanadı kırık olduğundan uçabilmek için birbirlerine sarılmaları gereken iki kirlangic? bir de; ve yaşamin öngördüğü kirlenmişlikten sıyrılmak için yureklerinde ak mi ak , ışıltılımı ışıltılı suretler taşimasi gerekenler mi? "Seni Seviyorum" diyebilmek bu nedenlerle yetersiz işte; karşılamıyor benliğimde senin duyumsattığın etkiyi; yine de, "seni seviyorum"sevgili.. Sabahin ilk bakilan aynalarinda saçlarim dağınık , kaşlarımı küçükken annemin yaptigi gibi parmagimi islatip da düzeltiyorum..avuçlar dolusu sular vuruyorum yüzüme; düşlerimi yıkıyorum , yıkılan düşlerimi..bir sonraki yaşama ön hazırlık tüm bunlar..Somurtarak bakıyorum aynalarda biriken suretime..Hissediyorum ki bugün yüzüm tüm kıvrımlarıyla "sensizligimdir".. İşte bu gözlerdir gözlerinin sonsuzluğuna bakamayan; işte bu dudaklar kavusamamıştır dudaklarına..Suretinle bütünlenmemiş bu yüzü ben nasil severim?.. Yazilar harmanlanmayi bekliyor..cümleler nasılda soluyorlar tamamlanmamiş olmanin utancini..Söylenemeyen sevdaların dillerden uzak şarkılar görüntüsünde kıpırdandıkları bir diyara geçiyorum , bilimin red ettiği yöntemlerle.. Şimdi isimli isimsiz renkler var çevremde..Alabildigince gokkusagi dolduruyorum ceplerime; kelimelere dönüştürüp sana sesleneceğim onlarla.. Sonra beyaz gölgelerden biçimlenen hayalinle sevişeceğim sensizliğin göbeğinde.. Ey düşlerine gebe oldugum sevgili ,soyut sancilarla doğurduğum "sevgime" ağliyorum.. Desem ki, "bugun de ayni başladı" diye, ayıplar mı yasam beni? Desem ki, "Seni Çok Özlüyorum" diye.. "Gel, ne olursun " diye.. "Sensiz eksiğim ve her gün biraz daha eksiliyorum" diye.. 'Gel" diye.. "Sevdigim ,Bitanem" diye.. "Ah, ben sensiz oluyorum" diye.. ..bağırsam , ağlasam , yeniden düşler kursam.. ..ayiplar mi yaşam beni?
alıntı
Sadece Seni Sevdim Güzelliğin için değil,
Cünkü ben seni hiç görmedim... Ellerimi tutmanı değil, Cünkü ben sana hiç dokunmadım... Gözlerine bakmayı değil, Cünkü ben onlara hiç dalmadım...
Ben, senin beni sevmeni sevdim... Yüreğinde bana yer vermeni sevdim Benimle konuşurken, sesini nefesini sevdim. Ağladığımda uzaktan tesellilerini sevdim. Düşlerde benim olmanı, senin olmamı sevdim...
Gündüz ışığım, gece karanlığım olmanı sevdim. Gözyaşım, kederim, hüznüm olmanı sevdim Tebessümlerimin, gülmelerimin, Mutluluğumun sebebi olmanı sevdim
Söylediğin sözleri değil, Onları bana söylemeni sevdim.... Ben başlıbaşına seni SEN olduğun için sevdim... Benliğini, duygularını, hislerini sevdim Ve...
BEN SADECE SENİ SEVDİM
alıntı Aşkını Özledim Geceleri uykumu bölmedin sen...Bu bir itiraftır. Ben böldüm seninkini istemeden. Ansızın uyandığımda, kendiliğimden.. Gözlerinden öptüm seni. Bilerek değdirdim gözyaşlarımı yanaklarına. Açtın gözlerini, göremedin beni. O bomboş odada hissettiysen eğer, Sakın yanlış anlama beni.... Kötü bir niyetim yok benim.. Sadece gözlerini özledim...
Şarkı söyledim bağıra bağıra... Duyup da sesimi katıl diye bana. Nasıl kıydım bilmem uykusuzluğuna.. Ama kötü bir niyetim yoktu benim Sadece sesini özledim.
Kalp atışlarını dinledim elimle... Saçlarını sevdim... Öptüm ellerinden... Hatta biraz da silkeledim... Ama kötü bir niyetim yoktu ki benim, Sadece tenini özledim..
Bazı gecelerde konuştum kendi kendime.. Eskilerden söz ettim.. Soru sordum, cevap verdim. Kızma ama seninle kavga da ettim... Kötü bir niyetim yoktu ki benim İnan ilgini.... Inan sevgini.... BiLKi ASKINI COKKK ÖZLEDiM
alıntı
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
£azZz_KıZı
|
 |
« Yanıtla #636 : 19 Ekim 2007, 12:46:41 Cum » |
|
Teşekkür ederim Bana ilk defa aşkı tattırdığın için... Bana severek yaşamayı öğrettiğin için... Bana sevgiyi, hasreti, acıyı tattırdığın için... Teşekkür ederim
Az da olsa bana kalbinde Bir yer ayırdığın için... Beni birazcık olsun sevdiğin için... Bana unutulmazlığı kanıtladığın için... Teşekkür ederim
Gözlerimi açtığın için...Son kez teşekkür ederim Kalbimde kapanmayacak Bir yara açtığın için... BU TEŞEKKÜRLER AZ BİLE !
alıntı
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
£azZz_KıZı
|
 |
« Yanıtla #637 : 19 Ekim 2007, 12:49:44 Cum » |
|
Sevgili, yetmiyor 'sevgili' sözü tek başına.Karşılamıyor içimi dolduran duyguyu. Oysa ben 'sevgili' derken neler düşünüyorum bilsen. Sonsuz,bir güneş, bir yudum rakı, çiçeğe durmuş ince bir bahar dalı, oğlumun sıcak yanağı, anamın acılı gözleri, babamın tütün kokan eli, evimizde ki kuş, yarının güzel günleri, anlatılması güç binlerce duygu ve SEN... işte sen beni hayata baglayan en güzel köprüsün; köprülerin en güzelisin. sevgilim...güzelim... insanı yaşatan içimizdeki hayat böceğidir. o ölürse hayatımızında tadı biter. o sakın ölmesin, yaşat onu.
alıntı
Seni sevmek..Evet haklısın,kötü kızım. Suçluyum seni sevdiğim için Gece gündüz benim olman için ettiğim dualar Bir gecede olsa,rüyama girmen için Dilek ağacına bağladığım umutlar Döktüğüm gözyaşları sana olduğu için suçluyum ben...Hep terkedildiğim için İstenmesemde senden kopamadığım. Her türlü sözlere maruz kaldığım Ve sana güvendiğim için suçluyum ben... Doğru..zaten sen hep doğruyu söylersin Bir çocuk ne anlar sevmekten? Ne anlarki sevgi uğruna ölmekten Ne anlar yaşam nedir,dünya ne? Herşey tozpembedir onun gözünde Hep umut vardır o küçük yüreğinde... Karanlıkta aydınlık hisseder Olmayacak sevdaya olur der.. Ben de çocuğum ve cezalıyım... cezam sevilmemek Tek suçum ise seni be canım seni sevmek....
alıntı
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
£azZz_KıZı
|
 |
« Yanıtla #638 : 19 Ekim 2007, 12:51:16 Cum » |
|
it me Dur Daha Şimdiden Deliler Gibi Özledim... Madem ki istiyorsun öyleyse durma git.
Beni düşünme rahat ol yalnız kalabilirim. Sen de bilirsin hiçbir şey sonsuza dek sürmez. Hatta her an yeniden sevebilirim.
Olmazdı ben de biliyorum haklısın haydi git. Korkma seninle gerçekten dost olabilirim. Aslında ben de uzun zamandan beridir sana. Ayrılmak istediğimi söylemedim haydi git.
Git... Git... Git... me dur ne olursun... Gitme kal yalan söyledim. Doğru değil ayrılığa daha hiç hazır değilim, Aramızda yaşanacak yarım kalan birşeyler var. Gitme dur daha şimdiden deliler gibi özledim...
İkimiz için de doğru olan böylesi git. İnan bana sandığın kadar üzgün değilim. İçimde yepyeni bir hayata başlamanın, Sevinci ve heyecanı var artık git.
Git... Git... Git... me dur ne olursun Gitme kal yalan söyledim Doğru değil ayrılığa daha hiç hazır değilim. Aramızda yaşanacak yarım kalan birşeyler var, Gitme dur daha şimdiden deliler gibi özledim.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
£azZz_KıZı
|
 |
« Yanıtla #639 : 19 Ekim 2007, 12:53:01 Cum » |
|
Sevgi Yokken yeni bir insanı tanımak
yeni bir kente ilk kez girmek gibidir
ışıltılı, yemyeşil ve çocuk sesli
bulvarları, ebruli dükkanları büyüler insanı
kentin her sokağı elleri olur
omzuna dokunur şaşırtır seni
hercai dolanırsın, heyecan dolarsın
o yeni kentin içine karışır, akarsın bir güzel
yeni bir kente girmek
bir insanı, yeni tanımak gibidir
sana, hep gülücükle bakar kent ilk buluşmalarda
seni, hep güzel gölgelerinde serinletir
güneşinde ısıtır sevinirsin
sana görünen güzellikleri olur kentin, o yeni insanın
kent, en narin seni tutar şose kaldırımlarda; düşmezsin
bir kenti tanımak, bir insanı tanımaktan uzun sürebilir
kent saklayabilir sırlarını, varoşlarını ve gerçeğini
Oysa insan ele verir çabucak kendini
sevgi yokken...
sevgi yokken
yeni bir insanı tanımak
yeni bir kentin keşfidir
zaman sana öğretir
alışırsın
yollar aynı yerde kıvrımlanır çukur aynı yerdedir.
"danger!" kurukafa hep aynı virajdan sonra
çıkar karşına gülmeyerek.
güneş aynı iki ağacın arasından doğar;
aynı iki betonun arasına batar görürsün
ama şaşırmazsın
zaman sana öğretir
Sevinç aynı iki kaşın arasından doğar
Hem de hep bildik zamanda
Hüzün aynı iki kaşın arasından damlar
İnsanın sokaklarından geçersin güle oynaya
Ağlayarak
Kentin ellerinde seversin dünyayı
daha çok
daha az
sonra
bir sabah bir kalkarsın
akan zaman o kentin yeni şapkasını almış süpürmüş
görürsün
güneşi göremezsin pencerende
aynı sokaklardan geçersin ama
aynı değildir sokaklar
ayakların çamura batar
sen sisler içine elin cebinde dalarsın
kirli hava ciğerlerine dolar
kent sana batar
ayakların o bildik yollardan seni varoşlara taşır
yoksulluk sarar dört yanını
hastalanırsın
gri olur gözlerin
sevgi yokken...
gitmek istersin
o kentten nefret edersin
yeni bir kent hasreti sarar bedenini
o kenti terk zamanı gelmiştir
ve gidersin
sevgi yokken
bir kenti çözmek bir insanı çözmeye benzer
yok olmaya yüz tutmuş incelik
gelecek çetin günlerin arifesidir
çırılçıplak yalan olur, ayağın çamura batar
tutulmamış sözler olur, ellerine asfalt yapışır
güven
saygı
hoşgörü
ulu bir çınarın yaprakları gibi dökülür kucağına
hüzün sarar dört yanını
gri olur gözlerin
yeni bir insan hasreti dolar damarlarına
terk etmek istersin, hemen gidemezsin
bir kenti çözmek
bir insanı çözmekten kolay olabilir sevgi yokken
ama bir insanı terk etmek
bir kenti terk etmekten kolay değildir
kentin, en yüksek tepesine çıkıp:
ELVEDA!
diye haykırabilirsin.
"elveda"yı sana bakan iki göze o kadar kolay söyleyemezsin
acı verir
bir insanı çözmek çözülmektir farkına varmaksızın
seni yeni tanıyan
bir yeni kente girmiş gibidir
senin sokaklarında dolaşır
renklerinde oynaşır
varoşlarına kadar iner anlamazsın.
hüzünlerin
sevinçlerin
korkuların
naçarlığın
ulu bir çınarın yaprakları gibi dökülür kucağına
çözülürsün
yeni bir insan
kucağına konulmuş bir armağan paketidir
hiç beklenmedik
ilkin, çığlık olur dudaklarında
(mavi kurdeleli, kırmızı ambalajlı bir kutu)
sevinçle, telaşla açarsın
incitmeden
yırtmadan
çıkar ortaya çiçek desenli dört köşe
dört köşe olursun sevinçten
heyecan sarar bedenini
yeni bir insan
hayatın sana sunulmuş bir armağanıdır
"ve hayat sana sunulmuş bir armağandır" *
o an...
kutudan bir kutu daha çıkar
şaşırırsın
en son kutudan ışıltılı, güzel sesler içinde
bir oyuncak çıkar
kahkahaya boğulursun.
zaman sana o oyuncağı öğretir
kurcalarsın
nereye bassan hangi ışık yanar
neyi çevirince hangi ses çıkar bilirsin artık
zaman sana öğretir
sevgi yokken
içini görmek kalır, son heyecan
kurcalarken kırarsın onu
özür dilersin
tamir edersin
o ışıklar gene yanar
o sesler gene çıkar
ama heyecan vermez sana
seni sıkar
bir gün, oyuncak sepetine koyarsın onu karışır diğerleriyle
ama evden atmazsın
öylece durur, gözlerinde hüzün
sen göremezsin
sen
ellerine tutuşturulmuş bir armağansın yeni insanın
kutunun içindeyken bilemezsin
çözdükçe çözülürsün
anlamazsın
bir sepete atılma ihtimalidir seni bekleyen
sevgi yokken...
alıntı
[/b] Çizgiler Geceler ayaz, dudaklarım çatlıyor, Yıllar kısa, ömür hemen bitiyor, Sensiz gecen günler beni öldürüyor, Yıldızlar bile aydınlatamıyor, Güneşim terk etmiş, Aydınlığımı kaybetmiş, Yalnızlık artık tak demiş, Bitmeyen çileler feryada dömüş, Ulaşılamaz hale gelen mutluluk, Artık beni bekler olmuş, Mezar taşında yıldızlar, Kabimde ise derin çizikler, Seni bekleyen gönlüm, Mezara razı olmuş, Artık ulaşamadığını bulmuş, Ben seni sildim kalbimden, Silemiyor hayatım,anılarım Bıraktıkların, yaşadıklarım, Üzüyor, dağlıyor; bedeni, kalbi Hayat üzüntülü bitiyor, bazende kederli... Sebebi belli Senin dediğin gibi Alışmak zor ama anlaşmak kolay Gerçekler acı ama sıcak Mezar gercek ama sen soğuk Nedir bu hayatın zoru Anladım şimdi seni Benim imtihan kağıdım, Belkide imtihan sebebim, Kimbilir sınavımın sonucum, Ama son kelimesine kadar Gerçekle dolu...
alıntı
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
£azZz_KıZı
|
 |
« Yanıtla #640 : 19 Ekim 2007, 12:59:48 Cum » |
|
korkuyorum sana aşkım dersem gün gelir de bu aşkın bitmesinden, sana alışırsam bu alışkanlığımı bırakamamaktan tütün kokan tenine dokunamamaktan elimi kavrayacak olan elini tutamamaktan karanlıktan ürken çocuklar gibi sensizlikten korkuyorum ... korkuyorum sana canım dersem bir gün gitmen gerektiğin de canımı da alıp gitmenden çok korkuyorum.
alıntı
Güneşim Güneş açtı bugün her günkü gibi ilk önce nazlandı biraz sonra konuştu dört bir taraf ile ışık saçtı gönüllere, ısıttı yürekleri bir bir konuştu insanlarla hal sordu hatır sordu gözgöze geldi benle o zaman ne yapacağımı bilemedim, şaşırdım kaldım belki o an dondum kaldım ama ısıttı gönlümü o bakışlar gözümü aldı ışığı feri bakamadım sigara dumanları kapadı önümü rahatladım bu konuşma belki dakikalıktı belki de anlıktı bitivermişti hemen zaman zaman çabuk dolmuştu artık diğer insanlarla muhabbet etmeye gidecekti uzun bir yolculuğa çıkacaktı o an sanki bende onunla beraber gitmek istedim dolaşmak istedim bütün dünyayı beni davet etmedi etmesi de beklenemezdi zaten artık yavaş yavaş sinesine çekilecek başlayacaktı yolculuk takip ettim 3-5 metre başaramadım yani kabul etmedi,belkide sormasını beceremedim belkide sormadım bile, anlatamadım duygularımı anlatsamda gülecekti bana belki de belki sinirlenecekti, belki sevinecekti batmaya gidecekti dağların arasından kaybolacaktı gözlerden başaramadım takip etmeyi, o benden üstün çıktı yavaş yavaş süzüldü dağların arasına ve kayboldu gözden bir el bile sallayamadım dileyemedim iyi yolculuklar soramadım seni bir daha ne zaman göreceğim diye....
alıntı
Bilesin sen yoksun diye degil yalnizligim ve sanma geceden kaçmaktayim Yalnizligim benim kirilgan barinagim (degil kontesim) korumaz isigidan ay tenli hayalinin
"bilesin ellerim sikayette degil degil ki yüregim usum almaz terkini fikrimin yalnizligim benm çapkin sevgilim benden ilk ihanetini görmede"
ama yalnizim ölesiye degil doyasiya Hayatin her kosusunda aciktigim tekilligime doyasiya "çogulum, çünkü, sensin"
alıntı Kaç gecedir seni uyuyorum... Seni uyanıyorum kaç sabahtır, bilmiyorsun! İsmin hala dudaklarımda gizli, Seni içiyorum sabah akşam Kaç dumandır gözlerimde tütüyorsun. Seni ağlıyorum kaç damladır, seni gülüyorum Bilmiyorsun...
Hiç düşündün mü saçlarım neden böyle dağınık, Neden gözlerim bu kadar parlak, Ve seni neden seviyorum delicesine. Kaç dalgadır seni vuruyor denizler, yüzüne Kaç martıdır başımda dolaşıyorsun, Kaç rüzgardır saçlarımda ellerin Bilmiyorsun...
Kaç mızraptır seni vuruyorum tamburumun tellerine. Kaç sestir sen ağlıyorsun göğsümde nağme nağme. Kaç nefestir üflüyorum gözlerini neyime, bilmiyorsun. Bilmiyorsun kaç şiirdir seni yazıyorum kalbime, Seni çiziyorum kaç resimdir... Seni çığırıyorum türkü türkü, Bilmiyorsun...
Kaç kıştır seni üşüyorum. Sana yanıyorum kaç yazdır, bilmiyorsun Kaç buluttur ıslanıyorum aşkından. Yüzüm sen, gözüm sen, saçım sen oldun Kaç aynadır sen duruyorsun karşımda, Kaç ormandır yanıyorsun yüreğimde, Bilmiyorsun...
Güller gördüm kırlarda, kelebekler gördüm. Kaç bahardır seni açtı çiçekler. Sende uçtu bütün uğur böcekleri. Seni tuttu balıkçılar, Arılar seni koydu kovanlarına. Kaç ülkedir seni gezdi göçmen kuşlar, Bilmiyorsun...
Kaç plaktır muhayyerim, mahurum. Kaç kadehtir sen dokunuyorsun dudaklarıma; Seni içiyorum kaç şaraptır, Kaç özlemdir özlüyorum kokunu. Kaç vapurdur sen gidiyorsun içimden Kaç Es’ tir bekliyorum, gelmiyorsun, Bilmiyorsun...
Kaç ölüdür ölüyorum ardından, Kaç mezardır gömüyorum aşkını, olmuyor. Bilmiyorsun ceylan gözlüm, bilmiyorsun. Seni neden sevdiğimi, nasıl sevdiğimi bilmiyorsun. Kaç gecedir seni uyuyorum, Seni uyanıyorum kaç sabahtır, bilmiyorsun, Bilmiyorsun... KARŞIMDAN.
alıntı
Bir kapı aralığında oturmuşum,
Duvarları dökük pembe bir ev.
Kapılar daracık sokaklara açılır
Tepede bir gökyüzü,ağaç dallarından sızan.
Evlerin arasında beş yaş çocuklarının çığlığı!
Yollar, taş yolar
Evler arasında...
Bir at arabası geçer önümden
(Gün on ikiyi terk etmişken)
Ardında bıraktığı teker sesleri taş yollarda kalır,
Yorgun bir sızıyla...
Ben,
Yüzümde bir iğde ağacının gölgesi
Hep o taş yolları seyrederim aynı kapı aralığından.
Ve
Aynı yolllardan yollanırken eve
Uzak ışıkların ışıttığı dar sokaklar yankılanır yüreğimde!
Siz,
Tüm kuşlarımı vurdunuz birer birer
Vuramadıklarınızsa tek ettiler buraları...
Kapatın ışıkları..
Ayak izlerimde kalsın, bu sokağın kaldırım taşları...
alıntı İçimi ezer delice bir cesaret görünmez bir el kitler kapılarımı, miskinliğimden değil bu minnet çaresizim seni sevdiğimi söyleyemem.
Dilsizim.
Çırpınmayı bile unutmuş bir serçe gibi saklarım göğsüme kanatlarımı, kadınlığın böyle karşıma dikeldikçe utanırım seni sevdiğimi söyleyemem.
Dilsizim.
Bilinç denen şey şeffaf bir hançer her gece deşer yaramı, yıllar divane ömrümden zulümle geçer halsizim seni sevdiğimi söyleyemem.
Dilsizim.
Eski yalnızlıklardır soframdaki nicedir hayatla katlayamam yorgun yaşımı, büyük aşklar hep gecikmeli gelir garibim seni sevdiğimi söyleyemem.
Dilsizim.
Erken geldin dünyaya, benden önce benden önce koştun yollarımı, şu ince yağmur dinince gideceğim seni sevdiğimi söyleyemem
Misafirim.
alıntı Sen en küçük esmersin, esmer gül çakıltaşısın, kıyıma inen en güzel çirkinsin sen
Beni bir daha öp arkana bakmadan süvarilerin tozlarına kat tanıdık yüzüm cebindeki aynada, unutma beni bir daha öp
Soyunurken soylu çıplaklığın düşer aramıza büyük öpüşlerin küçük göğüslerin onlar kirli zamanlar yaratır, biz yıkarız beni bir daha öp
Rüzgâra sorular yükleyen sevişmeler hayatı sorgulayan kadınlardır seni bilmek için yanıtlıyorum rüzgârı beni bir daha öp
Başkaldırılardan geliyor geçitlerimiz kırık camları gökyüzüyle doldurun geceler beyadır, lâl'dir, dinle tenimi beni bir daha öp
alıntı Bu Aşk Burada Biter Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim Yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver Bu aşk burada biter iyi günler sevgilim Ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider
Bir hâtıradır şimdi dalgın uyuyan şehir Solarken albümlerde çocuklar ve askerler Yüzün bir kır çiçeği gibi usulca söner Uyku ve unutkanlık gittikçe derinleşir
Yan yana uzanırdık ve ıslaktı çimenler Ne kadar güzeldin sen! nasıl eşsiz bir yazdı! Bunu anlattılar hep, yani yiten bir aşkı Geçerek bu dünyadan bütün ölü şairler
Bu aşka burada biter ve çekip giderim Yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver Bu aşk burada biter iyi günler sevgilim Ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider
bir gün ayrılırsak sevilmekten eskimiş bir renk sanırım kendimi gözbebeğime bakarım senin yüzüne özgü gece gece abone olduğumuz o parkta bulurum seni köşe bankta sırt üstü yatıyorumdur söylemem gerekir mi bilmem, zırlıyorumdur rıhtımlar dolusu narçiçeği sen birkaç ton körkütük ben bir öyle bir böyle sanıyorumdur kendimi
bir gün ayrılırsak gülkurum, çılgın diye an beni de ki bulutlanarak, onu sevdim gibi kellesi kulağı düşüktür şimdi ayrılmışlıktan göğün beline keman teli sarıyordur her zamanki gibi de ki kulağına doldurduğu denizler seslenip gidiyordur sözcükleri muz gibi soyuyordur ortalık yerde yine Şiirzade Akgün Efendi sanıyordur kendini
bir gün ayrılırsak dövünen çok olur, sevinen daha da çok takla atan olur haber üstüne göbek atanlar ülseri azanlar olur bir gün ayrılırsak bak fena olur
alıntı Bir yalnızlık büyütürdüm saksıda kalandı çok eski günlerden bir bana yetsin, hıncımı arttırsın aşkımı pekiştirsin diye sevince. Günüydü, gelip durdu hüznümün önünde gidilmemiş bir saklı deniz sandım.
Kıpırdamazdı yapraklar geceyle tüketirdi çiçeği, kuşu sevdiremeyen konyak bana neydi gülmeler, şarkılar otobüs durakları, alandaki kalabalık geldi durdu, alana merhaba dedim.
Bir göz bozgundur yerine göre vururdu pencereme rüzgâr, ben hep öyle bir gözdüm çığlığını kendine saklayan. Düş kurmazdım, beklemezdim şurda burda, çiçek demetleri, bisikletler geçmezdi apansız geliverdi sokağıma.
Hıncım bana kalsın gayrı sen yalnızlığımı Küfür Yasakür. Bana çay demlemeyi öğret elimi yüzümü yıkamayı, ağzıma rakı koydurma. Hıncım bana kalsın diyorum çünki ben bu kenti kendimde büyüttüm bir barbarın vahşi ateşiyle, çünki yapılarının taşında onulmazlığım çünki şarkılar kanımın bedeli.
En sevdiğim kelimeler gibisin örneğin öfke gibi hani bir zamanlar dağda ve sokakta açan. Örneğin umut gibi günde, gecede yitip durduğumuz zeytin dalını dal eden. Örneğin aşk gibi denizlerin üzerinde yürüten. Örneğin kavga gibi yüreğimi sıkı, saçlarımı kara tutan kayaları yumuşatan kavga gibi.
Denizler benim kadar kıpırdayamaz bak şimdi parklardayım bir çocuğun menevişli gözlerinde. Hüzünleri bırakmanın günü günü çığlığı olmak dünyanın, hüznümü iki kat ediyor ama gecede alnıma dayalı alnın.
alıntı
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
£azZz_KıZı
|
 |
« Yanıtla #641 : 19 Ekim 2007, 13:01:59 Cum » |
|
Aristo: "Sevmek acı çekmektir, sevmemek ölmek. Sevmek zevktir ama yanlız sevilmenin hiçbir zevki yoktur" Augustinus: "Sevgi ruhun güzelliğidir." Franz Xaver Von Baader: "Özgürlük aşk değildir, yalnız aşkın kapısıdır." François Bacon: "Büyük insanlarda, liyakat sahibi olanların kendilerini budalaca aşka kaptırdıkları görülmez. Büyük ruhlar ve büyük işler aşkla uzlaşmaz" Bailey: "Aşk dünyanın en tatlı mutluluğu ile en derin acısından yaratılmıştır" Balzac: "Aşk yaşamında bayan, ancak hünerli bir çalgıcının elinde dile gelen bir lir gibidir. bayanlar bizleri sevdikleri zaman her suçumuzu bağışlarlar" Basta: "Erkek az fakat sık sever, bayan ise çok ancak bir kez sever" Jeremy Bentham: "Aşk hazzı, dostlukla duyu hazlarından yoğrulmuştur" Bulor: "Aşk cennetin dilinden bize kalan tek andır" Antoine Bret: "Aşkın ilk soluğu mantığın son soluğudur" Jacob Boehme: "İstek, hareket/genişleme, yön veren tezlere bilgelik eklendiğinde aşk olur" La Cordaire: "Aşk her şeyin başlangıcı, ortası ve sonudur" Dante: "Geniş varlık denizinin her yanında geniş bir aşk akışı vardır. Fiziksel devinim, bitkisel yaşam, zihinsel yaşam... hep evrensel aşkın derece derece yükselen aşamalarını oluşturur. Aşağı derecelerinde yanılmayan aşk, akılla aydınlandığı zaman iyilik ve kötülüğe eğilim kazanır. Aşk kusursuz olmayan iyiliklerin üzerinde de vardır. Hatta irade, hile ve şiddet kullanmak yoluyla bir başkasının kötülüğüne çalışmış olsa bile yine aşka uyar. Kötülükler aşktan uzaklaşma oranında bir takım derecelere sahiptir ve kötülük aşka yaklaşmak için sarf ettiği üç oranında erdeme yaklaşmış olur... Cehennem bile adalet kadar aşkın eseridir." Eugene Delacroix: "Aşkı anlatabilmek için yeryüzünde var olan dillerden başka bir dil ister" Descartes: "Bir şey kendimiz için iyi, yani uygun gibi sunulmuşsa ona karşı aşk duyarız." Duclos: "Aşk bıkılmayandır. Her şeyden bıkılabilir ama aşktan ... hayır" Epiktet: "Hareket etmenin nedeni 'istek' ve 'sevmektir', bu ise düşünmektir. Aşk tutkudur. İyi ya da kötünün ne olduğunu fark edemeyen insan nasıl sevebilir" Epikür: "Bilge olan evlenmez. Evlense bile aşkın vehimlerine kapılmaz... Bir uygarlığın yetkinliği ve insanlığı ancak kardeşlik ve sevgiyle olasıdır." Douglas Ferrola: "Aşk kızamığa benzer, insan ne kadar geç yakalanırsa o kadar ağır geçer" Faulkner: "Aşkı kitaplara soktukları iyi oldu, yoksa belki de başka yerde yaşayamayacaktı." Fenelon: "Sevmeden yaşamak yaşamak değildir. Az sevmek ise sürüklenmektir." Feuerbach: "Varlık sezginin, duyunun ve aşkın bir sırrıdır. Bu kişi, bu şey yani bireysel, yalnız duyumda, yalnız aşkta, mutlak bir değere sahiptir. Sonlu ve sonsuz orada bulunur. Aşkın sonsuz derinliği ve aşkın gerçeği, bununla yalnız bununla kaimdir" "... En derin ve en yüce gerçekler duyumlarda saklıdır. Böylece genel olarak başımız dışında bulunan bir nesne varoluşun gerçek ve ontolojik belgesi aşktır, varoluşun aşktan ve duyumdan başka belgesi yoktur." Costance Foster: "Sevgi bizi zamanın yıkımından koruyan yıkılmaz bir kaledir" François M. C. Fourier: 1) Geçici ya da keyif verici aşklar ki, bu oyuncular, kahpeler, arsızlık aşkları gibi şekillere ayrılır. 2) Az çok bir süresi fakat kısır aşklar ki, bunlar gözde aşklardır. 3) Yalnız bir çocuk doğurtan geçici aşklar ki, bunlar dölleyen aşklardır. 4) Karılar ve kocalar aşkıdır ki, bu iki tarafın isteği ile yıllarca sürer ve bir çok çocuk doğurturur. Fakat bunlar birbirleriyle yaşayıp yaşamamakta serbesttir." "Her erkek bütün kadınlara ve bir bayan bütün erkeklere sahiptir." Freud: "Yaşam belirtisinin kökeninde duygulanma; duygulanmanın da temeli aşktır" Geraldy: "Erkeğin yaradılışında sevmek yoktu. Ona aşkı öğreten kadındır" Geothe: "Sevilenin kusurlarını hoş görmeyen sevmiyor demektir" Efes'li Heraklitos: "Duyu organları akılsız ruhlara hizmet ettikleri zaman kötü tanıklardır. Eşek samanı altına tercih eder; köpek tanımadıklarına havlar. Domuz için çamur saf sudan daha değerlidir. Deniz suyu ister temiz ister kirli olsun, balıklar için kurtarıcı insanlar için uğursuzdur." Victor Hugo: "Aşk bir deniz, bayan onun kıyısıdır." Paul Henri D. Holbach: "İnsanlara kendi akıllarına saygı duymaları ve cesur olmaları telkin edilmeli ve kendileri için arkasından koşması gereken hayallere gereksinimleri varsa, doğruluk, iyilik ve barış sevgisini benimsemeleri öğretilmelidir" Holty: "Aşk kulübeyi altından bir saraya benzetir." Albert Hubbart: "Aşk yaşamdır deriz, ancak umutsuz inançsız aşk ölümden beterdir." Konfüçyus: "Dinsel erdem, insanlığı sevmekle olanaklıdır. Bu sevgi hissi, aileden toplumdan hükümete dek karşılıklı olarak uzamalıdır" François La Rocheffoucauld: "Tüm duygularımız ve tutkularımız rastlantı ve çıkarın eseridir ve bizim erdem, aşk, karşılık beklemezlik dediğimiz şeyler de hoşgörülerden başka bir şey değildir. Adalet aşkı nedir? Adaletsizlik ıstırabından korkmaktır. Aşk sahip olduklarımızın bizden alınması korkusudur. Aşk duyuların bir hummasıdır." Mevlana: "Bir aşkı başka aşk söndürebilir. Aşkta ne yükseklik, ne alçaklık, ne de akıllılık ve akılsızlık vardır. Hafızlık, şeyhlik, müritlik yoktur. Sadece kepazelik, aşağılık ve rintlik vardır. İnsanın toprağını aşk şebnemi ile yoğurdukları için alemde yüzlerce fitne ve kargaşalık peyda olur. Aşkın yüzlerce neşteri, ruhun damarlarına sokuldu ve oradan gönül adı verilen bir damla aldı... Aşk öyle engin bir denizdir ki, ne kenarı vardır, ne de ucu bucağı." Moliere: "bayanların büyük tutkusu aşkı ilham etmektir. İnsanı aşkın güzellikleri yaşatır." Montaigne: "Aşk utanma ve çekinmenin olduğu yerde vardır." Mu-Ti: "Kim başkasını severse kendisi de sevilecektir. Başkalarını kazandırmış olan kendisi de kazanmış olacaktır. Tüm insanlar kendileri arasında karşılıklı bir sevgi hissederlerse, güçlüler zayıfları avlayamazlar, sayıları çok olanlar daha az sayıdakileri, baskıları altına alamazlar. Zenginler yoksulları asla baskıları altına alamazlar, usta olanlar da beceriksizlerle alay edemezler. Sevgide tarafsızlık, kişisel sevgide yanılmayı önler; tarafsız sevgi kişisel sevginin de güvencesidir." Newton: "Aşk köprü kurmaktır. İnsanlar köprü kuracaklarına duvar ördükleri için yanlız kalırlar." Robert Owen: "İnsana karşı sonsuz bir sevgi ve şefkat duyabilmek için dinsel inançlardan kurtulmak gerekir." Pascal: "Aşk iradenin ereğidir. Her çeşit dışsal emir ve baskılardan çok usa uymak gerekir. İradenin ereği olan bu aşktan başlayıp tutkuda sona eren bir yaşam mutludur. Bunlardan birini seçmem gerekse 'aşk'ı yeğ tutarım. Biz aşk karakteri ile doğarız. Aşk ruhumuz yetkinleştikçe gelişir ve bizi güzel görünen şeye sürükler. Bundan sonra artık bizim bu alemde sevmekten başka bir şey için var olduğumuzdan kim kuşkulanır? ... Aşkın konusu güzelliktir ve insan evrenin en güzel nesnesi olduğu için dışarıda aradığı bu güzelliğin örneğini kendi içinde bulması gerekir. Bu itibarla insan ancak kendisine benzeyeni ve olabildiği kadar kendisine yaklaşanı sever. Sevmeye başlayınca eskisinden bambaşka bir insan olduğumuzu anlarız. Aşktan söz ede ede insan aşık olur." J. J. Rousseau: "Aşk mutluluğunu evlendirdikten sonra da sürdürebilseydik, dünya cennet olurdu. Duygulu gönüller sevginin her türlüsü için duygulu değil mi?" Shakespeare: "Değişiklikle karşılaşınca değişen aşk, aşk değildir... Aşk gözle değil ruhla görülür." Madame De Scudery: "İnsan sevmeye başladı mı, yaşamaya da başlar." Schiller: "Ey aşk, güzel ve kısasın... Aşk insanı birliğe, bencillik yalnızlığa Küfür Yasakürür." Seneca: "Yalnız akıllı bir insan sevmesini bilir. Sevip de yitirmek, sevmemiş olmaktan daha iyidir." Stendal: "Aşk, coşku ve tutku olduktan sonra insan hiç sarsılmaz, bunlar olmayınca yaşam neye yarar" Cenap Şehabettin: "bayan olsun, kitap olsun cildine aldanmayıp içindekilere bakılmalıdır." Mark Twain: "Hiç kimse uzun süre evli kalmadıkça gerçek aşkın ne olduğunu anlayamaz." Voltaire: "Aşk bir tablodur, onu doğa çizmiş ve hayal süslemiştir. Tanrı bayanları erkekleri evcilleştirmek için yarattı." Oscar Wilde: "Erkekler bayanların ilk aşkı, bayanlar da erkeklerin son aşkı olmak ister."
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
£azZz_KıZı
|
 |
« Yanıtla #642 : 19 Ekim 2007, 13:04:43 Cum » |
|
Rüzgarların sert esişini, Kocaman kocaman ağaçların bile, Boyun eğişini Bilir misin? Kocaman kocaman dalgalarla boğuşmayı Ve yine de sağ kalmayı, Bilir misin? Çakan yıldırımlardan korunurken Sevmeyi bilir misin? Peki... Şu minicik yüreklerin birbirlerine Ne tufanlar estirdiğini, Dalga dalga çarpmalar yaptığını, Yakıp, kül eden ateşler attığını, Bilir misin? En büyük okyanusu bile, Yüzerek Sana varmak isteyen Bendeki, İçi dopdolu, Şu minicik yüreği Bilir misin? İster misin?!..
alıntı Vazgeçilmezimsin İnsanın içine işleyen bir ayaza ev sahipliği yapan kış sabahında, aklıma geldiğinde içime yayılan sıcaklığın, dışarıdaki iki metre karı bile eritebileceğini düşünüyorsam…
Uykudan yüzümde mutlu bir gülümsemeyle kalkıp benimle birlikte uyanan güne senin adını verebiliyorsam…
Evimin bütün duvarlarında senin yüzünü görüp, bana baktığını hissediyorsam. Ve bu beni her gün hep aynı şekilde heyecanlandırıyorsa…
İçtiğim çayın şekeri, sigaramın dumanı, kahvaltımın her lokması "sen" oluyorsan…
Sokakta bana bakan her insan yüzümdeki tarifsiz sevinci görüp hayrete düşüyorsa…
Sevdiğin parçayı defalarca başa alıp bıkmadan defalarca dinleyebiliyorsam…
O şarkının her sözüne seninle ilgili ayrı bir anlam yüklüyorsam…
Yorucu bir günün sonunda ufacık bir sözünle, bir gülüşünle uzun bir tatilden dönmüş gibi enerji doluyorsam…
Gün boyu saatleri, dakikaları sayıp neden geçmiyor bunlar diye hayıflanıyorsam… ve hep seninle buluşacağımız anı bekliyorsam…
Kitap okurken kendimi alamayıp, aynı satırı defalarca tekrar ediyorsam… sonra sana bunu anlattığımda birlikte ne kadar güleceğimizi düşünüp keyifleniyorsam…
Seninle ilgili planlar yapıyorsam…
Sadece varsayımlara dayalı olsa bile o planları mükemmelleştirmek için her ayrıntının üzerinde defalarca duruyorsam…
İzlediğimiz filimdeki başrol oyuncularının yerine kendimizi koyup " biz böyle yapardık" diyorsam…
Yüzyıllardır sevgililerin kullandıkları sözcüklerin benim duygularımı anlatmaya yetmediğini düşünüyorsam…
Aşkımın coşkusunu sana yansıttığımda senin de bana aynı coşkuyla karşılık vereceğini biliyorsam…
Kahkahanın en güzelini seninle atacağımı, yemeğin en güzelini seninle yiyeceğimi düşünüyorsam…
"hayatın en anlamlı şeyi ne?" sorduklarında tereddüt bile etmeden senin adını verebiliyorsam…
SEN BENİM İÇİN VAZGEÇİLMEZİM OLMUŞSUNDUR BİTANEM…
alıntı
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
..::KaRaBeLa::..
|
 |
« Yanıtla #643 : 20 Ekim 2007, 19:39:27 Cts » |
|
işime yarar şiirler :) saol hamsi kızı :)
|
|
|
|
|
Logged
|
KESKE YANLIZLIGIM KADAR YANIMDA OLSAYDIN! KESKE YANLIZLIGIMLA PAYLASTIGIMI SENINLE PAYLASSAYDIM! KESKE SENIN ADIN YANLIZLIK OLSAYDI VE BEN HEP YANLIZ KALSAYDIM!!! σ şιм∂ι αѕкєя --> [KARABELA] ..
|
|
|
|
|