06 Eylül 2008, 03:59:39 Cts *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:
2- T.C. yasalarını ya da uluslararasi kanunları, anlaşmaları, tüzükleri çigneyen mesajlar foruma gönderilemez.
 
Ayrıntılı Konu Bilgileri
Konu BaşlığıKonu: Anı (Hatırat)
Cevap SayısıCevap Sayısı: 0 cevap var
Okunma SayısıOkunma Sayısı 50 defa
Konuyu Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen *Konu: Anı (Hatırat)  (Okunma Sayısı 50 defa)
Konuya Cevap Yazanlar : wiLd_AngeL(1)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
ÜYE BILGILERI wiLd_AngeL
It's only you & me
Süper Moderatör
Seviye Üç
*****

Şehir: İstanbul
Burcunuz: Koç
CINSIYET Cinsiyet:
NERDEN Nerden:
KAYIT TARIHI Kayit tarihi 07 Kasım 2007, 17:52:25 Çrş
MESAJ SAYISI Mesaj Sayısı: 194
K3K3-2/is nothing impossible.you can be everything

IRTIBAT GÜCÜ REP 820
ILETISIM
Üyelik Bilgileri Offline Offline
« : 22 Haziran 2008, 14:50:39 Paz »

ANI (HATIRAT)
Bir kimsenin kendi hayatını, yaşadığı devrede şahidi olduğu ya da duyduğu olayları edebî değer taşıyan bir dille anlattığı yazılara anı (hatırat) denir. Bir başka deyişle, özümüzde bir iz bıraktığı için unutulmayan ve anılmaya değer bulduğumuz olayları anlatan yazı türüdür. (S. SARICA - M. GÜN-DÜZ, Güzel Konuşma Yazma, s. 374)

Edebiyat sahasının en yaygın türlerinden biridir. Bu türde verilen eserlerin çok değişik sahalarda oluşu, ona belli bir sınır çizme imkânını zorlaştırır. Anıların önde gelen özelliği, yazarının hayatının belli bir kesitini alması ve çok sonra yazıya dökülmesidir.

İçlerinde anı türünün özelliği bulunabilecek seyahatname, sefaretname, muhtıra, tezkire, menkabe, günlük, otobiyografi ve tarih türleri ile anı türünü karıştırmamak gerekir. Bu türlerin her birinin yazılış gayeleri ayrıdır. Ortak özellikleri ise yaşanmış olaylar üzerine kurulmuş olmalarıdır. Ancak bu özellik, onları birbirinin yerine koyma sebebi olamaz.

Anıların, tarihî gerçeklerin açıklanması sırasında, önemli yardımları dokunur. Anı; tarih değilse de, tarihe yardımcıdır. Devirlerin özelliklerini anlatan anılar, o devrin tarihini yazacaklar için önemli birer belge niteliğindedir. Bundan ötürü, anı yazarı, anılarını yansıtırken tarihî gerçeklerin bozulmamasına çok dikkat etmelidir. (H. F. GÖZLER, Örnekleriyle Türkçe ve Edebiyat Bilgileri, s. 528)

Anı (Hatırat) ile günlük, en çok karıştırılan iki türdür. Bu iki türün en önemli ayrılığı günlüklerin yaşanırken, anıların ise hayatta ya da ömrün sonunda kaleme alınmalarıdır.

Her ne sebeple kaleme alınırsa alınsın anı türünde dürüstlük, samimiyet ve sorumluluk duygusu ön plânda tutulmalıdır. Anı yazarken önce konu tespit edilmeli; sonra ya günü gününe tutulan notlar ya da hafızada saklanan olaylar zinciri, plâna göre düzenlenmelidir. Anı yazılırken süslü sanatlı bir anlatımdan kaçınmalı; açık, sade ve akıcı bir üslûp kullanılmalıdır. Duygu ve düşünceler, içtenlikle gerçeği yansıtmalıdır.

Anılar, ya günü gününe tutulan notlar hâlinde ya da sonradan hatırlanmak suretiyle yazılır. Batı edebiyatında en ünlü anı yazarları; Sain-Simon (1675-1755) ve Rousseau (1712-1778)' dir. (H. F. GÖZLER, Örnekleriyle Türkçe ve Edebiyat Bilgileri, s. 528)

Batı edebiyatındaki ünlü anı yazarları ve eserleri şunlardır:

Sain-Simon - "Hatıralar"

Rousseau - "İtiraflar"


Türk edebiyatındaki anı eserlerine örnekler ise şunlardır:

Ziya Paşa - "Defter-i A'mâl"

Muallim Naci - "Ömer'in Çocukluğu"

Ahmet Rasim - "Falaka" ve "Muharrir, Şair, Edip"

Halit Ziya UŞAKLIGİL - "Kırk Yıl" ve "Saray ve Ötesi"

Hüseyin Cahit YALÇIN -"Edebî Hatıralar"

Falih Rıfkı ATAY - "Çankaya" ve "Zeytindağı"


Anılar, genellikle aşağıdaki nedenlerden dolayı yazılır:

(1) Geçmişi bir kez daha yaşamak ve yazma alışkanlığı kazanmak.

(2) Anıları unutulmaktan kurtarmak.

(3) Yok olup gitmesini göze alamadığımız bir gerçeğe kalıcılık kazandırmak.

(4) Anıyı oluşturan olayı, durumu, yerleri, kişileri söz konusu edip, başkalarının bilgisine, yararına sunmak.

(5) Kamuoyu önünde aklanmaya çalışmak, pişmanlığı dile getirip içini boşaltmak, günah çıkarmak.

(6) Gelecek kuşaklara geçmişten sonuçlar çıkarıp sunmak.

(7) Gerektiği zaman bir eleştiride bulunmak.

(8) İnsanoğlunun; yaşantılarını, deneyimlerini başkalarıyla paylaşmak gereğini duymak.

(S. SARICA - M. GÜNDÜZ, Güzel Konuşma Yazma, s. 375)
Logged

Bu Linki Gormek icin uye Olamaniz Gerekir
Register or Login

_______________________________
Bu Linki Gormek icin uye Olamaniz Gerekir
Register or Login
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Bu Sayfa 0.082 Saniyede 27 Sorgu ile Oluşturuldu


KralForumcu
Sitemize üye olarak hizmetlerimizden en iyi şekilde yararlanabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.

kapat