|
 |
« : 18 Şubat 2007, 15:30:10 Paz » |
|
Yürüyordum, içimdeki büyüyüşün kadar hızlı yürüyordum. Deli gönlümce mesafeler kat ediyor, kahrolası aklımca da hep aynı noktada kalıyordum. Gönlümün koridorlarında dolanıp duruyordum işte, belki bir daha diye... Olmuyordun, olmuyorsun. Ne kadar uzak mesafeler var hayatında. Her şey o kadar uzak ki, hiçbir şeye ulaşamıyorum. Gözlerimin değdiği anlarda o noktaya, her şeyi yeniden kaybediyorum... Kendi yalanlarımı yaşıyorum. Hayatın realitesini pek de takmıyorum. Yola yürürken çok da sarsılmıyorum. Ellerimden kaçarken hayatım, pek de umursamıyorum kendimi. Şu anı şu an yapan bensem, beni ben yapan nedir diye sormayı akıl edemiyorum kimi zaman. Akıl edemediğim şeylerin beni çevrelediği bu dünyada, boşluklarımla doldurmaya çalışıyorum hayatı, hayatımı.. Hayatım hayatının neresinde? Gözlerim gözlerinin? Yoksa hiç dokunmadı mı? Hiç dokunulmamış olana? Onca kahrolası eziyet, onca mucadele neden öyleyse? Seni elde edememekteki cazibe olmasa, olmasın... Ve şimdi koşuyorum, sonun yok olduğu noktayı hedefliyorum. Ellerimde ellerinle koşmak, hiç birakmamak, hiç unutmamak... Hep oraya, şafak vakti güneşi bağrından koparan o noktaya, senli kalp atışlarında, seninle ağlamaya, güldürmeye hayatı... Dedim ya artık durmak yok, son yok, ben yokum! Bittiğim yerde, tükendiğim noktada, cefa yok, ceza yok. Varsa varsa sen varsın. Ben yokum...
|